Memin > Memin's Quotes

Showing 1-25 of 25
sort by

  • #1
    Jack London
    “Editörlerin yüzde doksan dokuzunun başta gelen özelliği, başarısızlıkları. Yazar olmayı başaramamışlar. Sakın masabaşı işinin sıkıcılığını, satışların ve işletme müdürünün kölesi olmayı yazarlıktan daha çok istediklerini zannetme. Yazmaya çalışmış ve becerememişler. İşte lanetli paradoks da tam burada. Edebiyatta başarıya açılan her kapının önünde bekçi köpeği olarak onlar, yani edebiyatta başarıya ulaşamamışlar durur. Editörlerin, editör yardımcılarının ve dergilere, yayınevlerine dosya değerlendirmesi yapan danışmanların hepsi, yazar olmaya çalışmış ama bunu başaramamış kişilerden oluşuyor. Özgünlük ve deha konusunda yargı makamında oturup, matbaaya neyin gidip neyi gitmeyeceğine karar verenler, şu dünyada bu işi yapması gereken son kişiler, yani özgün bir yanlarının olmadığı kanıtlanmış, ilahi kıvılcımın yanlarına bile uğramadığı belli olmuş adamlar.”
    Jack London, Martin Eden

  • #2
    Oğuz Atay
    “Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen, boşuna yorma derdi; boş yere mağaramdan çıkarma beni. Alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna. Tedirgin etme beni. Bu sefer geride bir şey bırakmadım. Tasımı tarağımı topladım geldim. Neyim var neyim yoksa ortaya döktüm. Beni bırakırsan sudan çıkmış balığa dönerim. Bir kere çavuş olduktan sonra bir daha amelelik yapamayan zavallı köylüye dönerim. Beni uyandır.”
    Oğuz Atay, Tutunamayanlar

  • #3
    Alice Hoffman
    “Books may well be the only true magic.”
    Alice Hoffman

  • #4
    Tezer Özlü
    “İnsan yirmi yaşında ya toplumun akılla bağdaşmayan düzenine girer ya da var olur. Uyum istemiyor, var olmak istiyor. Gidiyor. Sınırlarını zorluyor. Ben de gidiyorum. Henüz uyum duyacağım hiçbir şeyle karşılaşmadım.”
    Tezer Özlü, Yaşamın Ucuna Yolculuk

  • #5
    Tezer Özlü
    “Her gün geçtiğim için mi, yoksa boşluktaki duyguları yansıttığı için mi, yoksa herkes sözünü ettiği için mi, hep Sisler Bulvarı'nı okuyorum. Bekleyen gemiler. Uzak limanların özlemi. Düşlenen, erişilemeyen sevgililer.”
    Tezer Özlü, Çocukluğun Soğuk Geceleri

  • #6
    Franz Kafka
    “A book must be the axe for the frozen sea within us.”
    Franz Kafka

  • #7
    Neil Gaiman
    “I lived in books more than I lived anywhere else.”
    Neil Gaiman, The Ocean at the End of the Lane

  • #8
    Never trust anyone who has not brought a book with them.
    “Never trust anyone who has not brought a book with them.”
    Lemony Snicket, Horseradish: Bitter Truths You Can't Avoid

  • #9
    I have always imagined that Paradise will be a kind of library.
    “I have always imagined that Paradise will be a kind of library.”
    Jorge Luis Borges

  • #10
    Steve  Martin
    “Some people have a way with words, and other people...oh, uh, not have way.”
    Steve Martin

  • #11
    “Books can be dangerous. The best ones should be labeled ‘This could change your life’.”
    Helen Exley

  • #12
    Orhan Veli Kanık
    “Bu 'kötü göz' lafı beni düşündürmeye başladı. Öyle ya, ben bu kambur kızdan hoşlanmışsam, onu sevmişsem neden ona kötü gözle bakmış olayım? Büsbütün tersine, iyi gözle bakmışım ki sevmişim.”
    Orhan Veli Kanık, Hoşgör Köftecisi

  • #13
    Heinrich Harrer
    “The absolute simplicity. That's what I love. When you're climbing your mind is clear and free from all confusions. You have focus. And suddenly the light becomes sharper, the sounds are richer and you're filled with the deep, powerful presence of life. I've only felt that one other time.”
    Heinrich Harrer, Seven Years in Tibet

  • #14
    Carlos Ruiz Zafón
    “Books are mirrors: you only see in them what you already have inside you.”
    Carlos Ruiz Zafón, The Shadow of the Wind

  • #15
    Ömür İklim Demir
    “Öyle güzel bir andı ki, hafızasının köşesini kıvırdı.”
    Ömür İklim Demir, Muhtelif Evhamlar Kitabı

  • #16
    Fyodor Dostoevsky
    “Şairliğimiz boşa değil, ömrümüzü mum gibi iki ucundan boşuna yakmadık.”
    Fyodor Dostoyevsky

  • #17
    Oğuz Atay
    “Sevgili Bilge, bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanamadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. Sana, durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım. Bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de.

    İnsanları, eski karıma yapmış olduğum gibi, büyük bir boşluk içinde
    bırakmasaydım. Kendimden de kaçıyorum gibi beylik bir ifadenin içine
    düşmeseydim. Bu mektubu çok karışık hisler içinde yazıyorum gibi basmakalıp sözlere başvurmak zorunda kalmasaydım. Ne olurdu, bazı sözleri hiç söylememiş olsaydım; ya da bazı sözleri hiç söylememek için kesin kararlar almamış olsaydım. Sana diyebilseydim ki, durum çok ciddi Bilge, aklını başına topla.

    Ben iyi değilim Bilge, seni son gördüğüm günden beri gözüme uyku girmiyor diyebilseydim. Gerçekten de o günden beri gözüme uyku girmeseydi. Hiç olmazsa arkamda kalan bütün köprüleri yıktım ve şimdi de geri dönmek istiyorum, ya da dönüyorum cinsinden bir yenilgiye sığınabilseydim. Kendime, söyleyecek söz bırakmadım. Kuvvetimi büyütmüşüm gözümde. Aslında bakılırsa, bu sözleri kullanmayı ya da böyle bir mektup yazmayı bile, ne sen ne aşk ne de hiçbir şey olmadığı günlerde kendime yasaklamıştım. Sen, aşk ve her şeyin olduğu günlerde böyle kararlar alınamazdı. Yaşamış birinin ölü yargılarıydı bu
    kararlar. Şimdi her satırı, “bu satırı da neden yazdım?” diyerek öfkeyle bir öncekine ekliyorum. Aziz varlığımı son dakikasına kadar aynı görüşle ayakta tutmak gibi bir görevim olduğunu hissediyorum. Çünkü başka türlü bir davranışım, benimle küçük de olsa bir ilişki kurmuş, benimle az da olsa ilgilenmiş insanlarca yadırganacaktır. Oysa, sevgili Bilge, aziz varlığımı artık ara sıra kaybettiğim oluyor. Fakat yaralı aklım, henüz gidecek bir ülke bulamadığı için bana dönüyor şimdilik. Biliyorum ki, bu akıl beni bütünüyle terk edinceye kadar gidip gelen aziz varlık masalına kimse inanmayacaktır.

    Bazı insanlar bazı şeyleri hayatlarıyla değil, ölümleriyle ortaya koymak
    durumundadır. Bu bir çeşit alın yazısıdır. Bu alın yazısı da başkaları
    tarafından okunamazsa hem ölünür ve hem de dünya bu ölümün anlamını bilmez; bu da bir alın yazısıdır ve en acıklı olanıdır. Bir alın yazısı da ölümün anlamını bilerek, ona bu anlamı vermesini beceremeden ölmektir ki, bazı müelliflere göre bu durum daha acıklıdır. Ben ölmek istemiyorum. Yaşamak ve herkesin burnundan getirmek istiyorum.

    Bu nedenle, sevgili Bilge, mutlak bir yalnızlığa mahkum edildim. (İnsanların kendilerini korumak için sonsuz düzenleri var. Durup dururken insanlara saldırdım ve onların korunma içgüdülerini geliştirdim.) Hiç kimseyi görmüyorum. Albay da artık benden çekiniyor. Ona bağırıyorum. (Bütün bunları yazarken hissediyorum ki, bu satırları okuyunca bana biraz acıyacaksın. Fakat bunlar yazı, sevgili Bilge; kötülüğüm, kelimelerin arasında kayboluyor.)

    Geçen sabah erkenden albayıma gittim. Bugün sabahtan akşama kadar
    radyo dinleyeceğiz, dedim. Bir süre sonra sıkıldı. (İnsandır elbette
    sıkılacak. Benim gibi bir canavar değil ki.) Bunun üzerine onu zayıf
    bulduğumu, benimle birlikte bulunmaya hakkı olmadığını yüzüne bağırdım. (Ben yalnız kalmalıyım. Başka çarem yok.)
    ...”
    Oğuz Atay, Tehlikeli Oyunlar

  • #18
    Amy Bloom
    “You are imperfect, permanently and inevitably flawed. And you are beautiful.”
    Amy Bloom

  • #19
    “Unable to perceive the shape of You,
    I find You all around me.
    Your presence fills my eyes with Your love,
    It humbles my heart,
    For You are everywhere.”
    Hakim Sanai

  • #20
    Mustafa Kutlu
    “-Sami, evladım. Sen ki bir ciltçinin oğlusun. Sahafların müdavimisin; kağıt kokusu, kitap kokusu arasında büyüyorsun. Sonunda herhalde aramıza kavuşacaksın. Kulağına küpe olsun. Kitap aşkı başka sevda kaldırmaz. İki karpuz bir koltuğa sığmaz. Sığdırmaya kalkışırsan işte bu bey gibi ömrün ıstırap içinde geçer. Kitapsever müceretten bekar kalmalıdır.”
    Mustafa Kutlu, Tahir Sami Bey'in Özel Hayatı

  • #21
    Mustafa Kutlu
    “Yazık, kitaplarla evli imiş. Ama küller arasındaki kıvılcım birden parlayınca."
    Gözlüğü yeisle masaya fırlatıyor.
    "Hayat kavranılmaz bir şey. O bana mecmuada rastlamış, ben onu vitrinde gördüm. Onun bende, benim onda bir hatıram kalacak. Kalacak mı?"
    Dükkanı dolduran objeler üzerinde gezinen bakışları. "Her yan hatıra dolu. Ama hayat devam ediyor."
    Masaya oturuyor ve bir sigara yakıyor.
    "Yazık, vaktinden önce yaşlanmış bir adam. Hayatın uzağına düşmüş. Kitaplara sığınmış. Kötü mü? Kitaplar bazen insanlardan daha iyi dost oluyor. Ama hangi kitap bir insanın yerini tutabilir?”
    Mustafa Kutlu, Tahir Sami Bey'in Özel Hayatı

  • #22
    Mustafa Kutlu
    “Kız hele bir assolist olsun; Eyüp Sultan'a bir kurban adamıştı. Kör talih bunu Nezihe'den esirgemişti; bari kızına nasip olsun. Kendi de vaktiyle çok ocak söndürmüştü, ama kader işte bir şerefsize kapıldı. Müzisyenler böyledir, hep bir beste dolaşır etraflarında. Şimdi de öyle.
    "Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına"
    Yahut;
    "Bahtımın yıldızı sanmıştım seni”
    Mustafa Kutlu, Tirende Bir Keman

  • #23
    Khaled Hosseini
    “Yalnızca bir günah vardır, tek bir günah. O da hırsızlıktır. Onun dışındaki bütün günahlar hırsızlığın çeşitlemesidir... Bir insanı öldürdüğün zaman, bir yaşamı çalmış olursun. Karısının elinden bir kocayı, çocuklarından bir babayı almış olursun. Yalan söylediğinde, birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın. Hile yaptığın, birini aldattığın zaman doğruluğu, haklılığı çalmış olursun.

    Kendisine ait olmayan bir şeyi alan insan, bu ister bir can olsun isterse bir dilim nan(ekmek) adiliktir. Çalmaktan daha kötü bir suç yoktur...”
    Khaled Hosseini, The Kite Runner

  • #24
    Mustafa Kutlu
    “Tanpınar'ın zaman anlayışı Bergson'dan geliyor. Bu sebeple onun şiirini şerhetmek için talebeye anlayacağı oranda Bergson'un şiir anlayışını anlatacağız. Zor iş.”
    Mustafa Kutlu, Sevincini Bulmak

  • #25
    Terry Pratchett
    “If you have enough book space, I don't want to talk to you.”
    Terry Pratchett



Rss