Cem Kara > Cem's Quotes

Showing 1-28 of 28
sort by

  • #1
    Marcus Valerius Martialis
    “Tomorrow's life is too late. Live today.”
    Marcus Valerius Martialis

  • #2
    Irvin D. Yalom
    “Bu kadar çok arzu. Bu kadar çok özlem. Ve bu kadar çok acı, yüzeye bu kadar yakın, sadece birkaç dakikalık derinlikte. Kaderin acısı. Varlığın acısı. Sürekli orada olan bir acı, yaşamın zarının hemen altında sürekli vızıldayan bir acı. Ulaşılması fazlasıyla kolay bir acı. Pek çok şey—basit bir grup çalışması, birkaç dakikalık derin düşünce, bir sanat eseri, bir vaaz, kişisel bir kriz, bir kayıp—bize en derin arzularımızın asla tam anlamıyla karşılanamayacağını hatırlatır: gençlik arzusu, yaşlanmanın durması arzusu, kaybolanların geri dönüşü arzusu, sonsuz aşk, korunma, önemsenme arzusu, ölümsüzlük arzusu.
    İşte bu erişilemez arzular yaşamımızı ele geçirmeye başladığında, yardım için ailemize, dostlarımıza, dine—bazen de psikoterapistlere—yöneliriz.
    Sayfa 11”
    Irvin Yalom (Author)

  • #3
    Irvin D. Yalom
    “Psikoterapi açısından dört temel gerçeğin özellikle önemli olduğunu gördüm: Her birimiz ve sevdiklerimiz için ölümün kaçınılmazlığı; hayatlarımızı dilediğimiz gibi şekillendirme özgürlüğümüz; nihai yalnızlığımız; ve son olarak, yaşamın açık bir anlamdan ya da amacından yoksun oluşu. Bu gerçekler ne kadar kasvetli görünse de, içinde bilgelik ve kurtuluşun tohumlarını barındırırlar.”
    Irvin Yalom (Author)

  • #4
    Irvin D. Yalom
    “Peki ama George neden hayatında bu kadar merkezi bir konumdaydı? Evet, oğlu olduğu için. Ama bundan fazlası vardı. George fazlasıyla merkeze oturmuştu. Sanki tüm hayatı onun başarısına bağlıydı. Pek çok ebeveyn için çocukların bir tür ölümsüzlük projesi haline geldiğini konuştum. Bu fikir ilgisini çekti. George aracılığıyla kendisini geleceğe taşımayı umduğunu fark etti ama artık bunu bırakması gerektiğini de biliyordu: 'Bu iş için yeterince sağlam değil,' dedi. 'Peki, hangi çocuk bu iş için yeterince sağlam olabilir ki?' diye sordum. 'Hem dahası var — George bu işe gönüllü olmadı ki. İşte bu yüzden onun davranışları, yaşadığı nüksetme, seninle ilgili değil!”
    Irvin Yalom (Author)

  • #5
    Irvin D. Yalom
    “DALGALANMA (RIPPLING)
    Yıllar süren terapistlik deneyimlerim boyunca, bir kişinin ölüm kaygısını ve hayatın geçiciliğinden duyduğu sıkıntıyı hafifletmek için ortaya çıkan fikirler arasında, dalgalanma fikrini özellikle güçlü buldum.
    Dalgalanma, her birimizin—çoğu zaman bilinçli bir niyetimiz ya da farkındalığımız olmadan—başkalarını etkileyen ve bu etkinin yıllar hatta nesiller boyunca sürebileceği iç içe halkalar yaratması anlamına gelir. Yani, başkaları üzerindeki etkimiz, tıpkı bir gölete atılan taşın yarattığı halkaların giderek yayılması gibi, diğer insanlara da aktarılır; bu halkalar artık görünmez hale gelse bile nano düzeyde devam eder. Kendi varlığımızdan bir parçayı—bilsek de bilmesek de—geride bırakabileceğimiz fikri, sınırlı ve geçici bir varoluşun kaçınılmaz olarak anlamsızlık doğurduğunu savunanlara güçlü bir yanıt sunar.
    Dalgalanma, ille de geride bir isim ya da imaj bırakmak anlamına gelmez.

    Kişisel kimliği sonsuza dek koruma çabaları her zaman boştur. Geçicilik kalıcıdır. Benim kullandığım anlamda dalgalanma, yaşam deneyiminizden bir şeyi geride bırakmakla ilgilidir: bir özellik; bir bilgelik kırıntısı, bir rehberlik, bir erdem, bir teselli… bunların her biri tanıdık ya da tanımadık kişilere aktarılabilir.”
    Irvin Yalom (Author)

  • #6
    Irvin D. Yalom
    “Amacım, kimseyi geçmişin pişmanlık denizinde boğmak değil; nihayetinde kişinin bakışını geleceğe çevirmesini sağlamak ve şu potansiyel olarak hayat değiştirici soruyu sormaktır: Şu anda hayatında ne yapabilirsin ki bir yıl ya da beş yıl sonra geriye dönüp baktığında, biriken yeni pişmanlıklarınla ilgili benzer bir üzüntü hissetmeyesin? Başka bir deyişle, pişmanlık biriktirmeden yaşamayı başarabilir misin?"
    Nietzsche’nin düşünce deneyi, yaşamı tam anlamıyla yaşayamamış olma hissinden kaynaklanan ölüm kaygısıyla baş eden insanlar için terapistin elinde güçlü bir araç sunar. Dorothy, bu duruma dair klinik bir örnek sağlar.”
    Irvin Yalom (Author)

  • #7
    Irvin D. Yalom
    “Kim Olduysan O Ol”
    İlk “granit cümle” olan “Kim olduysan o ol” (Become who you are) düşüncesi, Aristoteles’e kadar uzanır ve oradan Spinoza, Leibnitz, Goethe, Nietzsche, Ibsen, Karen Horney, Abraham Maslow ve 1960’lardaki insan potansiyeli hareketi aracılığıyla günümüzdeki kendini gerçekleştirme (self-realization) anlayışına kadar aktarılmıştır.
    “Kim olduysan o ol” düşüncesi, Nietzsche’nin diğer ifadeleri olan “Hayatını tamamla” ve “Doğru zamanda öl” gibi öğütleriyle yakından ilişkilidir. Bu ifadelerin hepsinde Nietzsche, yaşanmamış bir hayat sürmekten kaçınmamız gerektiğini vurgular. Demek istediği şuydu: Kendini gerçekleştir, potansiyelini hayata geçir, cesur ve dolu dolu yaşa. Ancak o zaman, ve yalnızca o zaman, pişmanlık duymadan ölebilirsin.”
    Irvin Yalom (Author)

  • #8
    Irvin D. Yalom
    “… babam bir canavardı ve çocukluğumuz boyunca kardeşlerimle birlikte bizi dehşete düşürürdü. Ama sonunda, anılarımı olduğu gibi bırakmaya ve hiçbirini silmemeye karar verdim. Çektiğim tüm o berbat istismara rağmen, hayal bile edemeyeceğim bir başarıya ulaştım. Bir yerlerde, bir şekilde, büyük bir dayanıklılık ve beceri geliştirdim. Bu, babama rağmen mi oldu? Yoksa onun sayesinde mi?”
    Bu hayal, geçmişe dair bakışında büyük bir değişimin ilk adımıydı. Bu, babasını affetme meselesinden çok, geçmişin değiştirilemezliğiyle yüzleşme meselesiydi. Ona, er ya da geç daha iyi bir geçmiş umudundan vazgeçmek zorunda kalacağını söylediğimde sarsıldı. Evde karşılaştığı zorluklar tarafından şekillenmiş ve sertleşmişti; bu zorluklarla başa çıkmayı öğrenmiş ve yaşamı boyunca kendisine çok faydası dokunan yaratıcı stratejiler geliştirmişti.”
    Irvin Yalom (Author)

  • #9
    Irvin D. Yalom
    “Yalnızlığın iki türü vardır: gündelik yalnızlık ve varoluşsal yalnızlık. İlki kişiler arasıdır; diğer insanlardan yalıtılmış olmanın yarattığı acıdır. Bu tür yalnızlık—genellikle yakınlıktan korkma, reddedilme, utanç ya da sevilmeye layık olmadığını hissetme gibi duygularla bağlantılıdır—hepimize tanıdık gelir. Aslında psikoterapide yapılan çalışmaların çoğu, danışanların başkalarıyla daha samimi, besleyici ve kalıcı ilişkiler kurmayı öğrenmelerine yardımcı olmayı hedefler."
    ….
    "Yalnızlığın ikinci biçimi olan varoluşsal yalnızlık, daha derindir ve birey ile diğer insanlar arasındaki aşılmaz uçurumdan kaynaklanır. Bu uçurum yalnızca her birimizin hayata tek başına atılmış olması ve yine tek başımıza bu hayattan ayrılacak olmamızdan değil, aynı zamanda her birimizin yalnızca kendimize ait olan ve sadece bizim tarafımızdan tam olarak bilinebilen bir dünyada yaşıyor olmamızdan kaynaklanır.”
    Irvin Yalom (Author)

  • #10
    Irvin D. Yalom
    “Bir kişi cesaret gösterip mahrem bazı şeyleri açığa vurur ve böylece kendini riske atar; diğeri de benzer şekilde karşılık vererek aradaki mesafeyi kapatır; birlikte, kendini açma süreciyle ilişkilerini derinleştirirler. Eğer riske giren kişi ortada bırakılır, diğeri karşılık vermezse, dostluk genellikle sekteye uğrar.
    Kendin olabildiğin, kendini bütünüyle paylaşabildiğin ölçüde dostluk daha derin ve kalıcı olur. Böyle bir mahremiyetin varlığında, tüm sözler, tüm teselli biçimleri ve tüm fikirler çok daha anlamlı hale gelir.”
    Irvin Yalom (Author) Güneşe Bakmak

  • #11
    Irvin D. Yalom
    “Dalgalanma (iz bırakma) düşüncesi—bir yaşam için anlamlı olanı başkalarına aktarma—başka öz farkındalığı olan varlıklarla bağlantıyı ima eder; bu olmadan dalgalanma mümkün değildir.”
    Irvin Yalom (Author) Güneşe Bakmak

  • #12
    Irvin D. Yalom
    “Varoluşçu düşünürler farklı bakış açılarını vurgulasalar da, aynı temel önermeyi paylaşırlar: Biz insanlar, kendi varoluşu bizim için bir sorun olan tek canlı türüyüz. Bu yüzden varoluş, benim anahtar kavramımdır. …..
    Varoluşçu yaklaşım, insanın umutsuzluğuna çare olmayı amaçlayan birçok psikoterapi yaklaşımından sadece biridir. Varoluşçu terapötik bakış açısı şunu söyler: Bizi rahatsız eden şeyler yalnızca biyolojik-genetik altyapımızdan kaynaklanmaz (psikofarmakolojik model), yalnızca bastırılmış içgüdüsel dürtülerimizle olan mücadelemizden doğmaz (Freudyen görüş), yalnızca sevgi göstermeyen, umursamaz ya da nevrotik olabilecek önemli yetişkin figürlerinin içselleştirilmesinden kaynaklanmaz (nesne ilişkileri kuramı), yalnızca bozulmuş düşünce kalıplarından doğmaz (bilişsel-davranışçı yaklaşım), yalnızca unutulmuş travmatik anıların parçalarından ya da kariyer ve yakın ilişkiler gibi mevcut yaşam krizlerinden de kaynaklanmaz, aynı zamanda—aynı zamanda—kendi varoluşumuzla yüzleşmekten de kaynaklanır.”
    Irvin Yalom (Author) Güneşe Bakmak

  • #13
    Irvin D. Yalom
    “Ebeveynlerin görevi, çocuklarının özerk olmalarına, kendilerinden uzaklaşmalarına ve kendi ayakları üzerinde durmalarına yardımcı olmak olduğunu düşünüyorum.”
    Irvin Yalom (Author) Güneşe Bakmak

  • #14
    Irvin D. Yalom
    “Sıklıkla şu sorunun sorulduğunu duydum: Yakın arkadaşları olan bir insanın terapiste ihtiyacı olur mu? Yakın dostlar iyi bir yaşam için vazgeçilmezdir. Dahası, eğer bir kişi iyi arkadaşlarla çevriliyse ya da (daha da önemlisi) kalıcı ve derin ilişkiler kurma kapasitesine sahipse, terapiye ihtiyaç duyma olasılığı çok daha düşüktür. Peki o zaman iyi bir arkadaşla terapist arasındaki fark nedir? İyi arkadaşlar (ya da kuaförünüz, masözünüz, berberiniz ya da kişisel antrenörünüz) destekleyici ve empatik olabilirler. İyi dostlar sevgi dolu, güvenilir sırdaşlar olabilir ve ihtiyaç anında yanınızda olurlar. Ama yine de önemli bir fark vardır: sadece terapistler sizi 'şu an ve burada'da (here-and-now) yakalama eğilimindedir.
    'Şu an ve burada' etkileşimler (yani, birinin anlık davranışına dair yapılan yorumlar), gündelik sosyal yaşamda çok nadiren meydana gelir. Eğer olursa, bu ya çok derin bir yakınlığın ya da yaklaşan bir çatışmanın işaretidir (örneğin, “Bana bakış tarzını beğenmiyorum”) ya da bir ebeveyn-çocuk etkileşiminin (“Ben konuşurken gözlerini devirmeyi kes”) göstergesidir.”
    Irvin Yalom (Author) Güneşe Bakmak

  • #15
    Sabahattin Ali
    “Niçin rüzgarlı sonbahar akşamlarında, sessizce yan yana yürüyerek ruhlarımızın konuştuğunu dinleyemiyoruz?”
    Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna

  • #16
    Murat Menteş
    “Ne yazık ki aşk hayalin çocuğu, hayal kırıklığının annesidir.”
    Murat Menteş, Dublörün Dilemması

  • #17
    Irvin D. Yalom
    “Love is not just a passion spark between two people; there is infinite difference between falling in love and standing in love. Rather, love is a way of being, a "giving to," not a 'falling for"; a mode of relating at large, not an act limited to a single person.”
    Irvin D. Yalom, Love's Executioner and Other Tales of Psychotherapy

  • #18
    Friedrich Nietzsche
    “I'm not upset that you lied to me, I'm upset that from now on I can't believe you.”
    Friedrich Nietzsche

  • #19
    Mae West
    “You only live once, but if you do it right, once is enough.”
    Mae West

  • #20
    Melih Cevdet Anday
    “Bir misafirliğe gitsem
    Bana temiz bir yatak yapsalar
    Her şeyi, adımı bile unutup, Uyusam…
    Kalktığımda yatağım hâlâ lavanta koksa
    Kekikli zeytinli bir kahvaltı hazırlasalar
    Nerede olduğumu hatırlamasam
    Hatta adımı bile unutsam…”
    Melih Cevdet Anday

  • #21
    Sabahattin Ali
    “İçimizde şeytan yok... İçimizde aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var...”
    Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan

  • #22
    J.K. Rowling
    “If you want to know what a man's like, take a good look at how he treats his inferiors, not his equals.”
    J.K. Rowling, Harry Potter and the Goblet of Fire

  • #23
    Albert Einstein
    “Two things are infinite: the universe and human stupidity; and I'm not sure about the universe.”
    Albert Einstein

  • #24
    Erich Fromm
    “A person who has not been completely alienated, who has remained sensitive and able to feel, who has not lost the sense of dignity, who is not yet "for sale", who can still suffer over the suffering of others, who has not acquired fully the having mode of existence - briefly, a person who has remained a person and not become a thing - cannot help feeling lonely, powerless, isolated in present-day society. He cannot help doubting himself and his own convictions, if not his sanity. He cannot help suffering, even though he can experience moments of joy and clarity that are absent in the life of his "normal" contemporaries. Not rarely will he suffer from neurosis that results from the situation of a sane man living in an insane society, rather than that of the more conventional neurosis of a sick man trying to adapt himself to a sick society. In the process of going further in his analysis, i.e. of growing to greater independence and productivity,his neurotic symptoms will cure themselves.”
    Erich fromm, The Art of Being

  • #25
    J.R.R. Tolkien
    “A man that flies from his fear may find that he has only taken a short cut to meet it.”
    J.R.R. Tolkien, The Children of Húrin

  • #26
    Rollo May
    “Intimacy requires courage because risk is inescapable. We cannot know at the outset how the relationship will affect us. Like a chemical mixture, if one of us is changed, both of us will be. Will we grow in self-actualization, or will it destroy us? The one thing we can be certain of is that if we let ourselves fully into the relationship for good or evil, we will not come out unaffected.”
    Rollo May, The Courage to Create

  • #27
    Rollo May
    “Tenderness emerges from the fact that the two persons, longing, as all individuals do, to overcome the separateness and isolation to which we are all heir because we are individuals, can participate in a relationship that, for the moment, is not of two isolated selves but a union”
    Rollo May

  • #28
    Oğuz Atay
    “Nihayet insanlık öldü. Haber aldığımıza göre uzun zamandır amansız bir hastalıkla pençeleşen insanlık, dün hayata gözlerini yummuştur. Bazı arkadaşlarımız önce bu habere inanmak istememişler ve uzun süre, "yahu insanlık öldü mü?" diye mırıldanmaktan kendilerini alamamışlardır. Bu nedenle gazetelerinde,"insanlık öldü mü?" ya da "insanlık ölür mü?" biçiminde büyük başlıklar yayımlamakla yetinmişlerdir. Fakat acı haber kısa zamanda yayılmış ve gazetelere telefonlar, telgraflar yağmıştır; herkes, insanlığın son durumunu öğrenmek istemiştir.

    Bazıları bu haberi bir kelime oyunu sanmışlarsada, yapılan araştırmalar bu acı gerçeğin doğru olduğunu göstermiştir. Evet, insanlık artık aramızda yok. İnsanlıktan uzun süredir ümidini kesenler ya da hayatlarında insanlığın hiç farkında olmayanlar bu haberi yadırgamamışlardır. Fakat insanlık aleminin bu büyük kaybı, birçok yürekte derin yaralar açmış ve onları ürkütücü bir karanlığa sürüklemiştir; o kadar ki, bazıları artık insanlık olmadığına göre bir alemden de söz edilemeyeceğini ileri sürmeğe başlamışlardır.

    Bize göre, böyle geniş yorumlarda bulunmak için vakit henüz erkendir. İnsanlık artık aramızda dolaşmasa bile hatırası gönüllerde her zaman yaşayacak ve çocuklarımız bizden, bir zamanlar insanlığın olduğunu bizim gibi nefes alıp ıztırap çektiğini öğreneceklerdir. İnsanlığın güzel ve çekingen yüzünü ben de görür gibi oluyorum. Zavallı insanlık kendini belli etmeden sokaklarda dolaşır ve insanlık için bir şeyler yapmaya çalışanları sevgiyle izlerdi. Bugün için insanlık ölmüşse de onun ilkeleri akıllara durgunluk verecek bir canlılıkla aramızda yaşamaya devam edecektir.

    İnsanlıktan paylarını alamayanlar için zaten bir ölüydü; onun bu kadar uzun yaşamasına şaşılıyordu. Yıllarca önce küçük bir kasabada dünyaya gelen insanlık, dünya savaşlarından birinde çok rutubetli bir siperde göğsünü üşütmüş ve aylarca hasta yatmıştı. Bu olaydan sonra hastalığın izlerini bütün ömrünce ciğerlerinde taşıyan insanlık önce ki gece sabah karşı nefes alamaz olmuş ve gösterilen bütün çabalara rağmen gün ağarırken doktorlar insanlıktan ümitlerini kesmek zorunda kalmışlardır.

    Doğru dürüst bir tahsil göremeyen ve kendi kendini yetiştiren insanlık hiç evlenmemişti. Küçük yaşta öksüz kalan insanlığa doğru dürüst bir mirasta kalmamıştı. Bu yüzden sıkıntılarla geçen hayatı boyunca insanlık, başkalarının yardımıyla geçinmeğe çalışmıştı. İnsanlığın ölümüyle ülkemiz boşluğu doldurulması mümkün olmayan bir değerini kaybetmiştir. Gazetemiz, insanlığın yakınlarına baş sağlığı ve sonsuz sabırlar diler. Not: merhumun cenazesi önce uzun yıllar yaşamış olduğu hürriyet caddesinden geçirilecek ve ölümüne kadar içinde barındığı ümit apartmanı bodrum katında yapılacak kısa ve sade törenden sonra toprağa verilecektir.”
    Oğuz Atay



Rss