Akin > Akin's Quotes

Showing 1-30 of 77
« previous 1 3
sort by

  • #1
    Chingiz Aitmatov
    “... Tarih çarkı gittikçe daha hızlı dönüyor. Çocuklarımız her şeyi kendileri anlayıp öğrenmek, kendi akıllarıyla yapmak, bizim işlerimizi üstlenmek zorunda kalacaklar. Oysa düşünmek her zaman acı veren ağır bir iştir. Onun için onların hayatı bizimkine göre daha zor olacaktır...”
    Cengiz Aytmatov

  • #2
    Chingiz Aitmatov
    “Böyle korkunç olaylar bazen insanların da başına gelebilir. Üstesinden gelemediği çelişkilerle baş başa kalan insan, moral bakımından derinden derine sarsılır ama bunu kimseye söyleyemez, çünkü kimse ona yardım edemez. Bu korkunç bir yer kayması gibidir, tehlikeyi görürsünüz, ama bir şey yapamazsınız.”
    Chingiz Aitmatov, The Day Lasts More than a Hundred Years

  • #3
    Chingiz Aitmatov
    “Hiçbir kral, hiçbir imparator, hiçbir hükümdar devletini yitirdiği için Boranlı Yedigey kadar umutsuzluğa düşmemiş, onun kadar acı duymamış ve ağlamamıştı.”
    Chingiz Aitmatov, The Day Lasts More than a Hundred Years

  • #4
    Chingiz Aitmatov
    “Zarife de kendine göre Yedigey'in iyiliğini istemiş ve bu konuda vicdanının sesine uymuştu. Bunun için Zarife'yi suçlamıyor, ona kızamıyordu. Zaten insan sevdiğine kızamazdı ki! Daha çok kendisini suçluyor, kendisini kusurlu buluyordu. Sevdiği kadın acı çekeceğine kendisi acı çeksindi. Bırakıp gitse bile onu hep sevgiyle anardı.”
    Chingiz Aitmatov, The Day Lasts More than a Hundred Years

  • #5
    Chingiz Aitmatov
    “Tevekkül Allah'a! Köpeğin efendisi varsa kurdun da Tanrı'sı vardır.”
    Chingiz Aitmatov, The Day Lasts More than a Hundred Years

  • #6
    “Fakat insanlar nedense daha ziyade ne bulacaklarını tahmin ettikleri şeyleri araştırmayı tercih ediyorlar. Dibinde bir ejderhanın yaşadığı bilinen bir kuyuya inecek bir kahraman bulmak, muhakkak ki, dibinde ne olduğu hiç bilinmeyen bir kuyuya inmek cesaretini gösterecek bir insan bulmaktan daha kolaydır.”
    Anonymous

  • #7
    Sabahattin Ali
    “Dünyanın en basit , en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir!... Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz? Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz söylemekten kaçtığımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatlığıyla öteye geçiveriyoruz?”
    Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna

  • #8
    Sabahattin Ali
    “Ben onlar için hiçbir şey değilim... Hiçbir şey değildim. Senelerden beri aynı evde beraber yaşadık... Bu adam kimdir diye merak etmediler... Şimdi çekilip gideceğimden korkuyorlar”
    Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna

  • #9
    Sabahattin Ali
    “Zaten küçüklüğümden beri saadeti israf etmekten korkar, bir kısmını ilerisi için saklamak isterdim... Bu hal gerçi birçok fırsatları kaçırmama sebep olurdu, fakat fazlasını isteyerek talihimi korkutmaktan her zaman çekinirdim.”
    Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna

  • #10
    Sabahattin Ali
    “Evden çıktıktan sonra bir şey unuttuğunu fark ederek duraklayan, fakat unuttuğunun ne olduğunu bir türlü bulamayarak hafızasını ve ceplerini araştıran, nihayet, ümidini kesince, aklı geride, ileri gitmek istemeyen adımlarla yoluna devam eden bir insan gibi üzüntülüydüm.”
    Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna

  • #11
    Sabahattin Ali
    “Fakat böyle olmayacağını da gayet iyi biliyordum. Hayatımızın, birtakım ehemmiyetsiz teferruatın oyuncağı olduğunu, çünkü asıl hayatın teferruattan ibaret bulunduğunu görüyordum. Bizim mantığımızla hayatın mantığı asla birbirine uymuyordu. Bir kadın, trenin penceresinden dışarı bakabilir, bu sırada gözüne bir kömür parçası kaçar, o ehemmiyet vermeden bunu ovuşturur ve bu minimini hadise dünyanın en güzel gözlerinden birini kör edebilirdi. Yahut bir kiremit, hafif bir rüzgarla yerinden oynayarak, devrin gıpta ettiği bir kafayı parçalayabilirdi. Göz mü mühim kömür parçası mı, kiremit mi mühim kafa mı, diye düşünmek nasıl aklımıza gelmiyorsa ve bütün bunları nasıl hiç mütalaa yürütmeden kabule mecbursak, hayatın daha başka türlü birçok cilvelerine de aynı tevekkülle katlanmaya mecburduk.”
    Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna

  • #12
    Vladimir Bartol
    “Biliyoruz ki ancak zerre kadar bir bilginin efendisiyiz. Kalan sonsuz büyüklükteki bilinmezliğinse kölesiyiz. Bizi gökyüzünü seyre dalan bir böcekle mukayese edebilirim. Böcek başını kaldırıp gökyüzüne bakar ve, 'Şu bitki sapına tırmanayım. Oradan yıldıza yetişebilirim gibi gözüküyor.' der. Sabahtan akşama dek tırmanır. Sonunda en yukarı çıktığındaysa tüm çabalarının beyhude olduğunu fark eder. Zemin sadece birkaç adım altındadır. Ama gökyüzündeki yıldıza hala işe başladığı anki konumu kadar uzaktadır. Üstelik artık daha yukarı tırmanmasını sağlayacak bir yol da yoktur. İnancını kaybeder. Kainatın sonsuz büyüklüğü karşısında hiçbir şey yapamayacağını idrak eder. Böylece tüm umudunu ve mutluluğunu sonsuza dek yitirmiş olur.”
    Vladimir Bartol, Alamut

  • #13
    İhsan Oktay Anar
    “Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazen o kerteye varıyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve sefadan, lezzet ve şehvetten bir alem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı.”
    İhsan Oktay Anar, Puslu Kıtalar Atlası

  • #14
    Chingiz Aitmatov
    “Gerçek mutluluk, yavaş yavaş, azar azar gelir ve bu bizim hayata bakış açımızla, çevremizle, çevremizdekilere karşı davranışımızla doğrudan doğruya ilgili ve orantılıdır. Mutluluk, birbirini tamamlayan ufak tefek şeylerin birikmesinden doğuyor.”
    Chingiz Aitmatov, Toprak Ana

  • #15
    Chingiz Aitmatov
    “Bazıları uğradıkları felaketi pek çabuk unutarak yeni bir yola girmekte hiç tereddüt etmediler. Bazıları ise geçmişten kopamadı, kopma gücünü kendinde bulamadı ve umutsuzca çırpınıp durdu olduğu yerde. Aliman işte bu sonunculardan idi. Olanları unutamıyor, yazgısını kabul edemiyordu. Bana gelince bağışlanmaz bir hata işlediğimi söyleyebilirim: Zayıf olduğum için acıma hissimi yenemedim.”
    Chingiz Aitmatov, Toprak Ana

  • #16
    Hüseyin Nihal Atsız
    “Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
    Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
    Pervane olan kendini gizler mi alevden;
    Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu...

    Gün senden ışık alsa da bir renge bürünse;
    Ay secde edip çehrene yerlerde sürünse;
    Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan
    Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse...

    Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,
    Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!
    Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince
    Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince

    Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım;
    Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım.
    Gözler ki birer parçasıdır sende ilahın,
    Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın,
    Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin;
    Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!

    Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden,
    Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden...
    Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı,
    Vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı.
    Dinmez! gönlün, tapmanın, aşkın sesidir bu!
    Dinmez! ebedi özleyişin bestesidir bu!
    Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı,
    Görmek seni ukbadan eğer mümkün olsaydı.

    Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler,
    Tek bendeki volkanları söndürse denizler...
    Hala yaşıyor gizlenerek ruhuma "Kaabil";
    İmkanı bulunsaydı, bütün ömre mukabil
    Sırretmeye elden seni bir perde olurdum.
    Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.

    Mehtaplı yüzün Tanrı'yı kıskandırıyordur.
    En hisli şiirden de örülmez bu güzellik.
    Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur,
    Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik...”
    Hüseyin Nihal Atsız, Ruh Adam

  • #17
    Franz Kafka
    “Bir pencerenin kepenkleri bir ışığın çakması gibi açılıverdi, uzaklarda ve yüksekte zayıf ve ince gözüken bir insan, bir çırpıda iyice öne doğru eğildi ve kollarını daha da öne uzattı. Kimdi bu? Bir dost mu? Bir iyi insan mı? İlgilenen biri mi? Yardım etmek isteyen biri mi? Tek bir kişi miydi? Hepsi miydiler? Hala yardım var mıydı? Unutulan itirazlar var mıydı? Vardı hiç kuşkusuz. Mantık her ne kadar sarsılmaz ise de, yaşamak isteyen bir insana karşı koyamazdı. Hiçbir zaman görmediği yargıç neredeydi? Asla ulaşamadığı yüksek mahkeme neredeydi? K. ellerini kaldırdı ve bütün parmaklarını gerdi.”
    Kafka, Franz

  • #18
    Irvin D. Yalom
    “Kutsal olan hakikat değil, kişinin kendi hakikati için çıktığı arayıştır!”
    Irvin D. Yalom, When Nietzsche Wept

  • #19
    Irvin D. Yalom
    “Ölüm varken ben yokum. Ben varken ölüm yok. O halde üzülecek ne var?”
    Irvin D. Yalom, When Nietzsche Wept

  • #20
    Irvin D. Yalom
    “Tabii acı çekeceksin, görmenin bedelidir bu. Tabii için korkuyla dolacak, yaşamak demek tehlike içinde olmak demektir. Büyümek zordur!!" diye haykırmıştı. "Sen bir inek değilsin, ben de gevişgetirenlerin havarisi değilim”
    Irvin D. Yalom, When Nietzsche Wept

  • #21
    Irvin D. Yalom
    “Kendini iyi biri olarak gösteriyor, kimseye zarar vermiyor; kendinden ve doğadan başka hiçbir şeye! Sırf pençeleri yok diye kendilerine iyi diyenlerden biri olmaktan vazgeçirmeliyim onu”
    Irvin D. Yalom, When Nietzsche Wept

  • #22
    Irvin D. Yalom
    “Bizler arzu edilenden çok arzu etmeye aşığızdır!”
    Irvin D. Yalom, When Nietzsche Wept

  • #23
    Irvin D. Yalom
    “Amor fati, yazgını sev!”
    Irvin D. Yalom, When Nietzsche Wept

  • #24
    Ahmet Hamdi Tanpınar
    “Gariptir ki Nuri Bey hiç kitap hediye etmezdi. Belki de, fikrin mesuliyetini üzerine almaktan çekinecek kadar derin düşünceliydi.”
    Ahmet Hamdi Tanpınar, Sahnenin Dışındakiler

  • #25
    Ahmet Hamdi Tanpınar
    “Niçin kadere bu kadar bağlı olan insanlar, bir türlü ona razı olmaz? Ertesi sabah bunu Sabiha'ya sorduğum zaman bana: - Hiçbiri kendi hayatını yaşamıyor da onun için, cevabını verdi. Bu işler daima böyledir. En çok hataya düşenler, kendilerinden kudretlerinin üstünde şeyler isteyenler, kendilerini olduğu gibi kabul etmeyenlerdir.”
    Ahmet Hamdi Tanpınar, Sahnenin Dışındakiler

  • #26
    Ahmet Hamdi Tanpınar
    “Ancak zaaflarımızı seven bizi hakkıyla sever, meziyetlerimizi herkes zaten kabul eder.”
    Ahmet Hamdi Tanpınar, Sahnenin Dışındakiler

  • #27
    Ahmet Hamdi Tanpınar
    “Fakat birdenbire gecenin sessizliğini saat sesleri yıktılar. Evin hemen her tarafından zaman kendini ilan ediyordu. Beyhudedir, diyordu, bütün bu ıstıraplar,unutmalar ve hatırlamalar, ben varken hepsi beyhudedir!”
    Ahmet Hamdi Tanpınar, Sahnenin Dışındakiler

  • #28
    Ahmet Hamdi Tanpınar
    “Konuşun! Etrafınızdaki çocuklarla, kendinizden küçüklerle konuşmaya tenezzül edin! Onlara anlatın! Her şeyi bilsinler! Siz onların bir hiç yüzünden ne kadar azap çektiklerini bilmezsiniz!”
    Ahmet Hamdi Tanpınar, Sahnenin Dışındakiler

  • #29
    Ahmet Hamdi Tanpınar
    “Biz evvelâ kelimeleri öğreniriz; sonra yaşadıkça teker teker mânalarını”
    Ahmet Hamdi Tanpınar, Sahnenin Dışındakiler

  • #30
    Stefan Zweig
    “Bize hiçbir şey yapmadılar, bizi tümüyle hiçliğin içine yerleştirdiler, çünkü bilindiği gibi yeryüzünde hiçbir şey insan ruhuna hiçlik kadar baskı yapmaz.”
    Stefan Zweig



Rss
« previous 1 3