20 books
—
23 voters
Tom Robbins Books
Showing 1-26 of 26
Jitterbug Perfume (Paperback)
by (shelved 67 times as tom-robbins)
avg rating 4.23 — 81,153 ratings — published 1984
Still Life with Woodpecker (Paperback)
by (shelved 62 times as tom-robbins)
avg rating 4.04 — 83,780 ratings — published 1980
Skinny Legs and All (Paperback)
by (shelved 60 times as tom-robbins)
avg rating 4.07 — 43,909 ratings — published 1990
Even Cowgirls Get the Blues (Paperback)
by (shelved 55 times as tom-robbins)
avg rating 3.79 — 57,481 ratings — published 1976
Another Roadside Attraction (Paperback)
by (shelved 50 times as tom-robbins)
avg rating 3.99 — 35,683 ratings — published 1971
Half Asleep in Frog Pajamas (Paperback)
by (shelved 50 times as tom-robbins)
avg rating 3.76 — 23,324 ratings — published 1994
Fierce Invalids Home from Hot Climates (Paperback)
by (shelved 50 times as tom-robbins)
avg rating 4.04 — 29,321 ratings — published 2000
Villa Incognito (Paperback)
by (shelved 40 times as tom-robbins)
avg rating 3.69 — 19,569 ratings — published 2003
Wild Ducks Flying Backward (Paperback)
by (shelved 29 times as tom-robbins)
avg rating 3.57 — 6,902 ratings — published 2005
Tibetan Peach Pie (Hardcover)
by (shelved 24 times as tom-robbins)
avg rating 3.91 — 7,436 ratings — published 2014
B Is for Beer: A Philosophical Investigation for Adults and Children into Reality and Beer (Hardcover)
by (shelved 21 times as tom-robbins)
avg rating 3.41 — 6,695 ratings — published 2009
What to Read in the Rain (Paperback)
by (shelved 2 times as tom-robbins)
avg rating 3.91 — 44 ratings — published 2010
Conversations with Tom Robbins (Literary Conversations Series)
by (shelved 2 times as tom-robbins)
avg rating 3.98 — 133 ratings — published 2010
Jubilee Hitchhiker: The Life and Times of Richard Brautigan (Hardcover)
by (shelved 1 time as tom-robbins)
avg rating 4.01 — 244 ratings — published 2012
Novels by Tom Robbins: Still Life With Woodpecker, Villa Incognito, Fierce Invalids Home From Hot Climates, Jitterbug Perfume (Paperback)
by (shelved 1 time as tom-robbins)
avg rating 4.52 — 121 ratings — published 2010
Kurt Vonnegut's Cat's Cradle (Paperback)
by (shelved 1 time as tom-robbins)
avg rating 4.36 — 31,269 ratings — published 2002
Breakfast of Champions (Paperback)
by (shelved 1 time as tom-robbins)
avg rating 4.06 — 281,117 ratings — published 1973
Slaughterhouse-Five (Paperback)
by (shelved 1 time as tom-robbins)
avg rating 4.10 — 1,491,673 ratings — published 1969
Cat’s Cradle (Paperback)
by (shelved 1 time as tom-robbins)
avg rating 4.15 — 439,419 ratings — published 1963
Welcome to the Monkey House (Paperback)
by (shelved 1 time as tom-robbins)
avg rating 4.13 — 64,816 ratings — published 1968
Sombrero Fallout (Arena Books)
by (shelved 1 time as tom-robbins)
avg rating 4.08 — 3,695 ratings — published 1976
Trout Fishing in America / The Pill vs. the Springhill Mine Disaster / In Watermelon Sugar (Paperback)
by (shelved 1 time as tom-robbins)
avg rating 4.15 — 9,849 ratings — published 1967
Inferno (Kindle Edition)
by (shelved 1 time as tom-robbins)
avg rating 4.03 — 207,622 ratings — published 1321
The Day I Was Blessed with Leukemia (Paperback)
by (shelved 1 time as tom-robbins)
avg rating 1.83 — 6 ratings — published 2010
I am Forgotten (Paperback)
by (shelved 1 time as tom-robbins)
avg rating 3.91 — 74 ratings — published 2013
“Although the surface of our planet is two-thirds water, we call it the Earth. We say we are earthlings, not waterlings. Our blood is closer to seawater than our bones to soil, but that's no matter. The sea is the cradle we all rocked out of, but it's to dust that we go. From the time that water invented us, we began to seek out dirt. The further we separate ourselves from the dirt, the further we separate ourselves from ourselves. Alienation is a disease of the unsoiled.”
― Another Roadside Attraction
― Another Roadside Attraction
“-Yürüyebileceğimden emin değilim.
-Öyleyse seni taşırım.
-Aşk bu mu?
-Aşk nedir, bilmiyorum artık. Bir hafta önce pek çok fikrim vardı. Aşk nedir, nasıl kalıcı kılınır. Şimdi aşığım ve en ufak bir fikrim yok. Şimdi aşığım ve bu konuda bir aptaldan farkım yok.
....
Dolunayın gerçekleştiği güne, Ay’ın ne büyüdüğü ne de küçüldüğü güne, Babilliler “yürek dinlencesi” anlamına gelen Sabat adını vermişlerdi. Bu günde Ay tanrıçasının, Babil’de bilinen adıyla Ay’daki kadın İştar’ın adet gördüğüne inanılırdı; çünkü neredeyse her eski ve ilkel toplumda olduğu gibi Babil’de de çok eski zamanlardan beri bir kadının aybaşı kanaması geçirirken çalışması, yemek pişirmesi ya da yolculuk etmesi tabu sayılırdı. Bildiğimiz Sebt gününün kökeni olan Sabat’ta erkekler de kadınlar gibi dinlenmek zorundaydı; çünkü Ay adet görürken tabu herkes için geçerliydi. Başlangıçta (ve doğal olarak) ayda bir kez gözlemlenen Sebt, daha sonra Hristiyanlar tarafından Yaratılış mitleriyle birleştirilip işe yarar bir şekilde haftalık hale getirildi. Böylelikle günümüzde sert adaleli, sert kasketli, sert zihinli erkekler, adet görmeye ilişkin arketip psikolojik bir tepki sayesinde pazar günleri işe gitmekten kurtulmuşlardır.
....
Lüzumlu ve lüzumsuz delilikler vardır. İkinci gruba girenler Güneş karakteri taşır birinci gruba girenlerse Ay ile bağlantılıdır.
Lüzumsuz delilikler, hırs, saldırganık ve ergenlik öncesine özgü endişeden oluşan gevrek bir karışımdır, çok uzun zaman önce atılmış olması gereken bir çöp yığınıdır. Lüzumlu delilikler, kişinin, akranları ne kadar kaçık bulsa da erdemli ve doğru olduklarını içgüdüleriyle sezdiği dürtülerdir.
Lüzumsuz delilikler insanın başını kendisiyle belaya sokar. Lüzumlu delilikler insanın başını başkalarıyla belaya sokar. İnsanın başının başkalarıyla belaya girmesi her zaman daha iyidir. Hatta lüzumlu olabilir.
Şiir, şiirin iyi yazılmışı, Ay özelliklerini taşır ve lüzumlu deliliklerle ilgilidir. Gazetecilik Güneş özellikleri taşır (Güneş adında pek çok gazete varken hiçbirinr Ay adı verilmemiştir) ve lüzumsuzluklara adanmıştır.
....
Saygı ve itaat yeminleri etmek yerine, yardım ve yataklık edeceğimiz sözünü vermeliyiz belki..
....
"Dünyanın öbür ucuna dek onun peşinden gideceğim." diye hıçkıra hıçkıra ağladı.
Evet şekerim ama dünyanın bir ucu yok. Kolomb bunu saptamıştı.
....
(Mutluluk gözyaşları sahne sağından çıkar. Şaşkınlık gözyaşları sahne solundan girer, yer ışıklarına doğru ilerler.)
....
Bir pastanın üstünde yirmi mum. Bir pakette yirmi Camel. Geride bıraktığımız yirmi yüzyıl. Peki ya sonra?
Bir pastanın üstünde yirmi mum. Bir pakette yirmi Camel. Federal kodeste yirmi ay. Genç bir kızın boğazından aşağı yuvarlanan yirmi kadeh tekila. Hazreti İsa'nın son kez kıç üstü oturuşundan bu yana yirmi yüzyıl geçmiş ve onca zaman sonra bizler tutkunun çekip gittiğinde nereye gittiğini hala bilmiyoruz.
....
Ahmaklar, örgütlü davalara hizmet konusunda en uygun kişilerdir; çünkü nadiren yapacak daha yaratıcı bir işleri olur ve böyle bir işleri olsa bile dar görüş nedeniyle kısıtlandıklarından o işi muhtemelen yapmazlar.
....
Bernard'ın dolunay ışığının dört buçuk metre yükseklikteki kırk vatlık bir ampule eşit olduğunu söylediğini hatırladı.
....
"Bak hayatım, sevgilin nam salmış biri. Orospu çocuğunun her şeyden bomba yapabileceği söyleniyor."
....
Dört elementten üçü tüm yaratıklar tarafından paylaşılır ama ateş yalnızca insanoğluna bağışlanmış bir hediyeydi.
....
Bir nefes sigaraya, bir lokma yemeğe, bir fincan kahveye, bir parça göte ya da temposu hızlı bir öyküye ihtiyaç duyduğu halde nasibine hepi topu felsefe düşen her zeki kişinin yapacağı gibi dik dik bakıyorlardı ona.
....
İnsan kendi kurallarını da bozamadıktan sonra kimin kurallarını bozabilirdi?”
― Still Life with Woodpecker
-Öyleyse seni taşırım.
-Aşk bu mu?
-Aşk nedir, bilmiyorum artık. Bir hafta önce pek çok fikrim vardı. Aşk nedir, nasıl kalıcı kılınır. Şimdi aşığım ve en ufak bir fikrim yok. Şimdi aşığım ve bu konuda bir aptaldan farkım yok.
....
Dolunayın gerçekleştiği güne, Ay’ın ne büyüdüğü ne de küçüldüğü güne, Babilliler “yürek dinlencesi” anlamına gelen Sabat adını vermişlerdi. Bu günde Ay tanrıçasının, Babil’de bilinen adıyla Ay’daki kadın İştar’ın adet gördüğüne inanılırdı; çünkü neredeyse her eski ve ilkel toplumda olduğu gibi Babil’de de çok eski zamanlardan beri bir kadının aybaşı kanaması geçirirken çalışması, yemek pişirmesi ya da yolculuk etmesi tabu sayılırdı. Bildiğimiz Sebt gününün kökeni olan Sabat’ta erkekler de kadınlar gibi dinlenmek zorundaydı; çünkü Ay adet görürken tabu herkes için geçerliydi. Başlangıçta (ve doğal olarak) ayda bir kez gözlemlenen Sebt, daha sonra Hristiyanlar tarafından Yaratılış mitleriyle birleştirilip işe yarar bir şekilde haftalık hale getirildi. Böylelikle günümüzde sert adaleli, sert kasketli, sert zihinli erkekler, adet görmeye ilişkin arketip psikolojik bir tepki sayesinde pazar günleri işe gitmekten kurtulmuşlardır.
....
Lüzumlu ve lüzumsuz delilikler vardır. İkinci gruba girenler Güneş karakteri taşır birinci gruba girenlerse Ay ile bağlantılıdır.
Lüzumsuz delilikler, hırs, saldırganık ve ergenlik öncesine özgü endişeden oluşan gevrek bir karışımdır, çok uzun zaman önce atılmış olması gereken bir çöp yığınıdır. Lüzumlu delilikler, kişinin, akranları ne kadar kaçık bulsa da erdemli ve doğru olduklarını içgüdüleriyle sezdiği dürtülerdir.
Lüzumsuz delilikler insanın başını kendisiyle belaya sokar. Lüzumlu delilikler insanın başını başkalarıyla belaya sokar. İnsanın başının başkalarıyla belaya girmesi her zaman daha iyidir. Hatta lüzumlu olabilir.
Şiir, şiirin iyi yazılmışı, Ay özelliklerini taşır ve lüzumlu deliliklerle ilgilidir. Gazetecilik Güneş özellikleri taşır (Güneş adında pek çok gazete varken hiçbirinr Ay adı verilmemiştir) ve lüzumsuzluklara adanmıştır.
....
Saygı ve itaat yeminleri etmek yerine, yardım ve yataklık edeceğimiz sözünü vermeliyiz belki..
....
"Dünyanın öbür ucuna dek onun peşinden gideceğim." diye hıçkıra hıçkıra ağladı.
Evet şekerim ama dünyanın bir ucu yok. Kolomb bunu saptamıştı.
....
(Mutluluk gözyaşları sahne sağından çıkar. Şaşkınlık gözyaşları sahne solundan girer, yer ışıklarına doğru ilerler.)
....
Bir pastanın üstünde yirmi mum. Bir pakette yirmi Camel. Geride bıraktığımız yirmi yüzyıl. Peki ya sonra?
Bir pastanın üstünde yirmi mum. Bir pakette yirmi Camel. Federal kodeste yirmi ay. Genç bir kızın boğazından aşağı yuvarlanan yirmi kadeh tekila. Hazreti İsa'nın son kez kıç üstü oturuşundan bu yana yirmi yüzyıl geçmiş ve onca zaman sonra bizler tutkunun çekip gittiğinde nereye gittiğini hala bilmiyoruz.
....
Ahmaklar, örgütlü davalara hizmet konusunda en uygun kişilerdir; çünkü nadiren yapacak daha yaratıcı bir işleri olur ve böyle bir işleri olsa bile dar görüş nedeniyle kısıtlandıklarından o işi muhtemelen yapmazlar.
....
Bernard'ın dolunay ışığının dört buçuk metre yükseklikteki kırk vatlık bir ampule eşit olduğunu söylediğini hatırladı.
....
"Bak hayatım, sevgilin nam salmış biri. Orospu çocuğunun her şeyden bomba yapabileceği söyleniyor."
....
Dört elementten üçü tüm yaratıklar tarafından paylaşılır ama ateş yalnızca insanoğluna bağışlanmış bir hediyeydi.
....
Bir nefes sigaraya, bir lokma yemeğe, bir fincan kahveye, bir parça göte ya da temposu hızlı bir öyküye ihtiyaç duyduğu halde nasibine hepi topu felsefe düşen her zeki kişinin yapacağı gibi dik dik bakıyorlardı ona.
....
İnsan kendi kurallarını da bozamadıktan sonra kimin kurallarını bozabilirdi?”
― Still Life with Woodpecker












