pluto (elif) > pluto (elif)'s Quotes

Showing 1-20 of 20
sort by

  • #1
    Theodore Zeldin
    “İki kişi karşılıklı saygı çerçevesinde sohbet ettiğinde ve farklı bir bakış açısını anlamak için gerçek bir ilgiyle birbirlerini dinlediklerinde, kendilerini bir başkasının yerine koymayı ve onların bedenine bürünmeyi denediklerinde yalnızca tek bir dakikalığına bile olsa dünya farklı bir yer haline gelir. Ardında neredeyse her insanın saklandığı maskeyi yalnızca kısmen de olsa kaldırırlar.”
    Theodore Zeldin, The Hidden Pleasures of Life: A New Way of Remembering the Past and Imagining the Future

  • #2
    Virginia Woolf
    “Women have served all these centuries as looking glasses possessing the magic and delicious power of reflecting the figure of man at twice its natural size.”
    Virginia Woolf, A Room of One’s Own

  • #3
    George Sand
    “Hayatı tanımak yerine kendimden şüphe etmeyi öğrendim.”
    George Sand, Lavinia

  • #7
    Theodore Zeldin
    “Yalnızca zenginliğinizi nasıl kullanacağınızı bildiğinizde gerçekten zengindiniz. Zengin olmak demek, parayla olduğu kadar hayatla da ne yapacağını bilmek demekti, yalnızca para kazanmak değildi.”
    Theodore Zeldin, The Hidden Pleasures of Life: A New Way of Remembering the Past and Imagining the Future

  • #7
    Theodore Zeldin
    “Ekonomik gelişme, refah ürettiği kadar sefalet de doğurmuştur her zaman. İnsanların çoğunluğunun yoksul olmadığı dönem ne zamandı? Bazıları eskisinden daha az yoksul hale gelse de sefaleti bitirmeye yönelik tüm girişimler başarısız kaldı. Para icat oldu olalı hiçbir zaman herkesin istediğini veya ihtiyaç duyduğunu almasına yetecek kadar olmadı. Yeterince para hiçbir zaman var olamaz.”
    Theodore Zeldin, The Hidden Pleasures of Life: A New Way of Remembering the Past and Imagining the Future

  • #8
    Theodore Zeldin
    “Düşünceler kendi haline bırakıldığında öksüz ve topal kalır. Ancak etkileşimle verimli kılındığında başkaları için de anlamlı hale gelir. Tarih boyunca odaklanılan nokta, boş olduğu varsayılan kafalara alışılagelmiş fikirleri işlemek olmuştur; ancak fikir üretmenin aşk yapmaya benzediği anlaşılamamıştır. Fikirler öylece yüklenemez insana. Her bireyin, emdiği bilgiyi şekillendiren kendine özgü duyguları ve hatıraları vardır. Ve fikirler, birçok farklı türde fikirle karşılaşana kadar kendi değerlerini bilemez. Dünyanın kafasında sakladığı düşünceler, seçimlerde ve anketlerde yalnızca çok yüzeysel olarak yansır. Yalnızca küçük bir azınlığın fikirlerinin bir parçası medyada veya kitaplarda yayımlanır. Dindeki ve psikiyatrideki günah çıkarma kesinlikle özel kalır. Ulusların, sınıfların ve grupların alışkanlıklarına ve zihniyetlerine dair yapılan çalışmalar, sıra dışı bireylerin aklından geçenleri pek de yansıtmaz.”
    Theodore Zeldin, The Hidden Pleasures of Life: A New Way of Remembering the Past and Imagining the Future

  • #9
    William Shakespeare
    “We know what we are, but not what we may be.”
    William Shakespeare

  • #10
    Stefan Zweig
    “Hastalıklar gibi tutkular da ne suçlanabilir ne de onlara bir bahane bulunabilir. Bunlar sadece, daima yenilenen ve insanlarda değil de ara sıra doğada ortaya çıkan dizginsiz güçler karşısında dehşete kapılmayan şaşkınlıkla, geleneksel insan yasalarının ölçüm değerlerine uygun olmayan şiddetli enerji boşalımlarıyla tanımlanabilirler.”
    Stefan Zweig, Mary Stuart

  • #11
    Stefan Zweig
    “Tarihin iradesi Elizabeth'in kişiliğinde ifade bulmuştu, çünkü tarihin iradesi her zaman kabuklarını geride bırakarak ileriye doğru çabalar. Bir ulusun bütün enerjisi Elizabeth'in kişiliğiyle birleşmişti, çünkü kraliçenin arkasındaki ulus tüm dünyanın fatihi olmayı arzuluyordu. Mary Stuart'la birlikte geçmiş, şövalyelere yakışır muhteşemlikte, kahramanlıkla ölmüştü. Böylece iki kadın da kendi seçtikleri alanlarda zafer kazanmış oldular, gerçekçi Elizabeth, tarih sayfalarını; romantik Mary ise, şiir ve efsaneleri fethetti.”
    Stefan Zweig, Marie Stuart

  • #11
    Theodore Zeldin
    “Tüm cevapları bulmak gibi beklentisi olmayan sonsuz bir yola koyulmak, belirli bir hedefe doğru yolculuk yapmaktan daha ufuk açıcı olmuştur her zaman; çünkü böylelikle önceden belirlenmiş hedeflerden çok daha tatmin edici yan yollara sapma özgürlüğü kalır insanın.”
    Theodore Zeldin, The Hidden Pleasures of Life: A New Way of Remembering the Past and Imagining the Future

  • #11
    Virginia Woolf
    “I told you in the course of this paper that Shakespeare had a sister; but do not look for her in Sir Sidney Lee’s life of the poet. She died young—alas, she never wrote a word. She lies buried where the omnibuses now stop, opposite the Elephant and Castle. Now my belief is that this poet who never wrote a word and was buried at the cross–roads still lives. She lives in you and in me, and in many other women who are not here to–night, for they are washing up the dishes and putting the children to bed. But she lives; for great poets do not die; they are continuing presences; they need only the opportunity to walk among us in the flesh. This opportunity, as I think, it is now coming within your power to give her. For my belief is that if we live another century or so—I am talking of the common life which is the real life and not of the little separate lives which we live as individuals—and have five hundred a year each of us and rooms of our own; if we have the habit of freedom and the courage to write exactly what we think; if we escape a little from the common sitting–room and see human beings not always in their relation to each other but in relation to reality; and the sky. too, and the trees or whatever it may be in themselves; if we look past Milton’s bogey, for no human being should shut out the view; if we face the fact, for it is a fact, that there is no arm to cling to, but that we go alone and that our relation is to the world of reality and not only to the world of men and women, then the opportunity will come and the dead poet who was Shakespeare’s sister will put on the body which she has so often laid down. Drawing her life from the lives of the unknown who were her forerunners, as her brother did before her, she will be born. As for her coming without that preparation, without that effort on our part, without that determination that when she is born again she shall find it possible to live and write her poetry, that we cannot expect, for that would he impossible. But I maintain that she would come if we worked for her, and that so to work, even in poverty and obscurity, is worth while.”
    Virginia Woolf, A Room of One’s Own

  • #12
    Virginia Woolf
    “The history of men's opposition to women's emancipation is more interesting perhaps than the story of that emancipation itself.”
    Virginia Woolf, A Room of One’s Own

  • #13
    Theodore Zeldin
    “Çoğu medeniyet ve çoğu din, içsel olarak iki vizyon arasında çatışma yaşamıştır. Bunlardan biri, medeniyeti şehir-kale olarak gören yaklaşımdır, duvarlarla çevrilidir, kendisini barbarlara karşı korur ve dış dünyanın kötülüklerini reddeder. Diğer yanda ise şehir-liman yaklaşımı vardır, her daim sahip olmadığı şeyin peşindedir, yabancılarla ticaret yaparak daha iyi bir yaşamın yollarını arar ve nereye götüreceği konusunda fazla endişeye kapılmadan yenilikleri ithal eder. Bu, yaşamı basitleştirilmiş halde isteyenlerle, yaşamı farklılık ve karmaşıklık karışımı olarak kabul edenler arasındaki ayrımdır.”
    Theodore Zeldin, The Hidden Pleasures of Life: A New Way of Remembering the Past and Imagining the Future

  • #14
    Theodore Zeldin
    “Aşırı dindarlık, iki farklı şekilde çıkar karşımıza; birincisinde dünyadan günahı silmeyi amaçlayarak kendi fikirlerini herkese empoze etmeye çalışır; diğerinde ise tehlikeli etkilerden arınmış, içine kapalı bir varoluşa ulaşabilmek için kendini dünyanın günahkarlığından uzaklaştırır.”
    Theodore Zeldin, The Hidden Pleasures of Life: A New Way of Remembering the Past and Imagining the Future

  • #15
    Theodore Zeldin
    “Anlamak, anlaşmazlığı ortadan kaldırmaz, ama anlaşmazlığı zenginlik veren bir deneyime dönüştürür; insanda, insanlığın çeşitliliğinin gizemli dünyasına kabul edildiğine ve yalnızca kısmen yaşıyor olmaktan kurtulabileceğine dair bir his yaratır.”
    Theodore Zeldin, The Hidden Pleasures of Life: A New Way of Remembering the Past and Imagining the Future

  • #16
    Theodore Zeldin
    “Din eskiden şiirseldi. Ancak baskılar altında nesre dönüştü. Bilimle aynı boks ringine girdiğini düşündü ve tanınmaz hale geldi.”
    Theodore Zeldin, The Hidden Pleasures of Life: A New Way of Remembering the Past and Imagining the Future

  • #17
    Theodore Zeldin
    “Karşılıklı hoşgörü değilse bile karşılıklı bilgi, sözde medeniyetler çatışmasına verilecek bir cevaptır; ancak aslında cevabın yarısı, hatta üçte biridir. Çünkü bilgi her zaman şüphe ve belirsizlik yüzünden sınırlanır ve şüphe duymak da tatmin edici bir sanata dönüştürülememiştir henüz. Ve bilgi, tıpkı yemek gibi, kimin pişirdiğine, nasıl servis edildiğine ve yiyecek kişinin öncesinde neler yediğine bağlı olarak farklı bir lezzete ve görünüme bürünür. Bilgi, çiğ değildir hiçbir zaman. Bilgiyi pişirmek ve yemek belki de tüm sanatların en zorudur.”
    Theodore Zeldin, The Hidden Pleasures of Life: A New Way of Remembering the Past and Imagining the Future

  • #18
    Tezer Özlü
    “İnsanın başkalarına söylemek istedikleri kendi duymak istedikleridir.Yazdıkları,okumak istedikleridir.Sevmesi sevilmeyi istediği biçimdedir.”
    Tezer Özlü, Kalanlar

  • #19
    Sogyal Rinpoche
    “Perhaps the deepest reason why we are afraid of death is because we do not know who we are. We believe in a personal, unique, and separate identity — but if we dare to examine it, we find that this identity depends entirely on an endless collection of things to prop it up: our name, our "biography," our partners, family, home, job, friends, credit cards… It is on their fragile and transient support that we rely for our security. So when they are all taken away, will we have any idea of who we really are?

    Without our familiar props, we are faced with just ourselves, a person we do not know, an unnerving stranger with whom we have been living all the time but we never really wanted to meet. Isn't that why we have tried to fill every moment of time with noise and activity, however boring or trivial, to ensure that we are never left in silence with this stranger on our own?”
    Sogyal Rinpoche, The Tibetan Book of Living and Dying

  • #20
    Katherine Arden
    “Things are or they are not, Vasya,” he interrupted. “If you want something, it means you do not have it, it means that you do not believe it is there, which means it will never be there. The fire is or it is not. That which you call magic is simply not allowing the world to be other than as you will it.”
    Katherine Arden, The Girl in the Tower



Rss