Bu Hikâye Senden Uzun Osman Quotes
Bu Hikâye Senden Uzun Osman
by
Aylin Balboa3,676 ratings, 4.13 average rating, 464 reviews
Bu Hikâye Senden Uzun Osman Quotes
Showing 1-30 of 34
“Savaşmayı bırakan insana kim ne yapabilir ki? Yenilmek kadar büyük özgürlük yok, şimdi kazananlar düşünsün Osman.”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
“Nelerden korktuğumuzu, neleri istediğimizi, neleri sevdiğimizi, neleri sevmediğimizi belirlemişiz. Bu sınırların dışına çıkarsak yanlış bir şey yapacakmışız gibi hissediyoruz. Kendimize "Ben" adında bir hapishane yapmışız, bir türlü tahliye olamıyoruz Osman.”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
“Geceleri kafayı yastığa koyduğunda kalbin, vicdanın rahatsa, işte o geceler dünyanın en kutlu geceleriymiş. Dinlerken boş boş konuşuyorlarmış gibi geliyordu ama ihtiyarlar haklıymış buna inanabiliyor musun? Bir de şunlar varmış: Büyük bir savaş görmüş hiç kimse, artık görmemiş gibi yapamazmış. Bir savaştan çıkmış hiç kimse, artık aynı kişi olamazmış. Kazanmak kaybetmek gibi olaylar komple yalanmış. En önemlisi, "Ben elimden geleni yaptım" kadar güzel cümle yokmuş, tam buradan devam edeceğiz Osman.”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
“Zamanında Karadeniz dağlarına yaptığım kısa seyahatte, ölen birinin ardından "Uçtu" dediklerine şahit olmuştum. Sarp yamaçlarda çay toplarken uçurumdan düşen bir kadının ardından söylemişlerdi. Rahmetlinin düşüşüyle değil, uçuşuyla ilgilenmeleri çok hoşuma gitmişti. Başka bir yerde de, gidenlerin ardından "Öldü" demek yerine "Yaşadı" dediklerini duymuştum. Bak düşün, nasıl da farklılar değil mi?”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
“Artık çok da umurumda değil çünkü. Her geçen günün bizi kendi cenazemize yaklaştırdığı bilgisini önbellekte tu tunca hiçbir şey çok mühim değil. Acele etmem gereken bir şey olduğunu zannetmiyorum. Kafam nasıl rahatladı anlata mam... Yarışı bıraktım, şampiyonluk turu atıyorum Osman.”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
“Olacakları kontrol edebileceğimizi sanmak da ne büyük ego. Neyimize bu kadar güveniyoruz bilmiyorum. Her şeyi doğru planlarsak yollar bizi tam istediğimiz yere çıkarır sanıyoruz. Sonra hiç beklenmeyen bir anda bir olay küüt diye gelip hayatının ortasına tosluyor, bütün planlar dağılıyor. Oluyor yani bunlar. Kimse kendini bir şey sanmasın, bizden büyük hayat var Osman.”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
“Zamanında, hazır imkânımız varken öyle güzel oyunlar oynadık diye çok seviniyorum. Hayatın insanın elinden neyi, ne zaman alacağı hiç belli olmuyor. Mümkünken gülmek, akarken doldurmak gerekiyor.”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
“Bu sakinlik televizyonu açana kadar sürüyor. Cennet vatanımızın politik gündeminden saçlarım beyazladı, sinirden yatak sardım, kaputumdan dumanlar çıkartıyorum. Ülkenin hali hal değil, bu olanlar yalnız başına taşınacak gibi değil. Gelip biraz destek atsan ne güzel olur Osman, ben kaldıramıyorum.”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
“İşleri akışına bırakayım diyorum ama Termodinamiğin İkinci Yasası’ndan çok korkuyorum. Evrende kendi haline, doğal şartlara bırakılan tüm sistemler zamanla doğru orantılı olarak düzensizliğe, dağınıklığa ve bozulmaya doğru gider, bak, kapı gibi bilimsel kanıtlarla konuşuyorum.”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
“Kavga etsek belki biraz rahatlarım. Ancak kavga belli bir samimiyet gerektirir. Seninle o kadar samimi olduğumuzu düşünmüyorum. Halbuki ben gerektiğinde başımı omzuna koyabileceğim birini değil, sinirlendiğimde direktoman kafayı koyabileceğim birini arıyorum. Sana kafa göz dalamadığım için bir türlü sakinleşemiyorum, ben ayrılmak istiyorum Osman.”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
“Zaman denilen şeyle ne kadar büyük bir husumetim olduğunu bir türlü anlamayıp beni kendi zamanına ayarlamaya çalıştığın için de senden ayrılmak istiyorum Osman, olmuyor, ben çok yıprandım.”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
“Gerçekler çoğunlukla acı, her zaman özgürleştiricidir. Bak, sana felsefenin temel ilkeleriyle konuşuyorum. Ben o kayayı sırtımda taşımak yerine, önüme koydum heykel gibi yontuyorum. Bir şeye benziyor mu
bilmiyorum ama eserimle gurur duyuyorum Osman.”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
bilmiyorum ama eserimle gurur duyuyorum Osman.”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
“Artık hiçbir şeyle kavga etmek gelmiyor içimden. Ellerimi kaldırdım, teslim oluyorum. Savaşmayı bırakan insana kim ne yapabilir ki? Yenilmek kadar büyük özgürlük yok, şimdi kazananlar düşünsün Osman.”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
“Neresinde kaldığımı unutmayayım diye değil, tam neresinde vazgeçtiğimi hatırlayayım diye sayfayı köşesinden katlayıp rafa kaldırıyorum, yani artık istemiyorum Osman.”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
“Gerçekler çoğunlukla acı, her zaman özgürleştiricidir.
Bak, sana felsefenin temel ilkeleriyle konuşuyorum. Ben o kayayı sırtımda taşımak yerine, önüme koydum
heykel gibi yontuyorum. Bir şeye benziyor mu
bilmiyorum ama eserimle gurur duyuyorum Osman.”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
Bak, sana felsefenin temel ilkeleriyle konuşuyorum. Ben o kayayı sırtımda taşımak yerine, önüme koydum
heykel gibi yontuyorum. Bir şeye benziyor mu
bilmiyorum ama eserimle gurur duyuyorum Osman.”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
“Kendimizi sabit, katı, değişmez bir şey sanıyoruz. Kim olduğumuzla ilgili fikirlerimiz ve kararlarımız var. Nelerden korktuğumuzu, neleri istediğimizi, neleri sevdiğimizi, neleri sevmediğimizi belirlemişiz. Bu sınırların dışına çıkarsak yanlış bir şey yapacakmışız gibi hissediyoruz. Kendimize “ Ben” adında bir hapishane yapmışız, bir türlü tahliye olamıyoruz Osman.”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
“Olduğunu sandığı kişiye tutunup asla sınırlarının dışına çıkamayan insanlar için üzülüyorum artık. "Ben şöyle biriyim, ben böyle biriyim" diye boyuna konuşmalarına da tahammül edemiyorum. Hiç sınanmadıkları durumlarla ilgili kesin bir biçimde "Ben olsam şöyle yapardım" dediklerin deyse artık anlattıklarını hiç ciddiye alamıyorum. Hayat yeri gelince insanın ağzını burnunu öyle bir yamultur ki, feleğini şaşarsın. İnsan söyledikleri değil, yaptıklarıdır Osman.”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
“Korku larımızın ve arzularımızın altını kısabilirsek biraz daha mut lu yaşayabiliriz Osman.
"Bunu nasıl yapacağız?" diyebilirsin. Ben olsam derdim. Cevap tam da bu "Ben" dediğimiz şeyde galiba. Kendimi zi sabit, katı, değişmez bir şey sanıyoruz. Kim olduğumuz la ilgili fikirlerimiz ve kararlarımız var. Nelerden korktu ğumuzu, neleri istediğimizi, neleri sevdiğimizi, neleri sevmediğimizi belirlemişiz. Bu sınırların dışına çıkarsak yanlış bir şey yapacakmışız gibi hissediyoruz. Kendimize "Ben" adında bir hapishane yapmışız, bir türlü tahliye olamıyoruz Osman.”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
"Bunu nasıl yapacağız?" diyebilirsin. Ben olsam derdim. Cevap tam da bu "Ben" dediğimiz şeyde galiba. Kendimi zi sabit, katı, değişmez bir şey sanıyoruz. Kim olduğumuz la ilgili fikirlerimiz ve kararlarımız var. Nelerden korktu ğumuzu, neleri istediğimizi, neleri sevdiğimizi, neleri sevmediğimizi belirlemişiz. Bu sınırların dışına çıkarsak yanlış bir şey yapacakmışız gibi hissediyoruz. Kendimize "Ben" adında bir hapishane yapmışız, bir türlü tahliye olamıyoruz Osman.”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
“Başka bir yerde de, gidenlerin ardından "Öldü" demek yerine "Yaşadı" de diklerini duymuştum. Bak düşün, nasıl da farklılar değil mi? Olayların etkisi, tamamen bizim onu nasıl tarif ettiğimiz le ilgili. Öldü, düştü, parçalandı diye anlattığında trajik ola cak bir şey, uçtu dediğinde bambaşka bir his bırakıyor. Ar tık seçtiğim kelimelere daha çok dikkat ediyorum. Umarım zamanı geldiğinde benim ardımdan da "Yaşadı ve uçtu" der ler Osman.”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
“Yaşamımın sürekli talihsiz bir kaza nedeniyle değişmesin den çok yorulsam da artık bununla kavga etmiyorum. Artık hiçbir şeyle kavga etmek gelmiyor içimden. Ellerimi kaldır dım, teslim oluyorum. Savaşmayı bırakan insana kim ne ya pabilir ki? Yenilmek kadar büyük özgürlük yok, şimdi kaza nanlar düşünsün Osman.”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
“Dünyadaki bütün oksijen bir anda bitmiş gibi hissettiğin oluyor mu bazen senin de? Panik atak diyorlar ama tam öy le değil bence. Aşırı yüklenmeden dolayı kilitlenmek. Bey nimiz, o bedenin kullanıcısı olan bize, "Hoop birader, yavaş ol! Böyle devam edersen sistem çökecek, yakacaksın hepi mizi, rica ederim bir kendine gel" demeye çalışıyor. İşte öyle anlarda kendini kapatıp açmayı bir başarırsan gerisi ken diliğinden halloluyor Osman.”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
“Bir hayattan daha sağ kurtulmuş gibi hissediyorum ken dimi. Bernhard, yine Kiler'de şöyle bir şey de söylüyor: "Ge leceğim olmadığına dair önceki inancım yok olmuştu, artık geleceğim olabileceğine inanmıştım ve aniden her şey ben de hayranlık uyandırmaya başlamıştı ki çok uzun zaman ön ce kaybolup gitmiş bir duyguydu bu. Eskiden çoğu kez yaptığım gibi, kendimi bir geleceğim olacağına ikna etmem ge rekmiyordu artık, bir geleceğim vardı. Yaşamıma yeniden kavuşmuştum ve onu yeniden avuçlarımın içine almıştım." Ben de tam böyleyim şimdi işte. Yine hayatımı kurtardım, ben olmasam ayvayı yemiştim cidden. Ben bu kendimin hakkını nasıl öderim hiç bilmiyorum Osman.”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
“Unutmak da tuhaf mesele. Hayatta kalabilmek için birçok şeyi unutmak zorundayız. Geçtiğimiz kış, çok korkunç diş ağnsı çektim mesela. Şimdi düşününce nasıl şiddetli ağrıdı ğını hatırlıyorum ama o ağrının nasıl bir şey olduğunu ha tırlayamıyorum. Örneği fiziksel bir ağrıdan versem de söy lemeye çalıştığım şeyi anladığım tahmin ediyorum. Herhan gi bir konuda, her hatırlamada aynı ağrıları çekiyor olsak ya şamak dayanılmaz olurdu. Düzeneğimizin bizi koruyan ve kollayan bu şefkatli numarasına bayılıyorum. Yalnız ben bu unutma işinde biraz fazla ileri gitmişim, beynimi unutmak için o kadar acımasızca eğitmişim ki, artık lazım gelen şeyleri de hatırlayamıyorum. Geçmiş bulanık bir nehir gibi içimden akıp gitmiş... Altında kaldığım taşların ağırlığım biliyorum da mevzu tam olarak neydi bir türlü çıkaramıyorum Osman.”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
“Bazen saatlerce internetten uzaydaki uyduların canlı ya yın akışlarını izliyorum. Her şeyin olağanüstü bir olağan lıkta akması, o sonsuz boşlukta hiçbir şey olmaması ruhu ma iyi geliyor, sakinleşir gibi oluyorum. Bu sakinlik televiz yonu açana kadar sürüyor. Cennet vatanımızın politik gün deminden saçlarım beyazladı, sinirden yatak sardım, kapu tumdan dumanlar çıkartıyorum. Ülkenin hali hal değil, bu olanlar yalnız başına taşınacak gibi değil. Gelip biraz destek atsan ne güzel olur Osman, ben kaldıramıyorum.”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
“Bu ara sık sık o yalnız balinayı düşünüyorum. Hani diğer tüm balinalardan farklı frekansta bir ses çıkardığı için hiçbiri tarafından duyulmayan, yıllardır okyanusta tek başına dolaşan o kimsesiz balinayı. Herkes aynı şarkıyı söylemek zorunda değil ki. Bunun bedelinin bu kadar ağır olmasına çok kızıyorum. O balinaya büyük bir şefkat duyuyorum, ben ayrılmak istiyorum Osman.”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
“Kuyuya sarkan bir ip varsa ya düğümler kendini asarsın ya da tırmanıp yukarıya çıkarsın. Seçenekleri bu ikisine indirdiğinde karar vermek nasıl da kolaylaşıyor değil mi ?”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
“Bireysel düzlemde başımıza ne geliyorsa, kendimizi bu kadar kurcalamaktan geliyor bence. İnsan denilen makine çok bızıklanınca bozuluyor.
Herkes gibi benim de işin içinden çıkamadığım,umutsuzluğun doruklarında gezindiğim zamanlar oluyor. Ancak önceye ya da sonraya takılıp kendimi harap etmemeye uğraşıyorum.Bu günden başka hiçbir güne yüz vermiyorum. Biliyorsun ki geçmişi sevmem, gelecekle işim olmaz.”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
Herkes gibi benim de işin içinden çıkamadığım,umutsuzluğun doruklarında gezindiğim zamanlar oluyor. Ancak önceye ya da sonraya takılıp kendimi harap etmemeye uğraşıyorum.Bu günden başka hiçbir güne yüz vermiyorum. Biliyorsun ki geçmişi sevmem, gelecekle işim olmaz.”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
“Camdan bir kavanoza kıstırılmış sinek gibi boşa kanat çırptığımı düşünüyorum çoğu zaman. Belki de bu yüzden sabahları, bütün gece inşaata kum çekmiş gibi yorgun uyanıyorum. Hiçbir şeyin değişmemesi bir taraftan konforlu ama öte
yandan çok bunalıyorum. Dertsiz bir hayat
olmayacağını biliyorum da, ben artık başka dertlerle boğuşmak istiyorum”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
yandan çok bunalıyorum. Dertsiz bir hayat
olmayacağını biliyorum da, ben artık başka dertlerle boğuşmak istiyorum”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
“Tam bu noktada, “İşte o anda anladım ki” gibi beylik bir ifade tonuna geçip bu hikâyeden çıkarılacak dersi anlatmaya başlamam gerekir belki. Yok ama,ders mers yok, hayat böyle bir yer değil. İnsan istiyor ki, her şey birbiriyle bağlantılı olsun, işaretleri takip ederek bir sonuca ulaşılsın ve o anda bir aydınlanma yaşansın.Ama olmuyor.”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
“Geceleri uykumdan uyanıp da yanımda kendimi görünce korkudan aklım çıkıyor. Onca yıllık kendimim, hâlâ kendime alışamadım.
Yani ben henüz kendimle ilgili oryantasyon sürecimi tamamlayamamışken bir başkasına alışmamı beklemek delilik olur”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
Yani ben henüz kendimle ilgili oryantasyon sürecimi tamamlayamamışken bir başkasına alışmamı beklemek delilik olur”
― Bu Hikâye Senden Uzun Osman
