Öyle miymiş? Quotes
Öyle miymiş?
by
Şule Gürbüz479 ratings, 3.97 average rating, 67 reviews
Öyle miymiş? Quotes
Showing 1-11 of 11
“anlamıştım ki dünya paylaşılmış. kimin hangi parçayı elinde tuttuğu, onunla ilgili ne bildiği ve tuttuğunun ne değerde olduğu diğerlerine malum değildi. kulak duyduğuyla mamur, göz gördüğüyle mağrur, beden gidebildiği yer ve gerilebildiği kadarıyla mağmumdu. parça parça olan ülkeler, nehirler değil,ayrı olan diller değildi. o kalın çizgiler, kahverengi yükseklikler ve sınırlar coğrafi haritaya ait değildi. her şey böyle aşikar değildi. her ruhun vatanı var, onu bulmak veoraya ne kadar çorak veuzak olsa da gidip yerleşmek, oranın lisanını öğrenmek zorunda, ne denildiğini anlamak, ağıtları çözmek zorunda. bu yolculuğa çıkmak zorunda, kendi vatanında ölmek zorunda. ölebilmek zorunda. ölmeyi kolaylamak zorunda, ölmeyi anlamak zorunda. tamam da, nasıl yaşanacak, nasıl yaşanacak, nasıl yaşanacak, böyleyse neden yaşanacak, neden yaşanacak, ölebilmek için mi? ölebilmek için yaşanacak. yaşayabilmek ölebilmenin, yerinde yurdunda ve kendin olarak ölebilmenin yolunu açarsa yaşanabilmiş olacak.”
― Öyle miymiş?
― Öyle miymiş?
“..."Hikayelere inanın," dendi.Bu söze iman eden,her hikayeye ve şiire inanana şimdi inanan nerde?Hikayeler ondan bir parça olarak değil uzaktan,başkasının anısı olarak seviliyor.Acı başkasının ise ders ve ibret,başında ise bela telakki ediliyor.Hangi acı yukarı taşımak için hangi başa konacak,başın üstü sürekli düzeltiliyor,derdin yuvası bozuluyor...”
― Öyle miymiş?
― Öyle miymiş?
“...Bilmem ki söyleyeyim,acaba bilsem söyleyebilir miyim,insanın bildikleri söyleyebildikleri midir?Yoksa bilmek feryat mıdır,bilmek söze mi dökülür göze mi,gözden mi dökülür,bu dökülenler nelerdir,birikir mi,kurur mu?...”
― Öyle miymiş?
― Öyle miymiş?
“Sağlık, mideni ve diğer her şeyini hissetmemek ama onların işlerinin başında olması demekmiş, yaşamak da, yaşadığının farkında olmamakmış, öyle dediler, demediklerinde de böyle yaptılar.”
― Öyle miymiş?
― Öyle miymiş?
“Hayat yaşadığını bilmeden, belki zaman zaman bir ışık ve başkalık sezerek ama genelinde gördüklerine şaşmayarak her şeyin her şeyi kabul etmesi idi.”
― Öyle miymiş?
― Öyle miymiş?
“Niye acı çektiğini bilmeden acı çekmek ve bunların hiçbir yere ve hiçbir şeye ulaşmaması beni kendi acımın bile yanında yabancı bıraktı.”
― Öyle miymiş?
― Öyle miymiş?
“...Bu sanılarım o zaman sanı değil bilgi idi.Yalan ya da hayal öyle olmadığı ortaya çıkana kadar bilgi,gerçek idi.Sonra gerçeklikten ve geçerlilikten emekli ediliyor ve yerine daha genç ve sathi,hiç insanın benliğinde sallanıp yürek kabartmamış yeni sanılar zanlar geliyor, yerleşiyordu.Bunlar da yeni hayaller, oyalanmalardı,insan onları da kendinden emekli ediyordu.İnsan zanların,oyalanmaların ve zehhapların devletiydi.Onları yaşatıp,işletip mevki sahibi yapıyor emekli ediyor,kendisi gün günden köhneleşiyor eski sarı bir binaya dönüyordu.Eğer ufuk sahibi ise elinden geçenlerin durdukları ve geçtikleri ve şimdi gittikleri yerde ne olduklarını biliyordu...”
― Öyle miymiş?
― Öyle miymiş?
“...Okuduklarımla aramda entelektüel olmayan, duygusal olmayan,ilmi hiç olmayan,zevkli olmayan bir ilişki vardı.Ben kitaplarda yaşadığım hayatta ve yaşadıklarını söyleyen,canlı oldukları iddiasında olanların hayatında olmayan gizli ve gerçek şeyleri bunlar her ne olur olsun görüyor,haberdar oluyordum.Yani işin aslından haberdar oluyordum. Bu haberdar olma hali bir gizi öğrenmenin sevincini ya da bir meseleyi çözmenin rahatlığını değil işlerin hiç de öyle olmadığının, olamayacağının bilgisini bana veriyordu...”
― Öyle miymiş?
― Öyle miymiş?
“...Ben kimin örneğiydim peki,benden akanları onun yağdırdıkları ancak temizliyor başka yere taşıyor en kötüsü karıştırıyordu.Ben kanıyordum,o temizliyor,üstünü örtüyor,tepeden bakıyordu.Gök bana hep tepeden baktı.Ben bazen ezilsem de onun yani göğün bunu da tabi karşıladığını gördüm.O hep bir örtüydü de ben hep örtülmesi gerekendim.O hep örterken bir tarafımı da açıkta ya da ıslak bırakırdı da yine görünürdüm...”
― Öyle miymiş?
― Öyle miymiş?
“...bilen değil de artık sormayan,şaşırmayan ama susan,bilemeyeceği bilgisi ile terbiye edilmiş ve terbiyesinden artık yüzünü acıdan başka yerlere çeviren ve bakmayan,insan değil mi zaten olmakta olanın içine katılan ve bu katıldığı yerde ne ise o olan...”
― Öyle miymiş?
― Öyle miymiş?
“...Derdi söze hapsedilebilir olan daha dertle tanışmış mıdır ya da o seven,her şeyi alabildiğine seven ama sorulsa neyi sevdiğini söyleyemeyen Fuzuli'nin sarhoşluğuna bir an için yanaşmış mıdır?...”
― Öyle miymiş?
― Öyle miymiş?
