Eli ✨ > Eli ✨'s Quotes

Showing 1-28 of 28
sort by

  • #1
    “Tavsiyemi dinle, Lara Jean. Evet demek istediğin zamanlarda asla hayır deme.”
    Jenny Han, Always and Forever, Lara Jean

  • #2
    “Tahtaya vurmanın anlamı ne ki?" Babam canlandı. "Aslında bu inanış Yunan mitolojisinden geliyor. Yunan efsanelerine göre ağaçlarda orman perileri yaşıyordu ve insanlar korunmak için onlardan yardım alıyorlardı. Yani tahtaya vurunca kaderi öfkelendirmeden biraz koruma eklemiş oluyorsun.”
    Jenny Han, Always and Forever, Lara Jean

  • #3
    “Böyle mi oluyordu? Aşık oluyordunuz ve artık hiçbir şey korkutucu gelmiyor, hayat gözünüze koca bir olasılık gibi mi görünüyordu?”
    Jenny Han, Always and Forever, Lara Jean

  • #4
    “Peter'ı o kadar seviyordum ki ağlayabilirdim.”
    Jenny Han, Always and Forever, Lara Jean

  • #5
    “Cehennemin en sıcak yerleri kriz anında tarafsızlığını koruyanlar için ayrılmış," dedim...”
    Jenny Han, Always and Forever, Lara Jean

  • #6
    “Bu kez kaşlarını çatan bendim. "Tabii mi? Bu kadar kolay mı? Hayatının en büyük kararı ve sen sadece tabii mi derdin?"
    "Evet çünkü kendimden eminim."
    Ona doğru eğilip avuçlarımı pürüzsüz yanaklarına koydum. "Hâlâ çocuk olduğunu böyle anlıyorum işte. Kendinden çok eminsin.”
    Jenny Han, Always and Forever, Lara Jean

  • #7
    “Hiç çıkmamış olsak da John'u yeniden görmek, eski erkek arkadaşı görme hissi uyandırmıştı. Hüzünlü bir his. Tanıdık ama biraz tuhaftı çünkü aramızda söylenmemiş o kadar çok şey vardı ki...”
    Jenny Han, Always and Forever, Lara Jean

  • #8
    “Son dans.
    ikimizde sessizdik. Henüz bitmemişti. Önümüzde koca bir yaz vardı. Ama lise, ikimizin buradaki birlikteliği, bugünkü Lara Jean ve Peter kısmı bugün sona eriyordu. Bir daha asla bu şekilde olmayacaktık.”
    Jenny Han, Always and Forever, Lara Jean

  • #9
    “Peter elimi kalbine koydu. "Birlikte kalalım," diye şarkıya eşlik etti. Sesi berrak ve netti; onunla ilgili sevdiğim her şeydi.”
    Jenny Han, Always and Forever, Lara Jean

  • #10
    “Okulun bitmesi hep farklı hissettirirdi. Her yıl aynıydı ama bu yıl bu his katlanmıştı çünkü gelecek yıl olmayacaktı. Her şey sona ermiş gibi bir hava vardı. Öğretmenler şort ve tişörtle derse giriyorlardı. Masalarını temizlerken bize film açıyorlardı. Kimsenin bir şeyleri daha fazla umursamaya enerjisi yoktu. Artık hepimiz gün sayıyor, vakit geçiriyorduk. Herkes hangi okula gideceğini biliyordu ve sanki her şey geride kalmıştı. Hayat aniden aynı anda hem yavaş hem de hızlı ilerliyor gibiydi. Aynı anda iki yerde olmak gibi.”
    Jenny Han, Always and Forever, Lara Jean

  • #11
    “Dolabımı boşaltmam çok zamanımı aldı. Peter'ın yazdığı, sakladığım bazı notları buldum ve kupür albümüme koyabilmek için dikkatlice çantama attım. Eski bir gofret. Tozlu, siyah saç tokaları; ki bu oldukça ironikti çünkü ihtiyacınız olduğunda onları asla bulamazdınız.”
    Jenny Han, Always and Forever, Lara Jean

  • #12
    “Dün babamın evine gittim," dedi.
    Gözlerim fal taşı gibi açıldı. "Öyle mi?"
    "Evet. Beni ve Owen'ı yemeğe davet etti. Ben gitmeyecektim ama Owen gelmemi isteyince hayır diyemedim."
    Uzanıp başımı göğüsüne koydum "Nasıl geçti?"
    "Iyiydi sanırım. Güzel bir evi var." Bir şey söylemedim; devam etmesini bekledim. Çok uzun gibi gelen bir duraksamanin ardından konuştu. "Hani bana izlettigin eski bir film vardı ya, zavallı çocuk burnunu cama dayayıp içeri bakıyordu? Işte öyle hissettim."
    Bahsettiği "eski film", Willy Wonka ve Çikolata Fabrikası'ydı. Charlie'nin diğer çocukların şeker dükkanında kendilerinden geçmelerini izlediği ama parası olmadığı için içeri göremediği sahneydi.”
    Jenny Han, Always and Forever, Lara Jean

  • #13
    “... kepimin çantamda olup olmadığını kontrol ettim. Bugün liseden mezun olacaktım. Bu fikir aklıma siziverdi: büyümek.”
    Jenny Han, Always and Forever, Lara Jean

  • #14
    “Ben erkeğimi her gün görmekten hoşlanıyorum. Neler yaptığını merak etmek istemiyorum. Sahiplenici biri miyim? Evet. Ama aynı zamanda her günün sonunda o gün neler yaptığımızı anlatmak istemiyorum. Onun günlük yaşamının bir parçası olmalıyım, o da benim yaşamımın bir parçası olmalı.”
    Jenny Han, Always and Forever, Lara Jean

  • #15
    “Tekneye dolan deniz suyu gibi, mesafe kendini yavaş yavaş hissettirmisti; biz farkına varmadan. Iliskimizi kurtarmıştık ama biz kardeştik. Kardeşler her zaman birbirlerine dönmenin bir yolunu bulurlardı.”
    Jenny Han, Always and Forever, Lara Jean

  • #16
    “duygularımız darmadağınık, hayallerimiz sis bulutunun içinde kaybolmaya yol tutmuş ve yüzsüzler yüzünü unutmuş”
    İsla Karakutu

  • #17
    Aykut Oğut
    “adamın biri sihirli lambayı bulur ve ovusturmaya başlar. kısa bir süre sonra kocaman bir cin belirir ve adama, üç dilek hakkı olduğunu söyler. adam oldukça uyanıktır ve cine şöyle der:
    - hayatta her istediğimi yapabilme, düşündüğüm her şeyi gerçekleştirebilme gücü istiyorum ve bu gücün hiç bitmemesini diliyorum.
    cin kısa bir duraklamadan sonra gülümseyerek adama bakar ve:
    "zaten sizde olan bir gücü size veremem" der.”
    Aykut Oğut

  • #18
    John Berger
    “cehennem kavramı -yanıkların verdiği acıdan olduğu ölçüde- ateşi ve her şeyi yutan, kül eden bir şey olarak görmelerinden doğmuştur.”
    John Berger, Ways of Seeing

  • #19
    John Berger
    “bakmak bir seçme edimidir.”
    John Berger, Ways of Seeing

  • #20
    John Berger
    “insanın bir şeye dokunması demek, kendisini o şeyle ilişkili bir duruma sokması demektir.”
    John Berger, Ways of Seeing

  • #21
    John Berger
    “karşıdaki tepeyi gördüğümüzü kabul edersek o tepeden goruldugumuzu de kabul etmemiz gerekir. görüşün iki yanlılığı konuşmaların iki yanliligindan daha baskındır.”
    John Berger, Ways of Seeing

  • #22
    John Berger
    “geçmiş hiçbir zaman olduğu yerde durup yeniden keşfedilmeyi, aynıyla, olduğu gibi tanınmayı beklemez. tarih her zaman belli bir şimdi'yle onun geçmişi arasındaki ilişkiyi kurar. demek ki şimdi'den korkmak eskiyi bulandirmaya yol açıyor. geçmiş içinde yaşanacak bir şey değildir.”
    John Berger, Ways of Seeing

  • #23
    John Berger
    “resimde yapısal bütünlük, imgenin güçlü olmasını sağlar.”
    John Berger, Ways of Seeing

  • #24
    Stefan Zweig
    “sana her şeyi, hepsini en baştan anlattığım için, anlatacağım için, senden rica ediyorum, beni dinleyeceğin bu çeyrek saat yüzünden yorulma, çünkü ben seni bütün bir hayat boyunca sevmekten yorulmadım.”
    Stefan Zweig, Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

  • #25
    Stefan Zweig
    “sadece yalnızlık çeken çocuklar tutkularını bütünüyle, dagilmaksizin koruyabilirler, ötekiler, duygularını başkalarıyla beraberlik atmosferinde gevezeliklerle harcarlar, yakinliklarla koreltirler, aşk hakkında çok şey okumuslardir, duymuşlardır ve aşkın ortak bir kader olduğunu bilirler.”
    Stefan Zweig, Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

  • #26
    “soyunup duşa giriyorum, uyuşmuş bir halde. su akıp gidiyor üzerimden; sanki bana değmeden, değemeden.”
    Piraye, Seyir

  • #27
    “o an zaten önemli olan resimler değil, oydu, artık "o" olmuştu. her şey bir anda o...”
    Piraye, Seyir

  • #28
    “Teşvikiye'nin her yerini ışıl ışıl kaplayan ve ışıkları yanıp sönen Noel ağaçları sarıyor birden bire sanki. tüm dünya ışıldıyor.”
    Piraye, Seyir



Rss