Küçük Yuvarlak Taşlar Quotes

Rate this book
Clear rating
Küçük Yuvarlak Taşlar Küçük Yuvarlak Taşlar by Melisa Kesmez
3,226 ratings, 4.32 average rating, 339 reviews
Küçük Yuvarlak Taşlar Quotes Showing 1-11 of 11
“Elif, sana bir şey diyeceğim. Ben senin babanım. Hâlâ. Sen de benim kızımsın. Sonsuza dek öyle kalacaksın. Seni çok seviyorum. Seni o kadar seviyorum ki, seni düşünürken içim gökyüzü kadar büyüyor, hayattaki her şey katlanır oluyor. Daha iyi biri yapıyor beni senin baban olmak.”
Melisa Kesmez, Küçük Yuvarlak Taşlar
“Benim annem öldü. Çok oldu. Ben küçükmüşüm. Bana olan şeyi pek hatırlamıyorum. Belki bu iyi bir şeydir. Ama annenin ölümü, alışması en zor şeyleden biri olmalı. Bizi taşıyan kabın devrilmesi gibi bir şey bu.”
Melisa Kesmez, Küçük Yuvarlak Taşlar
“ayaklarımın altında öğle güneşi ısınmış taş basamaklar, hortumdan akan suyun çizdiği yılankavi yollar, yere sürten çalı süpürgesinin sesi, annem avluyu yıkıyor, ben elimde bir papatya, seviyor- sevmiyor oynuyorum.”
Melisa Kesmez, Küçük Yuvarlak Taşlar
“paçuli kokuyordu. başkasında duysa irkilir insan ama bu eski koku onun nadide varlığını layıkıyla tamamlıyordu. zihnimde bir eski bahçe aydınlandı kollarında.”
Melisa Kesmez, Küçük Yuvarlak Taşlar
“her şey biteviye altımdan kayıp , üstümden uçup kaçmış, insanlar bir istasyona uğrayan trenler gibi ömrüme uğrayıp gitmiş, kimsecikler kalmamış ama gülsüm kocaman bir kaya gibi orada durmuş, yıllara ve yollara meydan okumuş, beni hiç bırakmamıştı....beni yine ters dönmüş böcek gibi debelenirken bulmuştu.”
Melisa Kesmez, Küçük Yuvarlak Taşlar
“Dizime kadar suya girip onun köpüklerini seyrediyorum, tuzlu su az evvel dikenlerin ısırdığı yerleri yıkıyor, anne ayaklarım çocuk ayaklarımın altındaki küçük yuvarlak taşları hatırlıyor. ‘Merhaba’ diyorum büyük anne denize fısıltıyla, ‘bak sana kimi getirdim.”
Melisa Kesmez, Küçük Yuvarlak Taşlar
“Geriye bakınca kızımın, gidişiyle beni asla göze alamayacağım büyük bir terk edişten koruduğunu görüyordum. Ben korkmuş, mutsuzluğumun içinde uyuşup kalmış, mutsuz olmaya alışmış, annelikten kaçamamıştım ama Elif benim isteksizliğimi, direncimi ve dolayısıyla beceriksizliğimi bizzat deneyimleyerek, altında perişan olduğum bu sorumluluğu benden alarak babasına teslim etmiş, birinin gönül rahatlığıyla kızı olabildiği yere gitmişti.

Çocuklar sağlam bir zemin arıyordu büyümek için. Dünyanın tekinsiz halleri karşısında yanlarında durunca kendilerini emin ellerde hissettikleri birini. Onları bırakmayacak, onlara "Merak etme, ben buradayım" diyecek biri. Gönül- süz ebeveynlik bir çocuğun başına gelebilecek en fena şeydi. Ben Elifin talihsizliğiydim. Mehmet ise onun başına gelmiş en güzel şeydi.”
Melisa Kesmez, Küçük Yuvarlak Taşlar
“Ama annenin ölümü, alışması en zor şeylerden biri olmalı. Bizi taşıyan kabın devrilmesi gibi bir şey bu.”
Melisa Kesmez, Küçük Yuvarlak Taşlar
“O uğursuz gece sabaha kadar odalar arasında dolanıyor, yatağa gelmiyor Mehmet. Bağırmıyor, bir kötü söz söylemiyor, kapıyı çarpıp gitmiyor, hiçbir şeyi duvara fırlatıp paramparça etmiyor. Sessizliğiyle yıkıp döküyor ortalığı. Öksürüyor biteviye. Söyleyemediği her şeyi sabaha kadar öksürüyor.”
Melisa Kesmez, Küçük Yuvarlak Taşlar
“-Sigaran var mı?
-Sen sigara mı içiyorsun?
"Bir şeyi tutuşturmam lazım.”
Melisa Kesmez, Küçük Yuvarlak Taşlar
“Sonra dönüp yüzüne bakınca anlıyorum, yok, şaka yapmıyor, gözlerini gözlerime dikmiş benden bir işaret, bir "Hadi!" bekliyor nefesini tutmuş. Korkuyorum o zaman. Sessiz kalıyorum. Ağzımı açarsam narin bir eşyayı devirip kırarmışım gibi geliyor. Sessizliğimi affettirmek, anı geçiştirmek için gözlerimi gözlerinden kurtarıp başımı omzuna yaslıyorum hemen. Mehmet'ten kaçmak için Mehmet'e saklanıyorum.”
Melisa Kesmez, Küçük Yuvarlak Taşlar