Kıyamet Emeklisi - Birinci Cilt Quotes

Rate this book
Clear rating
Kıyamet Emeklisi - Birinci Cilt Kıyamet Emeklisi - Birinci Cilt by Şule Gürbüz
236 ratings, 4.49 average rating, 46 reviews
Kıyamet Emeklisi - Birinci Cilt Quotes Showing 1-3 of 3
“Aziz oturur konuşurken de kendini ve izleyen ve dinleyenleri gözden geçirirken de birden dalgınlıkla anlattığına ve anlatışına kapılıp kendinden habersiz hale düşmekten korkuyordu. başarılı denen konuşmalardan sonra insanı kendinden utandıran yön bu olurdu zaten. kendinden bir şeyleri kaybederek doğrulurdu insan, her şeyini vermiş olurdu yani. bu kendini ele hatta yele vermekti, kaybetmekti. başkaları beğenirdi elbet, başkası an peşinde olandı zaten, sonrası kişiye aitti. dinleyenlerden ziyade anlatıcı olan kendini gözden kaybetmek istemiyordu bu yüzden, ama uyanıklığı ve uyutmaya çalışıp uyanık kalmaya gayrette olduğu da sezilmesin istiyordu. konuşurken kendine kendine kapılmak büyük tehlikeydi, dışarıyı tümden gözden kaybetmeye, kendi içine düşmeye sebep oluyordu. safları ve kibirlileri buluşturan ve karşılaştıklarında bunun burada ne işi var denilen pazar yeri de orasıydı. kendi içinden geçerken döne döne dönüşülen pazar, saf ve kibirlinin yani çürük ile fahiş fiyatlının hava karardığında birbirlerine bakakaldıkları akşam pazarıydı. gözleyecek kadar gözü dışarıda, kendinden haberdar olacak kadar da içeride kalmak en iyisiydi. etrafı tartarken de çok hızlı ama ihmalkâr olmamak gerekliydi. konuşurken kendine fazla kapılmamak için karşısındakinin yerine geçtiğinde bir oyuncu sahteliğine düşecek olduğunu fark ettiği an düşmeden koltuğa tutunması gerekiyordu. cezbedeyim derken kendi kendinden cezboluyor, tam da bu sıra izleyici ve dinleyici olduğunu unutarak doğal adam olup sırlı ve efsunlu yani kimselere benzemez olma halini kaybediyordu. s.30-31”
Şule Gürbüz, Kıyamet Emeklisi - Birinci Cilt
“insanın kendisi ile ilk irtibatları tuhaftır... s.44”
Şule Gürbüz, Kıyamet Emeklisi - Birinci Cilt
“insana nasıl girecek ama aslen yabancı bir beden lazımsa bir de geçmiş lazımdı ve tutarlı bir hikâye. beğenilecek olmasa da anlatılınca, "anlat" denince dinleyenin bir şeyleri hatta mümkünse her şeyi uç uca ekleyeceği bir geçmiş, şu şunun yüzünden, bu bundan, o oradan yürüme, öteki berikinden türeme, ya işte böyle, diyeceği bir şeyler lazımdı. insan çünkü anlamadan değil ama uydurmadan duramıyordu. insan, uyduracak ki varlığına inanılsın, uyduracak ki bir mindere oturtulsun, bilemiyorum, ne nasıl oldu, ben nasıl oldum bilemiyorum, demek olmaz. kendini sebepleriyle bilecek başkasına da anlatacaksın, başkası da ikna olacak, bazen senin sende atladığını o hemen bulup yerine koyacak. sebep ip demekmiş kelime manası olarak, yani ipi çeke çeke eline gelecek, sonuna ulaşılacak. s.42”
Şule Gürbüz, Kıyamet Emeklisi - Birinci Cilt