L'Autre Monde ou Les États et Empires de la Lune Quotes
L'Autre Monde ou Les États et Empires de la Lune: philosophie
by
Cyrano de Bergerac6 ratings, 3.00 average rating, 1 review
L'Autre Monde ou Les États et Empires de la Lune Quotes
Showing 1-10 of 10
“Eh, diriliş karşıtı çokbilmiş laflarınıza verecek bir cevabım yok. Tanrı yalan söylemez, ne dediyse doğrudur.”
“Yavaş olun bakalım. Daha şimdi 'Tanrı dediyse?' dediniz ama önce Tanrı'nın varlığını kanıtlamalısınız, zira ben onun varlığını katiyen reddediyorum.”
― L'autre monde; ou, Histoire comique des Etats et Empires de la Lune: Édition enrichie. Exploration philosophique et humoristique de la Lune dans la littérature du XVIIe siècle
“Yavaş olun bakalım. Daha şimdi 'Tanrı dediyse?' dediniz ama önce Tanrı'nın varlığını kanıtlamalısınız, zira ben onun varlığını katiyen reddediyorum.”
― L'autre monde; ou, Histoire comique des Etats et Empires de la Lune: Édition enrichie. Exploration philosophique et humoristique de la Lune dans la littérature du XVIIe siècle
“Siz inanmasanız da mucizeler gerçekleşmeye devam ediyor, hem de pek sık. Kendi gözlerimle tanık oldum. Mucizevi şekilde iyileşen yirmiden fazla hasta tanıdım."
“Bu insanların mucize vasıtasıyla iyileştiğini söylüyorsunuz. Oysa bilmediğiniz bir şey var: Hayal gücü, vücudumuza saldığı doğal bir merhemle bize saldıran tüm hastalıkların zararlı etkilerine karşı savaşıp onları defedebilir. Ağrıyla uyarılan hayal gücümüz, bu zehre karşı nerede hangi ilacı kullanacağını bulup bizi iyileştirir. İşte bizim doktorlarımızın hastalarına, beceriksiz sanılan usta doktorlar yerine usta sanılan beceriksiz doktorları tavsiye etmelerinin nedeni budur. Doktor, hayal gücümüzün sağlığımıza olumlu etki yapacağını düşünür. Ona göre, hayal gücümüz ilaçlarla azıcık bile desteklendiği sürece bizi iyileştirebilecek güçteyken hayal gücünün bu ilaçları kullanmaması, en güçlüsünü bile etkisiz bırakır. Dünyanızdaki ilk insanların, yüzyıllar boyunca hiçbir tıp bilgisi olmadan nasıl yaşadığına şaşıyor musunuz? Onların bünyesi sağlamdı ve bu evrensel merhem, henüz doktorlarınızın yazdığı ilaçlarla bozulmamıştı. Nekahete girmek için iyileşmeyi yürekten istemeleri ve hayal etmeleri yeterliydi. Hayalleri artık yeterince açık ve güçlü olduğunda, bu yaşamsal yağın içine dalacak, aktif olanlar pasiflerin yerini alacak ve hasta göz açıp kapayıncaya eskisinden bile iyi olacaktı. Bugün hâlâ şaşılacak şekilde tedavi gücü bulunsa da insanlar bunu mucizeye bağlıyor.”
― L'autre monde; ou, Histoire comique des Etats et Empires de la Lune: Édition enrichie. Exploration philosophique et humoristique de la Lune dans la littérature du XVIIe siècle
“Bu insanların mucize vasıtasıyla iyileştiğini söylüyorsunuz. Oysa bilmediğiniz bir şey var: Hayal gücü, vücudumuza saldığı doğal bir merhemle bize saldıran tüm hastalıkların zararlı etkilerine karşı savaşıp onları defedebilir. Ağrıyla uyarılan hayal gücümüz, bu zehre karşı nerede hangi ilacı kullanacağını bulup bizi iyileştirir. İşte bizim doktorlarımızın hastalarına, beceriksiz sanılan usta doktorlar yerine usta sanılan beceriksiz doktorları tavsiye etmelerinin nedeni budur. Doktor, hayal gücümüzün sağlığımıza olumlu etki yapacağını düşünür. Ona göre, hayal gücümüz ilaçlarla azıcık bile desteklendiği sürece bizi iyileştirebilecek güçteyken hayal gücünün bu ilaçları kullanmaması, en güçlüsünü bile etkisiz bırakır. Dünyanızdaki ilk insanların, yüzyıllar boyunca hiçbir tıp bilgisi olmadan nasıl yaşadığına şaşıyor musunuz? Onların bünyesi sağlamdı ve bu evrensel merhem, henüz doktorlarınızın yazdığı ilaçlarla bozulmamıştı. Nekahete girmek için iyileşmeyi yürekten istemeleri ve hayal etmeleri yeterliydi. Hayalleri artık yeterince açık ve güçlü olduğunda, bu yaşamsal yağın içine dalacak, aktif olanlar pasiflerin yerini alacak ve hasta göz açıp kapayıncaya eskisinden bile iyi olacaktı. Bugün hâlâ şaşılacak şekilde tedavi gücü bulunsa da insanlar bunu mucizeye bağlıyor.”
― L'autre monde; ou, Histoire comique des Etats et Empires de la Lune: Édition enrichie. Exploration philosophique et humoristique de la Lune dans la littérature du XVIIe siècle
“Ertesi sabah saat dokuz gibi şeytanım odama geldi ve ...'daki saraydan geldiğini, kraliçenin kızlarından birinin onu çağırıp beni soruşturduğunu, verdiği sözün hâlâ geçerli olduğunu, yani başka bir dünyaya gidecek olur ve onu da yanımda götürmek istersem beni canıgönülden takip etmek istediğini söylemiş. Bu habere şöyle devam etti:
“Beni asıl heyecanlandıran, bu seyahati Hristiyan olmak için yapmak istemesi. Ben de tüm gücümle ona yardım edeceğime, bu amaç için üç veya dört kişinin aynı anda binebileceği bir araç icat edeceğime söz verdim. Bugünden itibaren kendimi bu işe adıyorum. Bu yüzden ben yokken eğlenebilmeniz için işte size bir kitap bırakıyorum. Bu kitabı uzun yıllar önce kendi memleketimden getirmiştim, ismi Güneş Devletleri ve İmparatorlukları.”
― L'autre monde; ou, Histoire comique des Etats et Empires de la Lune: Édition enrichie. Exploration philosophique et humoristique de la Lune dans la littérature du XVIIe siècle
“Beni asıl heyecanlandıran, bu seyahati Hristiyan olmak için yapmak istemesi. Ben de tüm gücümle ona yardım edeceğime, bu amaç için üç veya dört kişinin aynı anda binebileceği bir araç icat edeceğime söz verdim. Bugünden itibaren kendimi bu işe adıyorum. Bu yüzden ben yokken eğlenebilmeniz için işte size bir kitap bırakıyorum. Bu kitabı uzun yıllar önce kendi memleketimden getirmiştim, ismi Güneş Devletleri ve İmparatorlukları.”
― L'autre monde; ou, Histoire comique des Etats et Empires de la Lune: Édition enrichie. Exploration philosophique et humoristique de la Lune dans la littérature du XVIIe siècle
“bu dünyada yaşlıların gençlere her türlü hürmet ile itibarı gösterdiğini ve dahası, filozoflar senatosunun kararıyla babaların, reşit olur olmaz çocuklarına itaat ettiğini söyledi.
Şeytanım, “Sizin ülkenizdekine tamamen zıt bir gelenek olduğu için şaşırdınız değil mi?” diye sordu. “Yine de mantıksız sayılmaz zira söyleyin bana, eli ayağı tutmayan bir altmışlıktansa artık düşünme, muhakeme etme ve uygulama becerisine kavuşmuş genç ve canlı bir adam daha iyi bir aile reisi olmaz mı? Altmış kışın karıyla hayal gücü donmuş bu zavallı sersem, mutlu başarılarını emsal alırken insanın ihtiyatının tüm kurallarına ve iktisadına aykırı o başarılı emsalleri yaratan şey aslında talih değil midir? Muhakemeye gelince, sizin halk arasında ihtiyarlara atfedilmiş bir özellik olsa da aslında ihtiyar biri onun da pek azına sahiptir. Ayrıca hayal âleminden çıkması için şunu bilmelidir ki ihtiyar ihtiyatı denilen şey aslında evhamdan, onu tedirgin edecek herhangi bir işe girişmenin azgın korkusundan başka bir şey değildir. Evladım, genç bir adamın gözü kapalı daldığı bir tehlikeyi o göze alamadığında, bunun sebebi felaketi öngörmesi değil, insanı cesaretlendiren bu asil dürtüleri tutuşturacak yeterli ateşe sahip olmamasıdır. Öyle ki bu genç adamın cesareti, onun maksadını başarıya ulaştıran teminat gibidir çünkü icraatını kolaylıkla ve süratle gerçekleştirmesini sağlayan bu şevk, onu söz konusu işe girişmeye iten şeydir. Uygulama içinse sizi kanıtlarla ikna etmeye çalışarak zihninizi biraz zorlayacağım. Bildiğiniz gibi sadece gençlik harekete geçmeye elverişlidir. Bu ikna etmediyse sizi, yalvarırım söyleyin, sırf düşmanlarınızdan veya size zulmedenlerden sizin yerinize öç alabileceği için cesur bir adama saygı duymaz mısınız? Alışkanlıktan değilse, kanı donmuş yetmişlik taburu, adalet için ısınan gençlerin tüm asil coşkularını soğukkanlılıkla öldürdüğü zaman niçin hâlâ ihtiyar birine saygı duyasınız? Güçlüye boyun eğmenizin nedeni, kazanacağı zafere karşı koyamayacak olmanız değil mi? Öyleyse niçin tembellikten kasları erimiş, damarları çekilmiş, aklı buharlaşmış, iliği kurumuş bir adama itaat edesiniz! Bir kadına güzelliğinden dolayı hayran olmadınız mı? O hâlde, yaşlılıktan ruhu artık canını ölümle tehdit eden bir hayalete dönüşmüş birine neden diz çökmeye devam edersiniz? Son olarak, akıllı bir adama saygı duymanızın nedeni, karmaşık bir soruna canlı dimağıyla çözüm bulması, en yüksek zümrelere bile söz geçirebilmesi, tüm bilgileri bir çırpıda öğrenmesi veya sadece kendi olmak için şiddetli arzularla dolan bir ruha sahip olması değil miydi? Buna rağmen, çürümüş organları kafasını ağırlaştırıp onu aptallaştırdığında bile, kalabalık içinde mantıklı bir adamdan ziyade sessiz bir put heykeline benzeyen bu adama saydı duymayı sürdürürsünüz.”
― L'autre monde; ou, Histoire comique des Etats et Empires de la Lune: Édition enrichie. Exploration philosophique et humoristique de la Lune dans la littérature du XVIIe siècle
Şeytanım, “Sizin ülkenizdekine tamamen zıt bir gelenek olduğu için şaşırdınız değil mi?” diye sordu. “Yine de mantıksız sayılmaz zira söyleyin bana, eli ayağı tutmayan bir altmışlıktansa artık düşünme, muhakeme etme ve uygulama becerisine kavuşmuş genç ve canlı bir adam daha iyi bir aile reisi olmaz mı? Altmış kışın karıyla hayal gücü donmuş bu zavallı sersem, mutlu başarılarını emsal alırken insanın ihtiyatının tüm kurallarına ve iktisadına aykırı o başarılı emsalleri yaratan şey aslında talih değil midir? Muhakemeye gelince, sizin halk arasında ihtiyarlara atfedilmiş bir özellik olsa da aslında ihtiyar biri onun da pek azına sahiptir. Ayrıca hayal âleminden çıkması için şunu bilmelidir ki ihtiyar ihtiyatı denilen şey aslında evhamdan, onu tedirgin edecek herhangi bir işe girişmenin azgın korkusundan başka bir şey değildir. Evladım, genç bir adamın gözü kapalı daldığı bir tehlikeyi o göze alamadığında, bunun sebebi felaketi öngörmesi değil, insanı cesaretlendiren bu asil dürtüleri tutuşturacak yeterli ateşe sahip olmamasıdır. Öyle ki bu genç adamın cesareti, onun maksadını başarıya ulaştıran teminat gibidir çünkü icraatını kolaylıkla ve süratle gerçekleştirmesini sağlayan bu şevk, onu söz konusu işe girişmeye iten şeydir. Uygulama içinse sizi kanıtlarla ikna etmeye çalışarak zihninizi biraz zorlayacağım. Bildiğiniz gibi sadece gençlik harekete geçmeye elverişlidir. Bu ikna etmediyse sizi, yalvarırım söyleyin, sırf düşmanlarınızdan veya size zulmedenlerden sizin yerinize öç alabileceği için cesur bir adama saygı duymaz mısınız? Alışkanlıktan değilse, kanı donmuş yetmişlik taburu, adalet için ısınan gençlerin tüm asil coşkularını soğukkanlılıkla öldürdüğü zaman niçin hâlâ ihtiyar birine saygı duyasınız? Güçlüye boyun eğmenizin nedeni, kazanacağı zafere karşı koyamayacak olmanız değil mi? Öyleyse niçin tembellikten kasları erimiş, damarları çekilmiş, aklı buharlaşmış, iliği kurumuş bir adama itaat edesiniz! Bir kadına güzelliğinden dolayı hayran olmadınız mı? O hâlde, yaşlılıktan ruhu artık canını ölümle tehdit eden bir hayalete dönüşmüş birine neden diz çökmeye devam edersiniz? Son olarak, akıllı bir adama saygı duymanızın nedeni, karmaşık bir soruna canlı dimağıyla çözüm bulması, en yüksek zümrelere bile söz geçirebilmesi, tüm bilgileri bir çırpıda öğrenmesi veya sadece kendi olmak için şiddetli arzularla dolan bir ruha sahip olması değil miydi? Buna rağmen, çürümüş organları kafasını ağırlaştırıp onu aptallaştırdığında bile, kalabalık içinde mantıklı bir adamdan ziyade sessiz bir put heykeline benzeyen bu adama saydı duymayı sürdürürsünüz.”
― L'autre monde; ou, Histoire comique des Etats et Empires de la Lune: Édition enrichie. Exploration philosophique et humoristique de la Lune dans la littérature du XVIIe siècle
“Sözü bitince savunmamı yapmak için ayağa kalkmıştım ki birazdan anlatacağım olay sayesinde bu zahmetten kurtuldum. Ağzımı açmış tam konuşacağım sırada, kalabalığı zar zor aşıp gelen bir adam, kralın ayaklarına kapandı ve uzunca bir süre sırt üstü süründü. Bu görüntü beni pek şaşırtmadı zira toplulukta söz almak için böyle yaptıklarını çoktandır biliyordum.
Ben çenemi tutarken o bize şunları söyledi:
“Efendiler, beni dinleyin! Bu adamı, maymunu veya papağanı, geldiği Ay'a Dünya dediği için cezalandıramazsınız! Ay'dan gelmese bile eğer bir insansa, tüm insanlar özgür olduğundan o da istediğini düşünmekte özgür değil midir? Ne yani! Onu sizin gibi düşünmeye zorlayabilir misiniz? Şimdi onu Ay'ın Dünya olmadığına inandığını söylemeye zorlayacaksınız. Oysa buna gerçekten inanmayacak. Nitekim bir şeye inanmak için insanın zihninde, o şeyle ilgili hayırlardan çok evetlerin çoğunluğu teşkil ettiği olasılıkların bulunması gerekir. Siz ona bu olasılıkları gösteremedikten yahut o bunları kendi mantığına oturtamadıktan sonra size inandığını söylese bile aslında inanmayacaktır.
Öte yandan onu hayvan kategorisine koyuyorsanız, niçin mahkûm edilmemesi gerektiğini şimdi size kanıtlayacağım.
Farz edelim ki dediğiniz gibi mantıksız bir hayvan, o hâlde siz hangi mantıkla onu mantığına karşı günah işlemekle suçlayabilirsiniz? Ay'ın bir dünya olduğunu söylemiş. İyi de hayvanlar zaten içgüdüyle hareket eder, öyleyse bunu söyleyen kendisi değil, içgüdüsüdür. Hem Ay'ı hem de bu dünyayı yaratan bilge doğanın, bilinen ne varsa hepsinin doğadan, yani kendisinden geldiğini bilmediğini sanmak tam bir ahmaklık olur. Tutkular size ilkelerinizi unutturduğunda bile doğanın hayvanları yönlendirmediğini akıl edin ki bir hayvanın tuhaflığından dolayı endişelenmek hiç değilse biraz yüzünüzü kızartsın. Beyler, bir karınca yuvasının başında bekçilik eden orta yaşlı bir adam görseniz ve bu adam, eşini düşüren bir karıncaya fiske atsa, kimi zaman komşusundan buğday tanesi çalan bir karıncayı cezalandırsa veya yumurtalarını bırakıp giden anne karıncayı adalete teslim etmeye çalışsa, bu adamın boyundan büyük işlere kalkıştığını ve mantıksız hayvanları boşu boşuna mantıklı olmaya zorladığını düşünmez misiniz? Öyleyse saygıdeğer piskoposlar, bu minik hayvanın tuhaflıklarından nasıl bir fayda beklersiniz? Söyleyeceğim bu kadar, efendim.”
Sözü biter bitmez salon alkış sesleriyle yankılandı. Geçmek bilmeyen bir on beş dakika boyunca fikirler tartışıldıktan sonra kralın dediğine göre, bundan sonra insan sayılacak ve serbest bırakılacaktım.”
― L'autre monde; ou, Histoire comique des Etats et Empires de la Lune: Édition enrichie. Exploration philosophique et humoristique de la Lune dans la littérature du XVIIe siècle
Ben çenemi tutarken o bize şunları söyledi:
“Efendiler, beni dinleyin! Bu adamı, maymunu veya papağanı, geldiği Ay'a Dünya dediği için cezalandıramazsınız! Ay'dan gelmese bile eğer bir insansa, tüm insanlar özgür olduğundan o da istediğini düşünmekte özgür değil midir? Ne yani! Onu sizin gibi düşünmeye zorlayabilir misiniz? Şimdi onu Ay'ın Dünya olmadığına inandığını söylemeye zorlayacaksınız. Oysa buna gerçekten inanmayacak. Nitekim bir şeye inanmak için insanın zihninde, o şeyle ilgili hayırlardan çok evetlerin çoğunluğu teşkil ettiği olasılıkların bulunması gerekir. Siz ona bu olasılıkları gösteremedikten yahut o bunları kendi mantığına oturtamadıktan sonra size inandığını söylese bile aslında inanmayacaktır.
Öte yandan onu hayvan kategorisine koyuyorsanız, niçin mahkûm edilmemesi gerektiğini şimdi size kanıtlayacağım.
Farz edelim ki dediğiniz gibi mantıksız bir hayvan, o hâlde siz hangi mantıkla onu mantığına karşı günah işlemekle suçlayabilirsiniz? Ay'ın bir dünya olduğunu söylemiş. İyi de hayvanlar zaten içgüdüyle hareket eder, öyleyse bunu söyleyen kendisi değil, içgüdüsüdür. Hem Ay'ı hem de bu dünyayı yaratan bilge doğanın, bilinen ne varsa hepsinin doğadan, yani kendisinden geldiğini bilmediğini sanmak tam bir ahmaklık olur. Tutkular size ilkelerinizi unutturduğunda bile doğanın hayvanları yönlendirmediğini akıl edin ki bir hayvanın tuhaflığından dolayı endişelenmek hiç değilse biraz yüzünüzü kızartsın. Beyler, bir karınca yuvasının başında bekçilik eden orta yaşlı bir adam görseniz ve bu adam, eşini düşüren bir karıncaya fiske atsa, kimi zaman komşusundan buğday tanesi çalan bir karıncayı cezalandırsa veya yumurtalarını bırakıp giden anne karıncayı adalete teslim etmeye çalışsa, bu adamın boyundan büyük işlere kalkıştığını ve mantıksız hayvanları boşu boşuna mantıklı olmaya zorladığını düşünmez misiniz? Öyleyse saygıdeğer piskoposlar, bu minik hayvanın tuhaflıklarından nasıl bir fayda beklersiniz? Söyleyeceğim bu kadar, efendim.”
Sözü biter bitmez salon alkış sesleriyle yankılandı. Geçmek bilmeyen bir on beş dakika boyunca fikirler tartışıldıktan sonra kralın dediğine göre, bundan sonra insan sayılacak ve serbest bırakılacaktım.”
― L'autre monde; ou, Histoire comique des Etats et Empires de la Lune: Édition enrichie. Exploration philosophique et humoristique de la Lune dans la littérature du XVIIe siècle
“Bu atıştırmadan sonra gitmek için hazırlandık. Uşaklar hürmetlerini göstermek için binbir şekle girerken hancı, şeytanımdan bir kâğıt aldı. Şeytanıma, bunun yemeğe karşılık bir senet olup olmadığını sordum.
“Hayır, ona borcumuz yok, verdiğim şey bir dizeydi.”
“Ne dizesi? Hancılarınız da mı şiir meraklısı?
“Bu ülkede para birimi dizedir. Burada yaptığımız masraf altı dize tuttu, ben de onu ödedim. Burada kısa süre kalacağımızdan endişem yoktu. Sekiz gün ziyafet çeksek yine en fazla bir sone tutardı. Kaldı ki bende dört sone, iki taşlama, iki kaside, bir de türkü var.
Kendi kendime, “Doğru ya!” dedim. “Francion'da,* Sorel'in Hortensius'a kullandırdığı para bu, şimdi hatırladım. Buradan çaldığına hiç şüphem yok ama nasıl öğrendi acaba? Annesinden öğrenmiş olmalı, o kadının tam bir çatlak oldugunu duymuştum.”
― L'autre monde; ou, Histoire comique des Etats et Empires de la Lune: Édition enrichie. Exploration philosophique et humoristique de la Lune dans la littérature du XVIIe siècle
“Hayır, ona borcumuz yok, verdiğim şey bir dizeydi.”
“Ne dizesi? Hancılarınız da mı şiir meraklısı?
“Bu ülkede para birimi dizedir. Burada yaptığımız masraf altı dize tuttu, ben de onu ödedim. Burada kısa süre kalacağımızdan endişem yoktu. Sekiz gün ziyafet çeksek yine en fazla bir sone tutardı. Kaldı ki bende dört sone, iki taşlama, iki kaside, bir de türkü var.
Kendi kendime, “Doğru ya!” dedim. “Francion'da,* Sorel'in Hortensius'a kullandırdığı para bu, şimdi hatırladım. Buradan çaldığına hiç şüphem yok ama nasıl öğrendi acaba? Annesinden öğrenmiş olmalı, o kadının tam bir çatlak oldugunu duymuştum.”
― L'autre monde; ou, Histoire comique des Etats et Empires de la Lune: Édition enrichie. Exploration philosophique et humoristique de la Lune dans la littérature du XVIIe siècle
“Burada birinin bizim dünyadakiler gibi konuşmasına şaşırdım. Bir süre o sordu, ben yanıtladım. Sonra yolculuğumun nasıl başladığını ve başarıya ulaştığını kabaca şöyle bir anlattım. Hatırladığım kadarıyla beni şu sözlerle teselli etti:
“Eh be evladım, sonunda dünyanızın kusurlarının cezasını çekiyorsunuz. Burada da oradaki gibi alışılagelmeyen şeylerin düşüncesine tahammül etmeme adiliği vardır. Lakin bilin ki sizin dünyanızda da insan olduğunu söyleyen bir yabancı çıksa, sizin âlimleriniz de onu bir canavar veya şeytanın maymunuymuş gibi boğardı.”
― L'autre monde; ou, Histoire comique des Etats et Empires de la Lune: Édition enrichie. Exploration philosophique et humoristique de la Lune dans la littérature du XVIIe siècle
“Eh be evladım, sonunda dünyanızın kusurlarının cezasını çekiyorsunuz. Burada da oradaki gibi alışılagelmeyen şeylerin düşüncesine tahammül etmeme adiliği vardır. Lakin bilin ki sizin dünyanızda da insan olduğunu söyleyen bir yabancı çıksa, sizin âlimleriniz de onu bir canavar veya şeytanın maymunuymuş gibi boğardı.”
― L'autre monde; ou, Histoire comique des Etats et Empires de la Lune: Édition enrichie. Exploration philosophique et humoristique de la Lune dans la littérature du XVIIe siècle
“Bay Montmagny, çok düşük ihtimalli olmasına karşın Batlamyus Sistemi'nin* bu kadar kabul görmesine şaşırdığını söyledi. Ona şöyle karşılık verdim:
“Efendim, duygularıyla yargılayan insanların birçoğu, gözlerinin gördüğüne inanır. Teknesiyle kıyıdan kıyıya yollanan biri, kendisi hareketsiz dururken karanın hareket ettiğini sanır. Aynı şekilde, yeryüzüyle birlikte gökte dönüp duran insanlar da yerin sabit durduğunu ama gökyüzünün etraflarında döndüğünü sanıyor. Buna bir de Dünya'dan dört yüz otuz dört kat büyüklüğe sahip dev Güneş'in, muşmulaları olgunlaştırmaktan ve lahanaları büyütmekten başka işi olmadığına, yani tüm doğanın sadece kendisi için yaratıldığına inanan insanoğlunun akıl almaz kibrini ekleyin. Bana kalırsa bu küstahlığa katılmamakla birlikte, gezegenlerin Güneş'in etrafında dönen birer dünya olduğuna, gökteki sabit yıldızların da aslında kendi gezegenleri bulunan birer Güneş olduğuna inanıyorum. Lakin ya çok küçük oldukları ya da ödünç aldıkları ışığı bu kadar uzağa yansıtamadıkları için o dünyaları göremiyoruz. Sırf oraya buraya koşturan bir düzine serseriyiz diye, şu koca koca gezegenlerin emrimize amade, boş birer toprak parçası olduğuna nasıl safça inanabiliriz? Güneş, günleri ve ayları ölçüyorsa ne olmuş yani! Sırf biz bunlara kafa patlatmayalım diye yaratıldığı anlamına mı gelir bu? Hayır. Bir sokak lambasının, sokaktan geçen hırsızı aydınİatması nasıl bir tesadüfse, bu görünür Tanrı'nın insanoğlunu aydınlatması da o kadar tesadüftür.”
* Cyrano de Bergerac bu eseri kaleme aldığı sırada “modern filozoflar” tarafından hâlâ genel olarak kabul edilen Batlamyus Sistemi'ne göre sabit yıldızlar, güneş, ay ve o zaman bilinen beş gezegenin her biri, farklı yörüngelerde dünya etrafında dönüyordu. (e.n.)”
― L'autre monde; ou, Histoire comique des Etats et Empires de la Lune: Édition enrichie. Exploration philosophique et humoristique de la Lune dans la littérature du XVIIe siècle
“Efendim, duygularıyla yargılayan insanların birçoğu, gözlerinin gördüğüne inanır. Teknesiyle kıyıdan kıyıya yollanan biri, kendisi hareketsiz dururken karanın hareket ettiğini sanır. Aynı şekilde, yeryüzüyle birlikte gökte dönüp duran insanlar da yerin sabit durduğunu ama gökyüzünün etraflarında döndüğünü sanıyor. Buna bir de Dünya'dan dört yüz otuz dört kat büyüklüğe sahip dev Güneş'in, muşmulaları olgunlaştırmaktan ve lahanaları büyütmekten başka işi olmadığına, yani tüm doğanın sadece kendisi için yaratıldığına inanan insanoğlunun akıl almaz kibrini ekleyin. Bana kalırsa bu küstahlığa katılmamakla birlikte, gezegenlerin Güneş'in etrafında dönen birer dünya olduğuna, gökteki sabit yıldızların da aslında kendi gezegenleri bulunan birer Güneş olduğuna inanıyorum. Lakin ya çok küçük oldukları ya da ödünç aldıkları ışığı bu kadar uzağa yansıtamadıkları için o dünyaları göremiyoruz. Sırf oraya buraya koşturan bir düzine serseriyiz diye, şu koca koca gezegenlerin emrimize amade, boş birer toprak parçası olduğuna nasıl safça inanabiliriz? Güneş, günleri ve ayları ölçüyorsa ne olmuş yani! Sırf biz bunlara kafa patlatmayalım diye yaratıldığı anlamına mı gelir bu? Hayır. Bir sokak lambasının, sokaktan geçen hırsızı aydınİatması nasıl bir tesadüfse, bu görünür Tanrı'nın insanoğlunu aydınlatması da o kadar tesadüftür.”
* Cyrano de Bergerac bu eseri kaleme aldığı sırada “modern filozoflar” tarafından hâlâ genel olarak kabul edilen Batlamyus Sistemi'ne göre sabit yıldızlar, güneş, ay ve o zaman bilinen beş gezegenin her biri, farklı yörüngelerde dünya etrafında dönüyordu. (e.n.)”
― L'autre monde; ou, Histoire comique des Etats et Empires de la Lune: Édition enrichie. Exploration philosophique et humoristique de la Lune dans la littérature du XVIIe siècle
“Tam o sırada Bay Montmagny sözümü kesti:
“Sizi, bu zahmetten kurtarmak isterim. Bu konuyla ilgili Gassendi'nin* birkaç kitabını okumuştum. Sizinle hemfikir pederlerden birinin bana verdiği cevapsa şöyleydi:
“Aslında ben de Dünya'nın döndüğünü hayal ediyorum fakat Kopernik'in ileri sürdüğü sebeplerden değil. Bana göre, Kutsal Kitap'ta öğretildiği gibi, Dünya'nın merkezindeki cehennem ateşine atılanlar, oradan kurtulmak için durmadan yukarı tırmanıyor, böylece kafesteki farenin tekerleği döndürmesi gibi, Dünya'yı döndürüyorlar.”
* Pierre Gassendi (1592-1655). Fransız filozof, rahip, astronom ve matematikçi. Merkür'ün, Güneş önünden geçişiyle ilgili bilinen ilk bilgileri yayımlamıştır ve Ay kraterlerinden birine ismi verilmiştir. (e.n.)”
― L'autre monde; ou, Histoire comique des Etats et Empires de la Lune: Édition enrichie. Exploration philosophique et humoristique de la Lune dans la littérature du XVIIe siècle
“Sizi, bu zahmetten kurtarmak isterim. Bu konuyla ilgili Gassendi'nin* birkaç kitabını okumuştum. Sizinle hemfikir pederlerden birinin bana verdiği cevapsa şöyleydi:
“Aslında ben de Dünya'nın döndüğünü hayal ediyorum fakat Kopernik'in ileri sürdüğü sebeplerden değil. Bana göre, Kutsal Kitap'ta öğretildiği gibi, Dünya'nın merkezindeki cehennem ateşine atılanlar, oradan kurtulmak için durmadan yukarı tırmanıyor, böylece kafesteki farenin tekerleği döndürmesi gibi, Dünya'yı döndürüyorlar.”
* Pierre Gassendi (1592-1655). Fransız filozof, rahip, astronom ve matematikçi. Merkür'ün, Güneş önünden geçişiyle ilgili bilinen ilk bilgileri yayımlamıştır ve Ay kraterlerinden birine ismi verilmiştir. (e.n.)”
― L'autre monde; ou, Histoire comique des Etats et Empires de la Lune: Édition enrichie. Exploration philosophique et humoristique de la Lune dans la littérature du XVIIe siècle
“Peki, hareket ettiğini gördüğünüz hâlde Güneş'in sabit durduğunu, öte yandan altımızdaki sapasağlam yerküreninse kendi etrafında son sürat döndüğünü düşündüren nedenler nedir?”
“Beyefendi, işte bizi böyle düşünmeye itecek nedenler: Öncelikle doğadaki tüm canlılar, ihtiyaçlarını derhâl gidermek için krallığın merkezindeki bu kudretli ateşe ihtiyaç duyar. Aynı şekilde, nesilleri devam ettiren hikmet de nesnelerin tam merkezine konulmamış mıdır? İnsanların üreme organları, elmanın ve daha nice meyvenin çekirdeği, yüzlerce katmanın koruduğu ve on milyon çeşide özünü verecek bir soğanın filizi, onun tam merkezinde değil midir? Öyleyse Güneş'in de evrenin merkezinde bulunduğuna inanmak gerekir. Mesela bu elma, kendi başına bir evrendir; meyvenin geri kalanından daha sıcak çekirdeğiyse ısısını yayıp tüm elmayı koruyan güneştir. Soğanın içindeki bu ufacık filiz, tüm soğanın öz suyunu ısıtıp besleyen küçük bir güneştir. Bu varsayıma göre ısıya, ışığa ve her bakımdan bu devasa ateşe ihtiyaç duyan Dünya'nın, her tarafına eşit fayda sağlamak için etrafında döndüğünü söyleyebilirim.
Bu devasa ışık topunun işe yaramaz bir nokta etrafında döndüğüne inanmak, pişsin diye ateşin yemek etrafında gezdirildiğini düşünmek kadar saçma olurdu. Başka deyişle dönmek Güneş'in işi olsaydı, tıbbın hastaya ihtiyacı olur, güçlü zayıfa boyun eğer, büyük küçüğün hizmetini görür yahut bir gemi karaya yaklaşacağı yerde kara ona yürürdü.”
― L'autre monde; ou, Histoire comique des Etats et Empires de la Lune: Édition enrichie. Exploration philosophique et humoristique de la Lune dans la littérature du XVIIe siècle
“Beyefendi, işte bizi böyle düşünmeye itecek nedenler: Öncelikle doğadaki tüm canlılar, ihtiyaçlarını derhâl gidermek için krallığın merkezindeki bu kudretli ateşe ihtiyaç duyar. Aynı şekilde, nesilleri devam ettiren hikmet de nesnelerin tam merkezine konulmamış mıdır? İnsanların üreme organları, elmanın ve daha nice meyvenin çekirdeği, yüzlerce katmanın koruduğu ve on milyon çeşide özünü verecek bir soğanın filizi, onun tam merkezinde değil midir? Öyleyse Güneş'in de evrenin merkezinde bulunduğuna inanmak gerekir. Mesela bu elma, kendi başına bir evrendir; meyvenin geri kalanından daha sıcak çekirdeğiyse ısısını yayıp tüm elmayı koruyan güneştir. Soğanın içindeki bu ufacık filiz, tüm soğanın öz suyunu ısıtıp besleyen küçük bir güneştir. Bu varsayıma göre ısıya, ışığa ve her bakımdan bu devasa ateşe ihtiyaç duyan Dünya'nın, her tarafına eşit fayda sağlamak için etrafında döndüğünü söyleyebilirim.
Bu devasa ışık topunun işe yaramaz bir nokta etrafında döndüğüne inanmak, pişsin diye ateşin yemek etrafında gezdirildiğini düşünmek kadar saçma olurdu. Başka deyişle dönmek Güneş'in işi olsaydı, tıbbın hastaya ihtiyacı olur, güçlü zayıfa boyun eğer, büyük küçüğün hizmetini görür yahut bir gemi karaya yaklaşacağı yerde kara ona yürürdü.”
― L'autre monde; ou, Histoire comique des Etats et Empires de la Lune: Édition enrichie. Exploration philosophique et humoristique de la Lune dans la littérature du XVIIe siècle
