Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri Quotes

Rate this book
Clear rating
Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri by Edip Cansever
723 ratings, 4.60 average rating, 34 reviews
Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri Quotes Showing 1-30 of 41
“Ah güzel Ahmet abim benim
İnsan yaşadığı yere benzer
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
Suyunda yüzen balığa
Toprağını iten çiçeğe
Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine
Konyanın beyaz
Antebin kırmızı düzlüğüne benzer
Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir
Denize benzer ki dalgalıdır bakışları
Evlerine, sokaklarına, köşebaşlarına
Öylesine benzer ki
Ve avlularına
(Bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi)
Ve sözlerine
(Yani bir cep aynası alım-satımına belki)
Ve bir gün birinin adres sormasına benzer
Sorarken sorarken üzünçlü bir görüntüsüne
Camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına
Öyle bir cıgara yakımına, birinin gazoz açmasına
Minibüslerine, gecekondularına
Hasretine, yalanına benzer
Anısı işsizliktir
Acısı bilincidir
Bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan
Gülemiyorsun ya, gülmek
Bir halk gülüyorsa gülmektir
Ne kadar benziyoruz Türkiye'ye Ahmet Abi.”
Edip Cansever, Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri
“Nerede okumuştum hatırlamıyorum şimdi, biri mi anlatmıştı
yoksa
Mahpusunu kıskanan bir gardiyanı
Ve düşün sevgilim, mahpusunu kıskanan bir gardiyan düşün
Ne kadar acı bunlar
Kıskanıyorlar hepimizi ve kıskanacaklar
Güç iştir çünkü bir tarihi insan gibi yaşamak
Bir hayatı insan gibi tamamlamak güç iştir
Birazdan akşam olacak sevgilim
Bütün heybetiyle akşam olacak
Sevgilim, diyorum, oysa kimsecikler yok yanımda
Bilmiyorum kime sevgilim dediğimi
Bildiğim bir şey varsa
O kadar yeni bir anlamda söylüyorum ki bu kelimeyi
Unutun birden zamanı ve yeri
Onunla bir günü kutluyorum coşarak
Onunla bir günü kutluyoruz sanki.”
Edip Cansever, Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri
“Kocaman bir sevgi miydi ne
Dünyanın bütün zamanlarını dolaşan
Bastırıp göğsüne bozkırını
Ey, baksana, diyor, ne biçim kent bu
Geçerek caddelerinden
Dalarak meyhanelerine
Ne biçim kent bu
Bilmiyor ki nice insan kolsuzdur
Sevgisizliğe, bir sevgisizliğe kullanırlar kolu.”
Edip Cansever, Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri
“Yitirmek için mi buldum seni ben...”
Edip Cansever, Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri
“Yükseldi o derinliğin çarpıcı sesi
Dedi ki bana, insan
Bir bilgin de olabilir, ceketi omuzunda
Bir ruh da.”
Edip Cansever, Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri
“- Bu nedir
- Bir cep saati
- Bu nedir
- Nar şerbeti
- Ya bu ne
- Büyü
Hayır, hiçbiri değildir
Yalan her tenha kasabanın akşam saatidir.”
Edip Cansever, Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri
“Kaplasam her yerleri mavilerden bir soluk bilsem
Olmazsa biçip biçip denizlerden giyinsem.

Yas mıydı alacakaranlık mıydı gözümü alan
Bir de var nasıl bir ıslıkla tutturacaktım bunu
Yastı alacakaranlıktı çünkü ıslığı bozan.

Kaplasam onca yeri buna bir çare bulsam
Olmazsa kesip kesip denizlere soyunsam.

Dokuz kollu bir ahtapotum ben sığ sularımda
Kollarından birini hiç mi hiç kullanmayan
Bir çiçek kurumasıdır gözgöze gelmem kendimle
Oysa ufuk olurum her aşka kollarımı uzatsam.

Geçsem de kendimi yüzerekten bir geçsem
Olmazsa kesip kesip denizlere soyunsam.

Göğsümden içeriye bir kırık avlanırım da
Önce bir olmazı sonra bir engeli avlanırım
Sıçrar ki avım menekşeden üryaniye bir süre
Karışır coşkusuna çavlan ağızlarının.

Başıboş bir sandalım ki artık bir kıyıya varsam
Çocuğumsun ki deniz ölümsüz bir ölü olsam.”
Edip Cansever, Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri
“Hem vardık, hem de yoktuk -biz sahi nereliydik?-
Belki de T harfiydik: tutunmak, tanrı, tabure
S'lerde soluksuzduk ve solgun, savunamayan
Issızın ıpıssızla birleştiği yerde.”
Edip Cansever, Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri
“Yağar ki sokaklarda bir uzun yağmur
Islanırım ıslanırım anlamam
Sanki nedir bir yağmurun güzel olması
Yağarken kendine severek bakmasından.”
Edip Cansever, Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri
“İnsanın insana verebileceği en değerli şey
Yalnızlıktır.”
Edip Cansever, Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri
“Boşluk mu? istanmiş, denenmemiş
Boşluk mu? yapılmış, sevilmemiş
Boşluk? sonuçsuz, belki'li, kaygan.”
Edip Cansever, Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri
“Yani bir gizliliğin, bir bilinmezliğin
Salih'i olduğuna göre.”
Edip Cansever, Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri
“Ben, diyorum, demek oluyor ki bir anlamım vardı benim de
Düşünen bir şey olarak ve düşündüren”
Edip Cansever, Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri
“Ben denizin kumları üzerinde durdum
Ben, diyorum, demek oluyor ki bir anlamım var benim de
Değişen bir şey olarak ve değiştiren
Bir anlamım var
Peki öyleyse neden hep başkaları tanımladı beni şimdiye kadar
Neden
Gerçi sessiz ve ünü olmayan bir yaratıktım, biliyorum
Ve onlar güçlüydüler, biliyorum
Ne zaman biraz öfkelenmeye kalksam, bu bile
Onların istediği bir öfke oluyordu ki
Sonra ben susuyordum
Ama bir suçluluk da duyuyordum ki, bu da bir başkaca
düşmanımdı benim
Ben neydim.”
Edip Cansever, Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri
“Ben belki bir gün sevineceğim, haberiniz olsun.”
Edip Cansever, Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri
“Diyor ki aynı yolcu, ben bu sesten hiç gelemem
Öteki yanıtlıyor elbette
Kalktığım zaman hiçbir şeyi yerli yerinde bulamadım
Bunca yıl oturduğumuz evi hiç tanıyamadım da, karım dedi ki
Bahçemizdeki bütün mürdümleri kargalar yemişler
Anlatılmazlıkta olan bir şeyi
Kargalar
Artık biz şimdi ne yapalım
Dedi ki yolcunun biri de: o bahçe öyle neyin içinde büyük
Çiçekler neyin içinde büyük öyle
Ve mürdümler
Görüyorsunuz ki, her şey bir şeyin içinde, ne yapalım
Mürdümleriniz yenince...
Yolcu bir ötekileşme içinde bunları dedi
Ve kendini öyle gördü, ben buna hiç şaşmadım
Üstelik işe geç kalmaz mıyım bir de
Diye ekledi mürdümleri kargalar tarafından yenen yolcu
Dur bakalım bizim müdür ne diyecek
Ben yalnızca şuna takıldım: mürdümle müdürün o gizli
işbirliğine
Dur bakalım
Bir başka servise yollayacaktır beni de

(Baylar! umutsuz, düzensiz ve biletsiz böyle nereye?)”
Edip Cansever, Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri
“Ben
Gözlükten, taş hamurdan ve çarşaflardan
Ve biraz hiç çağrılmamamtan yapılmış Yakup
Uyumak istiyorum.

Ve sabah bunları bir bir kendime anlatacağım
Yakub'un gene bir yokluğa doğru büyüyen içinde.”
Edip Cansever, Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri
“Ve kalır yılgınlığımız: gök bırakılmaktan doğan bir yaratıktır
İçer içkisini, geriler
Bardağında bir ölü; hem ölümsüz hem ölü”
Edip Cansever, Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri
“Belki de bir çığlık mı bu, bu seziş, bu yakınma
Bir çığlık, hem de nasıl: katılmış, donmuş, yaşıyorcasına
Uzansak ellerimizde, uzansak avuçlarımızda, bir çığlık
Nedir mi ellerimiz? - Korkunçtur bir elin bir köşesinde
insan olmalarıyla”
Edip Cansever, Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri
“Çok şeyleri kadınlar için yaptım, kadınlar
Onlar ki yokmuşum gibi sevdiler beni
Beğenmek, beğenilmek gibi ayrı kaldılar
Bir gün de akşamdı, ben o akşamı hiç unutmam
Her sessizlik biraz ihtilâl.”
Edip Cansever, Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri
“Bugün pazar eve kırmızılar taşıyorum
Amcamı arıyorum duvara bakıyor amcam
Duvarda ne var, ben de bakıyorum
Komşuları çağırıyorum onlar da bakıyor
Çağırsak önüne gelen duvara bakacak.

Sanki hiçbirimiz duvar görmedik
En sevimli cinayetleri işliyorum
Çiviler çakıyorum, bir sivrilik uyumunda çiviler
Kutular, evler, gömlekler asıyorum üstüne
Asıyorum, asıyorum, asıyorum
Aşkın, amcamın, mavinin önünde.

Duvara bakıyorum, duvarı artırıyorum böylece
O da bana bakıyor, bende ne var
Su götürmez bir gürültüyle
Gelin olmuş bir kadın tuhaflığıyla
Size anlatamam güneşi durdurarak.

Bu kaç kapılı konyak?”
Edip Cansever, Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri
“Bir adam kendi tiyatrosunda, tamam
Bir köpek sokak değiştirdi, korkak
İçi süt dolu bir lokanta ve kapandı
Ben ağzıma geleni söyledim, öyle
Gene bir ağaç öttü, bu kaçıncı.

Sevişsek olmaz mıydı, varan bir
Elbette olurdu, bir kır çiçeği bir bulut
Bir gülüş kanamak üzere, ve gizli
Ve çabuk tarafından bir şey, şarap
Aşk gene kelime değiştirdi, vahşi.

Güneşe çıktık, bunu unutma, varan iki
Ne uzak bir sesimiz vardı, efsane
Gelince Ç ile geliyordu bir çay
Oysa biz iki demiştik, varan üç
Gözler ki demeye kalmadı, derin.

Kim bilir ne seviştik ki saat kaç
Elleri tetikte bütün gazetelerin.”
Edip Cansever, Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri
“Benim yüzümde her şeyler var
Üç dilim ekmek bunlardan biri
Annem bir taşa oturmuş bunlardan biri
Sur dışlarında hafif bir eskici olur
Olur ya, bir kendi olur biraz da elleri
İnsan yalnız mı buna bir çare düşünmeli.

Dün biraz ağlamıştım bunlardan biridir şimdi
Çok gülünç bir şekilde kahveye giriyorum
Sorsam ya kapıdayken gözyaşı girilir mi
Girilmez, girilmez, bunu her mahmut biraz anlatır
Korkuyla anlatır, yüzünü baygın tutar anlatır
Kahveci, seni sevmiyorum bunlardan biri.

Bir deniz yandı gene, yansın ne çıkar sanki
İşte bir horoz öttü yüzümün yarısında
Yüzümde bir horoz var dünyanın biri
Seni sevmek neden mi, acı ve güzel
Geldikçe geliyorlar ellerinin elleri
Odalar! çıplak masalar! buna bir çare düşünmeli.

Bu da bir şarap olmalı şimdi boşluğu dolduracak
İçince bir korsan ağzıyla içmeli
Eskidir, yorgundur, kayıptır diye yüzler
Bir sinek bir sinek mi vurunca öldürmeli
Ve sinek öldü müydü hafif bir uzaklık olur
Olur ya, hem biraz dargındır hem biraz evli
İnsan sevdi miydi buna bir çare düşünmeli”
Edip Cansever, Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri
“Bıkmıştım, kediler damlarda vardı
Adamlar geliyordu birtakım adamlardan
Ben, Henri, Alain bir de Bob
Bugün hepimiz noksan
Bugün hepimiz noksan.

Henri'yi tanıyoruz, kim der ki tanımıyoruk Henri'yi
O bizim musluğumuzdur, çok hızlı akar Avrupa'dan
Alain'se açlığımızdır; bir sürü kadınlar tanır
Günün her saatinde ayrılan
Günün her saatinde ayrılan.

Yorgundum, uzakta güller vardı
Yeni bir gül oluyordu bir gülün oynamasından
Bir ay yeni bir ay yapıyordu odaya girdiğini
Biz Bob'u çok seviyoruz, Bob çünkü umutsuzun biri
Ölüler gibi yani, en çabuk akılda kalan.

Kim geçti bu leylâktan nedense anlaşılmaz
Karışık yüzler aldık birtakım çarşılardan
Ben, Henri, Alain, bir de Bob
Burası Avrupa bazan da şiirde olan
Sizi anlıyorum
-Ne çıkar bizi anlamaktan.”
Edip Cansever, Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri
“Kızmayın ben sığınakçı
Oldu olacak
Bir çift tavla zarıyım aydınlıkta
Nasıl atarsanız atın öyleyim
Ne gelirsem geleyim
Budur en uygun olanı dünyaya
Yani size karşılık sizi
Savunan bir bakıma
Hiç değil iki kişi arasında
Bir gidip bir gelme olanağı
Bir bağ
Bir akşamı getiren bir sabahı
Sonra da biliyorsunuz
Biliyorsunuz sonra da
Hepsi bir çarktan çıkmış gibi
Umutla donatmak sizi.”
Edip Cansever, Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri
“Biz bu lâvanta kokularını bilmeden taşıyoruz
Biz bu tavanı bilmeden eski rengine boyuyoruz
Bu bizim terliklerimizde ufacık güller oluyor - acaba?
Evet, çok değil onları bilmeden hoşa gideriyoruz
Sormayın, ama sormayın, bilmeden aralık tutuyoruz kapılarımızı
Bilmeden bekliyoruz, bilmeden uyuyoruz sabahlara değin
Kim bilir, belki de biz
Tanrısıyız en olunmaz şeylerin.”
Edip Cansever, Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri
“Bir kadın bir sürahide biriyle sevişiyor
Bir burgu, gene bir burguyu oyuyor ayrıca
Bir adam dikilmiş ve dikilmiş içiyor durmadan
Hey tanrım! omuzlu, güçlü, kuvvetli
Kocaman bir çocuk yüzü taşıyor yalnızlıktan.

Gece; saat on, karım otuzunda olmalı diyorum
Bir gidip bir geliyorum karanlıklarda
Çiçekler alıyorum, bitmeyen çiçeklerini gecikmelerin
Ve dalıyorum içeri ışıksız bir kapıdan
Aranmak, yenilmek, ve hayır! utanmaktı Vahalam.”
Edip Cansever, Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri
“Sanki bir tramvaya bindik, az sonra ineceğiz
Aksilik bu ya, diyelim ansızın bozuldu tramvay
İndik, ve yeniden beklemeye koyulduk hepimiz
İşte bir sahne daha: bir sigara yaktıydı babam
Annem saçlarını düzeltti, bir şeyler gösterdiydi eliyle
Bizse kısa bir oyun tutturduk, sevince yetmek için
Oyle bir sahne ki bu: anladık, sevdik, ve unuttuk her şeyi
Sonra bir tramvay daha geldi”
Edip Cansever, Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri
“Binlerce, ama binlerce yıldır yaşıyorum
Bunu göklerden anlıyorum, kendimden anlıyorum biraz
İnsan, insan, insandan; ne iyi ne de kötü
Kolumu sallıyorum yürürken, kötüysem yüzümü
buruşturuyorum

Çok eski bir yerimdeyim, çürüyen bir yerimden geliyorum
Öldüklerimi sayıyorum, yeniden doğduklarımı
Anlıyorum, ama yepyeni anlıyorum bıktığımı
Evlerde, köşebaşlarında değişmek diyorlar buna
Değişmek
Biri mi öldü, biri mi sevindi, değişmek koyuyorlar adım
Bana kızıyorlar sonra, ansızın bana
Kimi ellerini sürüyor, kimi gözlerini kapıyor yaşadıklarıma
Oysa ben düz insan, bazı insan, karanlık insan
Ve geçilmiyor ki benim
Duvarlar, evler, sokaklar gibi yapılmışlığımdan.

Bilmezler, kızmıyorum, bunu onlardan anlıyorum biraz
Erimek, bir olmak ve unutulmak içindeki onlardan
Ya da bir başkaca şey: ben kendimi ayırıyorum
O yapayalnız olmaktaki kendimi
Böyleyken akıp gidiyorum bir nehir gerçeği gibi
Sanki ben upuzun bir hikâye
En okunmadık yerlerimle
Yok artık sıkılıyorum.”
Edip Cansever, Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri
“Kim ne derse desin en iyisi
Gözleri durduramıyoruz
İşte bu kadar!
Üstelik ne de çok şey istiyor onlar
Üç aşağı beş yukarı biri
Bir uzaklığı istiyor
Oysa tam istediğimiz gibi uzaklar
Bir şey sonsuz mu, elbette istediğimiz gibi
Çünkü istediğimiz gibi aşk
Çünkü biz sadece
Maviler çalıyoruz doğadan
Elimiz değdi mi bir nehir kıyısını
Bir yüzük taşının parlamasını çalıyoruz
Evlilik resimlerinden hüzünler çalıyoruz biraz
Antepli bir ayaktan nakışlar
Balolar, gökler, süvari boyunları
Kadından ağız ıslağı, saçlar
Kıllı göğüsleri erkeklerden
Daha dün bir martının süzülmesini
Çalıyoruz.

Ama hiçbiri istediğimiz gibi değil

Eve dönünceye kadar bitiriyoruz
Çaldığımız her şeyi.
İşte bunun içindir ki bir yere gitme isteği içimizde
O sonsuz
Ve her zaman bir sokak yaratıyor karşısı
Rahata büyütülmüş bir oda
Yeni açmış akasyalarıyla
Bir bahçe bir bahçe
Genişe gülmek gibi
Avunuyoruz onlarla
O kadar avunuyoruz ki avunmak bile değil
Anlaşıyoruz çaresiz
- Bizi karşıya geçirin bay polis!”
Edip Cansever, Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri

« previous 1