Pinhan Quotes

Rate this book
Clear rating
Pinhan Pinhan by Elif Shafak
1,918 ratings, 3.63 average rating, 72 reviews
Pinhan Quotes Showing 1-7 of 7
“Hani halkanın ucunda/ kavuşacaktım sana/ hani bir iken ayrı düşmüştük/ ve
çok iken bir olacaktık sonunda/ çoktan razı idim oysa/ razı idim gecenin
matemine/karanlığı fırsat bilene/ve korkaklığıma/ve karabasanlarıma/ oyun
oynar gibi yaşar giderdim/ kuş avlardım/ kuşları deli gibi kıskanırdım ya/
bırakmadın/ bırakmadın ki kendimden kaçayım/ koyvermedin/ koyvermedin ki
sürsün bu devran Döndü halka/ döndü olanca hızıyla/ toprak ki siyah bir halka idi/ ve geceye
saklanırdı bazen/ tuttu su ile karıştı/ su ki san bir halka idi/ rengiyle dalaşırdı
bazen/ tuttu toprağı kucakladı/ eğildim suya baktım/ suda kendimi gördüm/ kendimi sen sandım/ sarılmak için atıldım/ köprüye hıncım yalan imiş/ onu yıkarken suya karışan/ ben oldum.
Balçıktan çıktım ben/ balçıktan yoğurdum kendimi/ içerdeki dışa taştı/ dıştaki
içe çekildi/ görünen görünmeyene sataştı/ görünmeyen görünene diş biledi/
siyah halka/ san halka ile yer değiştirdi/ çekildim bir köşeye/ sessiz sedasız/
baktım olan bitene/ seni gördüm kaderimde/ ebrunun halkalarını saydım/
tastamam dört etti/ halkalardaki kıvrımları hesapladım/ tastamam senin ismin
etti/ isminin yanına beni de kazı dedim/ boyalar isyan etti
Bir de baktım ki/ ben ben değilim artık/ suretim başka bir suret/ ismim bir
başkasının ismi/ gönlüm ne yöne akar/ ben ne yöne/ verdiğin emaneti yitirdim
yollarda/ hata ettim/ kusur ettim/ affola... İsimler ki büyülüdür/ sade büyülü mü/ isimler hem de büyücüdür/ sanmam ki çıkmış olsun hatırından/ ismini "fasl-ı hazan" koyalım/ söndüğü yerde aradığını bulasın/ lâkin fasl-ı hazan demek/ fasl-ı hü¬zün demek/ söndüğü yerde/ sana kavuşmam gerek/ onun söndüğü yerde/ benim tutuşmam gerek...”
Elif Shafak, Pinhan
“Haram da / helal de/ cennetin hurileri de/ nâr-ı cehennem de/ birdir bize/ cenneti
cayır cayır yakmak/ cehennemin alevlerini söndürmektir gayemiz/ bize sade seni
gerek seni/ kirpiğimizi kalem/ gözümüzü defter eylemişiz/ nefsimizi köreltip/ kimsenin
ayıbını görmemişiz/gönül yapmayı/arş yapmaya bir tutup/gönülden gönüle/yollar
kurmuşuz/ ten türap bir olunca/ her dem yeniden doğmuşuz
Ne kabir azabı/ ne zebani zulmü/ o yardan ayrı düşmektir/ nazarımızda en dilhıraş
acı/ ne dürülür amel defteri/ ne geçilir sırat köprüsü/ rahman ve rahim olandır o dostun
ismi/ o sever/ o gözetir/ onun merhameti hudutsuzdur/ onun merhameti öfkesinden
büyüktür
Çelebi Şeyh demiş ki:
Benim mekânım balçıktır/ gıdam ise safi aşk/ korku ile beslenmez imanım/ korku
dediğin safi yalandır/ korku ile yakaran/ bir kendini sever/ aşk ile yanıp tutuşan/ geçer
serden/ her dem yeniden tutuşturur küllerini
Ve Çelebi Şeyh demiş ki:
Benim vücudum şu varlık âlemine benzer/ şu gördüğünüz nehirler, dereler benim
içimde çağlar/ ve şu dorukları karlı dağlar/ bende başlar bende biter/ çok alâmetler
vardır bende/ derebilen gelsin beri...
Divan tepeden tırnağa öfkeye boyanmış. Çelebi Şeyh zindana
atılmış.”
Elif Shafak, Pinhan
“Korktu. Gidip de varamamaktan değil, varıp da dönüş yollarını kaybetmekten değil, dönüp de geride bıraktıklarını yerlerinde görememekten değil; bir kendini bulmaktan, bulduğundan korkmaktan korktu.”
Elif Shafak, Pinhan
“kimine kafi gelir bu ten sureti
böyle doğar, böyle sırlanır
kimine dar gelir bu ten sureti
hep arar, savrulur

kiminin imanı korkudur
"ve inne rabbeke leşediydül'ikaab"
(gerçekten senin tanrı'nın azabı çok şiddetlidir)
kiminin imanı safi aşktır
"ve ma rabbüke bizzallamin lil'abiyd"
(rabbin kullarına asla zulmedici değildir)

her kim ki aşk için, aşkla yaşar
aşkı arar, aşkla yanar
işbu vücud şehrinin
kapısını aralar.”
Elif Shafak, Pinhan
“Ateş oğlanı sofralarına yaklaştığında Cüce Cafer neşelendi.. boyundan beklenmeyecek kadar gür bir sesle haykırdı: "Gel hele sakız adalı; yak şu ateşi!"
Oysa Pinhan içinden yalvarmaktaydı:
"Sakın ola yaklaşma. yakma bu ateşi!”
Elif Shafak, Pinhan
“Koca bir ömrün yorgunluğu... İsmihan Kadın bu akşam ölümü düşünüyordu. Hokkagülü İfakat'ın gözlerindeki
yıldızlarsa ona gençlik demlerini hatırlatıyordu. Gizliden gizliye gıpta ediyordu bu hodbin ve hırçın Kadın'a. Akrep Arif mahallesinde aslını inkâra yeltenmeyen bir tek o kalmıştı ne de olsa. İsmihan Kadın onun gözlerinde yanıp sönen yıldızlara
baktıkça avunuyor, umutlanıyordu. Hayatta oldukça kimselerin ona bir kötülük etmesine müsaade etmezdi. İsmihan Kadın, dalgın dalgın gülümseyerek evinin yolunu tuttu.Gözlerinde elem perdesi,kulaklarında uğultu,yüreğinde sıkıntı vardı.”
Elif Shafak, Pinhan
“Müsterih ol, sırrını vermem ağyara
Sırrın da seninle beraber karıştı toprağa
Bî-vefâ, bî-vefâ, bî-vefâ”
Elif Shafak, Pinhan