Cemile / Öğretmen Duyşen Quotes
Cemile / Öğretmen Duyşen
by
Chingiz Aitmatov84 ratings, 4.35 average rating, 2 reviews
Cemile / Öğretmen Duyşen Quotes
Showing 1-15 of 15
“Kendi gitti, adı kaldı...”
― Cemile / Öğretmen Duyşen
― Cemile / Öğretmen Duyşen
“Kanatlanmış gibi uçuyordum; büyük bir iş yaptığımdan içim hafiflemişti sanki, yüreğim gümbür gümbür atıyordu. Güneş niye bu kadar mutlu olduğumu biliyor gibiydi. Evet, niye böyle koştuğumun farkındaydı: iyi bir iş yapmıştım.”
― Cemile / Öğretmen Duyşen
― Cemile / Öğretmen Duyşen
“Bizim için değerli anılar taşıyan yerlerde ayak izlerimiz niye silinir? Niye kalmaz? Duyşen'le birlikte indiğimiz o dağ yolunu bulabilseydim, kendimi yere atar, öğretmenimin ayak izlerini öperdim. O dağ yolu, dünyanın bütün yollarından daha değerlidir benim için. O güne, o yola, beni ışığa, taze umutlara götüren o dağ yoluna şükürler olsun... O gün parıldayan güneşe, toprağa şükürler olsun...”
― Cemile / Öğretmen Duyşen
― Cemile / Öğretmen Duyşen
“Tepedeki o kavak ağaçlarını hala canlı birer varlık olarak düşünüyorum. Çocukluğumu orada, onların ayaklarında bıraktım, yeşil, büyülü bir camın kırıkları gibi...”
― Cemile / Öğretmen Duyşen
― Cemile / Öğretmen Duyşen
“bitmemiş resimlerimden en yakın arkadaşlarıma bile söz açmam. eserlerimi korkunç bir kıskançlıkla koruduğum için değil, beşiğinde yatan bir bebeğin büyüyünce nasıl bir insan olacağını kestirmek zor olduğu için.”
― Cemile / Öğretmen Duyşen
― Cemile / Öğretmen Duyşen
“Bizim için değerli anılar taşıyan yerlerde ayak izlerimiz niye silinir ? Niye kalmaz ?”
― Cemile / Öğretmen Duyşen
― Cemile / Öğretmen Duyşen
“Ah, dere, diye fısıldadım, şu üç günün bütün kirini, bütün kötülüğünü götür gövdemden... Kendin gibi temiz yap beni.”
― Cemile / Öğretmen Duyşen
― Cemile / Öğretmen Duyşen
“okumak sana mutluluk getirsin, benim sevgili yıldızım...”
― Cemile / Öğretmen Duyşen
― Cemile / Öğretmen Duyşen
“Güle güle, parıldayan ışığım!”
― Cemile / Öğretmen Duyşen
― Cemile / Öğretmen Duyşen
“Bu kadar bilgiyi öğrenemeyeceğim diye zaman zaman umutsuzluğa kapıldım. Ama bırakmadım okumayı, bırakmaya cesaret edemedim, ilk öğretmenime çok şeyler borçluydum. En güç zamanlarımda bile onu düşünmek yeni bir tutku verdi bana. Başkalarının bir kerede kavradıkları şeyleri ben uzun uzun çalışarak anlayabiliyordum. Her şeye en baştan başlamıştım.”
― Cemile / Öğretmen Duyşen
― Cemile / Öğretmen Duyşen
“Şimdi düşünüyorum da, Duyşen şaşırtıyor beni. Elimizde bir alfabe bile yoktu üstelik öğretmenimiz ne gramer biliyordu, ne öğretme yöntemi. Böyle şeylerin varlığından bile habersizdi.Güdüleriyle davranarak, öğrenmemiz gereken şeyleri, öğretebildiği kadar öğretti bize.”
― Cemile / Öğretmen Duyşen
― Cemile / Öğretmen Duyşen
“Duyşen'in söylediği her kelime, yazdırdığı her harf benim için kutsaldı.Onun öğrettiklerini kavramaktan daha önemli bir şey yoktu hayatta. Verdiği defteri hazine gibi saklıyor, harfleri orağın ucuyla yere, kömürle duvara bir dal parçasıyla kara yazıyordum.”
― Cemile / Öğretmen Duyşen
― Cemile / Öğretmen Duyşen
“- Keşke ağabeyim olsaydı Duyşen! Kollarına atılıp ona sarılır, gözlerimi yumar, en tatlı sözleri söylerdim kulaklarına. N'olursun Tanrım, Duyşen ağabeyim olsun!
İnceliği, iyiliği, geleceğimizi düşündüğü için hepimiz seviyorduk öğretmenimizi. Küçüktük ama onun bu erdemlerinin hepimiz farkındaydık. Yoksa her gün o uzun yolu alır mıydık? Rüzgarda, karların arasında bata çıka, soluk soluğa tırmanır mıydık o tepeyi? Kendi isteğimizle geliyorduk okula. Gidip o soğuk ahırda donmamız için hiç kimse zorlamıyordu bizi. Okul öylesine soğuktu ki, birbirimizin yüzüne, ellerine, elbisesine hohlasak, hohladığımız yer hemen buz tutuyordu. Bazılarımız oturup Duyşen'i dinlerken ocağın yanında sırayla ısınıyorduk.”
― Cemile / Öğretmen Duyşen
İnceliği, iyiliği, geleceğimizi düşündüğü için hepimiz seviyorduk öğretmenimizi. Küçüktük ama onun bu erdemlerinin hepimiz farkındaydık. Yoksa her gün o uzun yolu alır mıydık? Rüzgarda, karların arasında bata çıka, soluk soluğa tırmanır mıydık o tepeyi? Kendi isteğimizle geliyorduk okula. Gidip o soğuk ahırda donmamız için hiç kimse zorlamıyordu bizi. Okul öylesine soğuktu ki, birbirimizin yüzüne, ellerine, elbisesine hohlasak, hohladığımız yer hemen buz tutuyordu. Bazılarımız oturup Duyşen'i dinlerken ocağın yanında sırayla ısınıyorduk.”
― Cemile / Öğretmen Duyşen
“Benim temiz yavrum, duru kaynağım, dedi. Ne kadar da akıllısın... Ah, seni şehre, okumaya bir gönderebilsem! Büyük bir insan olurdun!
Dönüp kıyıya doğru bir adım attı.
Gözlerimin önünde şimdi: Gürültülü derenin kıyısında durmuş; ellerini başının arkasına kavuşturmuş; parlayan gözleriyle, tepelerden gelen rüzgarın kovaladığı beyaz bulutlara bakıyor...”
― Cemile / Öğretmen Duyşen
Dönüp kıyıya doğru bir adım attı.
Gözlerimin önünde şimdi: Gürültülü derenin kıyısında durmuş; ellerini başının arkasına kavuşturmuş; parlayan gözleriyle, tepelerden gelen rüzgarın kovaladığı beyaz bulutlara bakıyor...”
― Cemile / Öğretmen Duyşen
“kumaydım. hangi kokuşmuş, çürümüş çağda yaratmışlardı bu kumalığı?kim yaratmıştı? kuma olmaktan, insanın ruhuyla, bedeniyle tutsak olmasından daha küçültücü şey var mı dünyada? zavallı kadınlar, mezarlarınızdan kalkın! kızlıkları ellerinden zorla alınmış kadınların, aşağılanmış kadınların ruhları, kalkın! kalkın, kötü dünyaları, pis dünyaları titretin! ben çağırıyorum sizi, ben, sonuncunuz! ben, başkaldıran kuma!”
― Cemile / Öğretmen Duyşen
― Cemile / Öğretmen Duyşen
