Tabu Can Çekişiyor - Tanrı ve Kuran Quotes

Rate this book
Clear rating
Tabu Can Çekişiyor - Tanrı ve Kuran (Din Bu, #1) Tabu Can Çekişiyor - Tanrı ve Kuran by Turan Dursun
569 ratings, 4.40 average rating, 30 reviews
Tabu Can Çekişiyor - Tanrı ve Kuran Quotes Showing 1-5 of 5
“Kendilerini "Müslüman" sayan "Türkler"i Muhammed, "Müslüman" saymak şöyle dursun; "düşman" diye "ilan" etmiştir. İslam dünyasında en sağlam kabul edilen hadis kitaplarında da bu var. Başlı başına bir bölüm olarak. Bölümün adı da çok ilginç: "Kıtalu't-Türk." Anlamı da, "Türklerle öldürüşmek (savaş)". Buhârî'de, Ebu Davud'da ve Tirmizî'de bölümün adı bu. İbn Mace'de "Bâbu't-Türk", yani "Türkler Bölümü". Müslim'deyse, "Kıyamet alametleri" arasında yer alıyor.

Muhammed, "Peygamberliğinin bir kanıtı" olarak, gelecekten "haber" verirken, "Kıyametin bir alameti" olarak "Türklerle nasıl çarpışılacağı"nı, "Müslümanlar'ın, Türkleri nasıl öldürecekleri"ni de anlatıyor. Hem "Türk" diye ad vererek, hem de "tarif" ederek, yüzlerinin, gözlerinin, burunlarının, derilerinin, renklerinin nasıl olduğunu anlatarak. Anlaşılan o ki, Türkler konusunda kendisine birtakım bilgiler verilmiş. Muhammed'in anlatmasına göre, "Türklerle öldürüşme", ta "Kıyamet"e dek söz konusu. "Kıyametin bir alameti" olarak da "Müslümanlar", yeryüzündeki "Türkleri öldürüp temizleyecekler". Yoksa "Kıyamet kopmayacak".

İşte hadislerden bir kesim:

"Müslümanlar, Türklerle öldürüşmedikçe, kıyâmet kopmayacaktır. Yüzleri kalkan gibi, üst üste binmiş (kalın) derili olan bu toplumlar... kıl giyerler."*

"Siz (Müslümanlar), küçük gözlü, basık burunlu, yüzleri kalkan gibi, derisi üst üste binmiş olan toplumla öldürüşmedikçe kıyâmet kopmayacaktır."**

"Şu da kıyâmet alâmetlerinden: Kıldan (keçe) ayakkabı giyen bir toplumla vuruşup öldüreşeceksiniz. Geniş yüzlü, yüzleri kalkan gibi, üst üste binmiş derili toplumla vuruşmanız-öldürüşmeniz kıyâmet alâmetlerindendir. Siz (müslümanlar), küçük gözlü, kızıl yüzlü, basık burunlu, yüzleri kalkan gibi, derisi üst üste binmiş olan Türklerle öldürüşmedikçe kıyâmet kopmaz."***

"Sizinle (siz müslümanlarla), küçük (çekik) gözlü toplum, Türkler savaşacaktır. Siz onları, üç kez önünüze katıp götüreceksiniz, süreceksiniz. Sonunda Arap Yarımadası'nda karşılaşacaksınız. Birincide, olanlardan kaçan kurtulur. İkincide kimi kurtulur, kimi yok edilir. Üçüncüdeyse onların tümü kırılacaktır."****

Muhammed'in, bugün kendisine "Peygamberimiz, efendimiz" diyen Türklere bakışı, tutumu budur işte.

* Müslim, e's-Sahîh, Kitabu'l-Fiten/62-65, hadis no. 2912; Ebu Davud, Sünen, Kitabu'l-Melâhim/9; Babun fî Kıtâli't-Türk, hadis no. 4303; Neseî, Sünen, Kitabu'l-Cihâd/Babu Gazveti't-Türk...

** Buhârî, e's-Sahîh, Kitabu'l-Cihâd/96; Müslim, e's-Sahîh, Kitabu'l-Fiten/62, hadis no. 2912; Ebu Davud, Sünen, hadis no. 4304; Tirmiziî, hadis no. 2251; İbn Mace, hadis no. 4096-4099.

*** Buhârî, e's-Sahîh, Kitabu'l-Cihâd/95; Müslim, e's-Sahîh, Kitabu'l-Fiten/66, hadis no. 2912; İbn Mace, hadis no. 4097-4098.

**** Ebu Davud, Sünen, hadis no. 4305.”
Turan Dursun, Tabu Can Çekişiyor - Tanrı ve Kuran
“Gökteki Ay mı, Arabistan'daki "Hira Dağı" mı Daha Büyük

İlkokul öğrencileri bile böyle soruyu saçma bulur, değil mi? Ama hadiste anlatılana bakılırsa bu soruya "saçma" dememek gerek.

"Malik Oğlu Enes anlatıyor:

"Mekkeliler, Peygamberden bir mucize göstermesini istediler. Peygamber de onlara AY'ı ikiye bölünmüş olarak gösterdi. Öylesine ki, onlar, Hira Dağı'nı, bu iki parçanın arasında görüyorlardı."*

"Abdullah İbn Mes'ud anlatıyor:

"Peygamberle birlikte Mina'daydık. Birden AY iki parçaya bölündü. Bu parçalardan biri, dağın arkasında, biri de dağın beri yanında kaldı. İşte o sırada Peygamber: '(Bakın da) tanık olun!' dedi."**

Düşünün.

— İnanmazlar, Muhammed'den, peygamberliğini kanıtlamak için bir "mucize" istiyor.

— "Tanrı" da Muhammed'e güç veriyor. Muhammed "mucize'sini gösteriyor: Şu gökteki, şu Amerikalıların "ayak bastığı", şu bildiğimiz AY, iki parçaya bölünüyor.

— Parçalanan Ay, YER'e düşüyor. YERYÜZÜ'nün UFACIK BİR BÖLGESİ'ne sığınıyor. Düştüğünde orada, kimseyi EZMİYOR.

— Ay öylesine ufakmış ki: Hira Dağı ondan daha büyük. Çünkü geriden bakınca, Hira Dağı, AY'ın iki parçası arasında gözükebiliyor.

Ve düşünün:

- Böyle bir "olay"ı bile, Mekkeliler bir "mucize" saymıyor. "Olay"a "tanık" oldukları halde...

- Ve dünyanın her yanından gözüken şu AY, o sırada ikiye bölünüp yere düşüyor da, dünyanın hiçbir yerinde, kimse "farkında" olmuyor. "Olay"ı ne gören oluyor, ne de yazan. Muhammed'in "Sahabi"lerinden başka...

* Buhârî, e's-Sahîh, Kitabu'l-Menâkıb/36; Müslim, e's-Sahîh, Kitabu Sıfâti'l-Münâfıkîn/46-47, hadis no. 2802.
** Buhârî, e's-Sahîh, aynı yerde; Müslim, e's-Sahîh, age, hadis no. 2800.”
Turan Dursun, Tabu Can Çekişiyor - Tanrı ve Kuran
“Tüm evren içinde "YER"in, yani "DÜNYA"nın önemi nedir ki? Öyleyken "Yer"in yaratılmasına "dört", kalan tüm evrenin yaratılmasına da yalnızca "iki" günün harcandığı anlatılıyor. Buna şaşılabilir. Ama unutulmamalıdır ki, dünyadan çıplak gözle bakan kimse, "bilim"den, özellikle de "gökbilimi"nden habersizse, "DÜNYA"mızı, evrenin öteki kesimlerinden "daha büyük" görebilir.

Burada asıl şaşılası şey şu olmalı:

Ayetlerde, "AY"ıyla, "GÜNEŞ"iyle, "YILDIZ"larıyla "GÖK" (ayetlerdeki anlatımıyla "yedi kat gök") daha ortada yokken, "YER"in, dağlarıyla, ağaçlarıyla, bitkileriyle, hayvanlarıyla "yaratıldığı"nın bildiriliyor oluşu. Bunu yalnızca "iman" ve "imana bağlı akıl" kabul edebilir. Özgür insan aklı ve bilim ise, hiçbir zaman.”
Turan Dursun, Tabu Can Çekişiyor - Tanrı ve Kuran
“Elli Vakit Namaz Çoktur, Git İndirim Yaptırt!"

Mûsâ'yla konuşurlar:

— Tanrı senin ümmetine ne farz etti?
— Elli vakit namaz. Her gün için.
— Buna, ümmetinin gücü yetmez. Efendi Tanrı'na (Rabbine) dön de İNDİRİM yaptırt!

Muhammed, günlük namaz vakitlerinde indirim yaptırtmak için Efendi Tanrı'sına döner.

"Namaz İndirimi İçin Muhammed'in 6. Gök Katıyla Saray Arasındaki Gidiş Gelişleri"

Muhammed, Tanrı'ya vardığında bir indirim yaptırtır. Ne var ki, dönüp Mûsâ'nın yanına geldiğinde, Mûsâ yine çok bulur namaz vakitlerini. İndirim yaptırtmasıması için Muhammed'i bir daha gönderir. Muhammed gider, bir indirim daha yaptırır. Döner, Mûsâ bunun da çok olduğunu, yine çıkıp indirim yaptırtması gerektiğini söyler. Muhammed yine gider, yine indirim yaptırır. Ve böylece birkaç gidip geliş sonucunda, günlük namaz vakti sayısı 5'e iner. Mûsâ bunu da çok bulmuştur. Ama Muhammed, artık utandığını, gidip yeni bir indirim yaptırmak için yüzünün kalmadığını söyler ve günlük namaz vakit sayısı 5'te kalır. Ve Tanrı, "Beş vakittir, ama yine de elli vakittir” der; bir ayetten alınma, “Benim katımda söz değişmez" (Kâf Suresi, 29. ayet) anlamındaki parçayı ekler. Şunu da söyler: "Ana Kitab'da nasıl farz kıldımsa öyledir. Beş vakitten her birine on katı sevap olunca yine elli vakit eder."*

Efendi Tann (Rab), "görüş değiştirmedim!" demeye getiriyor, ama yine de bir “değişiklik olduğu” üzerinde birleşiliyor. Çünkü, “50 vakitten, 5 vakte indirim" olmuştur. İleri sürülür ki, “Yahudilikte farz olan da, 50 vakit namazdı." Ve Efendi Tanrı'nın, Müslümanlardan kendisine şöyle yalvarmalarını bu nedenle istediği belirtilir: "Efendi Tanrımız (Rabbenâ)! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme!" (Bakara Suresi, ayet 286.)**

Daha "tebliğ edilmeden" namaz vakitlerinde indirimler yapılmış olmasının uygun gerekçelerle açıklaması için çok çabalanıyor, ama kolayca içinden çıkılamıyor. ***

Tartışmalarda açıklığa kavuşmayan bir soru:

— En iyisini, Tanrı değil de, Mûsâ mı biliyordu?

* Buhârî, e's-Sahîh, Kitabu's-Selât/1, Kitabu't-Tevhid/37; Tecrîd, hadis no. 227, 1551; Müslim, e's-Sahîh, Kitabu'l-İmân/259-265, hadis no. 162-164.

** Yorum için özellikle bkz. F. Râzî, 7/146.

*** Askalanî, Ferhu'l-Bârî, Bulak Matbaası, Mısır, 1300, 1/391-392.”
Turan Dursun, Tabu Can Çekişiyor - Tanrı ve Kuran
“Bununla birlikte "Tanrı'nın benzeri yoktur" sözü, Kur'an'ın bütününde ve hadislerde tanıtılan "Tanrı"ya pek uymuyor. Çünkü gerek ayetlerde, gerek hadislerde "Tanrı"nın nasıl tanıtıldığına, O'na uygun görülen niteliklere bakıldığında, bu Tanrı'nın "tıpkı insana benzediği" görülür. Yani "insan"da bulunan nitelikler bu "Tanrı"da da var.

Örneğin: İnsan görür, işitir; bu Tanrı da görür, işitir. İnsan konuşur; bu Tanrı da öyle... İnsan gelir, gider; bu Tanrı da... İnsan kızar, öfkelenir; bu Tanrı da... İnsan "öç alma" yoluna gider; bu Tanrı da... İnsan yatışır, düşünür, acır, bağışlar; bu Tanrı da... İnsan gibi "efendi"dir (Rabb), "kral"dır (Melik), "ev"i (Kâbe...), "tahtı, sarayı" (ARŞ) vardır. Güçlüdür kimi insan gibi (Azîz). "Ezici"dir (Kahhâr), "zorba"dır (Cebbâr), "sevecen"dir (Vedûd)... Dost, düşman edinir...

BİÇİMİ de insan gibidir bu "Tanrı"nın:

İnsan gibi "yüz"ü vardır. Birçok ayette, Tanrı'nın "vech"inden, yani "yüz"ünden söz edilir (örneğin bkz. Bakara Suresi, 115. ayet; Rahman Suresi, 27. ayet...). "Eİ"inden, "iki el"inden söz edilir. Âdem için "iki elimle yarattım" diyor (bkz. Sâd Suresi, 75. ayet). Kendisi için "iki eli açık" denir (bkz. Mâide Suresi, 64. ayet). "İki göz"ünden söz edilir. Kimi zaman "aynî", yani "gözüm" der (bkz. Tâ-Hâ Suresi, 39. ayet), kimi zaman kendi "gözler"inden "a'yunina", yani "gözlerimiz" diye söz eder (bkz. Hûd Suresi, 37. ayet; Mü'minûn Suresi, 27. ayet; Tûr Suresi, 48. ayet...)”
Turan Dursun, Tabu Can Çekişiyor - Tanrı ve Kuran