Zaman / Zemin / Zuhur Quotes
Zaman / Zemin / Zuhur: Gerçekçi Türk Tiyatrosunda Minyatür Kurgusu
by
Beliz Güçbilmez15 ratings, 4.73 average rating, 2 reviews
Zaman / Zemin / Zuhur Quotes
Showing 1-1 of 1
“İster Doğulu ister Batılı formlarla
yapılsın, tiyatro sanatının kaçınılmaz olarak mekân oluşturması
ve mekânın doğal olarak anımsamaya, belleğe seslenmesinin
yarattığı kırılmaz (sanılan) tiyatro-bellek ilişkisi, bu coğrafyada
kırılmış gibi görünüyor. Geçmişinden kaçan toplum, o geçmişi
yok saymanın yolunu bulmuş, tiyatrosunda, üstelik de gerçeği
temsil etmeyi vaat eden “gerçekçi” tiyatrosunda geçmişle hiç
ilgilenmemiş, yekpare bir an’da, dondurulmuş bir zamanda, ve
salt bir “satıh”a dönüşmüş zemininde, kendini, ansızın zuhur
eden hikâyelere tutturmuştur. Öyleyse gerçekçi Türk tiyatrosu
kendini derinliksiz, iki boyutlu bir satıh olarak kurdukça, anlattığı
hikâyeyi ona yaklaşmadan, kişilerini canlandırmadan dışardan anlattıkça, sadece görünümü, sathı ya da dışıyla ilgilenen
bir zâhirperest’e dönüşmüş; Araba Sevdası’nın züppesi Bihruz’un
ruhunu hiç durmadan şâd etmiştir. Dış telkine açıklığı
ve mutlak iç yokluğuyla kendini, hedeflediği değil de reddettiği
bir kaynağın etkisine maruz bırakmış, minyatürlüğünün farkına
varmaksızın ömrünü, ideali olan ama ruhuna uygun olmayan
Batılı anlayışla çerçevelediği sahne üzerinde heba ederek asıl
macerasını hiç yaşamadan geride bırakmıştır.”
― Zaman / Zemin / Zuhur: Geçmişin Tiyatral Temsili - Doğrusal Perspektifli Resimden Minyatüre
yapılsın, tiyatro sanatının kaçınılmaz olarak mekân oluşturması
ve mekânın doğal olarak anımsamaya, belleğe seslenmesinin
yarattığı kırılmaz (sanılan) tiyatro-bellek ilişkisi, bu coğrafyada
kırılmış gibi görünüyor. Geçmişinden kaçan toplum, o geçmişi
yok saymanın yolunu bulmuş, tiyatrosunda, üstelik de gerçeği
temsil etmeyi vaat eden “gerçekçi” tiyatrosunda geçmişle hiç
ilgilenmemiş, yekpare bir an’da, dondurulmuş bir zamanda, ve
salt bir “satıh”a dönüşmüş zemininde, kendini, ansızın zuhur
eden hikâyelere tutturmuştur. Öyleyse gerçekçi Türk tiyatrosu
kendini derinliksiz, iki boyutlu bir satıh olarak kurdukça, anlattığı
hikâyeyi ona yaklaşmadan, kişilerini canlandırmadan dışardan anlattıkça, sadece görünümü, sathı ya da dışıyla ilgilenen
bir zâhirperest’e dönüşmüş; Araba Sevdası’nın züppesi Bihruz’un
ruhunu hiç durmadan şâd etmiştir. Dış telkine açıklığı
ve mutlak iç yokluğuyla kendini, hedeflediği değil de reddettiği
bir kaynağın etkisine maruz bırakmış, minyatürlüğünün farkına
varmaksızın ömrünü, ideali olan ama ruhuna uygun olmayan
Batılı anlayışla çerçevelediği sahne üzerinde heba ederek asıl
macerasını hiç yaşamadan geride bırakmıştır.”
― Zaman / Zemin / Zuhur: Geçmişin Tiyatral Temsili - Doğrusal Perspektifli Resimden Minyatüre
