Paluri Quotes

Rate this book
Clear rating
Paluri Paluri by Öykü Odabaş Kanneci
52 ratings, 3.85 average rating, 5 reviews
Paluri Quotes Showing 1-11 of 11
“Mustafa kahve yap bize oğlum... Lan ne rahat adamsın!" Gökdeniz'in söylenmesi ile mutfağa geçen Mustafa, giderayak homurdanıyordu.
"Şu evlilik işi bir an evvel olsun bari de, bu işlerden kurtaralım. .."
O anda kafasına yedi yastığı adam.
"Az ye de uşak tut lan!"
Ve içeriden son isyan geldi...
"Abi tutacaktım tutturmadın ya, istemem diye!”
Öykü Odabaş Kanneci, Paluri
“Belgenin peşinde misin sen de? Bak gerçekten bilmiyorum. Vallahi bilmiyorum."
"Evet, belgenin peşindeyim!" dedi Ateş. Evet, o belgeyi istiyordu. Kızı koruyabilmesinin başka yolu yoktu; ama tabii ki bunu kıza söylemeye de niyeti yoktu. Kızın hayal kırıklığı ile bakan gözlerine gülümsememek için kendini zor tuttu genç adam.
"O belgenin içinde ne yazdığım ölesiye merak ediyorum biliyor musun? Merak ediyorum çünkü acaba adamlar niye seni sadece, çenen yüzünden, amme hizmeti yapmak için öldürmüyorlar da, o belgeyi bahane ediyorlar bunu çözmem lazım!”
Öykü Odabaş Kanneci, Paluri
“Korkma artık."
Adamın sesindeki sıcaklık, 'Bana güven' diye bağırıyordu resmen.
"Kafama silah dayadın," dedi Arya titrek bir ses ve fısıltıyla. Üstündeki pikenin ucunu, yumruk olmuş elleriyle iyice sıkmış ve burnunun altına kadar çekmişti. Korku dolu gözleriyle, temkinli konuşuyordu. Hani adam Mr. Hayd olursa yine, pikeyi kafasına çekip hemen saklanacaktı. Tetikteydi de işte, ancak bir deve kuşu kadar saklayabilirdi kendisini.
Ateş, kızın bu çocuksu haline gülümsedi.
"Tetiği çekmedim..."
"Çekebilirdin..."
"Çekmeyecektim..."
"Çektiğini gördüm ama..."
Derin bir nefes aldı Ateş ve Arya biraz daha sindi yata­ğa. Sinirlenmişti işte ama ya...
"Sonuçta çekmedim. Ayrıca sen benden daha tehlikelisin. Kafamda vazo kırdın..."
Tetik kavgasının sonu Arya'nın şaşkın bakışları ile noktalanmıştı o anda. Hiçbir şey diyemedi genç kız. Evet, kırmıştı valla... Hem de çatır çatır...”
Öykü Odabaş Kanneci, Paluri
“Gökdeniz, kolları arasında titreyen karısını tekrar göğsüne doğru çevirdi.
"Benden korkuyorsun.."
Mahru bir an için sessizce düşündü. Önce bir şey demedi; fakat sonra, sessizliğinin adamı kırdığını anladı.
"Senden eskisi kadar korkmuyorum..."
"Titriyorsun..."
"Sadece korkudan mı titrenir?" diye mırıldadı kız, gözlerini kapatırken.”
Öykü Odabaş Kanneci, Paluri
“Arya gözlerini yeni güne açarken, hâlâ gece olanların ve Ateş'in gerçekçiliğinin, hatta bir de centilmenliğinin şokunu yaşıyordu. Ateş, bostan hıyarlığından sınıf atlamış ve daha elit olan Çengelköy hıyarlığına terfi etmişti.”
Öykü Odabaş Kanneci, Paluri
“Korkman gerekiyordu, kaçmanı göze alamazdım. Ka­çarsan... Nefes alamazdım.”
Öykü Odabaş Kanneci, Paluri
“Bugün dışarı çıkarıcam Arya'yı."
"Tamam abi... Ben şirketteyim, hâlâ son toplantıyı bekliyorum. Adamlar haberli merak etme."
"Lan ne merak edicem? Benim elim silah tutmuyor mu?"
"Abi elin silah tutuyor; ama gözün hedefte olmazsa bir halta yaramaz. Senin gözün de bu aralar..."
"Metin, o cümleni bitirirsen, yeminle Selda'ya kendi ellerimle dul maaşı bağlatırım!"
"Tamam tamam... Görmedim, duymadım, bilmiyorum..."
Ateş, "Metin!" diye bağırırken, suratına kapanan telefona sabır duaları ile baktı. Arya'dan gözlerini ayıramıyor değildi ki! Tamam, kabul ediyordu; kızla ilgili sürekli endişeleri vardı. Evet, endişelenmediği zamanlarda, kızın sürekli onu güldürdüğü bir gerçekti; ama hadi canım, gözlerini ondan ayıramıyor değildi!”
Öykü Odabaş Kanneci, Paluri
“Ne mezunusun?"
"Hayat okulu."
"Ciddi olamazsın." Arya inanmıyordu Ateş'in ciddi olduğuna.
Adam çapkınca gülümsedi.
"Hukuk okudum." Bunu duyduğu anda Arya'nın ağzı bir karış açılmış ve şaşkınlıkla Ateş'e bakakalmıştı.
"Hukuk okumuş bir kanunsuz mu?"
Ateş o anda büyük bir kahkahaya engel olamadı.
"Daha mantıklı bir şey olabilir mi? Okudum ve baktım ki bazı şeyleri legal yollardan çözmek mümkün olmuyor.”
Öykü Odabaş Kanneci, Paluri
“Bana korunduğunu söyle!"
"Neden? Bulaşıcı hastalığın mı var?"
Ateş'in suratından her ne kadar muziplik akıyor olsa da, aldığı yanıt karşısında afallayan Arya'nın cinler yine tepesine çıkmıştı.
"Var var! O kadar bulaşıcı ki dokuz ay sonra burada Metin'le Mustafa'yı alıp sabaha kadar pış pış gezdirir sizi!”
Öykü Odabaş Kanneci, Paluri
“Pok yiyenun uşaklari! Ne ettinuz kizi ha?" Ateş derin bir nefes aldı o anda. Hayır, duygusal amazon onu yeterince delirtmemiş gibi, şimdi bir de bu ihtiyarı zapt etmesi gerekecekti.
"Kaçti senin paçi cehennemin dibina. Hangi katina indi oni bulacağuk şimdi..."
"Niye kaçti? Oyy, gaybana kalasin, ne ettun paçiye da? Ula kundi kamkuli, eğer elini surduysan kiza, ha buraya tövbemi bozar kafana saydirurum şarjori..."
"Dayı!" Gökdeniz dayanamamış ve abisiyle göz göze gelmemeye özen göstererek lafa girmişti. "Senin o paçi var ya ..."
"He var..." diye tek kaşını havaya kaldırdı Salih Reis.
"Giderken benim karımı da almış yanına..."
"İyi pok yemiş... Tek başina yakişik almazdi zaten ...”
Öykü Odabaş Kanneci, Paluri
“Nereye gidiyoruz?" dedi Arya, burnunun dikinden ödün vermeden.
"Dağ başına." Ateş de umursamaz şekilde yanıtladı kızı. Ne ara uyanmıştı bu kız!
"Cehennemin dibinde yer mi kalmamış?" Arya, Ateş'e bakmadan konuşuyordu. Ne yapacaktı ki ona? Manyak mıydı bu herif? İstediğini de almıştı işte.
"Orası olmaz sevgilim. Senin gibi bir Buzlar Kraliçesi orada erir.”
Öykü Odabaş Kanneci, Paluri