Hindi'nin Ruhu Quotes

Rate this book
Clear rating
Hindi'nin Ruhu Hindi'nin Ruhu by Ersan Üldes
40 ratings, 3.92 average rating, 5 reviews
Hindi'nin Ruhu Quotes Showing 1-1 of 1
“Ya palto rüzgardan havalanır ya beyaz gömlekler sedyeyi aniden oynatır ya da gövde gerçekten kımıldanır. Bunların hepsi mümkün, hatta belki bunların dışında, hiç akla gelmeyecek bir ihtimal vuku bulmuş ve gövdeyi itelemiş bile olabilir. Ama o esnada Mesut için ihtimal yoktur, hakikat tektir, yorum da onun yardakçısı… Ayrıca o yalnız gördüğüne inanır, daha fazla uzatmanın alemi yok, beyaz minibüse konmadan birkaç saniye önce konusu yerinden hafifçe, usulca ve yavaşça oynamıştır. Üstelik yüzü açık, üstelik yüzünde bir sapı kırılmış gözlük… Artık yaşamayan birinin yüzü açıkta bırakılmaz, mutlaka örtülür. Ayrıca artık yaşamayan birine kim gözlük takmayı düşünür? Ambulansı takip etmekten başka seçeneğinin olmadığını anlar Mesut, çünkü onda süreklilik esastır. O sırada kalabalık yine tek bir kişiymiş gibi davranmaya başlar; tek bir kişiymiş gibi kafasını çevirir, kaşınır, tek bir kişi gibi anlam çıkarır, soyutlar, çekiştirir, gıpta eder. Her durumda tek kişi olmayı başaran kalabalık nasıl olur da kavgaya tutuşur? İşte buna bir tür iç çatışma denebilir. Kalabalık didişmekten, çatışmaktan gövdenin hareketini göremez, tek bir kişinin görmesi gereken bir şeyi kaçırması gibi kaçırır. Tabii böylesi daha cazip bir resim olur Mesut’a, sadece kendisine görünen bir zuhur, onu iyice yoldan çıkarır. Bir anda gözü döner, güvenlik şeridine dayanır. Şeridi kaldırıp altından geçmek ya da bastırıp üstünden geçmek varken, o zor olanı seçer; kuvvetli adımlarla kahramanca yürür, önünde bir mani yokmuş gibi ileri atılarak, bedeniyle şeridi yerinden söker. İçinde korkudan eser yok. İçinde Mesuttan eser yok. Bu anı bir daha yaşasa böyle davranmayacağını bilir. Ama zaten insan türünde böylesi özel ve belirli anlar, yalnız bir defa yaşanır, sonra yıllarca anlatılır. Basit bir karakteraneyken sonra gelişkin bir karaktere evrilen Mesut, şimdi neredeyse büyüleyici bir kahramana, bir öndere dönüşür. Bu durumda elbette polislerin bir müdahalede bulunması beklenir. Kendini bilmezin biri tarafından yasaklanmış bölge düpedüz ihlal edilir. Ama nasıl aydınlatma sensoru onu tanımaz, pastanenin horoz sesli çıngırağı o kapıyı açtığında ötmezse, işte şeridi yok sayıp yasak bölgeye geçtiğinde de, toplum kuralını göz göre göre çiğnediği halde, devletin külyutmaz polisi de benzer şekilde onu sallamaz. İnsan kendinden işte böyle böyle şüphe duymaya başlar, insan varlığını işte böyle böyle sorgular. Ama dönüp geriye bakar, koparıp attığı şerit orada, asfaltın üzerinde parçalanmış halde yatar. Yok olamam, der, ben varım, işte şerit işte asfalt! Yoksa şeridin öte tarafında varım da inkar edilen bir genosit gibi, sadece bu tarafında mı yok sayılıyorum?”
Ersan Üldes, Hindi'nin Ruhu