Yaz Quotes

Rate this book
Clear rating
Yaz Yaz by Kürşat Başar
544 ratings, 3.30 average rating, 48 reviews
Yaz Quotes Showing 1-30 of 41
“Dünya üzerinde birbirini en az anlayabilecek iki kişi, birbirine delice aşık olan iki kişidir.”
Kürşat Başar, Yaz
tags: aşk, love
“İnsan bir zaman gelince galiba herkesin yaptıklarını yapıyor ve kendisinin çok da farklı olmadığını anlıyor. Herhalde büyümek böyle bir şey.”
Kürşat Başar, Yaz
“Evet, kadınların hayalleri var ve biz onları ancak yıkabiliyoruz.”
Kürşat Başar, Yaz
“Çünkü herşey yasaklanabilir ama hayaller yasaklanamaz.
Ne kocalar karılarına, ne anne babalar çocuklarına, ne devlet yurttaşlarına böyle bir yasak koyabilir.”
Kürşat Başar, Yaz
“Günün birinde hepimiz yanızca başkalarının dilindeki sözcüklere dönüşeceğiz.”
Kürşat Başar, Yaz
“Hayat hep dağılır. Biz onu ne kadar bir düzen içine sokmaya çalışsak da, kendimize göre yeniden oluşturmayı denesek de...”
Kürşat Başar, Yaz
“Hayatım sözcüklerle geçti ama hayatın sözcüklerle kurulduğunu ve yıkıldığını, her şeyi oluşturanın söylenenler ve söylenenlerin ardında gizlenenler olduğunu anlamam biraz uzun sürdü.”
Kürşat Başar, Yaz
“Hepimiz kendimizi, bir biçimde içine soktuğumuz, hayat boyu uğraşıp didinerek yarattığımız bir yanılsamaya, kendi parçalarımızın da içinde olduğu bir başkasının kimliğine hapsedip onu kendimiz sanarak yaşamıyor muyuz?”
Kürşat Başar, Yaz
“Herkes biraz ülkesine benzer.”
Kürşat Başar, Yaz
“Binlerce yıllık kuralların, böylesine ayrıntılı, böylesine çılgın, bazen olabildiğince akılcı, bazen tümüyle sapkın olmasının, kalplere, birbirine dokunmaya, birbirini sevmeye, sevişmeye, özlemeye, buluşmaya, ayrılmaya varıncaya dek yasaklar koymasının nedeni, bu mezarların kapısından geçen hiç kimsenin bize nereye gittiğini söylememiş olmasıdır belki de...”
Kürşat Başar, Yaz
“Bizden başka hangi canlı, ölüsünü bile tarihe unutulmaz anıtlarla bırakmak ister?”
Kürşat Başar, Yaz
“Baktım. Gerçekten de ölünce başka bir ülkeye gideceklerine, orada aynı hayatı sürdüreceklerine, dünya sanki yerin altı ve üstü diye ikiye bölünmüş gibi sonsuza dek yaşayacaklarına inanmışlar mıydı?”
Kürşat Başar, Yaz
“Hayatın içindeki izli bir koridorda... Perdelerin ışığı engellediği, bizi dünyadan,başkalarından, yasaklardan ayıran küçük karanlık bir odada... Bir bilinmezin peşinden giden masal çocukları gibi... Bize öğretilmiş olanlara aldırmadan... Düşlerin beklenmedik bir anda bitiverdiğini unutarak...”
Kürşat Başar, Yaz
“Hayatımın içinde sanki hiç açılmamış odalar vardı, gizemli eski zaman şatoları gibi... Böyle başkalarıyla birlikteyken, her gün beni şaşırtan insanlarla tanışırken elimde bir fenerle kendi gizli geçitlerimde dolaşıp o odaların kapılarını tek tek açıyordum sanki...”
Kürşat Başar, Yaz
“Saatler geçti, Boğaz'ın mavisi koyulaştı, kristal, renkli bir kadehte getirilen içkiden biraz başım döndü.

Hem mutluydum hem de hüzünlü.

Plakta, sevgilisine yalanlar söyleyen bir adamın hikayesini anlatan o şarkı çalıyordu.

Elbette sonunda yalnız kalmıştı.”
Kürşat Başar, Yaz
“Gördüğün şeyleri, görmediğin şeylere benzetmen çok komik.”
Kürşat Başar, Yaz
“Hiçbirimiz gerçekte günün birinde rastladığımız birinin hayatımızı nasıl değiştireceğini bilmiyoruz.”
Kürşat Başar, Yaz
“Hayaller, oturabileceğiniz en büyük evdir.

Dünyada hiçbir yeteneğe, eğitime, birikime sahip olmadan en kolay yapabileceğiniz şey, parayla, yaşadığınız hayatla, içinde bulunduğunuz koşullarla belirlenmeyecek tek şey hayal kurmaktır.

Yoksa bunu hiç mi düşünmediniz?

Sanırım insanlar çoğu kez içinde bulundukları durumdan yakınıp durduklarından hayal kurmayı unutuyorlar, ve hep zaten gerçek olan, değiştirilmesi kendi ellerinde olmayan şeylerle uğraşıyorlar.

Evet, gerçekler çoğu kez sizin elinizde değil.

Oysa hayallerinizde, asla gidemeyeceğiniz yerlere gidebilir, yok olduğunu sandığınız insanları görebilir, gerçekte akla gelmeyecek şeyleri bile yapabilirsiniz.”
Kürşat Başar, Yaz
“O başka kızlara benzemezdi.

Hayır, doğrusu o tanıdığım hiç kimseye benzemezdi.

Onu size nasıl anlatmalıyım, bilmiyorum. Sanırım çok fazla rastlanan, birine benzetebileceğiniz insanlardan değildi.

Elinde sihirli bir değnekle bütün dünyayı, insanları istediği gibi mükemmel bir biçime dönüştüreceğine inanan biriydi.”
Kürşat Başar, Yaz
“Okudukça kendimi, bilmediğim garip dünyalarda bulurdum. Çok uzaklarda bazen... Kimi zaman da burada, çok yakında...”
Kürşat Başar, Yaz
“Nereye gitmişti o, her şeyi usulüne göre yapan insanlar? Bir hayata sıfırdan başlayıp görkemli bir anıt gibi kurabilen, bütün güçlüklerin üstesinden gelirken bile şikayet etmeyen, acıları, kayıpları, yoklukları, savaşları, yıkımları sızlanmadan, hayatın doğal parçaları gibi taşıyan o korkusuz insanlar nasıl birdenbire kaybolmuştu?”
Kürşat Başar, Yaz
“Sizi bir başkasına dönüştüren, içinizde gizlenmiş, belki farkında bile olmadığınız suretlerinizle tanışmanızı sağlayan, bir tür derinlik sarhoşluğuna kapılmış gibi yeniden çıkıp çıkamayacağınızı bile düşünmeden sizi daha derine çeken bu duygu çoğu kez bir felaketle sonlandığı için görkemlidir. Böyle bir tehlikeyle dolu olduğu için heyecan vericidir.”
Kürşat Başar, Yaz
“Aşk aslında sözcüklere dönüştüğü zaman var.

Büyük, unutulmaz aşkların en önemli özelliği yazılmış olmaları...

Yazılmış ve zamanın bir diliminde sonlanmış olmaları...”
Kürşat Başar, Yaz
“İnsanın hayatında bazı anlar vardır ki sonradan kendisi bütün ayrıntılarıyla hatırlasa da anlatması imkansızdır. Çünkü o ayrıntılar aslında sözcüklere dökülmüş değildir. Yalnızca o an, eşsiz bir görüntü gibi belleğe kazınmıştır, renkleriyle, ışığıyla, kokusuyla, geçmişin, kaybolmuş hayatın içinden unutulmaz bir anı olarak kesilip alınmıştır. Beklenmedik bir anda, istesek de istemesek de çıkar gelir, bizi bulur ve sanki hayatın hiç de sandığımız gibi sıkıcı, boş, anlamsız olmadığını göstermek ister.

Hani bazen bir rüyadan uyanırsınız ve geri dönmek istersiniz. Dönemeyeceğinizi anladığınız zaman da unutmamak için bütün ayrıntıları yeniden bir araya getirmeye çalışırsınız ama ne yaparsanız yapın o rüyayı bütünüyle yeniden canlandıramazsınız...

Sanki tutmaya çalıştığınız bütün o görüntüler tuza dönüşür, dağılır ve çaresizce yarım yamalak bir şeyler hatırlamakla yetinirsiniz. Görüntüler, gerçek hayatta bir araya gelmesi anlamsız bağlantılar, kokular, konuşmalar, bakışlar, hepsi çekip gider ama o sabahın duygusu sizinle kalır.”
Kürşat Başar, Yaz
“Belki de yalnızca bir rastlantının sizde uyandırdığı o anlamsız duygu belirliyor hayatı. Güneşin pırıl pırıl parladığı ve bahar esintisinin tülleri uçuşturduğu kısacık bir an...

Belki de çok daha önemli, çok daha etkili sayısız şey silinip gidiyor da o kısacık an kalıyor. Anlayamadığınız, nedenini bulamadığınız, kaynağını bilmediğiniz ve başa çıkamadığınız o güçlü duygu...”
Kürşat Başar, Yaz
“Sanki çevresini saran incecik, gözle görülmez bir ışık onunla birlikte yürüyordu.

Ve o ışığa, uçuşan tüller, rengarenk çiçekler, o birbirine karışan kokular ve bitmeyen çığlıklarıyla martılar eşlik ediyordu.”
Kürşat Başar, Yaz
“Zavallı çocuk! Henüz dünyada el değmemiş bir toprak parçası, tırmanılmamış bir zirve, inilmemiş bir çukur, keşfedilmemiş bir ada bulunmadığını bilmiyordum.

İnsanoğlu dediğimiz ve tek tek bütün tarihe dağılmış benzerlerimizin oluşturduğu o soyut varlık, açgözlü sırtlan sürüleri gibi pervasızca her şeye saldırmış, her yeri yağmalamıştı.

Ama sonunda pek fazla bir şey değişmemişti. Birileri daha büyük evlerde otururken ötekiler daha küçük evlerde oturuyor, herkes daha büyük bir evde oturmak için çabalıyor ama sonunda herkes ancak kendi sığacağı kadar küçük bir toprak parçasına gömülüp unutuluyordu.”
Kürşat Başar, Yaz
“Belki başkalarına göre garip ama bana göre son derece sıradan ve korunaklı bir hayattı onunki. Hayatın cehenneminin başkaları olduğuna inanmış ve onlardan olabildiğince uzak bir hayat kurmayı denemişti. Sanki okuduğu kitapların içinde bir yerde yaşayabilirmiş gibi...”
Kürşat Başar, Yaz
“Her kitap, her okunuşta, herkese başka şeyler anlatır.”
Kürşat Başar, Yaz
“Gerçekten de bir sır var mı?

Bu eşsiz, her birimiz için farklı, tuhaf yolculuktaki rastlantıların, karşınıza çıkan beklenmedik insanların, birdenbire gittiğiniz yolu değiştiriveren olayların ve her kim olursanız olun, dünyanın neresinde olursanız olun, aslında bir gün daha, bir saat daha hayatta kalabilmek için verdiğiniz o bilinçsiz çabanın içinde yer alan bir sır...

Sizi buradan alıp artık bütün kaygılarınıza, korkularınıza, telaşlarınıza, kimi zaman bir an durup da hissettiğiniz o sonsuz yorgunluğa son verecek, tıpkı çocukluğun uyku saatleri gibi güvenli, huzurlu ve sessiz bir an'a sonsuza dek taşıyacak bir sır var mı?”
Kürşat Başar, Yaz

« previous 1