Doğa Tarihi Quotes
Doğa Tarihi
by
Hakan Bıçakcı510 ratings, 3.04 average rating, 43 reviews
Doğa Tarihi Quotes
Showing 1-9 of 9
“İnsanlar ellerinde kredi kartlarıyla kasaların önünde bekliyorlardı. Olmayan ihtiyacı, olmayan parayla alma kuyruğu...”
― Doğa Tarihi
― Doğa Tarihi
“Kimse romantik filmlerde veya aşk romanlarında olduğu gibi sevdiğini elde etmiyordu. Elde ettiğini seviyordu. Elde ettiğini sevdiğini sanıyordu.”
― Doğa Tarihi
― Doğa Tarihi
“Dış görünüşüyle aklını bozmuştu. Kendi hayatıyla meşgul olmayı bırakıp başkalarının hayatlarıyla meşgul olmaya başlamıştı. Kendi gözleriyle değil, başkalarının gözleriyle bakıyordu kendine. Onaylanma hevesiyle.”
― Doğa Tarihi
― Doğa Tarihi
“Ülkede kalacağı süre boyunca harcayacağı para miktarını ve ailesinde terörist olup olmadığını soran vize formunu, hiçbir şaşkınlık veya öfke hissetmeden hızlıca doldurmuştu.”
― Doğa Tarihi
― Doğa Tarihi
“Rahat görünen, eşofmanımsı bir şeyler giymişti. Rahat etmek istediği için değil, rahat görünmek istediği için.”
― Doğa Tarihi
― Doğa Tarihi
“Başkaları tarafından belirlenmiş amaçları gerçekleştirmek üzere tasarlanmış bir makineye dönmüştü. Her zaman mutlu olması ve sürekli olarak arzu edilmesi zorunlu bir makineye…”
― Doğa Tarihi
― Doğa Tarihi
“Doğa da sevgilisinin türlü öküzlüğüne sinsi kamuflajlar diken Burcu gibi, beklentisine göre adam bulamayıp bulduğu adama göre beklentilerini şekillendiriyordu. Kendisiyle ilgilenen adayla arasında sınıf farkı yoksa (Doğa buna “kültür farkı” diyordu) gerisi bir şekilde geliyordu. Sonra bir de bakıyordu seksilik anlayışında koca kafa sergileyen kelliğe, kat kat olan enseye, gömlekleri patlatacakmış gibi geren göbeğe yer verir olmuş. Spor salonundaki eğitmeni Engin’in terli ve kaslı bacaklarını düşünerek mastürbasyon, Onur’un kumaş pantolonunu zorlayan dolma bacaklarını düşünerek evlilik ve çocuk planı yapar olmuş…”
― Doğa Tarihi
― Doğa Tarihi
“Çağdaş, dinamik ve yepyeni bir yaşam alanı" vaadiyle satılan alanda hayat yoktu. Atmosfer yoktu. Yeşil perde önünde kameraya çekilmiş yapay mizansenlerle dolu bir yaşamın fonuna sonradan prodüksiyon hilesiyle eklenmiş gibi görünen, her yerinden sunilik akan yapıştırma bir konut çölüydü burası. Binaların birbiriyle ilişkisi zamanla kendiliğinden oturmadığı için gerçeklik duygusundan tamamen yoksundu. İnsan eliyle alelacele uyumluluk süsü verilmişti daha çok. Coğrafyayı, mimari ve sosyal dokuyu hiçe sayan kof bir dekordu. Güvenlik görevlisi sayısı korunacak insan sayısından fazlaydı neredeyse. Her türlü sosyal ve sportif imkânı sunmasına rağmen terk edilmiş, yalandan yeşil dokunuşlara rağmen betonarme bir alandı burası. Bu durumu en çok hava kararınca devasa bloklarda yanan tek tük ışık ele veriyordu. “Çağdaş, dinamik ve yepyeni” yaşam alanı geceleri ölüm sessizliğine bürünerek kocaman bir mezarlığa dönüşüyordu. Toplu bir ölü yatırım mezarlığına…”
― Doğa Tarihi
― Doğa Tarihi
“Toplantılarda İngilizcesiyle caka satan, olur olmaz her yerde araya İngilizce kelimeler ve cümleler sokuşturan Doğa, bu dilin anavatanında konuşurken okulda derse kalkmış öğrenci gibi oluyordu. Korkak, güvensiz, çekingen vurgularla konuşuyordu. Ve karşı taraf onu anlamakta zorlanıyordu.”
― Doğa Tarihi
― Doğa Tarihi