Leylim Leylim - Ahmed Arif'ten Leylâ Erbil'e Mektuplar 1954-1957 -ve 1977'de son bir mektup- Quotes

Rate this book
Clear rating
Leylim Leylim - Ahmed Arif'ten Leylâ Erbil'e Mektuplar 1954-1957 -ve 1977'de son bir mektup- Leylim Leylim - Ahmed Arif'ten Leylâ Erbil'e Mektuplar 1954-1957 -ve 1977'de son bir mektup- by Ahmed Arif
907 ratings, 4.15 average rating, 97 reviews
Leylim Leylim - Ahmed Arif'ten Leylâ Erbil'e Mektuplar 1954-1957 -ve 1977'de son bir mektup- Quotes Showing 1-15 of 15
“Canım Benim,
Bilir misin "canım" dediğimde içimden canımın çıkıp sana koştuğunu duyarım hep.”
Ahmed Arif, Leylim Leylim - Ahmed Arif'ten Leylâ Erbil'e Mektuplar 1954-1957 -ve 1977'de son bir mektup-
“Ne tuzsuz şeydi şu dünya be. Geldin, buldun, şenlendirdin, insan ettin beni. Yemeyip-içmeyip, yatmayıp-uyumayıp, seni anlatmalı bu yürek.”
Ahmed Arif, Leylim Leylim - Ahmed Arif'ten Leylâ Erbil'e Mektuplar 1954-1957 -ve 1977'de son bir mektup-
“Sabah gözlerimi sana açarım.Akşam, uykularımı senden alırım.Nereye, ne yana dönsem karşımda mutluluğun o harikulade baş dönmesini bulurum. Böyleyken gene de şükretmem halime, hergelelik, açgözlülük eder, seni üzerim. Aklıma gelmez ki seni usandırır, sana gına getiririm. Sana dert, sana ağırlık, sana sıkıntı olurum. Nemsin be? Sevgili, dost, yar, arkadaş...Hepsi. En çok da en ilk de Leyla-sın bana. Bir umudum, dünya gözüm, dikili ağacımsın. Uçan kuşum, akan suyumsun. Seni anlatabilmek seni. Ben cehennem çarklarından kurtuldum, üşüyorum kapama gözlerini.”
Ahmed Arif, Leylim Leylim - Ahmed Arif'ten Leylâ Erbil'e Mektuplar 1954-1957 -ve 1977'de son bir mektup-
“Bu bok soyu alışkanlıklar, töreler, günah sevap ve ayıplar köleliği olmasa... Bütün tedirginliğimiz bundan. Bundan, yüzünü hayalledikçe ağzımın acılaşması.”
Ahmed Arif, Leylim Leylim - Ahmed Arif'ten Leylâ Erbil'e Mektuplar 1954-1957 -ve 1977'de son bir mektup-
“Ben ki 29 yaşındayım. Ama binlerce yıldır seni arıyor, hasretini çekiyorum.”
Ahmed Arif, Leylim Leylim - Ahmed Arif'ten Leylâ Erbil'e Mektuplar 1954-1957 -ve 1977'de son bir mektup-
“Ha, neyini mi merak ederim? Serçe parmağındaki tüyden, kulak memendeki tatarcık ısırığına, düşlerine, esnemene, şıpıdık terlikle mutfaktan çıkışına kadar nen varsa!”
Ahmed Arif, Leylim Leylim - Ahmed Arif'ten Leylâ Erbil'e Mektuplar 1954-1957 -ve 1977'de son bir mektup-
“Sana kırgın, sana dargın, alınmış da değilim. Bütün kahrım kendime.”
Ahmed Arif, Leylim Leylim - Ahmed Arif'ten Leylâ Erbil'e Mektuplar 1954-1957 -ve 1977'de son bir mektup-
“Yahu ben ömrümde hiçbir kavram üzerinde yarım saatten fazla uğraşmadım. Ya hep kolay işler çattı bana, ya da her nasılsa söktürdüm işte. Ama şimdi. Dünyanın en tükenmez mutluluğundayım. Ne yana dönsem sen. Elimi neye uzatsam yalnız değilim.”
Ahmed Arif, Leylim Leylim - Ahmed Arif'ten Leylâ Erbil'e Mektuplar 1954-1957 -ve 1977'de son bir mektup-
“Dünyayı, dünya eden de bu belki. Bellisiz kaybolmuşluk...”
Ahmed Arif, Leylim Leylim - Ahmed Arif'ten Leylâ Erbil'e Mektuplar 1954-1957 -ve 1977'de son bir mektup-
“Seni sade, bir dost, bir sevgili, bir can parçam olduğun için değil; beni, bu garip ve tedirgin canı, yaşama tutkusuna umuttan, aşktan, ölümü unutturan güzelim sevdalardan yana o aziz duyulara, düşünlere sımsıkı bağlayan bir dünya olarak seviyorum.”
Ahmed Arif, Leylim Leylim - Ahmed Arif'ten Leylâ Erbil'e Mektuplar 1954-1957 -ve 1977'de son bir mektup-
“Anılara gelince, zaten yaşamamı onlara borçluyum.”
Ahmed Arif, Leylim Leylim - Ahmed Arif'ten Leylâ Erbil'e Mektuplar 1954-1957 -ve 1977'de son bir mektup-
“Sen nasılsın canım? Elin, yüzün, havan bıraktığım gibi mi? Korkunç öskemişem seni. Bu o kadar gerçek, o kadar elle tutulur bir duygu ki, yaşaması değme yiğidin harcı değil, sana minnettarım. Teşekkür ederim.”
Ahmed Arif, Leylim Leylim - Ahmed Arif'ten Leylâ Erbil'e Mektuplar 1954-1957 -ve 1977'de son bir mektup-
“Kendi kendinle yetinmek, dünyanın öbür adıdır.”
Ahmed Arif, Leylim Leylim - Ahmed Arif'ten Leylâ Erbil'e Mektuplar 1954-1957 -ve 1977'de son bir mektup-
“Kimsenin karnında açlığı, ayağında yalınlığı ve sırtında çıplaklığı kalmasın diye ömrümüzden bir parça vermek. Hepsi bu.”
Ahmed Arif, Leylim Leylim - Ahmed Arif'ten Leylâ Erbil'e Mektuplar 1954-1957 -ve 1977'de son bir mektup-
“İnsanoğlu Tanrısını da öbür "icat"ları gibi kendisi bulduğuna göre elbette kusursuz bir buluya ermiş sayılmaz. Halbûki sen, kusursuzluğun bir yana, pratik olman gibi bir de üstünlüğün var! Sonra zulum etmeğe kalksan, kahretmeğe kalksan, bana edersin bunları, kimseye değil. Keşke gerçek olaydı o dediğin. Seni Tanrı gibi değil, Tanri kavramını Leylâ gibi seviyorum. Yoksa korkunç bir şey olurdu. Ömrümce; kıyamete dek elimi bile değdiremeyeceğim Tanrıyı neylerim ben?”
Ahmed Arif, Leylim Leylim - Ahmed Arif'ten Leylâ Erbil'e Mektuplar 1954-1957 -ve 1977'de son bir mektup-