İmparatorluğun Batış Yılları Quotes

Rate this book
Clear rating
İmparatorluğun Batış Yılları İmparatorluğun Batış Yılları by Falih Rıfkı Atay
73 ratings, 4.21 average rating, 13 reviews
İmparatorluğun Batış Yılları Quotes Showing 1-1 of 1
“Efendim, biraz da "tekâmül"e bırakalım derler. Bunun bizim şartlarımız içindeki karşılığı "oluruna bırakmak"tır. Bütün Anadolu o haldedir ki bir gün, bir saat bile kendi haline bırakılamaz ve devrimci metotlarla, radikal ıslahatçılık kafası ve iradesi ile zorlanarak yürütülmek ister. İkbal veya menfaatçi politika takımının umurunda değildir bu. Gündelikçidir bu takım. Kendinden ve elindekini kaybetmemekten başka bir şey düşünmez.

Atatürk'e, henüz Mustafa Kemal'ken, padişahlığı ve halifeliği teklif ettikleri günleri hatırlıyorum. Herhangi ileri bir adım atmak için Türkiye'nin şartları bugünkünden yüz defa elverişsizdi. "Hayır," dedi ve bütün şanını, şerefini ve canını tehlikeye atarak bin yıllık medreseleri köklerinden söktü, attı. Şimdi on yıllık hafız okullarına dokunamıyoruz. Eski yazıyı söktü, attı. Dükkânlarımızın Arap yazısı ile kaplı duvarlarına ilişemiyoruz. Üç günde fesli ve sarıklı Türkiye, şapkalı Türkiye'ye değişti. Bugün Ankara ve İstanbul'un bazı semtleri bile bere ve çarşaf dolu. Türbeler açık, tekkeler açık...

Çünkü demokrasi var. Çünkü demokrasi ile devrimcilik bağdaşamaz. Peki ya gençler bu bağdaştırmayı nasıl yapacaklar?

Yürüyen, kaplayan, yayılan, kavrayan devrimcilik değil, gericilik! Gün geçtikçe kuvvetlenen, köklenen o!

Başbakan kadınlarımıza da erkeklerle savaşmalarını tavsiye etti. Eğer Atatürk'ün onlara verdiği hakları onlar bu türlü savaşma ile almaya kalksalardı, şimdi henüz vapurların perdeli harem tarafında oturuyorlardı. Otellerde yatamazlardı. Anadolu’da hemen hemen bu hale gelmişlerdir. Selamlıklı haremli sinemalar vardır.

Öyle ise 1923'te:

-Biz bilâ-kayd ve şart hâkimiyet-i milliyeciyiz, diye Atatürk'ün ilk devrimlerine karşı koyan ilk demokrasi davacılarının günahı neydi? Yoksa 1923'ten kırk yıl sonra onun işlediği kusurları mı düzeltmeye kalkıştık?

Atatürk İstalin değildir: Sovyetler Birliği'nde İstalin'e yapılan, Türkiye'de Atatürk'e tekrarlanamaz.

Bütün yaptıklarını boz, yalnız adını söyleme! O da ordu ve gençlik korkusundan! Bu korku olmasa sokaklarda heykellerini bacaklarından sürükleyecekler. Türkiye'de âdetlerce yeni Osmanlılaşmanın, kültürce yeni Araplaşmanın, davranışça yeni softalaşmanın havası böylesine zehirli.

Hayır, gençler, yeni anayasa Atatürkçüdür. Onun uygulanmasını isteyeceksiniz. Çocuklarımızı eğiten bir tek hafız okulu, bir tek işleyen tekke, medeni kanuna aykırı vaaz eden tek bir hoca, ramazanda lokanta vagonlarını bile çalıştırmayan baskı, tek bere ve çarşaf, yeni anayasaya uygulanmıyor demektir. Yeni anayasa Sultan Hamid salnamelerindeki Kanun-i Esasi gibi "Murat lafzı" demektir. Gençler 19'uncu asır Tanzimatçılığı değil, 1923 Atatürkçülüğü istiyoruz diye haykırınız.

1923 Atatürkçülüğü ile uzlaşmayan hiçbir şey, Türk milletinin faydasına değildir.”
Falih Rıfkı Atay, İmparatorluğun Batış Yılları