Hayal Krizi & Gün'düşü Hikayeleri Quotes

Rate this book
Clear rating
Hayal Krizi & Gün'düşü Hikayeleri Hayal Krizi & Gün'düşü Hikayeleri by Burak Cem Coşkun
1 rating, 5.00 average rating, 0 reviews
Hayal Krizi & Gün'düşü Hikayeleri Quotes Showing 1-2 of 2
“The Dream Attack & Daydream Fictions is a unique work that blends scientific rigor with philosophical depth and literary aesthetics, leading the reader on an unconventional journey. From a reader's perspective, this book is not merely a collection of stories but a thought experiment exploring the intersection of ontological astrophysics, topology, and consciousness.
The work questions the thin, permeable boundary between dreams and reality through eight interconnected stories. The author’s background as a physicist lends scientific weight to concepts like "topological relationships" and "connectionist integrity," while masterfully exploring the transitions between Mythos and Logos. In stories such as "Trojan 137" and "The Scarlet Letter," time and consciousness are constructed as intricate labyrinths. Each narrative is an ideal plane placed in the realm of reality.”
Burak Cem Coşkun, Hayal Krizi & Gün'düşü Hikayeleri
“Rüya, hayal, düş ve gün’düşü kavramlarını birbirlerinden ilkesel
olarak ayrı düzlemler üzerinde izdüşümler olarak düşündüğümüzde,
gerçek dediğimiz şeylerin manifoldunun bu düzlemlerden
daha üst bir manifold olduğu hakkında ampirik bir kanıt
bulamayız. Öyle veya böyle, Doğa’yı betimleyen elimizdeki en
keskin teori olan Kuantum Elektrodinamiği ile, daha genel olaraksa
Kuantum mekaniği ve onun matematiksel formalizasyonuyla
uzun süre içli dışlı olunursa, olasılıklar desenlerinin sarmaladığı
bir takım örgü ağların ve bunların yaşadığı “sanal” ve
sonsuz boyuttaki uzayların, düş ve gün’düşü uzaylarından taşınan
bilgiyi de içermesinin olası olduğu görülür. Yani bilincin dışına,
düşlerin içine düşen şey; Logos* gerçek olandan daha temel
bir özellik olarak karşımıza çıkar. Birbirleriyle duyuları aşan bir
karmaşıklıkta etkileşim içinde olan bu düzlemlerin tahayyülü,
simetrik, devirli ve korunumlu olarak karşımıza çıkan tersinir
yasların hüküm sürdüğü fizik yasalarından daha temel ve derin
bir anlayışın gerekliliğini doğurur. Sıkça kullandığımız en eski
doğa ve evren anlayışına sahip Aborijinlerin düşzamanı kavramında
olduğu gibi, ata varlık düşler ve yaratır. Evrim devinime
dönüşür.
“Düşler yaratır.”
Gerçeğin altına ya da üstüne yapılan bu yolculuk izotropik,
yani her yöne eşit olmak zorunda değildir. Kozmik bilinç kavramı
kabullenilse, buna evren simülasyonunu yaratan üst bilinç
olarak bakılsa dahi, bu bilincin atacağı imzayı bir fizikçiden başkasının
bulmasını beklemek nafiledir. Boyutsuz sabitlerle imzalanmış
ince ayarlar, maddeyi oluşturan atomaltı parçacıkların
temel ve içsel özelliklerinin karmaşıklığı, bu imzanın ve belki
90
de harflerinin tahayyülünün yapılabileceği yegâne noktalardır.
İşte “düş” ve “zaman” kavramını alıştığımız nesnellikten biraz
sıyırıp birleştirdiğimizde, Borges’in yoları çatallanan bahçesinden
geçer, düşlediğimiz her anın, zaman içinde dallanan gerçeğin
bir kesiti olabileceğinin farkına varırız. O nedenledir ki ister
düşlerin içinde ister bilincin dışında “tornistan” yapma, bir fikirden
cayma veya eyleme geçmeye karar verme ancak ve ancak bir
gelecek tahayyülü ile anlam kazanır. Bu kısa son sözü yazmaya
karar verdiğimde hiç yazmadığım ve okuyucuyu darlamadığım
bir geleceğin tahayyülünü de yaptığım gibi…”
Burak Cem Coşkun, Hayal Krizi & Gün'düşü Hikayeleri