Coşkuyla Ölmek Quotes
Coşkuyla Ölmek
by
Şule Gürbüz889 ratings, 4.26 average rating, 109 reviews
Coşkuyla Ölmek Quotes
Showing 1-11 of 11
“Yazan bir parça ölmüş, okuyan ben kısmi ölü, ama bu hayat nasıl şeyse böyle yarı canlılara talip, bizi sürükler yine bırakmazdı. Ne olurdu şöyle kayıversem toprağa. Hayır. Hala da sağım ve ölme coşkumu yitirdim. Artık öldüğümde ya hastalıktan ya ihtiyarlıktan öleceğim. Bunu düşünmek beni için için eritiyor, ölümden artık utanıyorum. Genç, hayattan utanandır, burada bu halde olmaktan utanan. İhtiyarsa yaşamış olduğu için ölümden utanan.”
― Coşkuyla Ölmek
― Coşkuyla Ölmek
“Ben kendimi ömrüm boyu, neden bilemem, sebeplerini bilemem, bir kusur timsali olarak gördüm. Bir kusur sürahisi idim de ne akıtsam öyle akıtır, kusurlu akıtırdım. Hep eksik ve kırıktım da tamamlanamazdım. Hep yarım ve yanlış anlamadaydım da doğrulamazdım. Hep bir ayıp gizlemek zorundaydım da bu ayıp zaten bendim, bundan kurtulamazdım. (...) Dertli olduğumu ve deva bulmaz olduğumu elbet biliyordum ama kusur bilmezliğin de bir sıhhat olduğunu zannedecek kadar hasta değildim. Hasta idim de kusursuzluk sıhhat ise ben ancak nezle idim. Nezlemle herkesi öpesim vardı da yine de iğreniyordum.”
― Coşkuyla Ölmek
― Coşkuyla Ölmek
“Kendimde bir tuhaflık algılar gibi oldum ama üzerinde durmadım. Dursam, Allah korusun bir dursam, dünyada duracak başka ne bir yol ne bir durak ne bir şey bulurdum. O yüzden kendi üzerimde pek durmadım. Kendi üzerinde duran, bu ağırlıkla kendi üzerine yıkılandan başkası olamaz. Kendine yıkılan da böylelikle başkasına yıkılamaz. Biraz marazi, biraz zararsız, şairin dediği gibi “Ayakkabı çivisi gibi kendine batan,” olur ki, dünya kendine değil başkasına batanı, kendine değil başkasına yıkılanı, kendini değil başkasını suçlayanı sevdiği, istediği ve kabul ettiğinden onu hemen defoluların arasına ayırıverir. Ama sorsanız kitaplarında, gerek gökten inenlerinde, gerek yerden bitenlerin iyicelerinde böyle değilmiş gibi yapar söyler, bunu yaymak için peygamberler ve peygamber mizaçlılar ortaya çıkarır. Sonunda onları da ya çarmıha gerer, ya perişan eder. Dünya kendi hakikatleri hakkında tamamen yalancı ve ikiyüzlüdür. Dünya bir ahlaksıza namuslu ve saffet sahibi muamelesi yapan adamın perişanlığını ve zilletini, ona yüksek ve kutsal muamelesi yapanı perişan ederek yaşatır. Bir gece vakti karşı karşıya kitaplarıyla, hikmeti ile gözünüzde yaş, kalbinizde sıkıştıran İlhami bir duygu ile otururken her şeye inandıran dünya, sabah olunca göz kırparak rezili ve zelili sizi aşağılamakta kullanır.”
― Coşkuyla Ölmek
― Coşkuyla Ölmek
“Anlamak dururken söylemek, bilmem ama sanki biraz eğretidir.”
― Coşkuyla Ölmek
― Coşkuyla Ölmek
“Bu ölüm için yaşamaya, bu yaşamak için ölmeye yazık.”
― Coşkuyla Ölmek
― Coşkuyla Ölmek
“Görüyor musun Sadullah Efendi, gün burada bitmiyor, bir yere gitmiyor, sabahtan beri hala sabah, sabah dokuz buçuktan çıkamadık, geçmiyor Sadullah Efendi, zaman üstümüze yapıştı, aktığı yerde kaldı, ne kadar ağır ve yapışkan, ne kadar ezici ve kahverengi, küspe kokusuna bak, erkenden evlerine kapanan ahaliye bak, şu bisikletin zincirine bak, gökyüzüne bak, şu okunan uyduruk ezana bak, şu kadının yürüyüşüne bak, havadaki zerrelere bak, üstümüze yapışanlara bak, toz kokusuna bak, her yer gri ve sarı Sadullah Efendi, burada da ölmedik ya, Allah korusun ölmezlerden mi olduk, sonsuzluk, Allah korusun böyle bir sabitlikte durmak mı yoksa?”
― Coşkuyla Ölmek
― Coşkuyla Ölmek
“İtiraf edeyim, gençken ölmeyi çok isterdim. Coşkuyla ölmek isterdim. Kendi gözümde kendim ancak böyle tam ve gerçek olabilirdim. Çok istedim, çok. Her yılı acaba bu yıl ölebilecek miyim diye umarak geçirdim. Bazı yolculuklarda, bazı hallerde öleceğim içime doğdu ama ölmedim. Bazı sabahlar yatağıma bakıp gece dönmeyeceğim diye içimden geçirdim ama dönüp gene o yatakta uykuya vardım. Bazen kırlık bir yerde, bir ağacın altında omzumda telaşla yürüyen bir karınca, bir ağacın altına uzanmış halde sırtımda ve bacaklarımda giderek artan bir nem ile yaprakların arasından görünen gökyüzüne bakarak ve elimde bir şiir kitabı ile şiir okuyarak ölmek, göğe veda etmek isterdim. Bunu sık sık yaptım. Ağaçlardan üstüme serpilenler, ani çıtırtılar ve birden bağıran ve kanat çırpan kuş seslerinin arasında öylece kaybolmak istedim, yükseklerde ve kırlarda. Bazı dizelerde kalbim gümbür gümbür atar, derin ve sert bir sıkışma duyardım. Yazan bir parça ölmüş, okuyan ben kısmi ölü, ama bu hayat nasıl şeyse, böyle yarı canlılara talip, bizi sürükler yine bırakmazdı. Ne olurdu oysa şöyle kayıversem toprağa. Hayır. Hâlâ da sağım ve ölme coşkumu yitirdim. Artık öldüğümde ya hastalıktan ya ihtiyarlıktan öleceğim. Bunu düşünmek beni için için eritiyor, ölümden artık utanıyorum. Genç, hayattan utanandır, burada bu halde olmaktan utanan. İhtiyarsa yaşamış olduğu için artık ölümden utanan.”
― Coşkuyla Ölmek
― Coşkuyla Ölmek
“Hayatla her anlaşmaya varan, varamayanın kederini artırır, onun garipliğine bir ilmek daha atar.”
― Coşkuyla Ölmek
― Coşkuyla Ölmek
“Çalışmak beni az da olsa teselli ediyor, oyalıyor ve iş vasıtası ile de olsa tercih edilir, hitap edilir birisi yapıyordu. Çevredeki hayat renkli görünüyordu. Arkadaşlarım, tanıdıklarım hep bir heyecan ve kayıp içinde, hep bir yakalama ve yakalanmama peşinde, kendilerini ve hallerini durmadan tanımlayarak, bu tanımları da gün günden değiştirerek ama bunu çok tabi sayarak arkalı önlü, ilerili gerili, koşmalı sıçramalı bir gidiş gidiyorlardı. Lezzet de alıyorlar mıydı, bunu tam bilemiyorum. Konuşurlarken sıkıntının da , derdin de, çalışmanın da, açlığın da... lezzetinden bahsediyorlardı. Ama aslında tüm çaba bunlardan kurtulmak üzerineydi. Sanki herkes tadın ne olduğunu biliyor, ama bundan uzaklaşmaya çalışıyordu. Onları dinlediğimde yakaladıklarına da, kaçırdıklarına da, sevinçlerine de, üzüntülerine de kendimde bir karşılık bulamayıp karşımdakini memnun etmeyen cılız bir mukabele ile tatsızlığımı pekiştiriyordum”
― Coşkuyla Ölmek
― Coşkuyla Ölmek
“İnsandaki tat neydi, nasıl oluşuyordu, neye göre tercihler yapılıyordu, bilemiyordum. Kuru bir bisküvi gibi olduğumu, ancak çok acıkanın, başı sıkışanın el attığı bir rağbette olduğumu seziyordum. Ama başka türlüsü nasıl olmuş ya da benden daha ne olur bilemiyordum.”
― Coşkuyla Ölmek
― Coşkuyla Ölmek
“Hayat beni katıp sürüklemesin diye sürüklediklerine bakıp onlardan ayn bir baş tutmak istedim. Çünkü hayattan iğreniyordum. Nesini öğrenip, anlayıp, anlamlandırılmış haline şahit olsam, ikna olsam da bu iğrenme duygum ve burada olmadan duyduğum utanç hiç geçmedi. Bunu kime
şikayet edeceğimi çok düşündüm, bu utancı kime aktarayım diye dört döndüm, nafile. An oldu ya da gün oldu şartlar sebebi ile iğrenmede beni geçenler de gördüm ama buna hiç inanmadım. Onlar hayattan değil şartlardan iğreniyorlardı. Ben bütün şartları sıyırdığımda kalandan iğreniyordum, tabakta kalandan değil ya da önüme konandan değil, tabağın kendisinden ve önüme bir şey gelmesi, konması halinden iğreniyordum. Bu tiksintim hiç hafiflemedi.”
― Coşkuyla Ölmek
şikayet edeceğimi çok düşündüm, bu utancı kime aktarayım diye dört döndüm, nafile. An oldu ya da gün oldu şartlar sebebi ile iğrenmede beni geçenler de gördüm ama buna hiç inanmadım. Onlar hayattan değil şartlardan iğreniyorlardı. Ben bütün şartları sıyırdığımda kalandan iğreniyordum, tabakta kalandan değil ya da önüme konandan değil, tabağın kendisinden ve önüme bir şey gelmesi, konması halinden iğreniyordum. Bu tiksintim hiç hafiflemedi.”
― Coşkuyla Ölmek
