Algı Kalesi Quotes

Rate this book
Clear rating
Algı Kalesi (Rastlantı ve Devinim) Algı Kalesi by Gültekin Karakuş
163 ratings, 4.19 average rating, 29 reviews
Algı Kalesi Quotes Showing 1-5 of 5
“Ne tuhaf şu düşünce denen şey. Gözle tutulmaz, elle görülmez, lakin kitap okuyan bir insan, bir hamal kadar yorulur sırasında. Sanki cümleler birer çuval taşa dönüşür, gözler onları sırtlayıp kitaptan beyne taşır.”
Gültekin Karakuş, Algı Kalesi
“Anlamak için alışmak gerekir unutma”
Gültekin Karakuş, Algı Kalesi
“Ah, herkes birden ölse keşke. Evet, herkes bir anda, hep beraber. Ne güzel olur! Güneş şimdi sönse, dünya kaybolsa karanlıkta. İşte o zaman bu zindan cennet bahçesine döner. Aslında herkes aynı anda yok olacağı için kimse ölmüş sayılmaz. Bir bilinç gerekir değil mi... Hiçbir zihinle algılanmayan şey olmuş sayılmaz, böylece kimse ölmemiş olur.”
Gültekin Karakuş, Algı Kalesi
“Kainat yaratılırken, diyelim, tüm iyi ve kötü olaylar büyükçe bir torbaya atılmış olsun. Herkes doğmadan önce bu torbadan çektiklerini kendi hesabına yazsın ama kimse bilemesin neyi çektiğini. Farz-ı muhal torbanın içindeki kağıtlardan bazılarına 'Evlendiği adam erken yaşta ölecek' diye yazılmış olsun. O kağıtları kimlerin çekip kendi kaderlerine aldığı bilinmiyor. Bilinmiyordu. Ta ki bugüne kadar. Artık bir tanesi belli: Senmişsin.

Cihanın başlangıcından sonuna kadar olacak iyi-kötü, güzel-çirkin, anlamlı-anlamsız her şeyin sayısı bellidir. Eğer bir felaket başkasının başına gelmişse, senin başına gelme ihtimali düşer ve bu seni rahatlatır. Tüm hastalıklarda ve kazalarda böyledir bu.

Bir köyde herkes aynı hastalıktan ölmez. Belli bir oran vardır. Eğer on kişi veremden ölecekse ve o güne kadar on kişi kan tükürerek ölmüşse, sen sıranı savdın denebilir, kabaca tabii... Bilinçsizce hissedilen bu ihtimal hesabı, seni avutmaya gelen insanlarda gördüğün sevinç parıltılarının haklı sebebidir sevgili karım.”
Gültekin Karakuş, Algı Kalesi
“Zihin sadece tecrübe ettiği ile sınırlı kalıyordu. En karmaşık denklemlerin içinden çıksa da, çözümsüz gibi görünen soruları çözse de bunları yaparken başlangıçta öğrendiği basit sayıları kullanıyordu. Üstüne koyuyordu, geliştiriyordu; gün geliyor kendi bile yaptıklarına şaşıyordu. Ama her çözüm ilk öğrendiği temelden kaynaklanıyordu. Hür düşündüğünü zannetse de bu dünyaya geldiği andan itibaren gördüğü, duyduğu ve tecrübe ettiği bilgilere bağımlıydı.”
Gültekin Karakuş, Algı Kalesi