Günübirlik Quotes
Günübirlik
by
Cemal Süreya20 ratings, 4.20 average rating, 2 reviews
Günübirlik Quotes
Showing 1-14 of 14
“Bugün edebiyata okur hazırlaması gereken iki kaynak var: okullar ve gazeteler. Okullardaki ders programlarının edebiyat sevgisini geliştirecek yerde, öldürecek biçimde hazırlandığını hep biliyoruz.”
― Günübirlik
― Günübirlik
“Tolstoy’un dediği gibi, “Kimseyi roman yazma hakkından yoksun bırakamazsınız.”
― Günübirlik
― Günübirlik
“Alain Prévost’un Playboy üstüne bir yazısını okumuştum. Aşağı yukarı şöyle diyordu: “Bu Amerikan dergisi aynı anda iki ayrı şeyi yapmak savını taşıyor, kimi zaman. Kafa verimleriyle baldırbacak verilerini sayfalarında yan yana koyuyor. Çıplak kadın fotoğraflarının yanı sıra Fidel Castro’yla, Jean Paul Sartre’la yapılmış uzun ve ağırbaşlı konuşmalar yayımlıyor. Düşünüyorum da, neden olmasın? Kapitalizmin gerçekçiliği diyebiliriz buna. Reklamcılık çabası bugün öyle sınırlara ulaşmış bulunuyor ki nicedir araba satışlarıyla makarna ya da sabun satışlarının bir arada yürütülmesini hiç yadırgamıyoruz. Alıştık artık. Cinsellik niçin ayrı kalsın?” Playboy büyük bir yayın organı. Baskı sayısı 3 milyona değiyor.”
― Günübirlik
― Günübirlik
“Bir de şu var: edebiyat, insan bilincinin yüce bir durumudur. İnsan doğasında bulunan hiçbir şey ona yabancı kalamaz. İnsanın bir cinselliği varsa, niçin yadsıyalım onu? Hem, istesek de, yadsıyabilir miyiz bakalım? Sanatçı onu anlatmaktan, insanın onunla da gelen özünü açımlamaktan nasıl vazgeçebilir? Kısacası, hayatta müstehcen durumlar oldukça, müstehcen edebiyat da, müstehcen sinema da olacaktır.”
― Günübirlik
― Günübirlik
“Böyle bir şair Kemal Burkay. Bir şiirini aşağıya alıyorum: Zindancıbaşı hey: Yaşamak kurşuna dizilmez ki Kurşuna dizilmez ki göğün mavisi Yağmur, şimşek ve tohum Ben çiçek açar sesim Sesim kurşuna dizilmez ki!”
― Günübirlik
― Günübirlik
“Hanımlar, Efendiler, “Affedersiniz, soyunuzda deli var mı? Evet mi? Tebrik ederim. İşte dehanın birinci farikası... Şimdi delilik o kadar moda oldu ki... Herkes aklından utanıyor, çarpık lakırdı söylemek için düşünüyor. Evvelden doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlarmış.”
― Günübirlik
― Günübirlik
“Bir de şiir kitabı çıkarıyor çantasından: Yetmiş Yaşın Melankolisi. Yeni şiir kitabı bu İlhami Bekir’in. O da eczacılık kitaplarının hacminde. İlhami Bekir’in şiirinden daha sonra söz edeceğim. Bu arada sözü, sırası gelmişken, hemeninden “İkinci uğraş” sorununa getirmek istiyorum. R. Escarpit, Edebiyat Sosyolojisi adlı yapıtında “ikinci uğraş” sorununun henüz tam tamına çözülmediğini, daha doğrusu aydınlanmadığını söyler. Tanık olarak da bu konuda yaptığı büyük incelemeyle tanınan Arap yazarı Taha Hüseyin’i gösterir. Bir yazarın ikinci bir işi olmalı mıdır? İkinci iş sanıldığı kadar sakıncalı mıdır? İkinci işin erdemleri, edebiyata yararlı olduğu yanlar da var mıdır? Taha Hüseyin kesin bir sonuca varamıyor. Yalnız şunu söylemekle yetiniyor: Şimdiye dek yazarların hemen her zaman ikinci bir uğraşları olmuştur. Aristo İskender’in lalasıydı, Homeros müthiş bir savaş muhabiriydi. Apollinaire küçük bir banka memuruydu...
İlhami Bekir’e bakıyorum. Yüzü küçük bir Afrika aslanının yüzünü andıran bu şairin “ikinci uğraş”ı dünyada hiç kimseninkiyle karşılaştırılamaz.
Evet, Homeros dünyanın ilk büyük savaş muhabiriydi, ama İlyada o işin notları olarak meydana geldi. Aristo, İskender’in lalasıydı, evet, ama gördüğü iş ona insanın “toplumsal bir hayvan” olduğu konusunda en büyük gözlemleri kazandırmıştı. Evet, Apollinaire küçük bir banka memuruydu, ama modernleşen dünyanın görünümlerini anlatırken bu uğraşının da yararlarını gördü (kübik bir hayattır banka hayatı).
İlhami Bekir ne yaptı? 12 şiir kitabını yayımlayabilmek için tam 350 eczacılık kitabı yazdı. O eczacılık kitaplarının hepsi bazı kitaplıklarda duruyor da, şiir kitapları şairin kendisinde bile yok. Asım Bezirci bu kitapları her yerde aramış, yalnız bir tanesini bulabilmiş.
İşte Türk sanatçısının “ birinci uğraş”ı, işte “ikinci uğraş”ı...”
― Günübirlik
İlhami Bekir’e bakıyorum. Yüzü küçük bir Afrika aslanının yüzünü andıran bu şairin “ikinci uğraş”ı dünyada hiç kimseninkiyle karşılaştırılamaz.
Evet, Homeros dünyanın ilk büyük savaş muhabiriydi, ama İlyada o işin notları olarak meydana geldi. Aristo, İskender’in lalasıydı, evet, ama gördüğü iş ona insanın “toplumsal bir hayvan” olduğu konusunda en büyük gözlemleri kazandırmıştı. Evet, Apollinaire küçük bir banka memuruydu, ama modernleşen dünyanın görünümlerini anlatırken bu uğraşının da yararlarını gördü (kübik bir hayattır banka hayatı).
İlhami Bekir ne yaptı? 12 şiir kitabını yayımlayabilmek için tam 350 eczacılık kitabı yazdı. O eczacılık kitaplarının hepsi bazı kitaplıklarda duruyor da, şiir kitapları şairin kendisinde bile yok. Asım Bezirci bu kitapları her yerde aramış, yalnız bir tanesini bulabilmiş.
İşte Türk sanatçısının “ birinci uğraş”ı, işte “ikinci uğraş”ı...”
― Günübirlik
“O dönemin bir özelliği bir kez daha ortaya çıkıyor: Devletle sanatçı yakınlığı, hatta özdeşliği var. Bu özellik 1950’ye kadar sürmüştür. Yirmi otuz yıldır devlet sanatçılara kapılarını kapamış durumda. Bunun bir sonucu olarak da okullarda hâlâ “Başaklar İçinde” söyleniyor. Bu gidişle Ömer Bedrettin güldestelerden düşecek, edebiyat tarihlerinde yalnızca bir ad olarak geçecek, ama resmi edebiyatta her zaman boy gösterecek. Enis Behiç Koryürek de öyle değil mi? Emin Bülent de, Orhan Seyfi de, Yusuf Ziya da öyle değil mi?”
― Günübirlik
― Günübirlik
“Hayvanlarla sevişme bölümünde bir ülkenin inekleriyle ilgili tek bir olayı anlatıyor da, Anadolu’daki “Nallı Fatma” olgusuna hiç değinmiyor.”
― Günübirlik
― Günübirlik
“O ki öykü sözü açıldı, yayımladığı birkaç ürünle en iyi öykücülerimiz arasında kendine yer açan Ahmet Say’ı da anmalıyım burda. Yakında öykü kitabı, ayrıca bir de romanı yayımlanacak Ahmet Say’ın. Bence bu arkadaş ilginç ve önemli bir yazar olarak gün günden daha bir ortaya çıkacaktır. Ahmet Say’ın ilk öyküsüne TRT öykü yarışmasına katılan yapıtlar arasında rastlamıştım. Çok beğenmiştim o öyküyü; öbür Seçici Kurul üyeleri de beğenmişlerdi; Ahmet Say’a başarı ödülü verilmişti. Ama onun asıl bana çarpıcı gelen öyküsü bir süre önce bir dergide yayımlanan “Kalkınmanın Yolları” olmuştur. Artık o öykünün yazarı olarak tanıyorum Ahmet Say’ı.”
― Günübirlik
― Günübirlik
“Bernard Shaw, zenciler konusunda, Amerikalılara aşağıdaki sözleri söylerken bu kanıtın nice dayanıksız olduğunu da göstermiş oluyordu: “Hem adamları ayakkabı boyacısı olmaya zorluyorsunuz, hem de sadece bu işe elverişli oldukları sonucuna varıyorsunuz.”
― Günübirlik
― Günübirlik
“Nietzsche’ye göre yalnız büyüklerin (soyluların, kahramanların) bir anlamı vardır; öbür insanların tümü kitleyi meydana getirirler. Kitle nedir? “İnsanlığın kumudur bunlar: Hepsi de eşit, hepsi de ufak, hepsi de yuvarlak... Kitle yalnız büyük adamların kopyası olduğu zaman benim dikkatimi çekebilir. Ötesi şeytanın ve istatistiğin işidir, o kadar.”
― Günübirlik
― Günübirlik
“Thomas Mann’ın faşizm üstüne bir cümlesini anımsıyorum: “Faşizm bir ideoloji değil bir kötülüktür” diyordu. Sanırım, faşizm üstüne söylenmiş en anlamlı sözlerden biri budur.”
― Günübirlik
― Günübirlik
“Ahmet Say’dan da söz edeyim yeri gelmişken. Ahmet Say bugün benim beğendiğim öykücülerin başında geliyor. Öykü kitabı bir yayınevince geri çevrildi. Birkaç güne dek başka bir yayınevinden bir romanı çıkıyor. İnanıyorum, birkaç yıl içinde öykü kitapları kapışılacak.”
― Günübirlik
― Günübirlik
