İyi Vatandaş İyi İnsan Quotes

Rate this book
Clear rating
İyi Vatandaş İyi İnsan İyi Vatandaş İyi İnsan by Hasan Âli Yücel
117 ratings, 4.19 average rating, 9 reviews
İyi Vatandaş İyi İnsan Quotes Showing 1-7 of 7
“Garp medeniyeti dediğimiz bütün, Sokrates'te gördüğümüz ve onun içinde yaşamış olduğu Yunan medeniyetiyle ondan çıkma Roma-Latin medeniyetinin Hıristiyanlıkla birleşmesinden doğmuştur. Hatta bu medeniyetin ortaçağına İslam tefekkürü de kendi unsurlarını katmıştır.”
Hasan Âli Yücel, İyi Vatandaş İyi İnsan
“Geri sözünü hakaret anlamında almıyoruz. Bildiğimiz hayvanlardan birinin adını söylemek nasıl aşağılatıcı bir mana ifade etmezse geriye, geri demek de öyledir. Geri, hangi çevrede olursa olsun, insanı insan edecek, olduğundan daha ileri ve medeni hale getirecek tesirler, meleke* ve maharetler, bilgi ve tecrübelerden ya “bid'at”** deyip işe karıştırarak, ya “ecdadımız bunu böyle yapmamışlar” deyip göreneği ileri sürüp kutsal hisleri tahrik ederek istifadeye engel olan insandır.

*meleke: yeti, yatkınlık.
**bid'at: sonradan türeme; dine peygamber zamanından sonra eklenen şey.”
Hasan Âli Yücel, İyi Vatandaş İyi İnsan
“Bu konuda prensip şudur: İnsanın insan olabilmesi eğitimledir. Bu prensibin doğruluğunu ispat eden delilleri, her bilim şubesinden önce biyolojiden elde edebiliriz. Son araştırmalar göstermiştir ki, uzun zaman doğuştan geldiği ileri sürülen insanın iki ayakta dik yürüyüşü, yakalamada elin kullanılması ve dil, eğitimle kazanılan hareketlerdir, insan yavrusu, diğer hayvan yavruları gibi içgüdülerle tam cihazlanmış doğmaz. Tabiat ona insan şeklini tam olarak vermiş değildir. Bunu kendinden önce doğup yetişmiş insanlarla elde etmesi gerekir.

Böyle oluşunun sebebi, insanın öbür canlılara nispetle erken doğmasıdır. Çünkü ınsan yavrusu rüşeymlik* zamanının bir kısmını ana vücudunun dışında geçirir. Bütün yüksek memeli hayvanların yavrularında doğdukları zaman görülen becerikli hareketler insan yavrusunda ancak ilk yaş sonlarına doğru kendini gösterir. Bu rahim dışı rüşeym zamanı, yavrunun daha yaşlılar tarafından korunmasıyla geçer. Onların vücuda getirdiği çevre, tamamıyla sosyal bir ortamdır. Hollandalı eğitim bilgini Langveld'ın dediği gibi, insan kayıtsız şartsız bir “eğitim hayvanı”dır.

*rüşeymlik: embriyoluk.”
Hasan Âli Yücel, İyi Vatandaş İyi İnsan
“Şu halde her isim, bağlandığı kategorinin esasına uygun düşmelidir. Hükümdarlığın esası ne ise hükümdar olan kişi, ona tastamam sahip olacaktır. İsimle realite birbirine uyacaktır. Adına hükümdar da dense o mevkide bulunan insan, hükümdarlığın icap ettirdiği meziyetlerden yoksul ise, o, gerçekten hükümdar değildir.

Konfuçyüs'un 25 asır önce el koyduğu bu fikri buraya yazarken Atatürk'ün pek sevdiği ve vesile buldukça tekrar edip ettirdiği bir hikâye hatırıma geldi. Bahsimizi aydınlatacağı için anlatıvereyim:

Şark memleketlerinden birinde bir padişah ölmüş, yerine genç, toy oğlu hükümdar olmuş. Vezirlerinden öğrenmek istediği ilk şey, şu: kitap-mitap, kalem-malem gibi sözlerdeki asıl kelimeye ilave edilen sözlerin ne manaya geldiği... Bunların başlı başına anlamı olmadığını, dilde söylenmesine alışılmış kelimeler olduğunu anlatmaya çalışmışlar, fakat genç padişah bir türlü bu cevaplara inanmamış. Münadiler (tellal) çıkarıp memlekette bunu bilen varsa saraya gelmesini ilan ettirmiş. Büyük bir ihsan ümidi ile pek çok insan gelmiş, fakat padişahı kandıracak bir açıklamada bulunamamışlar. Bir gün, üstü başı perişan, saçı sakala karışmış bir derviş gelmiş, padişahın huzuruna çıkıp bu müşkülü çözeceğini bildirmiş. Huzura kabul edilince padişah sormuş:

— Söyle bakalım derviş; ev-mev ne demektir?

— Efendimiz! Ev, sizin ikâmet buyurduğunuz bu saray. Mev, kulunuzun geceleri sığındığı izbeler.

— Ya kavuk-mavuk?

— Kavuk, Efendimizin başında bulunan muhteşem serpuş; mavuk (perişan sarığını göstererek) şu benim başımdaki...

— Elbise-melbise?

— Elbise, Devletlimizin sırtındaki hil'at; melbise, bendelerinin* arkasındaki palaspareler...**

— Peki, hükümdar-mükümdar?

— Hükümdar, pederiniz cennetmekân; mükümdar da Efendimiz!

* bende: kul, köle, hizmetkâr.
** palaspare: yırtık, eprimiş giysi.”
Hasan Âli Yücel, İyi Vatandaş İyi İnsan
“Görülüyor ki, bir yandan milletin maneviyata karşı duyduğu susuzluk, diğer yandan maddi hayatı nizamlayacak müspet bilim ve teknikte yetişip kuvvetlenme zarureti; bugünkü Türkiye'nin, bütün medeni dünyada olduğu gibi, iki kanatlı ana meselesidir. Uçmak ve yükselmek için her ikisine birden kıymet ve ehemmiyet vermek durumundayız. İlmin ve tekniğin en son verilerini öğrenmemiz ve kullanmamız ne kadar derin bir zaruret ise milli varlığımızın üstün ve gerçek tanıdığı manevi kıymetlere de o derece önem vermemiz icap ediyor. İstikbalimizin emniyeti, her iki kuvvet arasında kuracağımız ahenktedir. Maddi vasıfları yükselmiş, fakat milli, ahlaki ve manevi duyguları zayıf bir ferdin “İyi Vatandaş” ve “İyi İnsan” olmasına imkân var mıdır? Bir millet için hakiki saadet kaynağı, bu muvazeneyi* ferdi varlıklarında kurmuş olanların büyük bir çokluk vücuda getirmesindedir.

* muvazene: denge.”
Hasan Âli Yücel, İyi Vatandaş İyi İnsan
“Bu hisler içinde belki ben de Shakespeare ile nefes birliği ederek şöyle diyebilirdim:

Vazgeçtim bu dünyadan, tek ölüm paklar beni;
Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın...

Evet, ben de böyle diyebilirdim. Fakat demedim. Nitekim Shakespeare de diyememiş. Fuzuli üslubundaki bu üzüntülü şiirinin sonunda, dediklerine pişman olarak şöyle söylemiş:

Vazgeçtim bu dünyadan; dünyamdan geçtim ama
Seni yalnız komak var, o koyuyor adama!..

Büyük şairin “sen” diye hitap ettiği kimdi, bilmiyorum. Fakat kendiminkini pek iyi bilmekteyim. O, “Bizim İnsanımız”dır.

İşte ondan vazgeçmedim. Geçemem. Doğru bildiklerimi ona açmaya mecburum.”
Hasan Âli Yücel, İyi Vatandaş İyi İnsan
“Mühim olan, şu veya bu olmak değil, kendimizin ne olduğunu bilmektir.”
Hasan Âli Yücel, İyi Vatandaş İyi İnsan