Kediler Güzel Uyanır Quotes
Kediler Güzel Uyanır
by
Yekta Kopan937 ratings, 3.46 average rating, 70 reviews
Kediler Güzel Uyanır Quotes
Showing 1-11 of 11
“Kitaplardan başka nefes alacağım balkon kalmadı gerçeklikler şehrinde.”
― Kediler Güzel Uyanır
― Kediler Güzel Uyanır
“İnsan en kolay kendinden utanıyor. O yüzden sevmem aynaları.”
― Kediler Güzel Uyanır
― Kediler Güzel Uyanır
“oysa biliyorum ki hafızada biriktirilenler anlamlı kılıyor her şeyi; bulutların şekillerini de.”
― Kediler Güzel Uyanır
― Kediler Güzel Uyanır
“Uçuruma bakmaya cesaretim vardı ama galiba derinliğini ölçmek istemiyordum.”
― Kediler Güzel Uyanır
― Kediler Güzel Uyanır
“Üstelik kavun haddinden fazla sarı.”
― Kediler Güzel Uyanır
― Kediler Güzel Uyanır
“Ucurumdan kurtulmanin tek yolu ona bakmak, derinligini olcmek ve kendini o bosluga birakmaktir.”
― Kediler Güzel Uyanır
― Kediler Güzel Uyanır
“Bak, hâlâ fısıldamaktan söz ediyorum, korkak ruh iflah olmuyor, oysa biliyorum sonsuzluğa sadece haykırışların kalacağını.”
― Kediler Güzel Uyanır
― Kediler Güzel Uyanır
“İzinsiz girmeye hakkım olmadığını bildiğim bir hayatın üzerinde, daha uzun süre tutmadım gözlerimi.”
― Kediler Güzel Uyanır
― Kediler Güzel Uyanır
“Bir şeye, bir zamana, birine adanamamak içimde bir uçurum gibi büyüyordu. Kahvenin sıcağından yanan dilimi, damağımın serinliğinde tedavi etmeye çalışırken aklıma Pavese’nin sözleri geldi:
Uçurumdan kurtulmanın tek yolu ona bakmak, derinliğini ölçmek ve kendini o boşluğa bırakmaktır.
İçimdeki uçurumdan kurtulmak için adını yazmaya karar verdim. Dilim daha iyiydi. Gözümün önüne çeşitli isimlere adanmış metinler geldi. Yazının başlığını attım, başlığın hemen altında sayfanın sağına doğru tırnak içinde adının baş harfini yazdım ve tam ikinci harfe geçtiğim anda kalemime bir sıkıntının oturduğunu hissettim. Bir isme değil de bir harfe adanmış metinlerin okurla oyun oynayan gizeminin sıkıntısı, dilimin yeniden sızlamasına neden oldu.
İkinci harfi yazamadım. Uçuruma bakmaya cesaretim vardı ama galiba derinliğini ölçmek istemiyordum.
Böyle bırakmaya karar verdim. Yazım bir harfe adanmış olacaktı. Sence bu, yazıyı korkak bir yazı haline mi getirir diye sormak istedim. Ama dilim şiştiği için konuşamıyordum.
Belki de o zaman yazının sana adandığını anlamayacak, hatta belki okumayacaktın bile. Bambaşka bir adresi de gösteriyor olabilirdi bu harf. Belki bir komşumu, belki de kilometrelerce ötede oturan bir dostu… Sevdiğim bir şairin adının baş harfi de olabilirdi. Bir şiir kitabının adı mı? Neden olmasın? Hayır, çocukluğumun gizemlerini taşıyan bir oyuncağıma bu harfle başlayan bir isim takmamıştım. Ama pekâlâ en sevdiğim müzik parçalarından birinin büyüsünü taşıyor olabilirdi. Kim bilir, belki de kendimi böyle çağırmayı seviyordum, belki de bu kimsenin bilmediği bir adımdı? Sonra daha korkunç bir şey kemirmeye başladı içimi. Eğer böyle bırakırsam, başkaları üstüne alınacak, yazıya, aslında sana ait olan bir yazıya sahipleneceklerdi. “İşte,” diyecekti eski bir dost, “Bu bana yazılmış bir yazı.” Bir komşum gecenin bir yarısı kapımı çalıp, “Bana adadığınız yazı pek güzel olmuş, içimden geldi ben de size su böreği yaptım.” diyecekti. Kütüphanemdeki kimi kitaplar, diğerlerine caka satacak, “Eee, ne yaparsın, bu adamı içindeki uçurumdan ben çıkardım.” diyeceklerdi. Oysa ben bu yazının tümüyle sana ait olmasını istiyordum. Konuşmaya, yanlış anlamaları ortadan kaldırmaya çalıştım, dilimi bulamadım.
Kalktım, kahveyi döküp, bir bardak soğuk su içtim. Ne yapmam gerektiğini biliyordum. Bir harfle bırakmamalı ve uçuruma atlayacak cesareti göstermeliydim. Önümde kalın bir sözlük vardı ve bir sürü harf, önümdeki kağıdın tepesinde duran o güzelim harfin yanına yerleşebilmek için birbirleriyle yarışıyorlardı.
Kendimi geceye ve içimin derin uçurumuna bıraktım. İkinci harf dilimden elime, elimden kaleme, kalemden kağıda yol almaya başladı.
Bu yazının sana ait olmasını istiyordum.
O yüzden önce adını yazmak geldi içimden.”
― Kediler Güzel Uyanır
Uçurumdan kurtulmanın tek yolu ona bakmak, derinliğini ölçmek ve kendini o boşluğa bırakmaktır.
İçimdeki uçurumdan kurtulmak için adını yazmaya karar verdim. Dilim daha iyiydi. Gözümün önüne çeşitli isimlere adanmış metinler geldi. Yazının başlığını attım, başlığın hemen altında sayfanın sağına doğru tırnak içinde adının baş harfini yazdım ve tam ikinci harfe geçtiğim anda kalemime bir sıkıntının oturduğunu hissettim. Bir isme değil de bir harfe adanmış metinlerin okurla oyun oynayan gizeminin sıkıntısı, dilimin yeniden sızlamasına neden oldu.
İkinci harfi yazamadım. Uçuruma bakmaya cesaretim vardı ama galiba derinliğini ölçmek istemiyordum.
Böyle bırakmaya karar verdim. Yazım bir harfe adanmış olacaktı. Sence bu, yazıyı korkak bir yazı haline mi getirir diye sormak istedim. Ama dilim şiştiği için konuşamıyordum.
Belki de o zaman yazının sana adandığını anlamayacak, hatta belki okumayacaktın bile. Bambaşka bir adresi de gösteriyor olabilirdi bu harf. Belki bir komşumu, belki de kilometrelerce ötede oturan bir dostu… Sevdiğim bir şairin adının baş harfi de olabilirdi. Bir şiir kitabının adı mı? Neden olmasın? Hayır, çocukluğumun gizemlerini taşıyan bir oyuncağıma bu harfle başlayan bir isim takmamıştım. Ama pekâlâ en sevdiğim müzik parçalarından birinin büyüsünü taşıyor olabilirdi. Kim bilir, belki de kendimi böyle çağırmayı seviyordum, belki de bu kimsenin bilmediği bir adımdı? Sonra daha korkunç bir şey kemirmeye başladı içimi. Eğer böyle bırakırsam, başkaları üstüne alınacak, yazıya, aslında sana ait olan bir yazıya sahipleneceklerdi. “İşte,” diyecekti eski bir dost, “Bu bana yazılmış bir yazı.” Bir komşum gecenin bir yarısı kapımı çalıp, “Bana adadığınız yazı pek güzel olmuş, içimden geldi ben de size su böreği yaptım.” diyecekti. Kütüphanemdeki kimi kitaplar, diğerlerine caka satacak, “Eee, ne yaparsın, bu adamı içindeki uçurumdan ben çıkardım.” diyeceklerdi. Oysa ben bu yazının tümüyle sana ait olmasını istiyordum. Konuşmaya, yanlış anlamaları ortadan kaldırmaya çalıştım, dilimi bulamadım.
Kalktım, kahveyi döküp, bir bardak soğuk su içtim. Ne yapmam gerektiğini biliyordum. Bir harfle bırakmamalı ve uçuruma atlayacak cesareti göstermeliydim. Önümde kalın bir sözlük vardı ve bir sürü harf, önümdeki kağıdın tepesinde duran o güzelim harfin yanına yerleşebilmek için birbirleriyle yarışıyorlardı.
Kendimi geceye ve içimin derin uçurumuna bıraktım. İkinci harf dilimden elime, elimden kaleme, kalemden kağıda yol almaya başladı.
Bu yazının sana ait olmasını istiyordum.
O yüzden önce adını yazmak geldi içimden.”
― Kediler Güzel Uyanır
“Değil mi ki rüyalar, gün boyu sakatlanan zihinlerimizin koltuk değnekleri.”
― Kediler Güzel Uyanır
― Kediler Güzel Uyanır
“Parçalansa bedenim korkmam, kaç kere yeniden çizdim kendimi defterlerime.”
― Kediler Güzel Uyanır
― Kediler Güzel Uyanır
