Türklerin Etnik Kökenleri Quotes
Türklerin Etnik Kökenleri
by
Sema Gül9 ratings, 2.33 average rating, 1 review
Türklerin Etnik Kökenleri Quotes
Showing 1-5 of 5
“Öncelikle ülkedeki etnik grupların toplam nüfusu, ülkenin genel nüfusunun en az %35'ini oluşturmalıdır, Bir ülkedeki etnik grup sayısı ne olursa olsun, bu şart sağlanmadıkça bilimsel olarak o ülkeyi 'etnik mozaik' olarak tanımlamak mümkün değildir. Bu oranın tespitinde geçerli grup nüfusu, grubun kendi kabulünü esas alan, kendi kimlik tanımına dayalı grup nüfusudur. Grup nüfusunun bu esasla belirlenmesi mutlak bir şarttır. Dolayısıyla, dışarıdan bakışla, genellemeye ya da bölge esasına, dolaylı göstergelere dayalı etnik nüfus 'tahminlerinin', bir ülkenin etnik yapısının değerlendirilmesinde bilimsel geçerliliği yoktur.”
― Türklerin Etnik Kökenleri
― Türklerin Etnik Kökenleri
“Çok Kültürlülük
Bir toplumu oluşturan bireylerin ve grupların dil, din, ırk, tarih, coğrafya açısından farklı kökenlerden gelmesine dayanan çok kültürlülük, tek bir siyasal birim halinde ve ortak sınırlar içinde yaşayan toplumlarda söz konusudur. Bu farklılıklar kimi zaman, çöken Sovyetler Birliği'nde ya da bugünkü Amerika Birleşik Devletleri'nde olduğu gibi, değişik milletlere mensup insanların bir arada yaşaması biçiminde de görülebilir.
Dilimize, çok kültürcülük ya da çok kültürlülük olarak çevrilen 'multiculturalizm', temelde çok kültürlülüğü benimseyen, savunan, teşvik eden bir politik akımın adıdır. Dolayısıyla özde farklı anlamlar ifade etmezler. Temel hedefi, ulus devletleri 'etnik çeşitlilik' temelinde ayrıştırmak, bölmektir.”
― Türklerin Etnik Kökenleri
Bir toplumu oluşturan bireylerin ve grupların dil, din, ırk, tarih, coğrafya açısından farklı kökenlerden gelmesine dayanan çok kültürlülük, tek bir siyasal birim halinde ve ortak sınırlar içinde yaşayan toplumlarda söz konusudur. Bu farklılıklar kimi zaman, çöken Sovyetler Birliği'nde ya da bugünkü Amerika Birleşik Devletleri'nde olduğu gibi, değişik milletlere mensup insanların bir arada yaşaması biçiminde de görülebilir.
Dilimize, çok kültürcülük ya da çok kültürlülük olarak çevrilen 'multiculturalizm', temelde çok kültürlülüğü benimseyen, savunan, teşvik eden bir politik akımın adıdır. Dolayısıyla özde farklı anlamlar ifade etmezler. Temel hedefi, ulus devletleri 'etnik çeşitlilik' temelinde ayrıştırmak, bölmektir.”
― Türklerin Etnik Kökenleri
“Etik ve Emik Bakış
Etik bakış, bir grubun, bir başka grubu tanımlamasıdır. Örneğin Türkiye'de büyük çoğunluk bütün Karadenizlileri Laz olarak tanımlar. Bu etik bakıştır ve bilimsellikten uzaktır. Genellemeye dayanır, kaba bir görüştür. Topluma egemen olan çoğunluğun, azınlık grupları tanımlaması durumu söz konusudur. Etik bakış, bir ülkenin etnik yapısının değerlendirilmesinde fazlaca bir önem taşımaz ancak gruplar arası ilişkilerde belirleyicidir.
Emik bakış ise bir grubun kendi kimliğiyle ilgili kendi tanımıdır, kendini "ne” ve "kim” olarak gördüğüdür. Emik bakışta etnikliğin ölçütü tamamen grubun kendi kabulüdür. Etnik kimlik tanımında asıl olan grubun kendi tanımını esas alan emik bakıştır. Kısaca ifade etmek gerekirse 'kişi kendini ne görüyorsa odur.' Örneğin, Hatay ve çevresindeki Nusayriler, büyük çoğunluk olarak köken itibariyle aslen Türkmen olmalarına rağmen, bir bölümü hariç olmak üzere, kendilerini Arap olarak görmektedirler.”
― Türklerin Etnik Kökenleri
Etik bakış, bir grubun, bir başka grubu tanımlamasıdır. Örneğin Türkiye'de büyük çoğunluk bütün Karadenizlileri Laz olarak tanımlar. Bu etik bakıştır ve bilimsellikten uzaktır. Genellemeye dayanır, kaba bir görüştür. Topluma egemen olan çoğunluğun, azınlık grupları tanımlaması durumu söz konusudur. Etik bakış, bir ülkenin etnik yapısının değerlendirilmesinde fazlaca bir önem taşımaz ancak gruplar arası ilişkilerde belirleyicidir.
Emik bakış ise bir grubun kendi kimliğiyle ilgili kendi tanımıdır, kendini "ne” ve "kim” olarak gördüğüdür. Emik bakışta etnikliğin ölçütü tamamen grubun kendi kabulüdür. Etnik kimlik tanımında asıl olan grubun kendi tanımını esas alan emik bakıştır. Kısaca ifade etmek gerekirse 'kişi kendini ne görüyorsa odur.' Örneğin, Hatay ve çevresindeki Nusayriler, büyük çoğunluk olarak köken itibariyle aslen Türkmen olmalarına rağmen, bir bölümü hariç olmak üzere, kendilerini Arap olarak görmektedirler.”
― Türklerin Etnik Kökenleri
“Etik ve Emik Bakış
Etik bakış, bir grubun, bir başka grubu tanınılamasıdır. Örneğin Türkiye'de büyük çoğunluk bütün Karadenizlileri Laz olarak tanımlar. Bu etik bakıştır ve bilimsellikten uzaktır. Genellemeye dayanır, kaba bir görüştür. Topluma egemen olan çoğunluğun, azınlık grupları tanımlaması durumu söz konusudur. Etik bakış, bir ülkenin etnik yapısının değerlendirilmesinde fazlaca bir önem taşımaz ancak gruplar arası ilişkilerde belirleyicidir.
Emik bakış ise bir grubun kendi kimliğiyle ilgili kendi tanımıdır, kendini "ne” ve "kim” olarak gördüğüdür. Emik bakışta etnikliğin ölçütü tamamen grubun kendi kabulüdür. Etnik kimlik tanımında asıl olan grubun kendi tanımını esas alan emik bakıştır. Kısaca ifade etmek gerekirse 'kişi kendini ne görüyorsa odur.' Örneğin, Hatay ve çevresindeki Nusayriler, büyük çoğunluk olarak köken itibariyle aslen Türkmen olmalarına rağmen, bir bölümü hariç olmak üzere, kendilerini Arap olarak görmektedirler.”
― Türklerin Etnik Kökenleri
Etik bakış, bir grubun, bir başka grubu tanınılamasıdır. Örneğin Türkiye'de büyük çoğunluk bütün Karadenizlileri Laz olarak tanımlar. Bu etik bakıştır ve bilimsellikten uzaktır. Genellemeye dayanır, kaba bir görüştür. Topluma egemen olan çoğunluğun, azınlık grupları tanımlaması durumu söz konusudur. Etik bakış, bir ülkenin etnik yapısının değerlendirilmesinde fazlaca bir önem taşımaz ancak gruplar arası ilişkilerde belirleyicidir.
Emik bakış ise bir grubun kendi kimliğiyle ilgili kendi tanımıdır, kendini "ne” ve "kim” olarak gördüğüdür. Emik bakışta etnikliğin ölçütü tamamen grubun kendi kabulüdür. Etnik kimlik tanımında asıl olan grubun kendi tanımını esas alan emik bakıştır. Kısaca ifade etmek gerekirse 'kişi kendini ne görüyorsa odur.' Örneğin, Hatay ve çevresindeki Nusayriler, büyük çoğunluk olarak köken itibariyle aslen Türkmen olmalarına rağmen, bir bölümü hariç olmak üzere, kendilerini Arap olarak görmektedirler.”
― Türklerin Etnik Kökenleri
“Gündüz Aktan Radikal gazetesinde yayınlanan bir yazısında 'etnik azınlık ve kimlik kavramıyla terör' arasındaki ilişkiyi şu ömeklerle ele alıyor:
Birey aslında iki kimlikli: Bir kendi kişiliği ve kimliği var, bir de ait olduğu grubun kimliği. Prof. Vamık Volkan grup kimliğini bir çadıra benzetiyor. Bir grup insan bu çadırın altında barınıyor. Çadırın direği, grubun liderliği ya da siyasi örgütlenmesi. Çadır dışarıdan sarsıldığında, atılan çamurla kirlendiğinde, bezi yırtıldığında grup krize giriyor; kişisel kimlikler geri plana gidiyor; grup kimliği, yani çadırı korumak, temizlemek, tamir etmek en yüksek önceliği alıyor...
Milli grupların devlet olarak örgütlendikleri bir çağı yaşıyoruz. Ama bu milletlerin çoğunda alt gruplar var. Bu gruplar tarihte milletleşememişler. Hallerinden memnun yaşarlarsa mesele yok. Bir milletin içinde milletleşmeye kalkışırlarsa, yani çadır içinde çadır kurmak isterlerde hem kendilerinde hem de büyük grupta kimlik krizi yaratıyorlar. Bu kriz etni grubun büyük grubu dışlayıcı etnik milliyetçiliğine karşı, büyük grubun birliğini koruyucu milli-devlet milliyetçiliğine geri veriyor...
Etnik milliyetçiliğin yol açtığı kimlik krizi, grubun kimliğine saldırılmasından çok, o kimliğin bir millet kimliği olarak 'doğma' çabasından çıkıyor. Küçük grup isyanlarının bastırılması, büyük grubun 'kötülüklerinden' oluşan tarihi travmalar olarak algılanıyor ve kuşaktan kuşağa abartılarak aktarılıyor. Etnik grup geçmişte kendisine büyük haksızlıklar yapıldığı iddiasıyla derin bir mağduriyet duygusuna kapılıyor.
Giderek kimliğin tümünü kapsayan bu duygu, etnik grubun bir kısmında büyük gruba karşı her türlü kuraldışı eyleme başvurma 'hakkına' sahip olduğu inancı yaratıyor. Adeta 'Bize geçmişte bu kadar kötülük yapana biz de şimdi her kötülüğü yapma hakkına sahibiz' deniyor. Terörizm bu bağlamda çıkıyor...
Bu tür bir kimlik krizi hep toprakla ilişkili oluyor (IRA, ETA, Korsika vb.). 'Benim' dediği toprak parçası üzerinde kendi çadırını kurmak amaçlanıyor. Bu, büyük grubun çadırını sarsan bir deprem gibi hissediliyor.
Kimlik krizine çözüm için etnik grup, iki grubun sayısız ortak yönünü inkar edip, farklılıklara vurgu yapıyor ve kendisine farklı ve yüce bir tarih icat ediyor. Kimlik ne kadar tarihsizse, yeni tarih o kadar afaki, farklılıklar ne kadar önemsizse terörist şiddet o kadar yoğun oluyor.”
― Türklerin Etnik Kökenleri
Birey aslında iki kimlikli: Bir kendi kişiliği ve kimliği var, bir de ait olduğu grubun kimliği. Prof. Vamık Volkan grup kimliğini bir çadıra benzetiyor. Bir grup insan bu çadırın altında barınıyor. Çadırın direği, grubun liderliği ya da siyasi örgütlenmesi. Çadır dışarıdan sarsıldığında, atılan çamurla kirlendiğinde, bezi yırtıldığında grup krize giriyor; kişisel kimlikler geri plana gidiyor; grup kimliği, yani çadırı korumak, temizlemek, tamir etmek en yüksek önceliği alıyor...
Milli grupların devlet olarak örgütlendikleri bir çağı yaşıyoruz. Ama bu milletlerin çoğunda alt gruplar var. Bu gruplar tarihte milletleşememişler. Hallerinden memnun yaşarlarsa mesele yok. Bir milletin içinde milletleşmeye kalkışırlarsa, yani çadır içinde çadır kurmak isterlerde hem kendilerinde hem de büyük grupta kimlik krizi yaratıyorlar. Bu kriz etni grubun büyük grubu dışlayıcı etnik milliyetçiliğine karşı, büyük grubun birliğini koruyucu milli-devlet milliyetçiliğine geri veriyor...
Etnik milliyetçiliğin yol açtığı kimlik krizi, grubun kimliğine saldırılmasından çok, o kimliğin bir millet kimliği olarak 'doğma' çabasından çıkıyor. Küçük grup isyanlarının bastırılması, büyük grubun 'kötülüklerinden' oluşan tarihi travmalar olarak algılanıyor ve kuşaktan kuşağa abartılarak aktarılıyor. Etnik grup geçmişte kendisine büyük haksızlıklar yapıldığı iddiasıyla derin bir mağduriyet duygusuna kapılıyor.
Giderek kimliğin tümünü kapsayan bu duygu, etnik grubun bir kısmında büyük gruba karşı her türlü kuraldışı eyleme başvurma 'hakkına' sahip olduğu inancı yaratıyor. Adeta 'Bize geçmişte bu kadar kötülük yapana biz de şimdi her kötülüğü yapma hakkına sahibiz' deniyor. Terörizm bu bağlamda çıkıyor...
Bu tür bir kimlik krizi hep toprakla ilişkili oluyor (IRA, ETA, Korsika vb.). 'Benim' dediği toprak parçası üzerinde kendi çadırını kurmak amaçlanıyor. Bu, büyük grubun çadırını sarsan bir deprem gibi hissediliyor.
Kimlik krizine çözüm için etnik grup, iki grubun sayısız ortak yönünü inkar edip, farklılıklara vurgu yapıyor ve kendisine farklı ve yüce bir tarih icat ediyor. Kimlik ne kadar tarihsizse, yeni tarih o kadar afaki, farklılıklar ne kadar önemsizse terörist şiddet o kadar yoğun oluyor.”
― Türklerin Etnik Kökenleri
