Son Hafriyat Quotes
Son Hafriyat
by
Emrah Serbes1,891 ratings, 4.11 average rating, 44 reviews
Son Hafriyat Quotes
Showing 1-10 of 10
“Behzat Ç. gibi Ankara'da doğup büyüyen bir adamın duyup duyabileceği bütün sıkıntıların mimari karşılığı Ankara Adliyesi'dir.Kafka burayı görseydi, "Adamlar yapmış," deyip yazarlığı bırakırdı.”
― Son Hafriyat
― Son Hafriyat
“Bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan
hiçbir şey yapılamaz kardeşlerim…” Rakel Dink.
23 Ocak 2007, Hrant Dink‘e Veda Konuşması’ndan…”
― Son Hafriyat
hiçbir şey yapılamaz kardeşlerim…” Rakel Dink.
23 Ocak 2007, Hrant Dink‘e Veda Konuşması’ndan…”
― Son Hafriyat
“Behzat Ç. gibi Ankara'da doğup büyüyen bir adamın duyup duyabileceği bütün sıkıntıların mimari karşılığı Ankara Adliyesi'dir. Kafka burayı görseydi, "adamlar yapmış", deyip yazarlığı bırakırdı.”
― Son Hafriyat
― Son Hafriyat
“Behzat Ç‘nin hayatında çoğu insan bir başkasının yerini tutabilirdi. Harun‘la Cevdet yer değiştirebilirdi mesela. Ya da Ağbisi Şevket‘le Tahsin yer değiştirse, hemen hemen hiçbir şey değişmemiş olurdu. Ama Şule giderse, biri sahiden gitmiş olurdu. Maçın ilk dakikalarında on kişi kalmak gibi bir şey, akşam Tekel bayisinde 216 bulamamak gibi bir şey. Ya da hiç beklemediği bir anda, O‘nun bir apartman tepesine çıkıp kendini boşluğa bırakması gibi bir şey. Betonda kan izi, çevrede meraklı kalabalık. Ve hala nefes almak, ay sonunu düşünmek, rakıyı bırakıp biraya yüklenmek, elin arada bir 14’lüye gitmesi, eski bir aşkın izini sürmek, konuşma isteksizliği, sağır olma isteği, damarlarda dolaşan yedi kilo kan, iki kilometre sinir, yaşamak aşağı yukarı böyle bir şeydi herhalde…”
― Son Hafriyat
― Son Hafriyat
“Öbürü, Maltepe içen birinin, alelade bir sigara tiryakisi olmadığını, onun yerine başka bir sigara koyamayacağını bilmediğinden, "O kadar paran pulun var,"dedi. "Neden hala Maltepe içiyorsun?" Kayda değer bir kişiliği olmayan adamların kaygıları birbirine ne çok benzer.”
― Son Hafriyat
― Son Hafriyat
“Dersimiz kasvet konumuz Ankara. Ayrancı, aşağı ve yukarı olmak üzere ikiye ayrılan bir semtimizdir. Burada temiz kalpli, munis insanlar yaşar. Aşağı olsun yukarı olsun bütün Ayrancılılar telefon faturalarını vaktinde yatırır, askerlikten kaçmak için açık öğretime yazılmaz ve kesinlikle ironiden anlamazlar… Esat, küçük ve büyük olmak üzere ikiye ayrılan, şirin bir semtimizdir. Burada aşk acısı çeken sempatik insanlar oturur. Bu semtimizin bir diğer özelliği de sınırlarının… belirsiz olmasıdır. Bu yüzden pek çok Ankaralı, Esat‘ta oturmadığı halde kendini Esatlı zanneder… -Şule, Jale, Selma ya da Berna-
Behzat Ç., ertesi gün, Ankara il sınırlarının sonuna doğru, Ayaş’a yaklaşırken rahat bir nefes alınca anladı bunu. Aslında bütün kent, insanların diri diri gömüldüğü bir tabuttu. Farklı olan ebattı, yoksa mantık üç aşağı beş yukarı aynıydı. Senin için ayrılan hava bitince ölüyordun, bir daha gömüyorlardı...”
― Son Hafriyat
Behzat Ç., ertesi gün, Ankara il sınırlarının sonuna doğru, Ayaş’a yaklaşırken rahat bir nefes alınca anladı bunu. Aslında bütün kent, insanların diri diri gömüldüğü bir tabuttu. Farklı olan ebattı, yoksa mantık üç aşağı beş yukarı aynıydı. Senin için ayrılan hava bitince ölüyordun, bir daha gömüyorlardı...”
― Son Hafriyat
“…Umutsuz durumda olmayan hiçbir şeye ilgi duyamıyorum, dedi. Paul Auster, Şans müziği, sayfa 29. Sevdiği yazarların kitaplarını ezberlemek gibi bir huyu vardı. Hala böyle insanlar vardı yani. Muadili olmayan insanlar. Yaptığı iyiliği karşı tarafın gözüne sokmaya çalışmayan insanlar… Şimdi biraz adama benzemişsin, dedi. Bir insan rolü için başvursan ve şansın yaver gitse, belki bir figüranlık kapabilirsin. Paul Auster, Köşeye Kıstırmak, sayfa 80.”
― Son Hafriyat
― Son Hafriyat
“Behzat Ç.’ye; “Edebiyatta olsun, sinemada olsun, yavaş yavaş dal
budak saran imkansız bir aşk her zaman ilgi çekici bir tema olmuştur,
eyvallah… Ama hayatta böyle olmuyor. Böyle bir ilişki memleketin
gerçeğine aykırı. Burası İsveç değil, sen de Martin Beck değilsin.
Harun’a; “Kafana takma. Kadınlar öyledir, kendilerini
sevmeyen erkeklere ‘seni seviyorum’ dedirtmeye bayılırlar…
-Şule, Jale, Selma ya da Berna-”
― Son Hafriyat
budak saran imkansız bir aşk her zaman ilgi çekici bir tema olmuştur,
eyvallah… Ama hayatta böyle olmuyor. Böyle bir ilişki memleketin
gerçeğine aykırı. Burası İsveç değil, sen de Martin Beck değilsin.
Harun’a; “Kafana takma. Kadınlar öyledir, kendilerini
sevmeyen erkeklere ‘seni seviyorum’ dedirtmeye bayılırlar…
-Şule, Jale, Selma ya da Berna-”
― Son Hafriyat
“Bu dünyaya düşünce balonu olarak geldim.”
― Son Hafriyat
― Son Hafriyat
“SSK İşhanı, kentin küçük bir kopyası gibi, her şeyin iç içe geçtiği kaotik bir harmandı. İçinde cami, otopark, umumi tuvalet, sakatatçı, baharatçı, ciğerci, manav, rock bar, türkü bar, pavyon, nüfus müdürlüğü ve çeşitli bakanlıkların saymanlıklarının yan yana durduğu, kapısında porselenciyle dönercinin komşu olduğu bir yer tasavvur edin.”
― Son Hafriyat
― Son Hafriyat
