Herkes Herkesle Dostmuş Gibi... Quotes
Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
by
Barış Bıçakçı1,496 ratings, 3.69 average rating, 128 reviews
Herkes Herkesle Dostmuş Gibi... Quotes
Showing 1-14 of 14
“Bu aklına gelince ve bununla birlikte geçmiş de aklına gelince ve çok süratli gelince, gözleri doldu. Çünkü bir şeyin düşünce olabilmesi için makul bir sürenin geçmesi lazım. Aniden akla geliveren ve düşünceye dönüşmek için kâfi zamanı bulamayan şeyler, basınç değişikliğinin tesiriyle (bizim problemimizde basınç aniden düşüyor, sıcaklık ise sabit) ne olur, sıvı hale geçer ve gözyaşı olarak akar bunu herkes bilsin. Bu böyledir. Gözlerini sil.”
― Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
― Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
“Buralar hatıralarla doluydu. İnsan böyle şeylere nasıl dayanır? Yılların geçip gitmesine ve her şeyin belleğin bir oyunuymuş gibi bir belirsizliğin içine batmış olmasına... Bu ben miyim? Peki o ben miydim? Bütün bunları yaşayan. Hayır seyreden. Karar ver, yaşayan mı, seyreden mi? Yaşayan değilmiş gibi. Geçmişte başka biri, ama şimdi ben. Geçmiş olunca başka biri.”
― Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
― Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
“Zamanla her şeyi sever insan, çünkü bir gün öleceğini anlar.”
― Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
― Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
“Kimi zaman öyle geliyor ki, hayatım boyunca katı hale geçemedim ben, durmadan masaların, koltukların, sehpaların altına ve yetişkinlerin ayaklarının dibine çöken, bereket versin havadan ağır bir gaz olarak yaşadım bunca yılı. Yirmi altı yılı. Ve bu yirmi altı yıl boyunca tek bir şeyi istedim, tek bir şeyin peşinden koştum, koş dedim ruhuma, koş alçak, koş pislik, o da koştu…Karşıma çıkan herkesin, kadın erkek, çoluk çocuk, herkesin bana aşık olmasını istedim. İşte benim basit gerçeğim! Ama artık, içkili ve kalabalık bir akşam yemeği hayal ediyorum. Açık havada, çıplak ampullerin altında. Güzel şeyler yiyip içmişiz. Nefis bir yaz gecesi. Masada kalan son kişi ben olmak istiyorum. Eşlerin birlikte kalkmasını seyrediyorum sessizce. Sonra erkeklerden yemeğe yalnız gelmiş kadınları evlerine bırakmalarını rica ediyorum. Masada tek başıma kalmak istiyorum. Rüzgarla sallanan çıplak ampüllerin altında. Ağustosböceklerini dinliyorum ve bir parça kuru ekmek atıyorum ağzıma.”
― Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
― Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
“Sinirli sinirli güldü, aynı zamanda böyle boştu işte sözcükler. Boş. Tıpkı atomlar gibi sözcüklerin de içi boş. Bu yüzden hafifler ve hızlı hareket ediyorlar. Çabucak yayılıyorlar.”
― Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
― Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
“Bu bir yenilgi. Toptan bir yenilgi. Yenildi ve bunun tuhaf hazzıyla dolu, hayat bu, mağlup olursun ve haz alırsın, aynı anda. Koynuna alır ve kovar. İkisinin de tadı aynıdır.”
― Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
― Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
“Yürümeye devam ediyordu Hikmet. Vazgeçe vazgeçe ilerliyordu. Bir bakıyor çenesine kadar gelmiş su. Çünkü herkesi kendisi gibi sandı. Her şeyi bu sanının üzerine kurdu. Başka bir şey daha: Bütün sevgili anların, geçmişindeki bütün güzel yaşantıların bir gün geri döneceğine inandırmıştı kendisini. Yoksa, yani bu doğru değilse, yaşamanın anlamı ne? Burnu sızladı. Gözleri doldu. Hayat hızla boşaltıyordu içini, ruhuhun bedeninde gizlendiği her yeri. İçi boş bir...”
― Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
― Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
“Öğreniyorsun işte öğrenmeyi aklına bile getirmediğin şeyleri. Baba ile oğul arasında neler olup bittiğini, mesafeleri, kalkanları, kaçışları.”
― Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
― Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
“Hayat ne tuhaf! Bazı çatlakların içine insan davranışları sızıyor ve orada birikiyor. Sonra da kötü kokular yükseliyor hayatın çatlak yerlerinden, zayıf yerlerinden.”
― Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
― Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
“Ona en çok dokunan, Pervin ile ilgili aklını meşgul eden hemen her şeyin artık geride kalmış olmasıydı. Varlığını hissettiren, “Sen varsın Hasan, yaşıyorsun.” diyen, bir değeri olduğunu hissettiren tatlı konuşmaları, bakışları geride kalmıştı. Bir daha yaşanmayacak, sadece hatırlanacak.”
― Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
― Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
“Aşk ile edebiyat arasında kendince bir ilişki kurmuştu Hasan da, diğer bütün kahramanlar gibi. Önce aşkını (büyük) göstermek için başvurmuştu edebiyata. Duygularını abartan birkaç şiir, sabahları derse girmeden önce Pervin’in eline tutuşturduğu özlem, pişmanlık, kızgınlık mektupları, ünlü edebiyatçıları aşkının sözcüsü yapan alıntılar... Sonunda da karşılıksız aşkından arta kalanın süslü tasviri. Yazdığı her şeyi çok seviyordu, belki Pervin’den de çok. Aşk ile edebiyat arasında bir tercih yapmış ve kendisini seçmişti.”
― Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
― Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
“Vazgeçerek yaşıyorum. Vazgeçe vazgeçe ilerliyorum.”
― Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
― Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
“Boş. Tıpkı atomlar gibi sözcüklerin içi boş. Bu yüzden hafifler ve hızlı hareket ediyorlar. Çabucak yayılıyorlar.”
― Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
― Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
“Yere çakılana kadar kanatlarımın olduğuna inanacağım." (sayfa: 30)
""Köylüler doğar yaşar ve ölür, şehirliler ise doğuyorlar, yaşıyorlar ve ölümden korkuyorlar." (sayfa: 79)”
― Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
""Köylüler doğar yaşar ve ölür, şehirliler ise doğuyorlar, yaşıyorlar ve ölümden korkuyorlar." (sayfa: 79)”
― Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
