“Gözlerimi ona dikmiş, soluk alıp vermeden bütün dikkatimle izliyordum. Elleri öyle hızlı hareket ediyordu ki, bir an, sabunun ve fırçanın hiç kıpırdamadığını düşündüm. Donup kalmışlardı sanki, belki berber de donmuştu onlarla, berberle birlikte çırak da, koltuktaki adam da, hatta ben de... Ola ki başka bir yerde yaşıyorduk o an, başka bir zamanda yaşıyor ve oradan burayı düşlüyorduk düşlediğimizin farkına bile varmadan. Derin derin iç geçiriyorduk. Belki de sonsuz bir uğraşa kaptırmıştık orada kendimizi, durup dinlenmeden bir şeylerle boğuşuyor, koşuyor, bağırıyor, coşuyor ve kan ter içinde kalıyorduk. Burada bu yüzden donmuştuk ola ki, hareket etmeye başladığımız an orada, uzaklarda donacaktık.”
―
Hasan Ali Toptaş,
Gölgesizler