“Bir de şiir kitabı çıkarıyor çantasından: Yetmiş Yaşın Melankolisi. Yeni şiir kitabı bu İlhami Bekir’in. O da eczacılık kitaplarının hacminde. İlhami Bekir’in şiirinden daha sonra söz edeceğim. Bu arada sözü, sırası gelmişken, hemeninden “İkinci uğraş” sorununa getirmek istiyorum. R. Escarpit, Edebiyat Sosyolojisi adlı yapıtında “ikinci uğraş” sorununun henüz tam tamına çözülmediğini, daha doğrusu aydınlanmadığını söyler. Tanık olarak da bu konuda yaptığı büyük incelemeyle tanınan Arap yazarı Taha Hüseyin’i gösterir. Bir yazarın ikinci bir işi olmalı mıdır? İkinci iş sanıldığı kadar sakıncalı mıdır? İkinci işin erdemleri, edebiyata yararlı olduğu yanlar da var mıdır? Taha Hüseyin kesin bir sonuca varamıyor. Yalnız şunu söylemekle yetiniyor: Şimdiye dek yazarların hemen her zaman ikinci bir uğraşları olmuştur. Aristo İskender’in lalasıydı, Homeros müthiş bir savaş muhabiriydi. Apollinaire küçük bir banka memuruydu...
İlhami Bekir’e bakıyorum. Yüzü küçük bir Afrika aslanının yüzünü andıran bu şairin “ikinci uğraş”ı dünyada hiç kimseninkiyle karşılaştırılamaz.
Evet, Homeros dünyanın ilk büyük savaş muhabiriydi, ama İlyada o işin notları olarak meydana geldi. Aristo, İskender’in lalasıydı, evet, ama gördüğü iş ona insanın “toplumsal bir hayvan” olduğu konusunda en büyük gözlemleri kazandırmıştı. Evet, Apollinaire küçük bir banka memuruydu, ama modernleşen dünyanın görünümlerini anlatırken bu uğraşının da yararlarını gördü (kübik bir hayattır banka hayatı).
İlhami Bekir ne yaptı? 12 şiir kitabını yayımlayabilmek için tam 350 eczacılık kitabı yazdı. O eczacılık kitaplarının hepsi bazı kitaplıklarda duruyor da, şiir kitapları şairin kendisinde bile yok. Asım Bezirci bu kitapları her yerde aramış, yalnız bir tanesini bulabilmiş.
İşte Türk sanatçısının “ birinci uğraş”ı, işte “ikinci uğraş”ı...”
―
Cemal Süreya,
Günübirlik