Murat Yıkılmaz > Murat's Quotes

Showing 1-7 of 7
sort by

  • #1
    Adam Fawer
    “Satranç hayat gibidir David," demişti babası. "Her parçanın kendi işlevi vardır. Bazıları zayıftır, bazıları ise güçlü. Bazıları oyunun başında işe yarar, bazılarıysa sonunda. Ama kazanmak için hepsini kullanmak zorundasın. Aynen hayatta olduğu gibi, satrançta da skor tutulmaz. On parçanı kaybedip, yine de kazanabilirsin oyunu. Satrancın güzelliği budur işte. İşler her an tersine dönebilir. Kazanmak için yapman gereken tek şey tahtanın üzerindeki olası hamleleri ve anlamlarını iyi bilmek ve karşındakinin ne yapacağını kestirebilmek.”
    Adam Fawer

  • #2
    Michel de Montaigne
    “When I lately retired to my house I resolved, as far as I could, to meddle in nothing, but to pass in peace and privacy what little time I had to live. It seemed to me I could not better gratify my mind than by giving it full leisure to dwell in its own thoughts and divert itself with them. And I hoped that with the passage of time, it could do this with greater ease as it became more settled and ripe. But the contrary was the case. Like a horse broke loose, it gave itself a hundred times more rein. There rose in me a horde of chimerae and fantastic creatures, one upon the other, without order or relevance. To contemplate more coolly] their queerness and ineptitude I began to put them in writing - hoping in time to make my mind ashamed of itself. A ming which has no set goal loses itself. To be everywhere is to be nowhere. No wind serves the man bound for no port.”
    Montaigne, Denemeler

  • #3
    Fyodor Dostoevsky
    “Sırtüstü yatıp düşünmeyi, her şeyden çok seviyordum. Boyuna düşünüyordum. Sonra, rüyalar da görüyordum, tuhaf tuhaf rüyalar... Bunların ne biçim rüyalar olduğunu söylemek gereksiz, işte ancak o sıralarda, bir şeyler kurmaya başladım... Hayır, öyle değil... Yine öyle anlatamıyorum! Biliyor musun, o zaman ben boyuna kendi kendime şunu soruyordum: Ben niçin böyle budalayım? Demek ki, başkaları aptal, ben de onların aptal olduğunu kesin olarak biliyorum, niçin onlardan akıllı olmak istemiyorum? Sonra, şunu anladım ki, Sonya, herkesin akıllı olmasını beklemeye kalkarım, bu çok uzun sürecek... Sonra, şunu da anladım ki, böyle bir şey hiçbir zaman olmayacak, insanlar değişmeyecek... Onları değiştirecek kimse yoktur... Bunun için yorulmaya değmez! Ya, işte bu böyle!.. Bu bir kanundur... Kanun Sonya! Bu böyledir! Şimdi biliyorum ki, Sonya, akılca, ruhça, daha güçlü, daha sağlam olan herkes başkalarına buyurur! Daha yürekli, daha atak olan haklı çıkar... Umursamamakta en ileri gidenler kanun yapıcı olurlar. Herkesten daha atak olan, herkesten daha haklıdır! Bugüne kadar böyle gelmiş, bundan sonra da hep, böyle gidecektir! Bunu ancak körler göremez!”
    Fyodor Dostoyevsky, Crime and Punishment

  • #4
    Franz Kafka
    “...Ormanda yolunu yitirmiş çocuklar gibi terk edilmişlik içerisindeyiz. Önümde durup bana baktığında, ne sen benim içimdeki acıları anlayabiliyorsun, ne de ben seninkileri. Ve senin önünde kendimi yere atsam, ağlasam ve anlatsam bile, biri sana cehennemi sıcak ve korkunçtur diye anlattığında cehennem hakkında ne bilebilirsen, benim hakkımda da ancak o kadarını bilebilirsin...”
    Franz Kafka

  • #5
    Stefan Zweig
    “Olayın özü, partilerin parçalanmasına neden olan kahrolası milliyetçiliğe dayanıyor. Uluslararası düzeyde. Bu milliyetçilik her şeyi mahvediyor. Tek bir vatanın her şeyin üstünde olması ne kötü. Vatanlarımızın aptallıklarının içinde sürükleniyoruz. Dürüst ve iyi niyetli olmak neye yarar, eğer tepedeki bir avuç insan böyle olmak istemezse. Boğa kırmızı bez parçasına baktığında ne görüyorsa, onlar da başka bir bayrağa baktıklarında aynısını görüyorlar. Bu vatanperverlikten sıyrılmalıyız. Vatanların canı cehenneme!”
    Stefan Zweig

  • #6
    Stephen  King
    “First comes smiles, then lies. Last is gunfire.-Roland Deschain, of Gilead”
    Stephen King, The Gunslinger (The Dark Tower, #1) separate

  • #7
    Hernán Rivera Letelier
    “Bir seferinde bir yerde okumuştum ya da bir filmde görmüştüm, Almanlar tarafından şu her tarafı kapalı -biraz hava girsin diye sadece üst kısımda bir aralık bulunan- sığır nakliye vagonlarında kamplara götürülen Yahudiler, ıslak ot kokan kırlardan geçtikleri sırada, manzarayı betimlesin ve trenin geçtiği yerleri anlatsın diye içlerinden en iyi anlatıcıyı seçip omuzlarının üzerinde yukarıdaki aralığa kadar kaldırırlarmış.

    Ben artık şuna eminim ki, onların arasında yoldaşları tarafından anlatılan o güzellikleri hayal etmeyi, o delikten dışarıya kendi gözleriyle bakma ayrıcalığına tercih eden birçok kişi olmalıydı.”
    Hernan Rivera Letelier, راوية الأفلام



Rss