“Sırtüstü yatıp düşünmeyi, her şeyden çok seviyordum. Boyuna düşünüyordum. Sonra, rüyalar da görüyordum, tuhaf tuhaf rüyalar... Bunların ne biçim rüyalar olduğunu söylemek gereksiz, işte ancak o sıralarda, bir şeyler kurmaya başladım... Hayır, öyle değil... Yine öyle anlatamıyorum! Biliyor musun, o zaman ben boyuna kendi kendime şunu soruyordum: Ben niçin böyle budalayım? Demek ki, başkaları aptal, ben de onların aptal olduğunu kesin olarak biliyorum, niçin onlardan akıllı olmak istemiyorum? Sonra, şunu anladım ki, Sonya, herkesin akıllı olmasını beklemeye kalkarım, bu çok uzun sürecek... Sonra, şunu da anladım ki, böyle bir şey hiçbir zaman olmayacak, insanlar değişmeyecek... Onları değiştirecek kimse yoktur... Bunun için yorulmaya değmez! Ya, işte bu böyle!.. Bu bir kanundur... Kanun Sonya! Bu böyledir! Şimdi biliyorum ki, Sonya, akılca, ruhça, daha güçlü, daha sağlam olan herkes başkalarına buyurur! Daha yürekli, daha atak olan haklı çıkar... Umursamamakta en ileri gidenler kanun yapıcı olurlar. Herkesten daha atak olan, herkesten daha haklıdır! Bugüne kadar böyle gelmiş, bundan sonra da hep, böyle gidecektir! Bunu ancak körler göremez!”
―
Fyodor Dostoyevsky,
Crime and Punishment