Beybulat-Noxcho > Beybulat-Noxcho's Quotes

Showing 1-30 of 61
« previous 1 3
sort by

  • #1
    Charles Bukowski
    “The first thing I remember my grandmother saying was, “I will bury all of you!”
    Charles Bukowski, Ham on Rye

  • #2
    Charles Bukowski
    “I think I’m going to die,” the old man said. “I don’t want to die. I’m afraid to die …” “You’ve lived long enough, you old fart!” muttered my father.”
    Charles Bukowski, Ham on Rye

  • #3
    “Noam Chomsky – linguist. Says humans have innate grammar: we are born with grammatical structures already in our brains which help us to grasp the particular languages we learn. [see ‘Do Languages Exist?’]”
    Anonymous

  • #4
    “Chomsky thinks this is impossible. Instead, he argues, a child could only show this extensive knowledge of the rules of grammar so quickly if that knowledge were already pre-programmed into his or her brain. The basis of language then, Chomsky argues, is not an external system of conventions, but something internal to individuals’ brains.”
    Anonymous

  • #5
    Charles Bukowski
    “Curtis was just a chip off old Franky only she had much better legs. Poor Franky didn’t have any legs but he had a wonderful brain. In some other country he would have made”
    Charles Bukowski, Ham on Rye

  • #6
    Mike Tyson
    “Sometimes I’d give my mother a hundred bucks and she wouldn’t pay me back. She didn’t respect me like that. I’d say, “You owe me some money, Ma.” And she’d just say, “You owe me your life, boy. I’m not paying you back.”
    Mike Tyson, Undisputed Truth

  • #7
    Mike Tyson
    “Fear is the greatest obstacle to learning. But fear is your best friend. Fear is like fire. If you learn to control it, you let it work for you. If you don’t learn to control it, it’ll destroy you and everything around you.”
    Mike Tyson, Undisputed Truth

  • #8
    Stephen  King
    “where the world ends is where you must begin”
    Stephen King, The Gunslinger

  • #9
    Stephen  King
    “The mystery of the universe is not time but size.”
    Stephen King, The Gunslinger

  • #10
    Stephen  King
    “When his life was ruined, his family killed, his farm destroyed, Job knelt down on the ground and yelled up to the heavens, "Why god? Why me?" and the thundering voice of God answered, There's just something about you that pisses me off.”
    Stephen King, Storm of the Century

  • #11
    George Orwell
    “Winston Smith: Does Big Brother exist?
    O'Brien: Of course he exists.
    Winston Smith: Does he exist like you or me?
    O'Brien: You do not exist.”
    George Orwell, 1984

  • #12
    “Philosophical thoughts distinguish themselves from non-philosophical ones by the fact that they embrace the world as a whole. “John is stupid” is not a philosophical thought, while “the human species is stupid”
    Anonymous

  • #13
    İhsan Oktay Anar
    “Hayatını değil, insanlığını isteseydim elbette korkardın. Ancak bu güzel hediye sana sonsuza kadar verildi. Onu senden geri almam mümkün görünmüyor. Bu bakımdan sen de benim gibi ölümsüzsün. Fakat birçok kişi için, insan olmanın zevkini ve keyfini çıkarmak değil, hayatı sürdürmek ve korumak daha önemli görünüyor. Ne pahasına olursa olsun yaşamaya çalışmakla, doğrusu çok büyük bir mutluluğu kaçırıyorlar. Acı ve ölüm korkuları onları yönetiyor. İşin kötüsü bu korkuya tanrı diyorlar. Oysa dünyayı korkuyla değil, bir insanın gözleriyle görselerdi, tanrı’yı görmüş olurlardı.”
    İhsan Oktay Anar, Efrâsiyâb'ın Hikâyeleri

  • #14
    İhsan Oktay Anar
    “Cenneti görmemiz için gözlerimizi açmamız değil, belki de kapamamız gerekir”
    İhsan Oktay Anar, Efrâsiyâb'ın Hikâyeleri
    tags: heaven

  • #15
    İhsan Oktay Anar
    “...ve gülümseyen herkes cennete bakıyor demektir." Bunun üzerine Ölüm, bin yıllardan sonra ilk kez yutkundu”
    İhsan Oktay Anar, Efrâsiyâb'ın Hikâyeleri

  • #16
    “Gecenin bu saatinde kibar adamlar yalılarda, köşklerde ve kasırlarda uyuyup rüyalarında cariyelerin peşlerinde koşarlarken sizler, uyanık olarak buradasınız. Çünkü kan dökülmesi gerekiyor. Dilerim ki, dökülen sizin kanınız olmaz.”
    Anonymous

  • #17
    “Kostantiniye'nin kibar insanları kanla beslenir, ama siz değil! Bu yüzden siz onlardan temizsiniz! Ancak kan görünce bayılan ve vahşetten nefret eden bu beyzâdeler, sizleri daima ayaktakımı olarak gördüler ve göreceklerdir. Onların ruhlarının ve vicdanlarının temiz olması için, bizzat sizler, ellerinizi çamura sokacaksınız. Getirdiğiniz ganimetin neredeyse hepsi, bu kibar efendilerin kesesine girecektir. Ocağımızın kanunu odur ki, onların içmesi için sadece kan dökmeyecek, ayrıca şu koca Kostantiniye'nin sokaklarında dönüp sizin suratınıza bile bakmadıkları zaman onlara tahammül de edeceksiniz! Şairler mersiye, destan, gazel yazacak. Ne ile mi? Mürekkeple değil elbette! Kanla yazacaklar ve ünlerini ebediyete kadar sürdürecekler! Sizden istenen de bu: Kostantiniye'ye kan getirin!”
    Anonymous

  • #18
    “Kurşunlu Mahzen Kâtibi Hamamcı Musa Efendi'nin Tezâkirü'l Mücrimin başlıklı eserinde anlattıkları doğruysa, Süleyman Reis bu soruya şöyle cevap vermişti: "Öyle bir kadın olsun ki, iri elâ gözleri bir ceylanınki kadar masum ve bir o kadar da ürkek olsun; ölüm onları kapatsa bile kendisine âşık bir zavallıya sevgiyle baksın. Saçları, gökyüzünden denize dökülen ay ışığı gibi esrarengiz, gece kadar da siyah olsun. Kiraz gibi dolgun ve biçimli dudaklarında öyle bir tebessüm olsun ki, zavallı âşığının kalbi ısınsın. Aydınlık yüzündeki o hilâl gibi kaşları, karanlık bir gecedeki çifte hilâl kadar mucizevî görünsün. Sanki ak mermerden yapılmış gibi, bir kuğununki kadar uzun ve zarif bir boynu, bir meleğinki gibi nurlu yüzü, hokka gibi bir burnu, yanağında ise görenin yüreğini dağlayan masum bir gamzesi olsun. Hepsinden önemlisi, sevgiyle baksın! Baksın ki, zavallı âşığının gönlünde kalan yegâne koru, ebediyete kadar sıcak tutsun.”
    Anonymous

  • #19
    “Allah sizi sürüm sürüm süründürsün! Yetmiş yerde yetmiş türlü belaya tuş olasınız da can verip kurtulamayasınız! Hepinizin yedi ceddine lanet olsun! Gözünüzün elifi sönsün! Ocağınız tütmez olsun! Ömrünüz âhla vâhla geçsin! Kolunuz çolak başınız kabak olsun! Allah size bilinmez dertler versin! Can evinize kurşun rastlasın! Zindanlarda leşiniz kalsın! Tuttuğunuz oruç boşa gitsin! Kanlı kefenleriniz elime geçsin! Bre zalimler!”
    Anonymous

  • #20
    “Bu sözleri duyunca Ali Reis'in içi hop etti. Kavuşmayı umduğu rütbeyi yıllardır bekliyordu. Kaptan Efendimiz gözlerini tavana diktikten sonra şu uğursuz ismi söyledi: "Kırbaç Süleyman Reis!" Oradakiler bir iki yutkundular ve neden sonra, "Gemide bozgunculuk edip kan dökecek birini mi kendine vekil seçiyorsun," dediler. Fakat Efendimiz Diyavol Paşa, cevap”
    Anonymous

  • #21
    “vermek yerine gülümsüyordu. Afallayıp allak bullak olan Ali Reis, "Evet. O mel'un hem bozgunculuk eder hem de kan döker. Neler yaptığını gördük!" diye bağırdı. Herkesin keyfi kaçmıştı. Ne var ki Kaptan Efendimizin şu cevabı karşısında, akan sular durdu: "Ben sizin bilmediklerinizi de bilirim! Bundan sonra, bu gemide onun sözünü dinleyecek ve Süleyman Reis'e saygıda kusur etmeyeceksiniz! Evet mi hayır mı?" Seyir zâbiti, gemi hekimi ve odabaşı 'evet' dediler. Fakat Ali Reis hışımla sedirden kalkarak, "Evet! Onun neler yaptığını gördün! Yanlış emirler verdi! Topçular topları neden geç doldurdu, biliyor musun? Çünkü hedef rüzgâr üstündeydi. Rüzgârın üflediği duman içeri püskürünce top bataryasındakiler iyi nişan alamadılar! Daha ne söyleyeyim? Hata! Hata! Hata! Baştan sona hata!" diye söylendi. Ali Reis'in gözleri hasetten ve öfkeden dolmuştu ve ağzından, onun kaderini belirleyecek şu sözler döküldü: "Ben, kendimden daha aşağı birinin emirlerini dinlemem. Hele Süleyman denilen o cahilin! Asla!" O ana dek gülümsemesi süren Efendimiz Diyavol Paşa öfkeyle yerinden doğruldu: "Bu kadarı yeter!" dedi, "Bu ne küstahlık! Sen kim oluyorsun da emrimi dinlemiyorsun! Burada emre karşı gelen âsilere yer yok! İsyana izin veremem. Şu andan”
    Anonymous

  • #22
    “itibaren artık reis bile değilsin! Seni buradan atıyorum. Artık tayfayla birlikte baş kasarada kalacaksın. Âdi bir gabyar gibi, seyir güvertesine adım bile atamayacaksın. Bunu böyle bil! Nuh! Nuh!" İhtiyar marangoz kapıyı açınca Efendimiz kükredi: "Çağır nöbetçilerden ikisini. Atın bu adamı dışarı!" Güverte nöbetçileri gelip kendisini yaka paça dışarı atarlarken Ali Reis haykırıyordu: "Asıl sen şunu bil ki nerede olursam olayım, seçtiğin bu adamı düşman belleyeceğim. Hazreti İbrahim'i yakmayan ateşe ve cehenneme, yeni doğan hilâle ve batan güneşe, yedi kat göğe ve parlayan bütün yıldızlara, karanlık geceye ve aydınlık güne, kara bulutlara ve yıldırımlara and olsun ki onu mahvetmek için elimden geleni yapacağım. Bu konuda seninle bahse bile tutuşabilirim! Çıktığımız şu uğursuz seferin sonuna kadar süre ver bana! İşte o zaman göreceksin, kendine vekil seçtiğin bu yaratığın ne mal olduğunu!”
    Anonymous

  • #23
    “Siz siz olun, sakın ola ki intikam peşinde koşan bir reisin gemisine yazılmayın. Çünkü böyle biri, ele geçirmek değil, gemiyi batırmak ister. Kendi şahsi öfkesi uğruna ganimetin canına okur. Denizcinin ekmeğiyle oynar.”
    Anonymous

  • #24
    “Ancak Kalın Musa, torununun kendisine engel olmasına fena haldeiçerlemişti. Bu yüzden Davut'a şöyle bağırdı: "Küfür etmemeye yemin ettiğimden beri hepiniz tepeme çıktınız! Ama inan ki yeminimi bozup kantarlıyı savururum, ona göre!" Ne var ki Davut ona, "Bozacaksan boz dede! Umurumdaydı sanki!" dedi. Bunun üzerine aralarında şöyle bir konuşma geçti: "………!" "O küfrü sana aynen iade ederim dedeciğim!”
    Anonymous

  • #25
    “herhâlde, fetihten sonra kiliseleri câmiye çeviren padişah kadar büyük fatihlerdi. Çünkü bu maceraperest adamlar gerçek birer bilgeydi. Kostantiniye fethedildikten sonra Ayasofya bir cemaat bulmuş, ama Filosofya bulamamıştı.”
    Anonymous

  • #26
    “çıkmıştı. Şarabını yudumlarken şunları okudu: “Lâ yüahiz ükümüllahü billagvı fiy eymaniküm ve lâkin yüahizüküm bimâ akkad tümüleymân, fekeffaretühü it’âmü aşereti mesakiyne min evsatı mâ tut’imune ehliyküm ev kis- vetühüm ev tahriyrü rekâbeh, femen lemyecid fesiyâmü se- laseti eyyam, zâlike keffâretü eymâneküm izâ hâleftüm, vah- fezu eymâneküm, kezalike yübeyyinullâhü leküm âyâtihi le’alleküm teşkürun.” Elinde şarap dolu kadehi olduğu hâlde bunları kıraat eden adamın içi gülüyor, yere göğe sığamıyordu. Ama şuna rastladığında beyninden vurulmuşa dönecekti: “Yâ eyyuhelleziyne âmenû innemelhamrü...” İşte tam da bu satırda, başından aşağı kaynar sular dökülmüş gibi oldu. İçi kan ağlıyor, kara kara düşünüp kendini yiyordu. Okumaya devam etti: "....velmeysirü vel ensabü vel’ezlamü ricsun min amelişşeytani fectenibuhü le’alleküm tüflihûn.” Kendisini tamamen iknâ etmiş olan bu kitâba imân eden Alman mühendis, o güne kadar kendisine iyi ve kötü günlerinde refâkat eden şaraptan, vedâ mahiyetinde son bir yudum almak istedi. Fakat az önce okuduğu kitâbın efendisine itâat gereği Kelime-i Şahâdet getirip gözlerinde imân ateşi belirdiğinde, okuduğu kitâpça yasaklanan mekrûh mâînin bulunduğu billûr kadehini duvara fırlatıp bin parça eyledi.”
    Anonymous

  • #27
    “Afallayan Paşaoğlu, “Ben Kâinât’ın şans eseri meydana geldiğine inanırım,” dedi. Baba ise, “Kâinât mâdem ki kendi başına meydana gelebilecek kadar şanslı, onun bir parçası olan senin de aynı şansa sahip olman gerekir,” dedi. “Bu nedenle benimle kumar oynamaya herhâlde hayır demezsin.”
    Anonymous

  • #28
    “Cebinde bir kibrit olduğu takdirde bütün Dersaadet’i o saat yakabilecek tıynette olan velet o kadar yaramazdı ki, rivâyet doğruysa çocuğun içine Şeytan girdiğine hükmedip bir şeytan kovucu çağırmışlar, gelen din adamı âyini başlatmış, ancak çocuğun ağzından o korkunç sesiyle konuşan Şeytan, “Bu yaramazın bedenindeyken çektiğim ıstırabı bir ben bilirim bir de Allâh, fırsat verse çekip gideceğim ama çocuk beni bırakmıyor. Ben onu değil de o beni tutuyor. Ne olur beni ondan kovmak yerine onu benden kovun!” diye sızlanmıştı.”
    Anonymous

  • #29
    “Serkl Doryan Klübü’nün âzâları, şatranç oyuncularının başına gittiler. Paşa, yaverine yine sordu: “Oyun başlıyor. Bizim adam rakibine ne dedi?” “Oyunu bir taş eksik oynamayı teklif etti paşam. Önce beyaz, istediği taşı çıkaracak, sonra siyah. Ama siyah, beyazınkinden farklı bir taş çıkarmak zorunda. Gâliba Alman kabûl etti. Üstelik bizim adam, misafir diye Alman’a beyazlarla oynama ayrıcalığını da verdi: Bu adam nesine güveniyor?” Beyaz taşlarla oynayacağı için sevinen Alman, “Danke!” diyerek en uçtaki ‘a-2’ piyâdesini oyundan çıkardı. Koyulan kaideye göre İhsan Sait farklı bir taş seçmek zorundaydı. Ve İhsan Sait, şah’ını oyundan çıkardı. O anda salonda bir uğultu koptu. Paşa yaverine sordu: “Neler oluyor? Alman neden söyleniyor?” “Alman bizim adama, ‘Eğer şah’ınızı oyundan çıkarırsanız, sizi nasıl mat edebilirim?’ diye soruyor.” “Bizimki ne diyor peki?” “Bizim adam, ‘Bunu nasıl başaracağınızı ben de merak ediyorum,’ diyor.”
    Anonymous

  • #30
    “İhsan Sait Avrupa’da terbiye almış İttihâtçılar’ı küçümser ve, ‘Garba Şarklılar gider,’ dedikten sonra da parmağıyla kafasını işâret ederek, ‘Garp asıl burası!’ diye eklerdi. Ardından palamudunu doğrultarak kocaman başını gösterir ve, ‘Şark ise nah budur!’ derdi.”
    Anonymous



Rss
« previous 1 3