merve > merve's Quotes

Showing 1-30 of 57
« previous 1
sort by

  • #1
    Hermann Hesse
    “For the first time Goldmund felt not only desired by a woman but loved. Once Lydia said: "You are so handsome and you look so happy. But deep inside your eyes there is no gaiety, there is only sorrow, as though your eyes knew that happiness did not exist and that all that is beautiful and lovely does not stay with us long. You have the most beautiful eyes of anyone I know, and the saddest. I think that that's because you're homeless. -But where is my home? When you go away, I'll still have my father and my sister and my room and a window where I can sit and think of you; but I'll no longer have a home.”
    Hermann Hesse , Narcissus and Goldmund

  • #2
    Taylor Jenkins Reid
    “gücün tanımı da bu değil miydi zaten? senin için hiçbir anlamı olmayan şeyler yüzünden insanların kendilerini öldürmelerini izlemek?”
    Taylor Jenkins Reid, The Seven Husbands of Evelyn Hugo

  • #3
    Taylor Jenkins Reid
    “gerçeğin etrafına ağlar örmeyi öğrenmek için çok zaman harcadım. o ördüğüm ağı sökmek biraz zor. o işte epey iyiydim. ama şimdi gerçeği nasıl anlatacağımdan emin değilim. bu konuda pek pratiğim yok. yaşam biçimime aykırıymış gibi geliyor. ama başaracağım.”
    Taylor Jenkins Reid, The Seven Husbands of Evelyn Hugo

  • #4
    Taylor Jenkins Reid
    “ona kendimi başka biri olarak tanıtmış, sonra da gerçekte kim olduğumu göremediği için öfkelenmeye başlamıştım.”
    Taylor Jenkins Reid, The Seven Husbands of Evelyn Hugo

  • #5
    Yu Hua
    “geceleri yatağa uzanır ama uyuyamazdım. nefret edecek birsürü şey gelirdi aklıma, ama sonunda yine kendimden nefret ederdim.”
    Yu Hua, To Live

  • #6
    Johann Wolfgang von Goethe
    “düzeleceğime söz veriyorum; her zaman yaptığım gibi yazgının önümüze çıkardığı her küçük kederi artık eveleyip gevelemeyeceğim ve geçmiş benim için geçmişte kalacak.”
    Johann Wolfgang von Goethe, The Sorrows of Young Werther

  • #7
    Johann Wolfgang von Goethe
    “bazen bir an için kalkıp gitme, bağları koparma cesaretini buluyorum kendimde, keşke nereye gideceğimi bilsem. herhalde giderdim.”
    Johann Wolfgang von Goethe, The Sorrows of Young Werther

  • #8
    Johann Wolfgang von Goethe
    “insanın doğası sınırlıdır. sevince, kedere, acılara ancak belli bir dereceye dek dayanabilir ve o derece aşılırsa, insan yok olur. yani söz konusu olan, birinin güçlü ya da zayıf olup olmadığı değildir! kendi yaşantısına ne ölçüde dayanabiliyor, mesele budur! hem ahlaki hem bedensel anlamda. kanımca, kızgın bir ateşten ötürü ölen birine korkak demek nasıl garip olacaksa, kendi yaşamına son veren birine korkak demek de garip olacaktır.”
    Johann Wolfgang von Goethe, The Sorrows of Young Werther

  • #9
    Johann Wolfgang von Goethe
    “her şey gelip geçmiyor mu? her şeyin, varoluşuyla birlikte sahip olduğu gücü sonuna kadar tüketme fırsatını bulması ender değil midir? her şey, akıntıya kapılıyor, batırılıyor ve kayalarda parçalanmıyor mu?”
    Johann Wolfgang von Goethe

  • #10
    Johann Wolfgang von Goethe
    “insanlar hem kendileri hem başkaları için her şeyi zorlaştırıyorlar; ancak buna, örneğin bir dağı aşmak zorunda olan bir yolcu gibi boyun eğmek gerekir, dağ olmasa, yol çok rahat ve kısa olacaktır; ama o dağ oradaysa, aşmaktan başka çare de yoktur.”
    Johann Wolfgang von Goethe, The Sorrows of Young Werther

  • #11
    Johann Wolfgang von Goethe
    “akşam, gün doğuşunu izlemeyi tasarlıyorum ve sabah yataktan kalkamıyorum; gün boyunca ay ışığını bekliyorum, sonra da akşam, odamdan çıkamıyorum. ne uğruna uyandığımı, ne uğruna uykuya yattığımı bilmiyorum.”
    Johann Wolfgang von Goethe, The Sorrows of Young Werther

  • #12
    Donna Tartt
    “kafalarımızın içindeki o küçük inatçı ses bize neden bu kadar eziyet ediyor?'' dedi masanın etrafına göz gezdirerek. bize hayatta olduğumuzu, ölümlülüğümüzü, ruhlarımızı hatırlattığı için olabilir mi acaba çünkü bunlara teslim olmaktan ölesiye korkarız ama yine de kendimizi hiç olmadık ölçüde sefil hissetmekten kurtulamayız. fakat çoğu zaman bizi benliğimizin farkına en çok vardıran da yine acı değil midir?”
    Donna Tartt, The Secret History

  • #13
    Donna Tartt
    “aristo poetika'da der ki,'' dedi henry, ''ceset gibi gerçekte görmesi rahatsız edici şeyler sanat eserlerinde bakmaya doyulmayacak manzaralara dönüşebilir.”
    Donna Tartt, The Secret History

  • #14
    Donna Tartt
    “bunu kabul etmek istemesek de,'' dedi julian, ''kontrolü kaybetme fikri bizler gibi kontrollü insanları her şeyden çok cezbeder. gerçek anlamda uygarlaşmış insanlar -ki eski insanlar da bu konuda bizden farklı değillerdi- eski, hayvani beliğin kasten bastırılması yoluyla uygarlaştırmışlardır kendilerini. bu odadaki bizler yunanlardan ya da romalılardan çok farklı mıyız gerçekten? saygıyı, inancı, sadakati, fedakarlığı saplantı haline getirmiş halimizle? bütün bunlar çağdaş zevklerimize göre fazla ürkütücü değil mi? bu ilkel hissi, arzularının esiri olmuş benliği öldürmeye çalışmak izan sahibi herhangi biri için ve özellikle de eski insanlar ve bizler gibi mükemmeliyetçiler için cezbedicidir. ama aslında bu bir hata.”
    Donna Tartt, The Secret History

  • #15
    Donna Tartt
    “bu yunanlara özgü, çok derin bir düşüncedir. güzellik dehşetin ta kendisidir. güzel bulduğumuz bir şeyin önünde tir tir titreriz. peki ya yunanlar ya da bizzat bizler gibilerin ruhları için kontrolü tamamen kaybetmekten daha dehşet verici ve daha güzel ne olabilir ki? bir anlığına bile olsa varlığımızın zincirlerini kırmaktan, ölümlü benliklerimizi paramparça etmekten daha ürkütücü ve daha güzel ne olabilir?”
    Donna Tartt, The Secret History

  • #16
    Donna Tartt
    “yeni halinin beni bu denli dehşete sokmasının en büyük sebebi de zaten benimle alay ettiği o eski ve samimi haline çok benzemesiydi. ama dostluğa dair yazılı olmayan kurallardan bir anda bu denli uzaklaşması karşısında sanki iki arkadaş kendi aramızda şakalaşırken bir anda beni köşeye sıkıştırmış ve öldüresiye dövmüş gibi afallamış ve öfkelenmiştim.”
    Donna Tartt, The Secret History

  • #17
    Donna Tartt
    “... içimizden birinin ölümü kolay kolay üstesinden gelinecek bir durum değildi. ama ölümü resmileştiği andan itibaren adeta kusulurcasına ortaya saçılan yersiz yas gösterisi beni şaşırtmıştı. söz konusu şartlarda bu yalnız gereksiz değil, utanç verici de görünüyordu. ortadan kayboluşu kimseyi üzüp mahvetmiş değildi, ondan iyi haber alınamayacağının anlaşıldığı o son birkaç günde bile, hatta bütün o arama çalışmaları insanların gözünde müthiş bir sıkıntıdan başka bir şey değildi. ama şimdi, ölüm haberini alır almaz, hepsi deliye dönmüştü. birden herkes onu tanıyıvermişti, herkes üzüntüden kendini kaybetmişti, herkes hayatına onsuz devam etmenin bir yolunu bulmak zorunda kalmıştı. ''o böyle olsun isterdi.”
    Donna Tartt, The Secret History

  • #18
    Donna Tartt
    “tabutu taşıyanlar, bir tragedyadaki yaşlılar korosu gibi, simsiyah bir sıra halinde tabutun arkasına dizilmişlerdi. içlerinde en gençleri henry'ydi. ellerini önünde kavuşturmuş, sessizce dikiliyordu - iri, beyaz, bilge eller, bakımlı ve her şeye muktedir, biz uçurumun kenarından eğilmiş nefes nefese izlerken nabzı atıyor mu diye kontrol etmek için bunny'nin boynunu kırılmış kökünden bir sağa bir sola çeviren de yine aynı ellerdi.”
    Donna Tartt, The Secret History

  • #19
    Donna Tartt
    “belki onun tepkisi de benimki gibi olur, diyordum içimden. belki bütün bu cinayetleri aslında olduğu gibi bencilce yapılmış bir kötülük olarak görmek yerine kötü, acıklı ve hatta pitoresk bir vahşet olarak görürdü. (''ben hayatta her şeyi yaptım,'' diye böbürlenmez miydi yaşlı tolstoy, ''bir adam bile öldürdüm.'')”
    Donna Tartt, The Secret History

  • #20
    Donna Tartt
    “sen ona hangi yüzünü gösterirsen o da büyük bir samimiyet ve derinlik illüzyonu yaratarak sana değiştirmeye gerek bile duymadan senin aynını yansıtıyor, oysa aslında kendisi tıpkı bir ayna kadar kırılgan ve sığ.”
    Donna Tartt, The Secret History

  • #21
    Kentaro Miura
    “then the suffering and fear of the living trying to escape that death. the deceit-filled system established to conceal that chaos. the people caught between the order of the crooked system and death. the bizarre festivals where with their own hands they gave shape to the shapeless fear they wished to escape.”
    Kentaro Miura, Berserk, Vol. 20

  • #22
    Hermann Hesse
    “babamdan üstün durumda görüyordum kendimi, babamın hiçbir şeyden haberi olmayışına belli bir küçümsemeyle bakıyor, potinlerimin ıslaklığından ötürü beni paylayıp terslemesini bir küçüklük sayıyordum. ''bir bilsen,'' diye aklımdan geçiriyor, kendimi işlediği çeşitli cinayetler dururken çaldığı bir sandviçten dolayı sigaya çekilen biri gibi görüyordum. çirkin ve iğrenç bir duyguydu ve insanı bayağı cezbediyordu, içimdeki sırra ve işlediğim suça hiçbir düşüncenin üstesinden gelemeyeceği gibi kıskıvrak bağlamıştı beni.”
    Hermann Hesse, Demian: Die Geschichte von Emil Sinclairs Jugend

  • #23
    Hermann Hesse
    “böylesi bir darbe atlatılır, çatlak görünürde kapanır zamanla, toparlar kendini ve unutulup gider, ama gerçekte hepsinden gizli saklı bir köşede sürdürür yaşamını, kanamaya devam eder.”
    Hermann Hesse, Demian

  • #24
    Hermann Hesse
    “ama durumum ne kadar berbat olursa olsun, yine de pişmanlık duyduğum yoktu, her zaman hissetmiyordum bu pişmanlığı, bazen her şeyin olması gerektiği gibi olduğu yolunda bir duyguya kapılıyordum. bir felaket çemberi içine hapsedilmiştim, bu çemberi yarıp çıkmaya çalışmak boşunaydı.”
    Hermann Hesse, Demian

  • #25
    Hermann Hesse
    “kuşkusuz biz insanların etkinlik alanı bir hayvanınkinden daha geniştir, ilgi duyduğumuz nesneler daha çoktur. ama biz de hayli dar bir çemberin içinde hapsolmuş yaşarız, bu çemberin dışına çıkmak elimizden gelmez.”
    Hermann Hesse, Demian

  • #26
    Hermann Hesse
    “ama yine de bu acıları çekmek adeta bir zevkti.”
    Hermann Hesse, Demian

  • #27
    Hermann Hesse
    “Kuş yumurtadan çıkmak için savaş veriyor. Yumurta dünyadır. Doğmak isteyen, bir dünyayı yok etmek zorundadır. Kuş Tanrı'ya doğru uçuyor, Tanrı'nın adı Abraxas'tır.”
    Hermann Hesse, Demian

  • #28
    Hermann Hesse
    “yunanca kökenli büyü sözleriyle ilişkili olarak geçer abraxas ve genellikle ilkel kabilelerde bugün bile rastlanan bir büyü şeytanının adı diye bilinir. ama öyle anlaşılıyor ki, abraxas'ın daha da zengin bir anlamı var. örneğin bunu, görevi tanrısal ile şeytansal arasında simgesel bir bağlantı kurmak olan bir tanrının adı gibi düşünebiliriz.”
    Hermann Hesse, Demian

  • #29
    Hermann Hesse
    “içimde dışarı çıkmak isteyen bir şey vardı, ben onu yaşamaya çalışıyordum yalnızca. neden böylesine güçtü bu?”
    Hermann Hesse, Demian

  • #30
    Hermann Hesse
    “bizler kişiliğimizin sınırlarını her zaman fazlasıyla dar çizeriz. yalnızca bireysel bakımdan değişik gördüğümüz şeyi, kişiliğimizin kapsamı içine alırız. oysa dünyadaki her şey bizde, bizim her birimizde vardır; nasıl ki bedenimiz başlangıcı balığa ve hatta ondan da gerilere uzanan bir gelişim sürecinin izlerini taşıyorsa, ruhumuz da şimdiye kadar insanların ruhlarında yaşamış olan her şeyi kendisinde saklı tutar. yunanlılarda olsun, çinlilerde olsun ya da zulularda, bugüne kadar gelmiş geçmiş bütün tanrı ve şeytanlar tümüyle bizim içimizde yaşar; imkan, istek ve çıkış yolu olarak içimizde hazır beklerler.”
    Hermann Hesse, Demian



Rss
« previous 1