Nelson Algren Books
Showing 1-10 of 10
The Man with the Golden Arm (Paperback)
by (shelved 6 times as nelson-algren)
avg rating 3.86 — 3,304 ratings — published 1949
A Walk on the Wild Side (Paperback)
by (shelved 3 times as nelson-algren)
avg rating 3.92 — 1,636 ratings — published 1956
Never a Lovely So Real: The Life and Work of Nelson Algren (Hardcover)
by (shelved 2 times as nelson-algren)
avg rating 4.54 — 140 ratings — published
The Neon Wilderness (Paperback)
by (shelved 2 times as nelson-algren)
avg rating 4.18 — 746 ratings — published 1946
Algren: A Life (Hardcover)
by (shelved 1 time as nelson-algren)
avg rating 4.36 — 53 ratings — published
Nelson Algren: A Life on the Wild Side (Paperback)
by (shelved 1 time as nelson-algren)
avg rating 3.90 — 49 ratings — published 1989
Conversations with Nelson Algren (Paperback)
by (shelved 1 time as nelson-algren)
avg rating 3.72 — 46 ratings — published 1964
Prison Writings in 20th-Century America (Paperback)
by (shelved 1 time as nelson-algren)
avg rating 4.00 — 116 ratings — published 1998
Chicago: City on the Make (Paperback)
by (shelved 1 time as nelson-algren)
avg rating 4.16 — 1,147 ratings — published 1951
Nonconformity: Writing on Writing (Paperback)
by (shelved 1 time as nelson-algren)
avg rating 4.07 — 268 ratings — published 1996
“Kaplumbağaların kralıydı o.
Kral, kibirli yüzgeçlerini zaferle salladığı an -"Yukarıda her zaman bir başkasına yer var"-başka bir şey sırtına bindi ve kısa günü son buldu. Kayarak, yayılarak, yuvarlanarak kanlı yığından aşağı indi ve masanın altına sırtüstü düşerek çılgınca debelenmeye koyuldu.
"Sevgili dostlar ve kibar yürekler," -soğuğun sürünerek gelişini hissederek çırpındı- "öylece durup eski dostunuzun ölümünü mü seyredeceksiniz? Kendim için hiçbir şey istemedim ben; ne para, ne rahat, ne güç, ne emniyet. Bunlar için çabaladım, çünkü bunlar beni çok istedi. (Tabii işime geldiğinde, arada paylaştım da hepsini.) Sahiden beni ölüme mi bırakacaksınız?"
"Tamam iyi yedim. Ama o, sırf çilekeş fedakârlık günlerimde gücümü korumak içindi. Çünkü ben, önüme çıkmadıkça hiçbir kardeş yaratığa zarar vermedim. Kazancım yoksa adaletsiz avantajlara hiç sarılmadım. Sahiden bu tatlı kaplumbağayı ölüme terk edebilecek misiniz?"
"Adanmış bir baba, sadık bir yurttaş, inançlı bir işçi, kibar bir işveren, ilgili bir komşuydum; düzenli gittim kiliseye. Kalbimin tüm saflığıyla Tanrı ve insanın kanunlarına saygı gösterdim. Safım ve kodes korkusuyla doluyum. Sahiden öylece durup böylesi aziz bir kaplumbağanın ölümünü izleyebilir misiniz?"
"Az önce, kardeşlerimin boğazlarına basıp geçerken biraz gergin göründüğümü söylersiniz şimdi. İtiraf ediyorum -ama o az önceydi- ve artık değiştim ben. Böylesi açık fikirli bir kaplumbağanın ölümüne dayanabilir misiniz?
"Kaldırın beni, bir el verin kibar yürekler, kaldırın da bir zamanlar hükmettiğim şu zirveye bir daha bakabileyim."
Ve ardından ağır ağır indi karanlık. Yüzgeçleri katılaştı. Mücadelesi ebediyen bitti.
Kaplumbağaların en bilgesi ölmüştü.”
― A Walk on the Wild Side
Kral, kibirli yüzgeçlerini zaferle salladığı an -"Yukarıda her zaman bir başkasına yer var"-başka bir şey sırtına bindi ve kısa günü son buldu. Kayarak, yayılarak, yuvarlanarak kanlı yığından aşağı indi ve masanın altına sırtüstü düşerek çılgınca debelenmeye koyuldu.
"Sevgili dostlar ve kibar yürekler," -soğuğun sürünerek gelişini hissederek çırpındı- "öylece durup eski dostunuzun ölümünü mü seyredeceksiniz? Kendim için hiçbir şey istemedim ben; ne para, ne rahat, ne güç, ne emniyet. Bunlar için çabaladım, çünkü bunlar beni çok istedi. (Tabii işime geldiğinde, arada paylaştım da hepsini.) Sahiden beni ölüme mi bırakacaksınız?"
"Tamam iyi yedim. Ama o, sırf çilekeş fedakârlık günlerimde gücümü korumak içindi. Çünkü ben, önüme çıkmadıkça hiçbir kardeş yaratığa zarar vermedim. Kazancım yoksa adaletsiz avantajlara hiç sarılmadım. Sahiden bu tatlı kaplumbağayı ölüme terk edebilecek misiniz?"
"Adanmış bir baba, sadık bir yurttaş, inançlı bir işçi, kibar bir işveren, ilgili bir komşuydum; düzenli gittim kiliseye. Kalbimin tüm saflığıyla Tanrı ve insanın kanunlarına saygı gösterdim. Safım ve kodes korkusuyla doluyum. Sahiden öylece durup böylesi aziz bir kaplumbağanın ölümünü izleyebilir misiniz?"
"Az önce, kardeşlerimin boğazlarına basıp geçerken biraz gergin göründüğümü söylersiniz şimdi. İtiraf ediyorum -ama o az önceydi- ve artık değiştim ben. Böylesi açık fikirli bir kaplumbağanın ölümüne dayanabilir misiniz?
"Kaldırın beni, bir el verin kibar yürekler, kaldırın da bir zamanlar hükmettiğim şu zirveye bir daha bakabileyim."
Ve ardından ağır ağır indi karanlık. Yüzgeçleri katılaştı. Mücadelesi ebediyen bitti.
Kaplumbağaların en bilgesi ölmüştü.”
― A Walk on the Wild Side

