Murat Bardakçı
Born
in Istanbul, Turkey
January 01, 1955
Genre
|
Enver
|
|
|
Osmanlı'da Seks: Sarayda Gece Dersleri
—
published
1992
—
2 editions
|
|
|
Şahbaba
—
published
1998
—
6 editions
|
|
|
Neslişah: Cumhuriyet Devrinde Bir Osmanlı Prensesi
—
published
2011
—
6 editions
|
|
|
Son Osmanlılar: Osmanlı Hanedanının Sürgün ve Miras Öyküsü
—
published
1991
—
5 editions
|
|
|
Talât Paşa'nın Evrak-ı Metrukesi
|
|
|
Sizi Serbest Bırakmayı Muvafik Bularak Tatlik Ettim! Mustafa Kemal Paşa İle Latife Hanım’ın Boşanmalarının Belgeli Öyküsü
—
published
2021
—
2 editions
|
|
|
İttihadçı'nın Sandığı: İttihad ve Terakki Liderlerinin Özel Arşivlerindeki Yayınlanmamış Belgeler İle
—
published
2014
—
3 editions
|
|
|
Atatürk'ün Mutfağı
|
|
|
Safiye
—
published
2017
—
2 editions
|
|
“Ziraat teknisyeni Ahmed Bey, Kırım'da kadınlara ve Han Sarayı'na kumaş ve yemeni satan, Müslüman olduktan sonra Abdullah ismini alan Gagavuz Türkü'nün altıncı göbekten torunuydu. Ayşe adındaki hanımıyla beraber İstanbul'da, Divanyolu'ndaki küçük bir ahşap evde yaşıyorlardı ve her zaman maddi sıkıntı içerisinde olan, orta halliden de geride, hatta fakir denebilecek bir aile idiler.
Ahmed Bey ile Ayşe Hanım'ın ilk çocukları 1881'in 23 Kasım Çarşamba günü, öğlen saat onikiye doğru Divanyolu'ndaki bu evde dünyaya geldi...
Çocuğa, İsmail Enver adını koydular.”
― Enver
Ahmed Bey ile Ayşe Hanım'ın ilk çocukları 1881'in 23 Kasım Çarşamba günü, öğlen saat onikiye doğru Divanyolu'ndaki bu evde dünyaya geldi...
Çocuğa, İsmail Enver adını koydular.”
― Enver
“Devletlerin bir hayat müddeti vardır, hiçbir medeniyet sonsuza kadar devam
edip gitmez. Tarihe bakarsanız, bunu açık şekilde görürsünüz. Mesela,
eski Mısır medeniyeti binlerce sene devam etti ve ortadan kalktı. Onun yerini
eski Yunan, Roma devletleri aldı ama onlar da silindiler. Zaman geçti,
biz geldik, 600 sene devam ettik, ama miadımız dolmuştu ve biz de yıkıldık.
İngiltere ise, imparatorluk olarak, sadece 200 seneye yakın devam edebildi.
Bugünün en kuvvetli devleti Amerika ama, günün birinde o da nihayete
erecek. Reform çabalarının muvaffak olması halinde Osmanlı Devleti'nin yıkılmayacağını,
devam edeceğini söyleyenler çıkmıştır ama ben buna inanmıyorum.
Yıkılışımız en fazla 50 sene gecikirdi, o kadar.”
― Son Osmanlılar: Osmanlı Hanedanının Sürgün ve Miras Öyküsü
edip gitmez. Tarihe bakarsanız, bunu açık şekilde görürsünüz. Mesela,
eski Mısır medeniyeti binlerce sene devam etti ve ortadan kalktı. Onun yerini
eski Yunan, Roma devletleri aldı ama onlar da silindiler. Zaman geçti,
biz geldik, 600 sene devam ettik, ama miadımız dolmuştu ve biz de yıkıldık.
İngiltere ise, imparatorluk olarak, sadece 200 seneye yakın devam edebildi.
Bugünün en kuvvetli devleti Amerika ama, günün birinde o da nihayete
erecek. Reform çabalarının muvaffak olması halinde Osmanlı Devleti'nin yıkılmayacağını,
devam edeceğini söyleyenler çıkmıştır ama ben buna inanmıyorum.
Yıkılışımız en fazla 50 sene gecikirdi, o kadar.”
― Son Osmanlılar: Osmanlı Hanedanının Sürgün ve Miras Öyküsü
“1985 veya 86'ydı. O zaman Kahire'de gazeteciydim ben, eh, bizim gazetenin muhabiriyle bir şehirde. Bir gün havaalanından, İstanbul'dan gidiyorum, havaalanında Aziz Nesin'i gördüm. O yıllarda, eh, pasaportları alırlardı ellerinden Türklerin, işte uyuşturucu işine karışıyor Türkler falan filan diye bir saat falan bekletirler fakat bizim tabii Mısır basın kartı var, hemen gösterip pasaportla geçiyoruz. Baktım, Aziz Bey, Türk uçağından inmiş, eh, yerde oturuyor:
- Aziz Bey, hayırdır? dedim. Tanışıyoruz tabii şeyden filan.
- Oğlum, dedi, pasaportumu aldı bu adamlar da bekliyoruz, dedi, şeyden.
Neyse, böyle alıkoydum arayı, aldım pasaportu. Bir yazarlar birliğinin toplantısı varmış, toplantı iptal edilmiş, adamcağız gelmiş fakat iptal edildiğini söylememişler, kimse de karşılamıyor. Eh, tabii ki eve götürdüm:
- Bende kalın, dedim, temas ederiz adamlarla falan.
Gittik işte, Aziz Bey dinç gözüküyordu ama yaşı ileriydi hayli. Eh, 1-2 saat dinlendi:
- Gel, dedi, bir yürüyelim, dedi.
Bende tabii şeyden tanıyorum onu, gençlik yıllarımızda Bayramoğlu'nda Basınköy vardı, oralarda, eh, her yaz beraberdik falan. Çıkıyoruz, hiç unutmadım bunu, asıl anlatacağım şey budur: Elleri şöyle arkadaydı Aziz Bey'in, böyle yürüyordu arkaya şey yapıp:
- İyi ki, dedi, buraları kaybetmişiz, dedi, harpte, dedi.
- Niye? dedin.
- Şunlara bak, bunların hepsi bizim vatandaşımız olacaktı, dedi.”
―
- Aziz Bey, hayırdır? dedim. Tanışıyoruz tabii şeyden filan.
- Oğlum, dedi, pasaportumu aldı bu adamlar da bekliyoruz, dedi, şeyden.
Neyse, böyle alıkoydum arayı, aldım pasaportu. Bir yazarlar birliğinin toplantısı varmış, toplantı iptal edilmiş, adamcağız gelmiş fakat iptal edildiğini söylememişler, kimse de karşılamıyor. Eh, tabii ki eve götürdüm:
- Bende kalın, dedim, temas ederiz adamlarla falan.
Gittik işte, Aziz Bey dinç gözüküyordu ama yaşı ileriydi hayli. Eh, 1-2 saat dinlendi:
- Gel, dedi, bir yürüyelim, dedi.
Bende tabii şeyden tanıyorum onu, gençlik yıllarımızda Bayramoğlu'nda Basınköy vardı, oralarda, eh, her yaz beraberdik falan. Çıkıyoruz, hiç unutmadım bunu, asıl anlatacağım şey budur: Elleri şöyle arkadaydı Aziz Bey'in, böyle yürüyordu arkaya şey yapıp:
- İyi ki, dedi, buraları kaybetmişiz, dedi, harpte, dedi.
- Niye? dedin.
- Şunlara bak, bunların hepsi bizim vatandaşımız olacaktı, dedi.”
―
Is this you? Let us know. If not, help out and invite Murat to Goodreads.





























