What do you think?
Rate this book


125 pages, Paperback
First published September 1, 2018
Gittim, yanına oturdum. Bana yenilebilir vaziyette bir erik buldu ağacın dibinden. Isırdım. Beş yaşındaydım şimdi. Annem bize ortası kuş desenli emaye bir tabak vermiş, içinde üç bana, üç ona altı tane erik. “Çeşmede yıkayın da yiyin” diyor, yıkıyoruz. Sular dirseklerimize akıyor. Uzun geçen kıştan sonra güneşe ilk kez çıkardığımız beyaz ayaklarımız ıslanıyor. Serin taşın üstünde dört beyaz balık oluyor ayaklarımız. Kıkırdıyoruz. (Kız Kardeşim Handan, s.107)
Ailemizi aynı çatı altında kenetleyen şey eşyaydı sanki; tek sandalyesini kullanmadığmız dört kişilik yemek masamızdı, odalarımızı birbirine bağlayan koridorlardı, yüzümüzü birbirimizin ıslaklığına kuruladığımız havluydu, paltolarımızı birbirine sarılma mesafesinde muhafaza eden portmanto, çamaşırlarımızı birbirinin kirli sularında döndürüp duran çamaşır makinesi… (Annemin Çadırı, s.49)
“Kitapları ne yaptın?” diye sormuştum o akşam. Kitaplar en zoruydu, biliyordum. Yıllardır o evden o eve koli koli taşıdığın, bin türlü nakliyeci suratı çektiğin, evlat gibi üzerine titrediğin ama işte bir gün gelip vedalaşılması icap eden kitaplarını öyle birine emanet etmeliydin ki, bir daha dönüp almayacak da olsan, bundan böyle emin ellerde olduklarını bilmen gerekirdi. (Kalanlar, s.14)