What do you think?


هل فعلها؟ / ليبوريلا
هل فعلها؟" و"ليبوريلا": قصّتان بديعتان للكاتب النمساوي ستيفان زفايغ، تكشفان عن الروابط الخفيّة بين الإنسانيّ والحيوانيّ وتضعان الإنسان وجهًا لوجه مع حقيقته الباطنة..
93 pages, Paperback
First published January 1, 1935
About the author
Stefan Zweig
2,579 books11.5k followersStefan Zweig was one of the world's most famous writers during the 1920s and 1930s, especially in the U.S., South America, and Europe. He produced novels, plays, biographies, and journalist pieces. Among his most famous works are Beware of Pity, Letter from an Unknown Woman, and Mary, Queen of Scotland and the Isles. He and his second wife committed suicide in 1942.
Zweig studied in Austria, France, and Germany before settling in Salzburg in 1913. In 1934, driven into exile by the Nazis, he emigrated to England and then, in 1940, to Brazil by way of New York. Finding only growing loneliness and disillusionment in their new surroundings, he and his second wife committed suicide.
Zweig's interest in psychology and the teachings of Sigmund Freud led to his most characteristic work, the subtle portrayal of character. Zweig's essays include studies of Honoré de Balzac, Charles Dickens, and Fyodor Dostoevsky (Drei Meister, 1920; Three Masters) and of Friedrich Hölderlin, Heinrich von Kleist, and Friedrich Nietzsche (Der Kampf mit dem Dämon, 1925; Master Builders). He achieved popularity with Sternstunden der Menschheit (1928; The Tide of Fortune), five historical portraits in miniature. He wrote full-scale, intuitive rather than objective, biographies of the French statesman Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935), and others. His stories include those in Verwirrung der Gefühle (1925; Conflicts). He also wrote a psychological novel, Ungeduld des Herzens (1938; Beware of Pity), and translated works of Charles Baudelaire, Paul Verlaine, and Emile Verhaeren.
Most recently, his works provided the inspiration for 2014 film The Grand Budapest Hotel.
Zweig studied in Austria, France, and Germany before settling in Salzburg in 1913. In 1934, driven into exile by the Nazis, he emigrated to England and then, in 1940, to Brazil by way of New York. Finding only growing loneliness and disillusionment in their new surroundings, he and his second wife committed suicide.
Zweig's interest in psychology and the teachings of Sigmund Freud led to his most characteristic work, the subtle portrayal of character. Zweig's essays include studies of Honoré de Balzac, Charles Dickens, and Fyodor Dostoevsky (Drei Meister, 1920; Three Masters) and of Friedrich Hölderlin, Heinrich von Kleist, and Friedrich Nietzsche (Der Kampf mit dem Dämon, 1925; Master Builders). He achieved popularity with Sternstunden der Menschheit (1928; The Tide of Fortune), five historical portraits in miniature. He wrote full-scale, intuitive rather than objective, biographies of the French statesman Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935), and others. His stories include those in Verwirrung der Gefühle (1925; Conflicts). He also wrote a psychological novel, Ungeduld des Herzens (1938; Beware of Pity), and translated works of Charles Baudelaire, Paul Verlaine, and Emile Verhaeren.
Most recently, his works provided the inspiration for 2014 film The Grand Budapest Hotel.
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 30 of 56 reviews
October 14, 2018
Zweig' in bu kitabı adeta bir dedektiflik hikayesi gibi anlatılsa da aslında kitap yine duyguların yoğun yaşandığı üstelik bu kez yazarın hem bir hatvan hem de insan üzerinden taşkın duyguların sonuçlarının ne olabileceğinin anlatilildigi bir novella. Kitapta geçen kötü olayın mümessili sadece ankaticimuz biliyor ve belki de sadece taşkın duygular değil bu duyguların diğerleri tarafından umarsizlikla karşılanması da bu olayın nedenlerinden biri olarak yazar tarafından yorumlanıyor. Zweig öyle basarili ki intikam almaya çalışan ve vahşi planlar kuran birisinin duygularını da anlayıp normalde duyacağınız öfkeyi söndürebiliyorsunuz. Belki biz de bu duygulara sahip olsak ne yapardık kim bilir diye düşünüyoruz. Yine de yazarın dediği gibi "Bırakın bir insanı, bir hayvani bile haksız yere suçlamaktan Tanrı beni korusun."
January 13, 2022
Çok etkileyici bir kitap; ispatlanmasa da bir köpeğin bu kadar gaddar ve kindar olabileceğini hiç düşünmemiştim. Okuması rahat yalın ve akıcı ama sonu beni üzen bir kitap oldu :(
April 4, 2019
Zweig’tan asla ama asla bir polisiye öykü okumayı beklemiyordum. Alışılmışın dışında olması ayrı bir güzel olmuş. Konuyu anlatırsam sanki tüm kitabı anlatacakmış gibi hissediyorum. Zaten 50 sayfa ve hemen biten bir kitap. O yüzden konudan uzaklaşıyorum. 😍🤦🏻♀️
İnsan duyguları denildiğinde benim için birinci sırada olan Zweig, bu sefer de bir adamın ve köpeğinin duygularını anlatıyor. Karakterimiz John, her duygusunu abartarak yaşayan, gözler içine sokan bir adam. Yemin ederim adamın hareketlerini okurken ben yoruldum, gerçek hayatta böyle biriyle tanışsam ne yaparım cidden bilmiyorum. Akıl almaz heyecanı ve sürekli göze sokması o kadar rahatsız edici ki okurken bunaldım. Yeni almış oldukları köpekle olan ilişkisi köpeğin duyguları ve düşüncelerini okumak ise ayrı bir dehşetti. Bir insan ile bir hayvanın bağlantısını ve bu bağlantının sonunda getirmiş olduğu acıyı okumak heyecanlıydı. Bir solukta bitti. Adama ne kadar gıcık olsam da çoook çoook sevdim. Farklı bir tarzda yazılmış güzel bir kitaptı. Özellikle Zweig severlere tavsiye ederim. Listenize eklemeyi unutmayın 😍❤️
İnsan duyguları denildiğinde benim için birinci sırada olan Zweig, bu sefer de bir adamın ve köpeğinin duygularını anlatıyor. Karakterimiz John, her duygusunu abartarak yaşayan, gözler içine sokan bir adam. Yemin ederim adamın hareketlerini okurken ben yoruldum, gerçek hayatta böyle biriyle tanışsam ne yaparım cidden bilmiyorum. Akıl almaz heyecanı ve sürekli göze sokması o kadar rahatsız edici ki okurken bunaldım. Yeni almış oldukları köpekle olan ilişkisi köpeğin duyguları ve düşüncelerini okumak ise ayrı bir dehşetti. Bir insan ile bir hayvanın bağlantısını ve bu bağlantının sonunda getirmiş olduğu acıyı okumak heyecanlıydı. Bir solukta bitti. Adama ne kadar gıcık olsam da çoook çoook sevdim. Farklı bir tarzda yazılmış güzel bir kitaptı. Özellikle Zweig severlere tavsiye ederim. Listenize eklemeyi unutmayın 😍❤️
August 26, 2018
1 saatiniz varsa Zweig’in sarsıcı kurgusuna dalıp etkileyici bir öyküde kendinizi bulabilirsiniz. Kurgu olmasına rağmen insan ve hayvan ilişkilerinde sürekli düşündüğüm bazı “kusurları” edebi bir biçimde aktaran nefis bir kitaptı!
Zweig seviyorsanız zaten güzel gelecektir fakat evcil hayvanınız varsa kesinlikle okunmalı. İnsanın bir başkasını suçlaması ve bir hayvanı kanıt olmadan bir olay için mesül tutmasının “sert” bir dışa vurumu olarak bu kitabı naçizane tavsiye ederim.
Zweig seviyorsanız zaten güzel gelecektir fakat evcil hayvanınız varsa kesinlikle okunmalı. İnsanın bir başkasını suçlaması ve bir hayvanı kanıt olmadan bir olay için mesül tutmasının “sert” bir dışa vurumu olarak bu kitabı naçizane tavsiye ederim.
July 14, 2018
Zweig öyküde benim için vazgeçilmez, bu onun okuduğum kaçıncı kitabı sayamıyorum, incecik bir kitapta dolu dolu bir duygu dünyası..
June 9, 2022
Polisiyeden ziyade pedagojiye dayalı bir öyküydü bence. Bir saatte bitebilecek bir kitaptan alınabilecek maksimum keyifi veriyor yine Zweig.
May 21, 2018
Zweig’ın şüphe ve karamsarlık olgusunu anlatmasındaki ustalığı ve doğuştan taşıdığı naiflikle buluşturduğu çok kısacık öyküsü. Sevenlerine çok güzel bir mola vaat eden bir kitap.
June 18, 2018
Bir köpeğin zihnini bu şekilde ancak Zweig okuyucuya sunabilir, okuyucuyla bir köpek arasında böyle bir bağı ancak Zweig kurabilirdi galiba.
July 14, 2019
Zweig yine yapacağını yapmış ve bizlere harika bir eser sunmuş. Zaten kısacık, tek nefeslik bir kitaptı. Duygu yoğunluğunun yanı sıra bu sefer polisiyeyi de katmış yazar. İnce ama dolu dolu bir hikayeydi bence. Zweig hayranları sorgusuz okumalı, Zweig okumayanlar da bu kitabı denemeli diyorum. Mr. Limpley’in köpeği ve ailesini uzaktan izleyen komşunun gözünden okuyoruz.
April 2, 2021
"Bir hayvanın bakışı en zor anlarda bir insanınkinden çok daha etkili, neredeyse diyebilirim ki konuşkan olabilir; çünkü biz duygularımızın, düşüncelerimizin çoğunu, bunları aktaran kelimelere havale ederiz, buna karşılık konuşma becerisi olmayan hayvan bütün ifadeyi gözbebeklerinde toplar."
June 4, 2019
Bence aslen çocuk eğitimi üzerine yazılmış harika bir pedagojik roman. Özellikle de yeni nesil anne-babaların kesinlikle okuması gerekir.
January 19, 2021
MÜTHİŞTİ. 2021 yılımın ilk kitabı hayırlı olsun. bir oturuşta bitirdim. kitap o kadar sürükleyici ki, merakıma yenilip gözüm kaymasın diye sağ sayfayı elimle kapatarak okudum son 20 sayfada. kitap ilerledikçe teoriler ürettim, gidişat bir yerden sonra barizdi zaten- ama yine de boşvermişliğe kapılıp kenara koyamadım. uzun zaman sonra ilk kez bir oturuşta bir kitap bitiriyorum, tek kelimeyle inanılmazdı. stefan zweig hep hayranlık duymuş olduğum bir yazardı, öyle de kalacak. sanırsam 47 dakikada bitirdim kitabı. burada kalsın.
August 30, 2018
Başından başlayan endişe bir noktadan sonra yerine anlatıcının şüphesini bırakıyor ve siz yapılan trajik hatayı göre göre sonu bekliyorsunuz. Bence bir ders verme çabası yok ama klasik kurgu çok temiz ve güzel kurulduğundan karakterlere “Hayır!” diye bağırma isteğini de bastıramadım ben. Bağırmadım da sesli tepkiler verdim evet. Dehşetin doğanın huzurlu ortamına tezatını çok güzel yerleştirmiş kurguya yazar.
Tekrar okumak üzere sevgilerle.
Tekrar okumak üzere sevgilerle.
August 5, 2018
Büyük bir felaket! Ve sorumlusunun kim olduğu konusunda bir şüphe! Kitap, katilin kim olduğu konusunda neredeyse emin ama çürütülmesi imkansız o son kanıt yok.
December 23, 2018
1 yıldızı Zweig baş kahramanımız Ponto'yu canavarlaştırdığı için kırıyorum.
August 17, 2018
Detaylı ama sıkmayan anlatımı ve derin karakter analizleriyle her okuduğum kitabndan ayrı keyif aldığįm Stefan Zweig'den bir solukta okunan farklı bir kitap
October 7, 2018
Her kitabını beğenerek okuduğum Zweig bu sefer şaşırttı...
Zweig bu kitabında alışılagelmişin dışında, bir polisiye hikayesi yazmış. Bu hikayeyi de kendi tarzıyla, bol psikolojik analizlerle birleştirmek istemiş fakat bana kalırsa ortaya başarısız, merak hissi uyandırmayan, yavan ve zorlama bir hikaye çıkmış. Zaten en başta, az çok başarılı olabilecek bir polisiyeyi, bırakın elli sayfayı yüz sayfaya bile sığdırmak çok zor.
Benim için büyük hayal kırıklığı yaratan bir kitaptı. Sanırım başkalarına Zweig kitapları önerirken bu kitaptan asla bahsetmeyeceğim, hatta merak edenlere de okumamalarını önerebilirim.
Zweig bu kitabında alışılagelmişin dışında, bir polisiye hikayesi yazmış. Bu hikayeyi de kendi tarzıyla, bol psikolojik analizlerle birleştirmek istemiş fakat bana kalırsa ortaya başarısız, merak hissi uyandırmayan, yavan ve zorlama bir hikaye çıkmış. Zaten en başta, az çok başarılı olabilecek bir polisiyeyi, bırakın elli sayfayı yüz sayfaya bile sığdırmak çok zor.
Benim için büyük hayal kırıklığı yaratan bir kitaptı. Sanırım başkalarına Zweig kitapları önerirken bu kitaptan asla bahsetmeyeceğim, hatta merak edenlere de okumamalarını önerebilirim.
June 11, 2019
daha önce de okumuşum meğer, ancak kitabın sonuna doğru farkettim. Elimden düşüremeden yine bir solukta okundu. dili eşsizdi. her zamanki gibi...
Bırakın bir insanı, bir hayvanı bile haksız yere suçlamaktan Tanrı beni korusun
Bırakın bir insanı, bir hayvanı bile haksız yere suçlamaktan Tanrı beni korusun
March 24, 2019
Bir solukta okudum ve bittiğinde hem çok kısa olduğuna üzüldüm hem de bu kadar geç okuduğuma.
Read
June 17, 2026Biliyorsunuz Zweig hep insan ruhunun karanlık köşelerinde dolaşır. Bu sefer farklı bir şey yapmış. Huzurlu bir İngiliz taşrasında geçen, polisiye bir kurguyla sarılmış bu küçücük kitapta kıskançlığı, kibri, kontrolü olmayan duyguların nelere sebebiyet verebileceğini anlatmış.
Çocuk sahibi olamamış genç bir çift, yalnızlıklarını gidermek için evlerine bir köpek alıyor. Ponto adını verdikleri bu köpek, ailenin hayatını kökten değiştiriyor. Başta çok seviyorlar onu. Aşırı seviyorlar hatta. Ama sonra... bir bebek geliyor. Ve Ponto bir anda "köşedeki eski köpek" oluyor.
Bir anda görünmez olmak, dün her şeyken bugün hiç olmak. Bu duygu sadece köpeğin hissettiği bir şey değil.
Sevgi, sahiplenme, sevgisiz bırakılma, ceza ve cezasızlık, Zweig bunları yoğuruyor. Ve şunu soruyor aslında: Sınırsız sevgi verip sonra o sevgiyi aniden çekersen ne olur? Karşındaki köpek bile olsa bu bir travma değil mi? Bu bir ihanet değil mi?
Katil olduğunu düşündüğümüzü biz mi bu hale getirdik acaba?
Çocuk sahibi olamamış genç bir çift, yalnızlıklarını gidermek için evlerine bir köpek alıyor. Ponto adını verdikleri bu köpek, ailenin hayatını kökten değiştiriyor. Başta çok seviyorlar onu. Aşırı seviyorlar hatta. Ama sonra... bir bebek geliyor. Ve Ponto bir anda "köşedeki eski köpek" oluyor.
Bir anda görünmez olmak, dün her şeyken bugün hiç olmak. Bu duygu sadece köpeğin hissettiği bir şey değil.
Sevgi, sahiplenme, sevgisiz bırakılma, ceza ve cezasızlık, Zweig bunları yoğuruyor. Ve şunu soruyor aslında: Sınırsız sevgi verip sonra o sevgiyi aniden çekersen ne olur? Karşındaki köpek bile olsa bu bir travma değil mi? Bu bir ihanet değil mi?
Katil olduğunu düşündüğümüzü biz mi bu hale getirdik acaba?
May 28, 2021
Merhabalar, güçlü gözlem ve anlatım gücüne sahip yazar Stefan Zweig, bu kitapda 53 sayfa dolu dolu bir eser yazmış.
Polisiye, sevgi, nefret, intikam dolu kitapda Ponto isimli bir köpeğin sevgiyle başlayan hisleri, ilgisizlikten dolayı
bir nefrete dönüşüyor. Öyle bir nefret ki, acı vermek üzerine kurulu bir nefret. Her şey John Charleston Limpley adında
iyi niyetli, çocuksu iri yarı bir adamı ve evine aldığı Ponto adlı köpek ile başlıyor, başlarda her şey iyi gitse de
bebek olduktan sonra Ponto'ya olan ilgi git gide azalıyor, Ponto ilgi çekmek için her nuamrayı denese de hepsi sonuçsuz kalıyor
Sonunda Ponto bir kasaba veriliyor, fakat intikam hırsıyla dolu olan Ponto her zaman onları izliyor, gözetliyor, takip ediyor.
Sonunda evet sonunda intikamını alıyor.. Harika bir kitap, harika bir öykü.
Polisiye, sevgi, nefret, intikam dolu kitapda Ponto isimli bir köpeğin sevgiyle başlayan hisleri, ilgisizlikten dolayı
bir nefrete dönüşüyor. Öyle bir nefret ki, acı vermek üzerine kurulu bir nefret. Her şey John Charleston Limpley adında
iyi niyetli, çocuksu iri yarı bir adamı ve evine aldığı Ponto adlı köpek ile başlıyor, başlarda her şey iyi gitse de
bebek olduktan sonra Ponto'ya olan ilgi git gide azalıyor, Ponto ilgi çekmek için her nuamrayı denese de hepsi sonuçsuz kalıyor
Sonunda Ponto bir kasaba veriliyor, fakat intikam hırsıyla dolu olan Ponto her zaman onları izliyor, gözetliyor, takip ediyor.
Sonunda evet sonunda intikamını alıyor.. Harika bir kitap, harika bir öykü.
January 28, 2022
Stefan Zweig’in hem kısa olması hem de oldukça akıcı olması sebebiyle bir oturuşta bitirilen öyküsü.
Friends dizisinde Alec Baldwin’in konuk olduğu bir bölüm vardı. Baldwin, Phoebe’nin sevgilisi rolünde müthiş enerjik, coşkulu, hayat dolu bir karakteri canlandırıyordu. Karakterin bu coşkusu ve heyecanı başta sempatik görünüyordu. Ancak bir süre sonra önemli, önemsiz karşılaştığı her şey için böyle coşkulu davranması hem duygunun içini boşaltıp anlamsızlaştırıyor hem de sinir bozucu bir hal alıyordu.
Kitabın başında Limpley karakteri anlatılırken kafamda doğrudan bu karakter canlandı. Sonrasında ise hikaye bambaşka bir yere vardı.
Zweig, her duygunun olduğu gibi sevgi ve sahiplenmenin de aşırısının bazen boğucu olabileceğini, bazen ise çok daha zarar verici sonuçlar doğurabileceğini akıcı ve sürükleyici bir dille anlatmış.
Friends dizisinde Alec Baldwin’in konuk olduğu bir bölüm vardı. Baldwin, Phoebe’nin sevgilisi rolünde müthiş enerjik, coşkulu, hayat dolu bir karakteri canlandırıyordu. Karakterin bu coşkusu ve heyecanı başta sempatik görünüyordu. Ancak bir süre sonra önemli, önemsiz karşılaştığı her şey için böyle coşkulu davranması hem duygunun içini boşaltıp anlamsızlaştırıyor hem de sinir bozucu bir hal alıyordu.
Kitabın başında Limpley karakteri anlatılırken kafamda doğrudan bu karakter canlandı. Sonrasında ise hikaye bambaşka bir yere vardı.
Zweig, her duygunun olduğu gibi sevgi ve sahiplenmenin de aşırısının bazen boğucu olabileceğini, bazen ise çok daha zarar verici sonuçlar doğurabileceğini akıcı ve sürükleyici bir dille anlatmış.
This entire review has been hidden because of spoilers.
January 28, 2019
Zweig hiç şaşırtmıyor, her eseri bir şaheser niteliğinde ve öyle de. Yine hiç sıkılmadan masal tadında bir novella okudum, yine hiç bitmesin istedim ve yine Zweig'ın o eşsiz kalemine hayran kaldım. Kitapları her zaman kısa oluyor ama içi o kadar dolu ki...
Söylenecek pek bir şey yok aslında, bir saat boşluğunuz varsa ve onu en iyi şekilde değerlendirmek istiyorsanız, Zweig okuyun.
❝Mantık çerçevesinde geleceği ve geçmişi değerlendiren muhakeme kabiliyetlerine rağmen insanlar ihmal edildiklerinde bunu bağışlamayıp kin güderken, muhakeme kabiliyeti olmayan bir hayvan bunu nasıl yapabilirdi?❞
Söylenecek pek bir şey yok aslında, bir saat boşluğunuz varsa ve onu en iyi şekilde değerlendirmek istiyorsanız, Zweig okuyun.
❝Mantık çerçevesinde geleceği ve geçmişi değerlendiren muhakeme kabiliyetlerine rağmen insanlar ihmal edildiklerinde bunu bağışlamayıp kin güderken, muhakeme kabiliyeti olmayan bir hayvan bunu nasıl yapabilirdi?❞
July 11, 2018
Arka kapaktaki yazı çok yanlış bir seçim. Katil ve öldürmeyle ilgili bölümler resmen bebeğin ölümüne kadarki yeri söylüyor. İlgi çekici hale getirmek için “polisiye” izlenimi vermeye ne gerek var? Hem polisiye değil hem de yazar Zweig, yani yayınevinin böyle ucuz satış hilelerine ihtiyaç duymaması gereken bir yazar. Çok büyük bir hata olduğunu düşündüğüm arka kapak yazısını bir tarafa bırakırsak kitap güzel, tavsiye ederim.
This entire review has been hidden because of spoilers.
October 21, 2018
Kitap çok akıcıydı, bir solukta okudum. Ancak öykü boyunca bir köpeğe nefret ve intikam gibi insana ait özellikler yüklenmesinden ve canavar imajı çizilmesinden rahatsızlık duydum. Çünkü köpeklerin bu duyguları taşımadıklarını biliyorum. Belki yazar da aslında tam olarak bunu amaçlıyordu. Ancak yine de bu durum puanımı düşürdü.
This entire review has been hidden because of spoilers.
August 13, 2020
Kitabın ilk sayfalarında gizemli bir cinayetin oluşumu anlatan bir hikaye olacağını sezebilirken, hiç beklenmedik bir anda hikayenin ana rolü "kötü karakteri" köpek olmasına şaşırmaya zaman bulmadan, mağdur tarafta bir bebekle karşılaşıyoruz. Çok ilginç, fazla anlamlar yüklenebilecek bir hikaye. Tavsiye ederim.
October 20, 2018
Çok can yakıcıydı, böylesi bir sona kendimi hazırlamamıştım...
Polisiye ve kaçınılmaz felaket kıskıvrak içine çekti. Ağzım açık, yüreğim buruk bir şekilde bitirdim satırları.
Öykücülükte zirve bu olsa gerek.
Zweig okumaktan asla pişmanlık duymayacağımı bir kez daha anladım.
Polisiye ve kaçınılmaz felaket kıskıvrak içine çekti. Ağzım açık, yüreğim buruk bir şekilde bitirdim satırları.
Öykücülükte zirve bu olsa gerek.
Zweig okumaktan asla pişmanlık duymayacağımı bir kez daha anladım.
Read
December 9, 2020Öykü hakkında daha doğrusu içeriği konusunda ne söylesem sürprizbozanla karşılaşırsınız. Söyleyebileceğim şey ise öykünün benim için 3/5 olduğu. Okunur, çevirisinde sorun yok, fabl tadında biraz da gizem içeren bir öykü.
March 18, 2023
insanın ruhsal durumunu geçtim köpeğin bile iç dünyasını çok başarılı bir şekilde yorumlamıştı daha iyi kitapları olduğu için 4 verdim ama beğendiğim bir kitaptı her zamanki gibi ruhsal durumu çok iyi yorumlamıştı
Displaying 1 - 30 of 56 reviews





























