Jump to ratings and reviews

The Nova Trilogy #1

The Soft Machine

In Naked Lunch, William S. Burroughs revealed his genius. In The Soft Machine he begins an adventure that will take us even further into the dark recesses of his imagination, a region where nothing is sacred, nothing taboo. Continuing his ferocious verbal assault on hatred, hype, poverty, war, bureaucracy, and addiction in all its forms, Burroughs gives us a surreal space odyssey through the wounded galaxies in a book only he could create.

184 pages, Paperback

First published January 1, 1961

Loading...
Loading...

About the author

William S. Burroughs

389 books7,353 followers
William Seward Burroughs II, (also known by his pen name William Lee) was an American novelist, short story writer, essayist, painter, and spoken word performer.
A primary figure of the Beat Generation and a major postmodernist author, he is considered to be "one of the most politically trenchant, culturally influential, and innovative artists of the 20th century".
His influence is considered to have affected a range of popular culture as well as literature. Burroughs wrote 18 novels and novellas, six collections of short stories and four collections of essays.
Five books have been published of his interviews and correspondences. He also collaborated on projects and recordings with numerous performers and musicians, and made many appearances in films.
He was born to a wealthy family in St. Louis, Missouri, grandson of the inventor and founder of the Burroughs Corporation, William Seward Burroughs I, and nephew of public relations manager Ivy Lee. Burroughs began writing essays and journals in early adolescence. He left home in 1932 to attend Harvard University, studied English, and anthropology as a postgraduate, and later attended medical school in Vienna. After being turned down by the Office of Strategic Services and U.S. Navy in 1942 to serve in World War II, he dropped out and became afflicted with the drug addiction that affected him for the rest of his life, while working a variety of jobs. In 1943 while living in New York City, he befriended Allen Ginsberg and Jack Kerouac, the mutually influential foundation of what became the countercultural movement of the Beat Generation.
Much of Burroughs's work is semi-autobiographical, primarily drawn from his experiences as a heroin addict, as he lived throughout Mexico City, London, Paris, Berlin, the South American Amazon and Tangier in Morocco. Finding success with his confessional first novel, Junkie (1953), Burroughs is perhaps best known for his third novel Naked Lunch (1959), a controversy-fraught work that underwent a court case under the U.S. sodomy laws. With Brion Gysin, he also popularized the literary cut-up technique in works such as The Nova Trilogy (1961–64). In 1983, Burroughs was elected to the American Academy and Institute of Arts and Letters, and in 1984 was awarded the Ordre des Arts et des Lettres by France. Jack Kerouac called Burroughs the "greatest satirical writer since Jonathan Swift", a reputation he owes to his "lifelong subversion" of the moral, political and economic systems of modern American society, articulated in often darkly humorous sardonicism. J. G. Ballard considered Burroughs to be "the most important writer to emerge since the Second World War", while Norman Mailer declared him "the only American writer who may be conceivably possessed by genius".
Burroughs had one child, William Seward Burroughs III (1947-1981), with his second wife Joan Vollmer. Vollmer died in 1951 in Mexico City. Burroughs was convicted of manslaughter in Vollmer's death, an event that deeply permeated all of his writings. Burroughs died at his home in Lawrence, Kansas, after suffering a heart attack in 1997.

Ratings & Reviews

What do you think?

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
1,331 (18%)
4 stars
2,237 (30%)
3 stars
2,319 (32%)
2 stars
893 (12%)
1 star
464 (6%)
Displaying 1 - 9 of 9 reviews
Profile Image for Özlem Güzelharcan.
Author 6 books358 followers
February 20, 2016
Beat candır dedik, T.C. Başbakanlık Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu kitabın arka kapağına babalar gibi "bu kitabı okumayın" dediyse, üstüne de çevirmenini sorguya alıp olay yarattıysa kesin alalım, okuyalım dedik, dedik ama..

Kitaptan bir paragraf yazıp tüm kitabın aynen bu şekilde yazıldığını söyleyip gideyim ben, ne yapayım başka?!:

Flaş canavarı sürünerek çıkıyor İhtiyar Fred Flash'tan amansız bir şekilde-1920'den kalma bir filmde orgazm, geri kalmış ülkelerden gümüş yazılar- rüzgarda sallanan cinsel organlar- soyunuk öğlenden gırtlak patlaması erkek eti katmanlarını kara lagünlerin durgunluğuna sürüklerken açık gömlekler menevişli bir halde kıvrılıyor şafakta -(şu keskin leş kokusu)"
Profile Image for tunalizade.
141 reviews50 followers
October 15, 2011
William S. Burroughs’un The Soft Machine özgün adıyla basılan kitabının Türkiye’de Sel Yayıncılık tarafından basılan kitabı olan Yumuşak Makine, cut-up (kes yapıştır) tekniği denilen özel bir yöntemle hazırlanmış ve Nova Üçlemesi olarak bilinen üçlemenin ilk kitabı. Cut-up tekniğinden bahsetmek gerekirse, elinizde bir ses kaydı olduğunu varsayın. Sonra elinizdeki kasetin bandını çıkarıp yüzlerce parçaya bölün, sonra karıştırıp bu parçaları birbirine ekleyin ve teybe takıp dinleyin. İşte teknik özetle bu. Nova Üçlemesi ise cut-up tekniğiyle yazılmış üç kitaptan oluşuyor. İlk kitap olan Yumuşak Makineden sonra yine Sel Yayıncılık tarafından basılmış Patlamış Bilet ve Nova Ekspres’i diğer iki kitabın adları.

Yumuşak Makine bu yönüyle aslında bir anti-edebiyat örneği. Çünkü yazılış tekniği bakımından, cümlelerin birbiriyle uyumlu olmayışı, konu bütünlüğünün sağlanamayışı kitabın edebi değerinden bahsetmek için pek bir şey ifade etmiyor. Ne var ki aynı bir yapboz gibi dağılmış milyonlarca parçayı bir araya getirmek için insan beyninin zorlanmasına sebep oluyor. Üzerinde derin düşünceler yorulmasına ve kitap üzerinde uzunca oyalanılmasına yol açıyor.

Bunun yanında içeriğindeki uyuşturucu bağımlılığı, eşcinsellik etmenleri, anal ilişkiler, erkek erkeğe yapılan seks, “am, göt, yarak, bel, atmık, sik” kelimeleri, kitaba karşı bazı tepkilerin doğmasına sebep olmuş.

Kitabın arka kapağına bakıldığında T.C. Başbakanlık Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu’nun bir uyarısını görüyoruz.

Şimdi bu uyarıyı tane tane incelersek,
İlk cümlede şöyle deniyor; “İnceleme bölümünde de belirtildiği gibi yazar hiçbir değer sistemini ele almayan, disiplinsiz anti sosyal bir seks bağımlısı tipi ile şahsileştirdiği ‘Yumuşak Makine’ isimli kitapta bir konu bütünlüğü olmadığı, gelişigüzel kaleme alınarak anlatım bütünlüğüne de riayet edilmediği, genelde argo ve amiyane tabirlerle kopuk anlatım tarzının benimsendiği, özellikle erkek erkeğe cinsel ilişkilerin zaman ve yer tasvirleriyle ar ve hayâ duygularını rencide edecek ölçüde anlatıldığı, zaman zaman tarihi mitolojik unsurların yaşam tarzlarından örnekler vererek kişisel ve objektif olmayan gerçek dışı yorumlarda bulunduğu anlaşılmaktadır.”

Öncelikle “disiplinsiz anti sosyal bir seks bağımlısı tipi” ne demektir diye sorarlar, acaba biri bana gelip de “disiplinli sosyal bir seks bağımlısı”nın nasıl olunacağını ya da örnekleri varsa bunları gösterebileceğini söyleyebilir mi? Yazar kitabında ister sosyal bir kişiden bahseder, ister seks bağımlısından, ister eroinmandan isterse eşcinselden. Ne zamandan beridir özgür düşünce sistemi değişti ve ne zamandır kişiler yazdıkları kitaplardan dolayı yargılanır oldular?

“konu bütünlüğü, gelişigüzel yazılış ve anlatım bütünlüğü” mevzusuna değinecek olursak, uyarının ilk cümlesiyle başlamak gerekirse yine inceleme bölümde de belirtildiği gibi yazar bu kitabı cut-up tekniğiyle kaleme almıştır. Doğal olarak bir konu ve anlatım bütünlüğünden bahsetmek biraz komik kaçıyor. Lakin kitabın tamamı ele alındığında çok da güzel denebilir ki Beat Kuşağı halkının yaşam tarzlarından, eğlencelerinden, küfürlerinden ve hallerinden kesitler sunuyor bu kitap. Yalın bir konu oldu mu bu, oldu. Demek ki elimizde bir konu mevcut, e yazar bunu ister özene bezene kaleme alır isterse sağ eliyle sol kulağını kafasının arkasından tutarak kaleme alır.

“argo ve amiyane tabirler” tartışması, bana bu biraz da ta eskileri anımsatıyor. Hani sırf şiirin birinde “nasır” sözcüğü geçiyor diye bahsi geçen şiirin aslında bir şiir olmadığının kabul gördüğü dönemleri. Ve hemen ardından da Can Yücel ve meşhur sözü akla gelir: “Bizim memlekette göte göt denir.”

“erkek erkeğe cinsel ilişki” konusu ise sanırım hala eşcinsellik kavramının ne düzeyde olduğunu gösterir derecede. Burası Türkiye diye bazıları hala memlekette eşcinsellerin yaşamadığını ve hak iddiasında bulunamayacaklarını düşünüyor.

“ar ve hayâ duygularının rencide edilmedi” mevzusu ise tam bir katliam. Ben kitabı okudum, artık bir ahlaksızım ve çok rencide edildim. O kadar ileri ki bu rencide edilişimin derecesi hali hazırda etrafıma saldırmayı ve türlü arsızlıklar düşünüyorum. Memleketin yerel kanallarında sabahtan akşama kadar kadın programları yapılıyor, birilerini başlarıyla evlensinler diye uğraşıp duran evlendirme programları yapılıyor, magazin kanallarında kimin selülitleri azmış, kim kiminle nerede basılmış gibi haberler gösteriliyor… ama benim hiç ar ve hayâ duygularım rencide olmuyor lakin kendi isteğimle gidip aldığım ve severek okuduğum bir kitap beni rencide ediyor. Bu nasıl bir olaydır? Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu derler adama.

“kişisel ve objektif olmayan gerçek dışı yorumlarda bulunulduğu” o nasıl bir tanımlamadır yahu? Gören der adam burada bilimsel makale yayımlamış ama her şey fasa-füso. Mantığa aykırı bir bildirge. Yazar kendi özgür irade ve düşüncesiyle bir kitap oluşturuyor ve bu “kişisel, objektif olmayan, gerçek dışı” gibi sıfatlarla eleştiriliyor. Çok garip.

Ve uyarının ikinci cümlesi: “Mezkûr kitabın bu haliyle edebi eser niteliği taşımadığı, okuyucu haznesine ilave katkısının olmayacağı, kriminolojik açıdan da kitapta, insanın bayağı, adi, zayıf yönlerinin işlenmesinin okuyucu üzerinde suça izin verici tavırları geliştirmektedir.”

Bir kitaba edebi eser değildir demek ne demektir? Bence en önemli edebi eserlerden biri, yukarıda objektiflikten bahseden kurul bu kez bencilciliği oynuyor ve kitap hakkında “edebi eser değildir” ibaresini kullanıyor. Evet değildir, kitap “deneysel edebiyat” ya da “anti-edebiyat” örneğidir. Oldu sanırım. Kitapta insanın bayağı, adi ve zayıf yönleri işleniyormuş. Beat Kuşağı halkına bakıldığında zaten kendilerini toplumdan soyutlamış ve “değer” bakımından da kendilerini en alt düzeylerde gösteren kişileri görürüz. Bu insanların zaten kendilerinden bulunmaz hint kumaşı olarak bahsedeceklerini hangi akıl, hangi beyin düşünebilir. Bayağı ve adi yönlerden kasıt eğer uyuşturucu bağımlılığı ve eşcinsellikse, bu gibi kavramların hiç de insanı küçük düşürecek düzeyde, basit, bayağı ve adi gösterecek yönler olduğu düşünülemez.

Ve bu kitap insanı suçlu yapabilirmiş. Zaten bu Beat Kuşağı sakinleri, yeraltı edebiyatçıları olmasalar yurtta ve dünyada barış sağlanacak. Tek sorumluları bu adi, bayağı, pislik, bağımlı insanlar. Hep bunları okuyoruz diye bu durumdayız biz şu an. Yoksa daima Şeker Portakalı’nı okusak, bunların hiçbiri başımıza gelmeyecek. Yahu suçlulara soralım bakalım kaçı okumuş bu Yumuşak Makine adlı kitabı ya da diğerlerini. Ayrıca burada sesli olarak güldüm.
Ve siz kimsiniz ki benim okuma hakkımı elimden alıyorsunuz, siz kimsiniz ki benim çocuğumu ya da başka çocukları korumaya kalkıyorsunuz, hem de kitaplardan. Bırakın ben kendi çocuğumu kendim korurum. Kim size bu hakkı verdi? Neyse.

Ve son olarak kitaptan bahsetmek gerekirse, anlaşılması zor, ayıp, ahlak bozan, suça teşvik eden, kaka bir kitaptır kendisi. Mutlaka okunması ve okutulması gerekir.
Profile Image for Deniz.
21 reviews
December 16, 2025
Normalde severek okuduğum Burroughs bu kez cut-up tekniğini kullanmış ve kitap kopuk düşünceler ve rahatsız edici imgelerden oluşan bir metine dönüşmüş. Karakterlerle bağ kurmak neredeyse imkansız. İnsan yerine karikatürleşmiş, soğuk ve yabancı figürlerle karşılaşıyoruz. Bu durum kitabın duygusal olarak tamamen boş hissettirmesine neden oluyor. Okur olarak metnin içine girmek değil, ondan uzaklaşmak istedim ki normalde bana zorlayan yazıları severim ama bu kez anlamlı bir noktaya taşımadı bu beni.
Profile Image for Metin Yılmaz.
1,129 reviews125 followers
June 16, 2019
Sanıyorum artık beat kuşağı kitapları bana göre değil. Gerçi bu kitap için beat tadında demek büyük hakaret olacaktır. Bu kitapta olan şey ne bilemiyorum ama bildiğim bir şey var yazılırken, yazarın kullandığı kimyasalar saçmalamasına ve bu kadar kopuk şeyler yazmasına oldukça yardımcı olmuş. Kısacası zamanınızı harcamayın, okunacak çok kitap var, bu tip bir yazı yığını ile zaman harcamayın.
Profile Image for Gökalp.
142 reviews16 followers
November 8, 2020
10 sayfa tahammül edebildim. Bir daha da cut-up tekniğini gördüğüm yerde kaçarım.
Profile Image for Ceren Kristina  Saraçoğlu.
2 reviews3 followers
Read
August 22, 2014
Başlamadan önce Cut-up üçlemesini merak ettiğim, ve ikinci kitabı bile edindiğim halde devam edeceğimi sanmıyorum. Herhangi bir anlatım bütünlüğünün, hikaye örgüsünün, hatta TC Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu'na göre "edebi niteliğinin" (ahahahah)olmaması kitabı çok zor bitirmeme neden oldu.
88 reviews3 followers
July 17, 2014
Burroughs'un okuduğum ilk kitabı;sonradan okuduğum eleştrilere göre başlamak için yanlış seçimmiş. Tarzı anladığımı pek söyleyemem,biraz zaman geçsin başka bir kitapla tekrar denemeye karar verdim.
Profile Image for Laylay l.
107 reviews1 follower
April 22, 2018
yapılmış en çirkin kapaklardan biri puhhh
Displaying 1 - 9 of 9 reviews