Jump to ratings and reviews

A Short History of Nearly Everything

Bill Bryson describes himself as a reluctant traveller, but even when he stays safely at home he can't contain his curiosity about the world around him. "A Short History of Nearly Everything" is his quest to understand everything that has happened from the Big Bang to the rise of civilisation - how we got from there, being nothing at all, to here, being us. The ultimate eye-opening journey through time and space, revealing the world in a way most of us have never seen it before.

544 pages, Paperback

First published January 1, 2003

Loading...
Loading...

About the author

Bill Bryson

90 books22.8k followers
Bill Bryson is a bestselling American-British author known for his witty and accessible nonfiction books spanning travel, science, and language. He rose to prominence with Notes from a Small Island (1995), an affectionate portrait of Britain, and solidified his global reputation with A Short History of Nearly Everything (2003), a popular science book that won the Aventis and Descartes Prizes. Raised in Iowa, Bryson lived most of his adult life in the UK, working as a journalist before turning to writing full-time. His other notable works include A Walk in the Woods, The Life and Times of the Thunderbolt Kid, and The Mother Tongue. Bryson served as Chancellor of Durham University (2005–2011) and received numerous honorary degrees and awards, including an honorary OBE and election as an Honorary Fellow of the Royal Society. Though he announced his retirement from writing in 2020, he remains one of the most beloved voices in contemporary nonfiction, with over 16 million books sold worldwide.

Ratings & Reviews

What do you think?

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
208,577 (47%)
4 stars
146,473 (33%)
3 stars
58,172 (13%)
2 stars
14,788 (3%)
1 star
9,123 (2%)
Displaying 1 - 30 of 34 reviews
Profile Image for Argos.
1,359 reviews538 followers
October 18, 2017
Gerçekten hemen her şeyden az ama çok çarpıcı örneklerle bahsediyor. Şaşırtıcı ve etkileyici.
Profile Image for Koray.
342 reviews61 followers
May 23, 2026
Kitap olağanüstü bilimsel bilgilerin yanı sıra bilimin ve bilim insanlarının magazinsel taraflarına da değiniyor. Bu da öğrenilen bilgiyi daha ilgi çekici ve akılda kalıcı hale getiriyor elbette. Gelelim aldığım notlara:
"... Son 3,8 milyar yıl boyunca çeşitli dönemlerde oksijenden önce nefret etmiş, sonra onsuz yapamamış, yüzgeçler, uzuvlar ve gösterişli kanatlar geliştirmiş, yumurtlamış, çatallı dilinizle av yakalamış, yağ bağlamış, tüylenmiş, yeraltında yaşamış, ağaçlara tünemiş, bir geyik kadar büyüyüp bir fare kadar ufalmış, daha kim bilir ne hallere girmişsinizdir.."
"...1800’lerin erken dönemlerinde İngiltere'de, güldürücü gaz diye bilinen diazot monoksit kullanımına “son derece keyifli bir sarhoşluk duygusunun” eşlik ettiği keşfedildikten sonra, bu gazı solumak moda halini aldı. Sonraki yarım asır süresince genç insanlar uyuşturucu olarak bu gazı tercih edeceklerdi. Bilimsel bir kuruluş olan Askesian Society bir süre için güldürücü gazdan başka pek bir şeyle meşgul olmadı. Tiyatrolarda, gönüllülerin sıkı nefesler çekip neşeyi bulduktan sonra komik sendeleyişlerle izleyenleri eğlendirdikleri “güldürücü gaz geceleri” düzenlenirdi.
Diazot monoksitin anestezik olarak kullanılmaya elverişli olduğu, 1846’ya kadar keşfedilemedi. Bu gazın pratikteki en aşikar kullanımını kimse akıl edemediği içindir ki, bıçak altına yatan kim bilir kaç kişi ameliyat masasında lüzumsuz ıstıraplar çekti..."
"...Albert aynı dönemde, okul arkadaşlarından biri olan Macar Mileva Maric’e gönlünü kaptırdı. 1901’de evlilik dışı bir çocukları dünyaya geldi: bir kız. Bebeği sessiz sedasız evlatlık verdiler. Einstein çocuğunu hiç görmedi. iki sene sonra Maric’le evlendi. Bu iki olay arasında (1902’de) İsviçre patent bürosunda iş buldu ve yedi yıl orada çalıştı. İşini seviyordu: Onu fizikten koparabilecek kadar olmasa da, ilgisini çekecek kadar kışkırtıcı bir işti. 1905’te Özel Görelilik Kuramını ürettiği dönemin arka planında işte bu hikâyeler vardı..."
"...Tiktakların kararlı temposunu hiçbir şeyin bozamayacağına inanırız. Halbuki Einstein’a göre, zaman kararsızdır ve durmadan değişir. Biçimi bile vardır. Uzay-zaman diye bilinen alışılmadık bir boyutta, uzayın üç boyutuyla iç içe geçmiştir: Stephen Hawking’in ifadesiyle, hepsi birbirine “ayrılmaz biçimde” bağlıdır. / Kaku şöyle devam eder: “Bir bakıma, kütle çekimi diye bir şey yoktur; gezegenleri ve yıldızları hareket ettiren şey, uzayın ve zamanın distorsiyona uğramasıdır.”
"... Deniz seviyesinde, santigrat cinsinden O derece sıcaklıkta, bir santimetreküp (yani yaklaşık olarak bir küp şeker hacminde) hava, 45 milyar milyar molekül içerir. Ve etrafınızda gördüğünüz her bir santimetreküpü onlar doldurur. Pencerenizin dışındaki dünyada kaç santimetreküp hava bulunduğunu bir düşünün. Manzaranızı doldurmaya kaç küp şeker yeter? Şimdi de bir evren inşa etmek için onlardan kaç tane gerekeceğini düşünün. Uzun lafın kısası, atomlar çok, ama çok sayıdadır. Aynı zamanda fevkalade dayanıklıdırlar. Çok uzun yaşadıklarından, atomlar defalarca deveran ederler. Sahip olduğunuz her bir atomun, size gelene dek birkaç yıldızdan geçtiğine, milyonlarca organizmanın parçası olduğuna kesin gözüyle bakabilirsiniz. Her birimiz atom açısından o kadar zenginiz ve öldüğümüz zaman öyle etkin bir geri dönüşüm sürecine gireriz ki, atomlarımızın önemli bir miktarı (kişi başına tahminen bir milyar kadarı) muhtemelen bir zamanlar Shakespeare’e aitti. Bir milyar atom da her birimize Buda’dan, Cengiz Han’dan ve adlarını sıralamak isteyeceğiniz başka bir sürü tarihi şahsiyetten geldi. (Bunların maziye karışmış zatı muhteremler olmaları şart tabii, çünkü bir kişiye ait tüm atomların tekrar paylaştırılması onlarca yıl alır; yani siz ne kadar isterseniz isteyin, henüz Elvis Presley’le birleşmiş olamazsınız.) Demek ki hepimiz, kısa ömürlü olmakla birlikte, reenkarnasyonlarız. Üstelik atomlar çok miniktir... hem de nasıl minik. Yarım milyon atom omuz omuza dizilse, bir insan tüyünün arkasına saklanabilir. Böyle bir ölçekte tek bir atomu hayal etmek esasen imkânsızdır, ama elbette denemekte özgürüz..."
"...Tipik bir terliksi hayvan mesela, yaklaşık iki mikron (0,002 milimetre) eninde, yani gerçekten çok küçüktür. Bir damla su içinde yüzen bir terliksi hayvanı çıplak gözle görmek isteseniz, damlayı büyüterek çapını yaklaşık 12 metreye yükseltmek zorunda kalırsınız. Gelgelelim, aynı damladaki atomları görmek istediğiniz takdirde, damlanın çapını 24 kilometreye yükseltmeniz gerekir. Başka bir deyişle, atomlar bambaşka bir küçüklük ölçeğinde var olur..."
"... Her atom üç temel parçacık türünden oluşur: pozitif elektrik yüklü protonlar, negatif elektrik yüklü elektronlar ve hiç elektrik yükü taşımayan nötronlar. Protonlar ve nötronlar çekirdeğin içine doluşmuştur, oysa elektronlar çekirdek dışında fırıl fırıl döner. Bir atoma kimyasal kimliğini proton sayısı verir. Tek protonlu bir atom bir hidrojen atomudur, çift protonlu bir atom helyumdur, üç protonlu bir atom lityumdur, vb. Proton sayısını her artırdığınızda yeni bir element elde edersiniz. (Bir atomdaki proton sayısı her zaman eşit sayıda elektronla dengelendiğinden, bazı kaynaklarda bir elementi tanımlayan şeyin elektron sayısı olduğu yolunda ifadelere rastlayabilirsiniz. ikisi de aynı kapıya çıkar. Bu durum bana şöyle açıklanmıştı: Protonlar bir atoma kimliğini, elektronlarsa kişiliğini verir..."
"...En derin okyanus çukurundan en yüksek dağ doruğuna kadar, bilinen yaşamın neredeyse tamamını içeren kuşak yalnızca yaklaşık 20 kilometre kalınlığındadır: Kozmos genelinin enginliğiyle karşılaştırıldığında çok geniş bir kuşak sayılmaz bu. İnsanlar için durum daha da kötüdür, çünkü bizler, 400 milyon yıl önce aceleci ama cüretkâr bir kararla denizleri terk etmiş, sürünerek karaya çıkmış, karada yaşamayı ve oksijen solumayı seçmiş bir canlı grubuna aitiz. Dolayısıyla, dünyanın yaşanabilir alanlarının tahminen yüzde 99,5’ten az olmayan bir bölümü, bize tamamen yasaktır. Sorun yalnızca su içinde nefes alamamamız değildir, sualtındaki basınçlara da dayanamayız. Su havadan yaklaşık 1.300 kat ağır olduğundan, derine inildikçe basınç süratle yükselir..."
"...Haldane’in çok sayıdaki spesifik takıntıları arasında nitrojen sarhoşluğu da vardı. Hâlâ pek anlaşılamayan sebeplerden ötürü, nitrojen yaklaşık 30 metreyi aşan derinliklerde insana güçlü bir sarhoşluk duygusu verir. Etkisi altındaki dalgıçların ötelerinden berilerinden geçen balıklara hava hortumlarını ikram ettikleri ya da sigara molası vermeyi denemeye kalktıkları bilinirdi. Ayrıca şiddetli mizaç dalgalanmalarına da sebep olurdu. Haldane, testlerinden birinde, deneğin depresyonla sevinç arasında gidip geldiğini, kâh kendini ‘çok berbat’ hissettiğini söyleyip basıncın azaltılması için yalvarırken, kâh katıla katıla gülerek yanındaki bilim adamının uygulamaya çalıştığı beceri testini bozmaya yeltendiğini” tespit etmişti..."
"... Yerkürede bakırdan çok seryum vardır, kobalt ya da nitrojenden çok lantan vardır. Alüminyum Yerkürede en çok bulunan dördüncü elementtir ve ayaklarınızın altındaki her şeyin neredeyse onda birini oluşturur. Bolluğun önemle de alakalı olması gerekmez. Karbon en bereketli elementler arasında yalnızca on beşinci sırada yer alır ve yerkabuğunun çok mütevazı bir kısmını (yüzde 0,048’ini) oluşturur, ama karbon olmasaydı hepimiz mahvolmuştuk. Karbon atomunu diğerlerinden ayıran, her önüne gelenle utanmazca ilişkiye girmesidir. Karbon, atom dünyasının zamparasıdır. Kendi cinsi dahil bir sürü atoma askıntı olur, avım tuttu mu bırakmaz ve böylece halay ekibi gibi sıralanmış son derece sağlam moleküler diziler oluşturur: Protein ve DNA inşası için gerekli olan doğa oyununun ta kendisidir bu. Paul Davies’in yazmış olduğu gibi: “Karbon olmasaydı, bildiğimiz anlamda yaşam var olamazdı. Belki her tür yaşamın varlığı imkânsızlaşırdı.” Buna karşın, karbona hayati açıdan son derece bağımlı olan insanlarda bile çok bol karbon bulunmaz. Vücudunuzdaki her 200 atomdan 126’sı hidrojen, 51'i oksijen ve yalnızca 19’u karbondur. Hemoglobin üretmek için demire ihtiyacımız vardır, demirsiz kalırsak ölürüz. Kobalt, B12 vitaminin oluşumu için gereklidir. Potasyum ve çok az miktarda sodyum sinirlerinize iyi gelir. Molibden, mangan ve vanadyum enzimlerinizin işler durumda kalmasını sağlar. Çinko ise, elleri dert görmesin, alkolü okside eder. Koyunlar ve sığırlar artık yan yana otluyor, ama mineral gereksinimleri çok farklı aslında. Modern sığırlar bol miktarda bakıra ihtiyaç duyar, çünkü onlar Avrupa ve Afrika’nın bakır açısından zengin bölgelerinde evrimleşti. Koyunlarsa Küçük Asya'nın bakır açısından fakir bölgelerinde evrimleşti..."
"... Hava aldatıcı bir şeydir. Deniz seviyesindeyken bile havanın ince ve neredeyse ağırlıksız olduğunu düşünmeye eğilimliyiz. Oysa hava epey hacimlidir ve bu hacim bize kendini sık sık hissettirir. Denizbilimci Wyville Thomson’ın bir yüzyılı aşkın zaman önce yazmış olduğu gibi: “Bazen sabah kalktığımız zaman, barometrenin birkaç santim yükseldiğini görerek, gece boyu neredeyse yarım tonluk basıncın üstümüze sessizce binmiş olduğunu anlarız. Ama herhangi bir rahatsızlık duymayız; tam tersine, daha yoğun ortamlarda vücutlarımızı hareket ettirmek için daha az kuvvet sarf etmek gerektiğinden, bedenimizde bir canlanma ve hafifleme hissederiz.” O ekstra yarım tonluk basınç altında ezilmişlik hissetmemizin sebebi, vücudunuzun denizin derinliklerinde ezilmesinin sebebiyle aynıdır: Vücudun büyük bölümü, basıncı geri iterek iç ve dış basınçları dengeleyen, sıkıştırılamaz sıvılardan oluşur. Ama hava bir fırtınayla ya da hatta sert bir esintiyle hareketlendiği zaman, hatırı sayılır bir kütlesi olduğunu çabucak hatırlatır bize. Etrafımızda toplam olarak yaklaşık 5 .200 milyon milyon ton hava vardır. Gezegenin her kilometre karesine yaklaşık 9,6 milyon ton hava düşer. Hiç de yabana atılır cinsten bir hacim değildir bu. Milyonlarca ton hacminde havanın saatte 50 veya 60 kilometre hızla estiği zaman ağaçlan devirip çatılan uçurduğuna şaşmamak lazım. Anthony Smith’in belirttiği gibi, tipik bir hava cephesi bir milyar ton sıcak havanın altına ilişmiş 750 milyon ton soğuk havadan oluşabilir. Sonucun zaman zaman meteorolojik açıdan nefes kesici olması pek sürpriz sayılmaz..."
"... Okyanuslar gezegenin yüzeysel davranışının gerçek güç merkezidir. Aslına bakarsanız, meteorologların okyanusları ve atmosferi tek bir sistem olarak görme eğilimi gün geçtikçe güçleniyor. Dolayısıyla burada dikkatimizi biraz da okyanuslara yöneltmeliyiz. Isıyı muhafaza etmekte ve aktarmakta sudan üstünü yoktur. Golfstream, dünyanın on yıllık kömür üretimine eşit miktarda ısıyı her gün Avrupa’ya taşır. Britanya ve İrlanda’da iklimin Kanada ve Rusya’dan daha ılıman olmasının sebebi de budur. Denizler bize büyük bir lütufta daha bulunur. Muazzam miktarlarda karbonu emip çevremizden uzaklaştırarak güvenliğimizi sağlar. Güneş sistemimizin tuhaflıklarından biri de, Güneş’in şu anda, güneş sistemi gençken yandığından yaklaşık yüzde 25 daha parlak yanmasıdır. Bu durumda Yerkürenin daha sıcak bir yer olması beklenir. Hatta, İngiliz jeolog Aubrey Manning’in ifadesiyle, “Bu muazzam değişimin Yerküre üzerinde mutlaka katastrofik bir etkisi olmalıydı, ama dünyamız pek etkilenmişe benzemiyor...."
"... Neredeyse üçte ikimizi oluşturan su, bizi katıdan çok sıvı kılar. Su acayip bir şeydir. Şekilsiz ve şeffaftır, ama yine de ona yakın olmak isteriz. Tatsızdır, ama yine de tadını çok severiz. Onu güneşin altında ışıldarken görmek için büyük mesafeler kateder, küçük servetler harcarız. Bir bardak suyun çok şenlikli bir hali yokmuş gibi gözükebilir, ama içindeki her molekül saniyede milyarlarca defa eş değiştirmektedir. İşte bu yüzden, su molekülleri bir araya gelip havuz ya da göl gibi kütleler oluşturabilir, ama birbirlerine çok sıkı sarılmadıkları için, mesela siz koşup aralarına daldığınızda kolayca ayrılı verirler. Su moleküllerinin her an yalnızca yüzde 15’i bilfiil temas halindedir. Yüzeydeki moleküllerin alt ve yan taraflarındaki benzer moleküllerle oluşturdukları bağlar, üst taraflarındaki hava molekülleriyle oluşturdukları bağlardan daha güçlüdür. Bu bağlılık, böcekleri ve su üstünde sektirilen taşlan taşıyabilecek kadar güçlü bir zar yaratır. Suya karın üstü atladığınız zaman göbeğinizi pişiren de bu zarın direncidir. Onsuz mahvolacağımızı söylemeye ne hacet. İnsan vücudu susuz kaldığında balmumu gibi erir. Sayılı günler içinde, “dudaklar sanki budanmış gibi yok olup gider, dişetleri kararır, burun kuruyup yarı uzunluğuna iner ve göz çevresindeki cilt o kadar gerilir ki göz kırpmak zorlaşır.” Yerküre’de 1,3 milyar kilometreküp su vardır ve olup olacağı bu kadardır. Sistem kapalı devre çalışır: Yani hiçbir şey eklenemez ve eksiltilemez. İçmekte olduğunuz su, dünya kurulalı beri devridaim halindedir. Okyanuslar şimdiki hacimlerine tahminen 3,8 milyar yıl önce kavuşmuştur. Güney Kutbu’na giderseniz yaklaşık 3,2 kilometre, Kuzey Kutbu'nda İse yalnızca 4,5 metre buz üstünde duruyor olursunuz. Sırf Antarktika’da 25 milyon kilometreküp buz vardır: Eridiği takdirde okyanusları 61 metre yükseltmeye yetecek bir miktardır bu. Halbuki atmosferdeki suyun hepsi yağmur halinde yere düşse ve her yer eşit miktarda yağış alsa bile, okyanuslar yalnızca birkaç santim derinleşir..."
"...Herkesin zaten çok iyi bildiği bir şeyi tekrar hatırlatmış olmak pahasına, denizlerde bulunan tuz miktarının gezegen üstündeki her kara parçacığını 150 metre derinliğe gömmeye yetecek kadar fazla olduğunu vurgulamak istiyorum. Nehirlerin denizlere mineraller taşıdığı ve bu minerallerin okyanus suyundaki iyonlarla birleşerek tuzları oluşturduğu yüzyıllardır bilinen bir gerçektir. Buraya kadar sorun yok. Kafaları karıştıran, denizlerin tuzluluk düzeylerinin sabit kalmasıydı..."
"...Deniz altındaki yaşam konusundaki cehaletimiz afallatıcı, tüyler ürpertici, olağanüstü boyutlarda. Okyanusların en kudretli yaratığı olan büyük mavi balina dahil, en cüsseli okyanus canlılarını bile genellikle inanılmaz derecede az tanıyoruz. Mavi balina öyle devasa boyutlara sahip bir yaratıktır ki, (David Attenborough’nun sözleriyle) “dili bir fil kadar ağır, kalbi bir araba büyüklüğündedir ve kan damarlarından bazıları o kadar geniştir ki içinde yüzebilirsiniz.” Yerküre’nin şimdiye dek ürettiği en heybetli hayvandır. Dinozorların en kocamanlarından bile büyüktür. Bununla birlikte, mavi balinaların yaşamlarının büyük kısmı bizim için muammadır. Onların nerede yaşadıkları, mesela yavrulamak için nereye gittikleri ya da oraya varmak için hangi yolları izledikleri hakkında genellikle hiçbir fikrimiz yoktur. Haklarındaki sınırlı bilgilerimizin hemen hepsi, şarkılarına gizlice kulak kabartarak öğrendiklerimizden gelir, ama onlar bile muammadır. Mavi balinaların bazen bir şarkıyı yarıda kesip, altı ay sonra kaldıkları yerden devam ettikleri olur. Bazen hiçbir üyelerinin daha evvel duymuş olamayacağı, ama her birinin ezbere bildiği yeni bir şarkıya başlarlar. Bunu nasıl yapabildiklerine kimse akıl erdirememiştir. Üstelik bunlar nefes almak için düzenli aralıklarla yüzeye çıkmaya mecbur hayvanlardır..."
"...YAŞAMIN DOĞUŞU
Sorun amino asit yaratmakta değil zaten. Sorun, protein yaratmakta. Proteinler amino asitlerin bir araya gelip dizilmesiyle oluşur ve insanların çok sayıda amino aside ihtiyacı vardır. Gerçek rakamı kimse bilemez, ama insan vücudunda bir milyon çeşit protein bulunuyor olabilir ve bu proteinlerden her biri küçük birer mucizedir. Kolajen gibi 1.055 aminoasitlik bir proteinin kendiliğinden oluşma olasılığı, açıkçası sıfırdır. Kolajenin kendiliğinden oluşmasını beklemek, olmayacak duaya amin demektir. Bunun ne uzak bir ihtimal olduğunu anlamak için, gözlerinizin önüne Las Vegas’ta kullanılanlara benzer standart bir “slot machine” getirin. Hayalinizde makineyi iyice (daha doğrusu 27 metre kadar) genişletin, öyle ki üç ya da dört yerine 1.055 çark alabilecek hale gelsin. Ve her çarkın üstünde yirmi sembol olsun (en yaygın amino asitlerden her biri için bir tane).4 1.055 sembolün l.055’inin birden doğru sırayla dizilmesi için kolu kaç defa çekmemiz gerekir? Neredeyse sonsuza dek. Çark sayısını 200’e indirseniz dahi (ki aslında bir protein için daha tipik bir amino asit sayısıdır bu) 200 tanesinin birden gereken sırayla dizilme şansı 10260’ta (1’in sağına 260 sıfır ekleyeceksiniz) 1 ’dir. Evrendeki bütün atomlardan büyük bir sayıdır bu. Uzun lafın kısası, proteinler kompleks varlıklardır. Protein standartlarına göre cüce sayılacak küçüklükteki hemoglobin yalnızca 146 amino asit uzunluğundadır, ama o bile 10190 olası amino asit kombinasyonu sunar. Tevekkeli değil, Cambridge Üniversitesi kimyacılarından Max Perutz hemoglobini çözmek için neredeyse bütün kariyerini bu işe adayıp yirmi üç sene uğraş vermek zorunda kalmış. Bir protein bu yapısal kompleksliğe ulaşmış olsa da, kendini çoğaltamadığı takdirde hiçbir işinize yaramaz ve proteinler kendilerini çoğaltamaz. Bunun için DNA’ya ihtiyacınız vardır. DNA replikasyonda ustadır, kendini birkaç saniye içinde kopyalayabilir, ama bundan başka hemen hiçbir şey yapamaz..."
"...Siyanobakteriler, yani mavi-yeşil algler, suda fevkalade bol miktarlarda bulunduğu için kolayca ulaşabilecekleri bir kaynağa, hidrojene el koymayı öğrendiler ve atık olarak ortama oksijen saldılar..."
"...Mikrobiyolog Carl Woese'ye göre (1928-2012) gezegenin bütün biyokütlesi, yani bitkiler dahil tüm canlı varlıklar bir araya gelse, mikroplar var olan her şeyin en az yüzde 80’ini, belki daha da fazlasını oluşturacaktır. Dünya çok küçüklere aittir ve bu çok uzun zamandır böyle olmuştur..."
"...Sivrisinek, oradan oraya dolaşırken emdiği her HIV virüsünü kendi metabolizması içinde yok eder. HIV günün birinde mutasyona uğrayarak bu engeli aşmanın bir yolunu bulursa hapı yuttuk demektir.."
"...Filin cüssesini ve o çarpıcı hortumunu düşününce, minicik bir kır faresiyle çok az ortak yanı olabileceği kanısına varabilirsiniz. Ama her ikisini bir kertenkeleyle karşılaştırdığınızda, fille farenin aslında aynı plana uygun tasarlandığını anlarsınız..."
"...LİKENLER aslında bir mantar-alg ortaklığıdır. Mantarlar kayanın yüzeyini çözündüren asitler salgılayarak mineralleri açığa çıkarır. Algler de bu mineralleri, iki ortağı da beslemeye yetecek miktarda gıdaya dönüştürür..."
Profile Image for Emre vs..
119 reviews9 followers
August 21, 2019
Keşke 16-17 yaşlarında okuma fırsatım olsaydı, inanılmaz derecede boşluk olarak gördüğünüz fen bilimleri alanında size baştan savma ve yalnızca ezbere dayatılan bilgilerin hangi eşik ve tartışmalardan geçerek günümüzde kabul edilen savlara varıldığı detaylandırılıyor. Hatta popüler olarak birçok platformda önünüze konulan hazır spotlaşmış bilgilerin de bu kitaptan atıf gösterilmeden alındığını fark ediyorsunuz. Kümülatif akış sona ermiyor ve kitap sona erdiğinde kafanızda asla bugün son değil imajı oluşuyor. Elbette basit bir şekilde anlatılsa da, bazı temel fizik, biyoloji ve kimya bilgisi kitabı çok daha güzel hale getirebilir. Edebi yönü değerlendirmelerin dışında tutulacak olursa da 10/10.
Profile Image for Selin.
26 reviews
September 14, 2020
Hemen her şeyin kısa tarihi varoluşumuzdan evrime, evrimden evrene, dahilerden salgınlara kadar hemen her şeyi kanıtlar sunarak özetleyen bir kitap. Günlük dertlerden uzaklaştırarak okuyucuyu bambaşka alemlere taşıyor. Sık sık dağınık bilgiler ve özel isimler kullandığı için okuması yer yer zor oldu benim için. Ancak okuyan herkesi düşündürüp sorgulatacağına eminim. Kitabı öneren arkadaşımız Özgüre teşekkür ederim :)
Profile Image for Mertan Deniz.
109 reviews3 followers
May 10, 2017
Gezi yazarligiyla ün yapmis Bill Bryson, yasam hakkinda cok az sey bildiginin farkina variyor. Bu acigini kapatmak icin bilim hakkinda arastirmalar yapmaya basliyor ve ogrendiklerini bizimle paylasiyor. Kitabin iddiasi, var olan temel bilimsel olgulari tanitmak ve bizim bunlari nasil bilebildigimizi aciklamak. Kanimca ikinci maddede Bill Bryson cok basarili olamamis cunku getirdigi aciklamalar genellikle biraz yuzeysel kaliyor. Kuantum fizigi gibi kompleks konularda yuzeysel kalmasini tabii ki anlayabiliriz ama baska bir cok bölümde neden ve nasil sorularinin cevaplari yer yer muglak. Tonton Bill, bunun yerine bilim tarihine ve bilim adamlari hakkindaki hikayelere yer vermis. Kitabin bu yonu de gayet eglenceli ve ogretici, kalin bir bilim kitabina da akicilik katiyor aslinda.

Kitap 30 bölüm boyunca astronomi, fizik, kimya, jeoloji, meteoroloji, genetik, evrim gibi temel bilim dallarina deginiyor ve hikayelerini anlatiyor. Bütün bu disiplinlerin kombinasyonu ile sirasiyla evrenin, yasamin ve insanlarin dogusunu aciklamaya calisiyor. Her alanda cok derine inemiyor haliyle fakat konuyla ilgilenenler icin iyi bir giris sunuyor. Kitabin sonu da biraz aceleye gelmis gibi. Bu yollardan gecip insan olduk. en alim ve zalim irk haline geldik, kibarca adam olun akilli olun diyerek son sozu soyluyor.

Bir kac eksigine ragmen cok sey ogrendigim bir kitap oldu. Tufek mikrop ve celik (Jared Diamond), Homo Sapiens (Harari) kadar olmasa da gayet iyi bir bilim kitabi. Sana puanim 4 Bill kanka.
Profile Image for Bihter İyidir.
300 reviews16 followers
June 5, 2025
Bu kitap 2003’te yazılmış diye hep almadan geçiyordum ama okuduğum o kadar çok kitapta bahsedilen ve referans gösterilen bir kaynak olarak karşıma çıktk ki dayanamadım aldım ve iyi ki de okudum. Çok iyi bir kitap, hem dili güzel hem kapsamlı hem de - bir bilim kitabı nasıl sürükleyici olur diyeceksiniz ama - sürükleyici.

Çevirisi için de çevirmene teşekkürler, iyi kitapların iyi kalmasını çevirmenlere borçluyuz, bazıları harika kitapları okunmaz yapıyor maalesef.
4 reviews
February 16, 2017
Biimsel kitapları sevenler için okuması zevkli, çevirisi çok güzel yapılmış bir kitap. Elbette ki kitabı okurken "hemen her şeyi" kapsamadığını biliyorsunuz ama sadece atomlardan bahsetmesi bile "hemen her şeyin temeli" olarak ele alınıyor sanırım. Ve "kısa tarihi" dese de öyle bir oturuşta okunacak kitap değil. Uzun uzun, notlar alınarak ve tadı çıkarılarak okunmalı. Elbette bütün isim ve tarihleri akılda tutmak kolay değil ama olayları akılda tutmak bile dünyanın ve insanlığın bugün gelinen noktada hangi yolları katettiği konusunda muazzam bir genel kültür kazandırıyor. Sapiens ve Kozmos tarzı kitapları sevenler keyifli zaman geçirecektir.
Profile Image for Tuğçe.
56 reviews2 followers
May 19, 2021
"Belki başka dünyalarda, gümüş renkli cıva göllerine ve gökyüzünde dolanan amonyak bulutlarına minnettar olan canlılar yaşıyordur. "

Okuması çok eğlenceli ve yazıldığı yıl yüzünden çok güncel olmasa da temel düzeyde evrene ve dünyaya dair bir çok şey öğretici bir kitap.
Profile Image for Bestami.
45 reviews1 follower
February 12, 2026
Bu kitabın en güzel yanı size evren, dünya, yaşam ve canlılar tarihini kronolojik, derli toplu ve kompakt bir şekilde sunması. Günümüzde günceli kaçırma korkusu ile bilgi edinme arzumuzu, onar saniyelik renkli videolarla veya yanlış kelime vurgularıyla dikkatimizi satın almaya çalışan anlatıcılarla gerçekleştirmeye meyilli olduğumuz için böylesi uzun ve yoğun bir kurgu dışı okumak bana çok iyi geldi. Kitap bir yandan bilgi açlığımı giderirken bir yandan ilgili konuları daha da araştırmaya teşvik ederek iştahımı kabarttı. Daha önce adını bile duymadığım bilim insanlarını magazinsel anlatımla birlikte tanımak da epey enteresandı. Kitabın bilimsel keşiflerin ve teknolojik gelişmelerin hızı göz önüne alındığında görece eski sayılması okuma deneyimini zayıflatacak diye düşünenler olabilir ancak yazıldığı dönemde henüz bir açıklama getirilememiş konuları bugün dönüp araştırdığımda bir cevap bulabilmek benim için oldukça tatmin edici oldu. Emek dolu kitapları severiz.
Profile Image for poetavates.
1,536 reviews44 followers
December 4, 2022
kitap anlatım olarak çok iyiydi, henüz çözüme ulaşmamış konularda, konudan çok o konuya çalışan bilim adamları ve aralarındaki çekişmeler anlatıldığı için ara ara sıkıcı gelebilir ama ben okurken çok zevk aldım, kafa dağıtmam gereken bir zamanda ilaç gibi geldi...
22 reviews
April 27, 2024
Güzel bir bilim kitabı biraz eski ve bazı yerlerde alan dışı insanlara göre fazla teknik bence. Doğal olarak yavaş ilerliyor ve çok detaylı akılda tutması zor yine de ellerine sağlık diyelim yazarımızın
Profile Image for Rıdvan.
566 reviews97 followers
June 6, 2016
Nasıl var olduk sorusunun "Because Allah" tan başka da cevabı var.
Bu kitap da bu soruya çok sade ve anlaşılır bir şekilde cevap vermiş.
Resimli mesimli güzel bişey. Çok çocuk kitabı gibi de değil ama öyle fazla da bir altyapı ihtiyacı da yok. Hiç bişey bilmeyen cahiller için iyi bir başlangıç kitabı olabilir.
Profile Image for Can.
18 reviews11 followers
December 20, 2018
Bazı şeyler fazla detaylı, bazı şeyler ise çok çabuk geçiliyor. Ama üslup eğlenceli.
Profile Image for Onur.
9 reviews1 follower
August 1, 2020
Bilime ve bilim tarihine merakı olanlar için güzel bir başlangıç kitabı. İçindeki zengin referanslardan dolayı da, bundan sonra geçeceğiniz konular üzerine birçok kaynak öğrenmiş oluyorsunuz.
Profile Image for Tekin Ozcan.
15 reviews
March 6, 2021
Bilimsel bilgi edinmek istiyorsanız ama bilimsel dilde boğulmaktan korkuyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız...
Profile Image for Recep Yuner.
7 reviews1 follower
December 25, 2018
Sapiens ve Tüfek Mikrop Çelik ayarında harika bir kitap. Böyle bir anlatım tarzıyla insanın ufkunu bir kaç katına çıkaran anlattıkları birleşince ortaya böylesine değerli bir kitap çıkmış. Arka planında belli ki inanılmaz bir araştırma var.

Çevirmen Handan Balkara Çevikus'un mükemmele yakın işini de ayrıca tebrik etmek lazım.

Tek eksiği 2003'te yazılmış olması, aslında o da benim bu kadar geç keşfetmemden kaynaklanıyor.
Profile Image for Aykut Karabay.
221 reviews7 followers
May 25, 2020
Muhteşem bir popüler bilim kitabı. Big Bang ile Evrenin, Yerkürenin oluşumu ve ilgili kuramlardan başlayarak, Einstein ile başlayan atom ve kuantum dünyasını ve çağını anlatıyor. Daha sonra gezegeni oluşumundan itibaren katmanları ile beraber anlatıyor. 5. Bölümde yeryüzünde yaşamın doğuşu, canlıların oluşumu ve evriminden bahsediyor. En sonunda buz devrinden itibaren insanoğluna giden evrimsel yolu anlatıyor. Keşke herkes bu kitabı okusa. Sindirerek okuyan herkese çok şey katacağından eminim.
Profile Image for Arda Yigit.
57 reviews2 followers
November 8, 2020
Son zamanlarda okuduğum en ayrıntılı ama buna rağmen kolay anlaşılır olmayında başarabilen bir popüler bilim eseri ortaya çıkarmayı başarmış Bryson. Evrenin oluşumundan başlayıp Dünya için nasıl da tehlikeli bir tür olduğumuza kadar neredeyse her şeyin tarihini anlatarak gerçekten de kitabın isminin hakkını veriyor. Modern gelişmeleri yakalamak ve bildiklerimizin yakın zamanda nasıl da değişmiş olduğunu görmek isteyenler için de çok faydalı olacak.
Profile Image for Şeyma Reyhan Gözen.
Author 2 books9 followers
December 10, 2020
Yaşamın kendisi;
Her olağan durumu olağan göstermek kolaydı. Yeter ki; onu kaderin bir cilvesiymiş gibi düşünün.

Darwin' in hiç bir yapıtında yer almayan muhteşem tespiti. "En iyi uyumu sağlayan yaşar"

Gelmiş geçmiş en büyük gerçek; bütün canlılar birdir ve büyük değişimlere rağmen öyle kalacaktır.
Profile Image for Serhan Mumcu.
48 reviews1 follower
November 14, 2023
Oldukça eğlenceli ve akıcı bir dille yazılmış bilim tarihi kitabı. Adı gibi hemen her şeyden belli başlı konuları, hemen herkesin anlayabileceği seviyede, akılda kalıcı örnekler ve canlandırmalar ile açıklamış.

Özellikle geri planda kalmış bilim insanlarının hikayelerini vurgulamasını çok beğendim.

Okunası bir kitap, tavsiye ediyorum.
Profile Image for Laylay l.
107 reviews1 follower
April 14, 2018
bilim adamı , atalarımız , insanoglu gibi cinsiyetçi kelimeler kullanmaya ne gerek var, bir de kadın çevirmen üstelik???
kitapta THANK GOODNESS FOR the atmosphere. ''tanrıya şükür atmosferimiz var'' gibi salak cümleler bilim kitabına çok yakışıyor...
1 review
March 21, 2025
Anlaşılır ve eğlenceli bir dili var. Bazı konularda gereksiz ve uzunca detaylara girilmiş olması sıkıcı olabiliyor. Kimi bölümleri atlayarak okumak durumunda kaldım. Ancak bu tarz bilgileri başka kitapta bulmak da zor. Bilim dedikodusu sevenler için yeterli malzeme var.
Profile Image for OnurU.
107 reviews
November 30, 2025
Evrene ve bilime dair bunca bilgiyi bu denli akıcı ve sürükleyici bir şekilde anlatabilmek büyük başarı. Sadece bilgiden değil, o bilgiyi ortaya çıkaran bilim insanlarının ve dönemlerinde nasıl karşılandığının anlatılması çok değerli.
19 reviews
August 18, 2020
sadece 2 - 3 konuyu detaylı inceliyor. Herhangi bir belgeselden daha fazla bilgi alamadım.
Profile Image for Aksel.
38 reviews
April 22, 2023
Akıcı kolay bir dille yazılmış, magazin boyutlu, eğlenceli bir bilim tarihi.
Profile Image for Sinan Yuce.
294 reviews1 follower
May 6, 2024
Evrenin ve yaşamın tarihi konusunda okuduğum en kapsamlı kitap. Dili de zor bilimsel olguları çok güzel açıklamış. Meraklısına kesinlikle tavsiye ederim.
Displaying 1 - 30 of 34 reviews