Jump to ratings and reviews

Representations of the Intellectual

Celebrated humanist, teacher, and scholar, Edward W. Said here examines the ever-changing role of the intellectual today. In these six stunning essays - delivered on the BBC as the prestigious Reith Lectures - Said addresses the ways in which the intellectual can best serve society in the light of a heavily compromised media and of special interest groups who are protected at the cost of larger community concerns. Said suggests a recasting of the intellectual's vision to resist the lures of power, money, and specialization. in these powerful pieces, Said eloquently illustrates his arguments by drawing on such writers as Antonio Gramsci, Jean-Paul Sartre, Regis Debray, Julien Benda, and Adorno, and by discussing current events and celebrated figures in the world of science and politics: Robert Oppenheimer, Henry Kissinger, Dan Quayle, Vietnam, and the Gulf War. Said sees the modern intellectual as an editor, journalist, academic, or political adviser - in other words, a highly specialized professional - who has moved from a position of independence to an alliance with powerful institutional organizations. He concludes that it is the exile-immigrant, the expatriate, and the amateur who must uphold the traditional role of the intellectual as the voice of integrity and courage, able to speak out against those in power.

BBC episodes presented by Edward Said: http://www.bbc.co.uk/programmes/p00gm...

121 pages, Paperback

First published January 1, 1994

Loading...
Loading...

About the author

Edward W. Said

244 books4,523 followers
(Arabic Profile إدوارد سعيد)
Edward Wadie Said was a professor of literature at Columbia University, a public intellectual, and a founder of the academic field of postcolonial studies. A Palestinian American born in Mandatory Palestine, he was a citizen of the United States by way of his father, a U.S. Army veteran.

Educated in the Western canon, at British and American schools, Said applied his education and bi-cultural perspective to illuminating the gaps of cultural and political understanding between the Western world and the Eastern world, especially about the Israeli-Palestinian conflict in the Middle East; his principal influences were Antonio Gramsci, Frantz Fanon, Aimé Césaire, Michel Foucault, and Theodor Adorno.

As a cultural critic, Said is known for the book Orientalism (1978), a critique of the cultural representations that are the bases of Orientalism—how the Western world perceives the Orient. Said’s model of textual analysis transformed the academic discourse of researchers in literary theory, literary criticism, and Middle-Eastern studies—how academics examine, describe, and define the cultures being studied. As a foundational text, Orientalism was controversial among the scholars of Oriental Studies, philosophy, and literature.

As a public intellectual, Said was a controversial member of the Palestinian National Council, because he publicly criticized Israel and the Arab countries, especially the political and cultural policies of Muslim régimes who acted against the national interests of their peoples. Said advocated the establishment of a Palestinian state to ensure equal political and human rights for the Palestinians in Israel, including the right of return to the homeland. He defined his oppositional relation with the status quo as the remit of the public intellectual who has “to sift, to judge, to criticize, to choose, so that choice and agency return to the individual” man and woman.

In 1999, with his friend Daniel Barenboim, Said co-founded the West–Eastern Divan Orchestra, based in Seville, which comprises young Israeli, Palestinian, and Arab musicians. Besides being an academic, Said also was an accomplished pianist, and, with Barenboim, co-authored the book Parallels and Paradoxes: Explorations in Music and Society (2002), a compilation of their conversations about music. Edward Said died of leukemia on 25 September 2003.

Ratings & Reviews

What do you think?

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
1,026 (32%)
4 stars
1,269 (40%)
3 stars
647 (20%)
2 stars
139 (4%)
1 star
34 (1%)
Displaying 1 - 28 of 28 reviews
Profile Image for Onur Y.
185 reviews10 followers
April 22, 2021
Said’in 1993 Reith radyo konuşmalarının kitap haline getirilmiş hali. Edward Said, sade bir dille “entelektüel”in gerçek tanımını ve temsillerini, karşıt-entelektüelliği, iki yüzlülüğü, ünlü entelektüellerden ve yazarlardan, yakın tarihle ilgili olaylardan örnekler vererek anlatmış. Özellikle her şeyi sorguladığımız bu günlerde okunması gerek bence.Çeviri de muazzam.
Profile Image for Tuncay Özdemir.
292 reviews56 followers
May 20, 2021
Buradaki entelektüel tanımını sevdim. Çünkü sadece iktidara karşı bir muhalif olmakla değil; bağımsız olmakla ilişkilendirilmiş. Yani iktidara karşı olacağım derken muhalefete bağlı bir entelektüellik de pek mümkün değil. Said'e göre bilgi üretimiyle uğraşan ve milliyet, din, gelenek, otorite, iktidar gibi tahakküm kurucu herhangi bir şeye hizmet etmeyen, bunlardan bağımsız kalmayı başarabilen herkes entelektüeldir. Tabi düşüncelerini topluma yayma özelliği de olacak, tek başına evimizde entelektüel olamıyoruz.

Buna paralel olacak şekilde entelektüelliğin itici gücü olarak amatörlüğü de koymuş. Entelektüelliğin önündeki en büyük engelin profesyonelizm olması, yani akademide belli bir alanda sıkışma ve orada kariyer yapma, alan dışı hiçbir şey konusunda fikir belirt(e)meme konusu önemli. Chomsky'nin bunu aşarak bir dil bilimci olarak Amerikan dış politikasına çarpıcı eleştiriler getirebilmesi ve bunu yıkması güzel bir örnek sunuluyor.

Kısa bir kitap zaten. Ülkemizden neden çok sayıda entelektüel çıkmıyor konusunda da bazı ipuçları alabiliyorsunuz. Memlekette dönüp dolaşıp statü, para, güç kazanmak devletle/iktidarla bağ kurmaya dayanınca birincil kıstas -bağımsız kalabilme- baştan sağlanamıyor. Bu durumla ilgili Suyu Arayan Adam'da çok güzel bir pasaj vardı, şu anda bulmam imkansız ama yabancı biri bizim Şevket Süreyya'ya bu konuda inanılmaz bir ayar veriyordu, "siz özgürlük, bağımsızlık, entelektüelite, devleti eleştirmek gibi şeylerden ne anlarsınız; günün sonunda en bilgili, en zeki olanınız bile gidip devlette bir post kapacaksınız, çünkü başka türlü var olmanız, yükselmeniz mümkün değil" tadındaydı. Aklıma o geldi. Kişilerin bağımsız kalabilmesi çook önemli ama olmuyor, olamıyor işte.
Profile Image for Merve.
390 reviews63 followers
October 31, 2025
Bazen böyle oluyor. Çok güzel kitaplar bir çırpıda bitmiyor. Araya başka kitaplar, gerçek yaşam, üzüntü ve acılar girebiliyor.
Edward Said sosyal bilimler dünyasının en bilinen ve değerli düşünürlerinden biri. Sürgün, marjinal ve yabancı bağlamında entelektüelin ne olduğu, işlevinin ne olduğu, toplumdaki rolü ve karşılığınin neye tekabül ettiğine dair açık ve net yorumlarda bulunuyor.
Sartre' ın Aydınlar Üzerine kitabını okuduktan sonra bu yorumumu düzenleyeceğim (:
Profile Image for cocosch.
37 reviews1 follower
January 23, 2026
inanilmaz..!!
yabanci ve kuskucu kalmanin getirdigi ozerklik lafi cidden hayatimi degistirdi
Profile Image for Müslim.
144 reviews2 followers
June 14, 2019
Filistinde hristiyan bir ailenin çocuğu olarak dünayaya gelip, onbeş yaşında da Amerika ya giden Edward Said yazdığı bu kitapta entelektüel bir insanın nasıl olması gerektiğini açıklarken Vietnam savaşı ve orta doğunun karışık durumunu kendi bakış açısıyla anlatıyor. Olayları ve durumları bir de onun gözünden görebilmek için okunmaya değer .
Profile Image for Yakup Öner.
190 reviews112 followers
September 7, 2025
Rahatı ve statükoyu değil, rahatsız edici olmayı ve eleştirel duruşu merkeze alan bir entelektüel tanımı sunar. Eğer insan bilme isteğini kaybetmiyorsa, her an entelektüel yapılanma ve birikiminin inşasına devam ediyordur. Tavsiye ederim.
Profile Image for Cem Yüksel.
438 reviews67 followers
June 26, 2026
Edward Said bir anlamda başka dillerde karşılığını tam vermenin zor olabileceği “namuslu” entelektüel tanımlaması üzerine yazmış. Hakkın, gerçeğin, ezilenin, ayrıştırılanın ve değerlerin yanında olmak, baskı veya ödülle tahakkümün, baskının, haksız idarenin tarafında olmamaktan bahsederken, bunların laftaki kolaylığı ve entelektüel yolun zorluğunu, entelektüelin neyi temsil ettiğini ve tek sığınağının gerçek ve dürüstlük olduğunu iyi anlatmış.
Bunun karşılığının , ister kendi kültürünün veya toplumunun dışında , ister içinde, bir tür sürgün olduğunu da iyi ifade etmiş. Özellikle o toplumun öncelik ve faydaları dikkate alındığında , bu sürgün ve yabancılığın, ifade özgürlüğünün susturulmasından , düşünce ifade edilecek platformların yok edilmesine varan yaklaşımlara nasıl yönlendiğini göstermiş.
Enteresan araçlardan biri olarak amatörlüğü ortaya koyması ve bunun bir konudaki uzmanlıkla kifayet etmeyip , geniş bir görüş açısını tetikleyen bir merak duygusu ile entelektüelliği şekillendirdiği görüşü , belki bugünün, bir yerlerin uzmanı, mezunu , danışmanı , yazarı olmakla entelektüel yolculuğu yapmış olduklarını varsayanlar için üzerinde düşünülmesi gereken bir nokta.
Bir entelektüelin kâğıt üzerindeki konusu , eğitimi ötesinde fikir yürüttüğünde, onu uzman olmamakla suçlayan bir takım laf olsun eleştiricilere de iyi bir cevap.
Verdiği batı ve Arap dünyasından örnekler de , anlattıklarını elle tutulur hale getiriyor. Özellikle Arap entelektüel yapısının , Amerika, Irak, İran , Filistin konularındaki duruşu , ray değişimleri , kendilerine farklı kabeler bulmaları üzerine iyi örnekler var. Kitabın yazıldığından bugüne, uzman olup belki bir üniversitede , gazetede, düşünce kuruluşunda pek radikal olmadan pasif kalan ve kendini entelektüel addedenlerin çoğaldığı, farklı düşüncenin yönetimlerden algoritmalara varan etkenlerce bastırıldığı bir döneme girildiği dikkate alınırsa , entelektüel kimlik üzerine düşünmek ve bugünün entelektüelini tanımlamaya başlamak için iyi bir okuma.
Profile Image for Berat Sadıç.
140 reviews11 followers
May 30, 2020
Filistin topraklarında doğmuş, Amerikan vatandaşı, Princeton üniversitesi mezunu, hristiyan bir ailenin çocuğu, Columbia üniversitesi profesörü bir "entellektüel" Edward William Said. Bu kitabında, entelektüel kavramını ve entelektüeli anlatıyor kendi penceresinden ve sürgünü, marjinalliği, yabancılığı iliştiriyor bu kavramın içerisine. Benim için oldukça zorlayıcı bir kitap oldu Entelektüel, bir sürü tarihsel bilgiyi ve kavramlarla dolu anlaşılması zor cümleleri hazmetmeye çalıştım. Ancak bir çok paragrafın da altını çizip, bilgi ile ne yapacağımızın, bunu hayatımıza, karakterimize nasıl yansıtacağımızın, hangi durumlarda nasıl bir tavır takınacağımızın da örneklerini gördüm kitap boyunca. Mesela "Entelektüelin bir görevi de insan düşüncesini ve insanlar arası iletişimi kıskacı altına alan klişeleri ve indirgeyici kategorileri kırmaktır." cümlesinin kendi hayatlarımızda izdüşümlerini bulmak o kadar kolay ve aslında gerekli ki. Yine örneğin siyaset için Said'in söylediği "Siyasetteki hayli şaibeli nabza göre şerbet verme sanatının, bir başka deyişle net bir tavır almadan işlerini tıkırında götürme tekniğinin..." gerçekçiliği o kadar derin ki. Toplumların uyanmasında, radikal ve topyekün muhalifliğe ya da Dyojen'lik seviyesinde bir atalete karşı çıkıyor olması da, Said'in entelektüel üzerine söylediği ve fikir dünyamı aydınlatan yorumlar oldu. Daha söylenecek çok şey var bu kitap için, umarım yakın gelecekte daha iyi özümseyebileceğim şekilde tekrar okuma imkanı bulabilirim..
Profile Image for hakanmarthidir.
3 reviews
August 23, 2020
"Bütün entelektüel hilelerin en bayağılarından biri, bir başkasının kültüründeki bozukluklar hakkında ahkam keserken kendi kültüründeki tam tamına aynı uygulamalara mazeretler bulmaktır."

"Laik entelektüel için o tanrılar hep iflas eder."

"Uzmanlaşma heyecan duyma ve bir şeyler keşfetme duygusunu da öldürür ki bunların her ikisi de bir entelektüelde mutlaka bulunması gereken duygulardır."
Profile Image for Zehra Aydın.
9 reviews
Read
May 4, 2024
“Evet, yalnız başına konuşur entelektüel, ama ancak kendisini bir hareketin gerçekliğiyle, bir halkın özlemleriyle, müşterek bir idealin peşinde hep beraber koşanlarla birleştirdiğinde yankı bulur sesi”.
Profile Image for Deniz.
30 reviews
September 2, 2025
"(...)Bunlardan biri şaşırmanın, hiçbir şeyi peşin doğru saymamanın, çoğu insanı kafa karışıklığına ya da dehşete sürükleyecek is­tikrarsız ortamlarda ayakta kalmayı öğrenmenin verdiği hazdır şüphesiz. Entelektüel bir hayat temelinde bilgi ve özgürlükle ilgili bir hayattır. Ama bu sözcükler -şu bildik "iyi bir hayat ya­ şayabilmek için iyi bir eğitim almalısın" cümlesinde olduğu gibi- soyutlamalar olarak değil, fiilen yaşanan deneyimler olarak görüldüklerinde anlamlıdırlar. Bir entelektüel gemisi battıktan sonra karada değil karayla birlikte yaşamayı öğrenen birine benzer; amacı küçük adasını sömürgeleştirmek olan Robinson Crusoe değil, olağanüstü şeyler yaşadığı duygusunu hiç kaybetmeyen ve bir bedavacı, fatih ya da yağmacı değil de her zaman bir gezgin, geçici bir misafir olan Marko Polo'dur." (Sayfa 63)
Profile Image for Ozclk.
46 reviews3 followers
June 13, 2021
defalarca okunacaklar listem bomboştu, artık değil.
Profile Image for Derya.
48 reviews5 followers
May 30, 2013
Türkiye'de özellikle 31 Mayıs itibariyle başlayan dönemde entelektüelin toplumsal işlevini bizlere bir kez daha hatırlatması açısından çok önemli bir eser. Entelektüelin topluma ve çevreye karşı ahlaki sorumluluklarını her türlü çıkarın üstünde tutması gerektiğini unutmamamız gerekiyor.
Profile Image for Ida.
9 reviews
Read
January 27, 2026
Entelektüeller sınıfı, ırk ve toplumsal cinsiyet imtiyazlarını sorgulayan kişiler olmalıdırlar, diye başlıyor kitapta Said. Kişinin hangi partiye, hangi ırka ve nereye bağlı hissederse hissetsin, doğruları söylemekten çekinmemesi gerektiğini vurguluyor. Eğer söylenmesi gereken bir şey varsa ve entelektüel susuyor ise, bu onun kamusal rolüne gölge düşürecek bir tavırdır. Bu yüzden de entelektüel kişi için belirli kurallar yoktur. Bunlar bir ruhban sınıfı oluştururlar. Lakin neyi temsil ettikleri de oldukça önemlidir. Kaygılarını dile getirirler iyi, hoş ama bu dünyada doğruyu ve adaleti savunmayı görev edinmeleri gerekiyor. Julien Bende, gerçek entelektüeller kazığa bağlanıp yakılma, sürgüne gönderilme, çarmıha gerilme riskine girmek durumundadırlar. Diyor.

Peki Said günümüzdeki entellektüelleri ne konuma koyuyor? Entelektüel tanımı gözümüzde izole olmuş, sürekli okuyan, dünyayla tek bağlantısı yaşaması olan kişi değildir. Lakin bu böyle lanse edilir. Günümüz entelektüelleri, garantili bir geliri olan ve kabuğuna çekilmiş bir edebiyat profesörüdür, diyerek sert bir yorumda bulunur Said. (Profesyonellik ile kastettiği şey, bir işi geçim kaygısıyla yapan, kurallar ile apolitik ve nesnel birine dönüşen kişi.) Jacoby de bu tür insanların amacının toplumu değiştirmek değil, akademik kariyer yapmak istemesi olduğunu söyler.
İnsan özel alanda kalarak entelektüel olamaz. Ki yazdıklarını paylaşan kişi, artık kamusal alana girmiştir. Bu andan sonra dinleyicilerine, hoş güzel sözler söyleme fikrini bir kenara bırakmalı, keyiflerini kaçırmalı, sıkıntı vermeli onlara. Entelektüel devlete yaranmaya çalışmamalı çünkü iktidar entelektüelleri kendi saflarına çekip seslerini kısabilecektir. Egosunu güçlendirmek ya da statüsünü düşünmek için iktidarı pohpohlamak (Burda bir iktidarı kötüleme biçiminden bahsetmiyor. Eğer ortada bir adaletsizlik varsa, sırf iktidar diye ondan çekinmemeli ve tanrı değiştirir gibi saf değiştirmemelidir. Bunun aksine Said’in İktidar tanımını sevdim. İktidara karşı olacağım derken, muhalefete bağlı bir entelektüelliği de yanlış buluyor. Yani iktidara karşı muhalefet olmakla değil bağımsız olmak önemli) ve bunun keyfini çıkarmak değildir. (Tabi şimdi ki entelektüellerin bu kadar cesur olup olmadığı tartışılır.) Kişi eğer bunu gerçekleştirirse Ne olur diye düşünmek. Çağın baskısından korunmaya çalışmak onları bir entelektüel sınıfına koymaz. Entelektüel sürekli aktif olmalı. Dili nerde ve ne zaman kulanacağını bilmelidir. Dilin işlevi konunda George Orwel'dan yaptığı alıntı ile dilin önemini vurguluyor. Orwell, “Siyaset ve İngiliz Dili” adlı denemesinde bunu gayet ikna edici biçimde anlatır. Klişeler, aşınmış metaforlar bayat kullanımlar, der Orwell, “dilin çürümesi”nin örnekleridir. Sonuçta zihin uyuşup pasifleşirken bir süpermarketteki fon müziği yaratan dil, bilincin üzerini kaplayıp onu basmakalıp düşünce ve duyguları, incelemeden, edilgin bir biçimde kabul etmeye ayartır.” 
Entelektüeller benzerlik gösterse bile yaşadıkları döneme göre onları ayrıştıran unsurlar göz ardı edilemez.

Said eğer ortada bir savaş bir acı varsa, Entelektüel'in yapması gerekenin ırkın veya ulusun çektiği bu çilleyi evrenselleştirip, insani bağlama oturtmanın görevi olduğunu bilmesi gerektiği. entelektüelleri sürgün, marjinal, amatör olarak hakikatı söylemeye çalışan bir dilin müellifi olarak alıyorum diyor. Günümüzde eksikliği hissedilen aydın insanlardır bunlar. Said'in entelektüellerin amatör olmaları gerektiğini söylemesinin nedeni şudur; Uzmanlaşmış kişiler entelektüel olamaz. Bir alana kapatılmıştır çünkü, başkalarının istediklerini yapar. Düşüncelere ve değerlere önem vererek hareket eder. Belirli kurallar çerçevesinde düşünür. Oysa entelektüel özgür olmak zorundadır. Aman ağzımızın tadı bozulmasın fikri ile ilerleyemez. Bir mesleğe ya da bir milliyete sığınmak, eninde sonunda birşeylere sığınmaktır, diyor.

Said, ABD'nin herşeye aşırı müdahaleci tavrından oldukça rahatsız ve bunu kitapta sık sık dile getiriyor. (Batı’nın İslam dünyasına olan tavrını da eleştirir.) Amerika da yaşayan bir entelektüel'e ülkesinin inanılmaz kaynaklara, başarılara sahip olan ve çok zengin bir çeşitlilik arz eden bir göçmen topluluğu, aynı zamanda görmezden gelinemeyecek iç eşitsizliklerden ve dış müdaheleye de sahip olduğunu unutmaması gerektiğini söyler.

Çeşitli siyasi figürlere, partilere, birilerinin otoritesine karşı çıkmaktan çekindiği 'kahraman'lara (bizim deyimimizle peygamber mi demeliydim?) inanmadığını. Bu tür kavramlara hep soğuk kaldığını dile getiriyor. Çağrışımlar uyanmadı değil. Atatürk'ü putlaştıran bir toplum hali hazırda göz önünde. Said, tanrıları ellerinden giden ya da ellerinden alınan entelektüellerin, sus pus olmalarının nedeninin yeni bir tanrı arayışında olduğunu söylüyor.

“Lafı gevelemeden hemen söyleyeyim: Herhangi bir türden siyasi tanrıya inanmaya ve o tanrının saflarına katılmaya karşıyım. İkisinin de entelektüel için yakışıksız davranışlar olduğunu düşünüyorum.

gözünüz haminizin üstündeyken bir entelektüel gibi düşünemezsiniz. Sadece bir mürit gibi düşünebilirsiniz. Aklınızın köşesinde bir yerlerde onu memnun etmeniz, üzmemeniz gerektiği düşüncesi vardır.”
Profile Image for Önder Kurt.
48 reviews4 followers
March 15, 2018
Yaşadığımız şu günlere gelinmesine, Sol’un bir kesiminin, İslam’da sistem karşıtı, anti-kapitalist muhalif bir öz keşfetmelerini sağlayarak katkıda bulunanların önemlilerinden biri olduğunu sandığım Edward Said türü liberal akademisyenlerin yazılarını okumanın, 80’lerin, 90’ların post-modern kimlik politikalarının kabaran sularının durulup çekilerek, arkasında pis kokulu bir bataklık bıraktığı şu günlerde çok öğretici olacağını düşünüyorum.

Popüler oldukları ilk çıkış zamanlarında -reel sosyalist rejimlerin çöküşü, büyük anlatıların, tarihin sonu söylemlerinin yükselişi vs - , yazdıklarına karşı itiraz yükseltmek o kadar kolay değildi belki. Ancak kapitalist merkezler tarafından yoksul ülkelere adeta batı tipi demokrasi ve özgürlük taleplerinin alternatifi olarak servis edilen Ilımlı İslamın ne olduğunu yaşayarak gözlemlediğimiz günümüzden geriye yönelik bir bakışla, artık sahip olduğumuzu somut tarihsel veriler ışığında, bu tür yazarların düşüncelerini analiz etmek, özgürlük mücadelesinin gelecekteki seyrinde karşılaşılacak benzer ideolojik manipülasyonlara ve zihin bulandırmalarına karşı son derece değerli eğitici bir işlev taşıyacaktır diye düşünüyorum..

Gerçi “Entelektüel” böyle bir eğitici okuma için zengin bir malzeme sunmuyor, zira 1993 yılında BBC için hazırlanan bir konuşmanın kısa metni. Ancak yine de tamamen faydasız değil, şu örneğe bakalım:

“Bir milyar insanı içeren, dünyanın üçte birine yayılmış olan düzinelerce farklı toplumdan oluşan, içinde Arapça, Farsça, Türkçe gibi yarım düzine önemli dil konuşulan Müslüman dünyayla ilgilenen Amerikalı ya da İngiliz akademik entelektüeller bugün indirgemeci ve, bence, sorumsuz bir biçimde " İslam" diye bir şeyden bahsetmektedirler. Bu tek sözcüğü kullanarak, hakkında bin yıllık bir dönemi ve Müslümanlık tarihinin yarısını kapsayan büyük genellemeler yapılabilecek, İslamla ·demokrasinin, insan haklarının, ilerlemenin uyuşabilirliği ·konulannda utanıp sı­ kılmaksızın yargılar verilebilecek basit bir nesne gözüyle bakmaktadırlar İslam' “ s42

İnsanın aklına hemen şu soru geliyor; pozitif bilimlerde olduğu gibi laboratuar koşullarında farklı hipotezleri anında test etme şansına sahip olmayan sosyal bilimlerde ampirik verilerden yola çıkılarak yapılan “genellemeler” olmadan düşünebilmek olanaklı mıdır? Örneğin islam toplumlarında bilimsel, teknolojik, sanatsal vs üretim açısından geridir, en temel insan hakları açısından sicilleri bozuktur, cinsiyet ayrımcılığı yaygındır vs gibi herkes için son derece somut olgusal verileri gözönüne getirmek, çok farklı kimlikleri içeren bir milyar nüfusu aynılaştıran bir indirgemecilik midir, yoksa bu toplumların farklılıkları yanında, ortak kültürel temelerini soyutlayarak, ağır sonuçları olduğu belli olan bir problemin kökenine inecek bir analiz için sorgulama sürecini başlatmak mıdır?

Feminizm, kendi özgül sorunlarını ele almak için, değil bir milyar, bütün bir gezegenin nüfusunun yarısını oluşturan, tüm ülkeleri, tüm toplulukları kesen “ataerkil toplum” gibi bir soyutlama içinde düşünür ve -en azından “entelektüel” kesim içinde - kimse de böyle bir soyutlamayı bir indirgemecilik olarak görmez. Ama İslam sözkonusu olunca tamamen aynı türden salt yöntemsel bir soyutlama indirgeme olarak ilan ediliveriliyor ve her türlü eleştirel sesin susmak zorunda olduğu yasak bölge için nöbetçilerin uyarı atışları başlıyor.

Ama sanıyorum ve umuyorum ki bu tür liberal sofist söylemler artık eskisi gibi etkili olamayacak..

İslam konusunda her türlü eleştirel bakışı geçersiz kılmaya yönelik bu tür pasajların dışında, entelektüel’in toplumsal işlevinin ne olması gerektiği konusunda herkes için çok açık olan saptamaların da ötesine pek gidilmemiş. Profesyonel ve amatör entelektüel ayrımı yapılmış ki, özgün bir katkı olduğunu söylemek pek olanaklı değil..
Profile Image for Ayşegül Bıçak.
14 reviews
August 4, 2018
Uzun zamandır okumak istediğim bir yazar ve kitabı ile sonunda buluştum. Kapaktaki imge sözcükler dahi beni kitaba çekmeye yetiyor; sürgün, marjinal, yabancı…
Kitap sunuş bölümü dışında altı bölümü ile gerçek bir entelektüel nasıl olmalı? sorusuna detaylarıyla cevap arıyor. Bunu yaparken farklı görüşlerdeki uzmanlardan çarpıcı alıntılar da yapılıyor. Benda, Adorno, Gramsci, Tosqueville , Jacoby ve bölümlerin içeriğine göre değişen bir çok düşünür, yazar siyaset ve toplum bilimci.
Bu kitap aslında bir konferans dizisi ancak, diğer konferanslar gibi sözlü anlatımın verdiği dağınıklık yok. Gayet tumturaklı. Konferans, gerçek bir entelektüelin göze alması gereken riskler ile çarpıcı bir şekilde başlıyor. “Gerçek entelektüeller kazığa bağlanıp yakılmayı, sürgüne gönderilme, çarmıha gerilme riskini göze almalıdır.” diyor Benda.
İkinci bölümde ise “Milletlere ve Geleneklere Pes Etmemek” başlığı altında, entelektüelin kültür ile arasına koyması gereken mesafe belirtiliyor. İçinde yaşadığı toplumun acılarını temsil etmeden ziyade, kültür ceketini üzerinden atmalı ve sürüye ayak uydurmayarak kendi özgürlüğünü kazanmalı. Konu milletler olunca bir millete, bir dine vs. bağlı olan entelektüelin o sınırlar ile nasıl mücadele edeceği pratik çözümler ile sunuluyor. Örneğin; İslam dünyasından bir entelektüelin rolü tartışmacı bir biçimde aktarılarak, basmakalıp fikirler için çözümler belirtiliyor.
İlk iki bölümde entelektüeli tanımlamak ile geçen sayfalar sonraki bölümlerde bu durumun çıktılarıyla ilgileniyor. Entelektüelin sürgünü, amatör ruhunu kaybedişi, profesyonelleşme hastalığı, maaşını aldığı iktidara gerçekleri söyleyememe durumu üzerine uzun uzun kafa yoruluyor. Kitabın bu bölümü için daha çok sorunlar bölümü diyebiliriz. Bölüm sonu ise sorgulatıcı bir şekilde bitiyor. Entelektüel otoriteye nasıl hitap eder: Profesyonel bir ricacı olarak mı yoksa onun itibar görmeyen amatör vicdanı olarak mı?
Kitabın son bölümü olan “Tanrılar hep iflas eder” kısmında ise tarihsel süreçler içinde entelektüelin nasıl konumlandığı anlatılıyor. Ulus devlet yaratım sürecinden, McCarthyciliğe ve yakın zamanlı olarak Bush’a kadar gelen bir süreç inceleniyor. Bu aşamada Filistin asıllı olan Said Arap Dünyası için de fikirlerini açıklıyor.
Gerek tarihsel akış, gerek tartışmacı anlatımı ile sübjektiflikten uzak tavrı ile bu kitap size, fildişi kulede yaşadığı önyargısı ile yaklaşılan entelektüel için tam anlamı ile tanım kitabı. Toplumsal hassasiyetlerin farkında olan, herkesin sustuğu korku toplumunda dahi “adalet” diye haykıran, baskın kültürden kendisini azad etmeyi başarmış, siyasi hiçbir tanrıya inanmayan bireydir, entelektüel.
Sosyal bilimcilerin ve kendini her türlü iyileştirmeye adamış bireylerin okuması gereken bir eser.
Profile Image for Sinan Öner.
404 reviews
Read
October 19, 2021
Amerikalı Arap Edebiyat Tarihi Profesörü Edward Said'in kitapları içinde "Entelektüel: Sürgün, Marjinal, Yabancı" kitabının farklı bir yeri olduğunu hatırlarız! Edward Said'in "Entelektüel: Sürgün, Marjinal, Yabancı" kitabı yayınlandığında tüm dünyada olumlu tepkiler uyandırmış, bir çok dile çevrilmiş, bir çok dilde farklı yazarların olumlu eleştirileri ile karşılaşmıştı. "Entelektüel" kavramını Edward Said gibi ciddîye almış bir sosyal bilimci belki de azdır, Edward Said, "Entelektüel"i okurları ile tümüyle kavramak ister, "Entelektüel" kavramını dünya kültürleri açısından, dünyanın "entelektüel tarih"i açısından tanımlar. Edward Said'e göre, Karl Marx'ın "Entelektüel"den istediği "eleştiricilik" hâlâ "Entelektüel"in başlıca bir vasfıdır, modern bir "Entelektüel", "eleştiri"yi (bilimle, felsefeyle, tarih bilinciyle!) bir düşünce tarzı olduğu kadar davranış tarzı olarak da kişiliğinin bir işlevi olarak görmelidir, hiç kaçınmadan eleştirmelidir - modern toplumlarda, en çok eleştirdiğimiz hâlâ kapitalizmdir, kapitalizmin 12. Yüzyıl'dan 21. Yüzyıl'a, dünyaya getirdikleridir. Edward Said, "Entelektüel"i yalnızca "söz"de bir "sistem eleştiricisi" olarak görmediğini kitabında yazıyor, "Entelektüel", kişiliği ile de dünyayı eleştirir, eleştirmelidir.
Profile Image for Mehmet.
118 reviews9 followers
July 10, 2025
Ne rezil adammış bu. Aydın-halk ilişkisine yönelik bir yazı yazıyordum, entelektüel kimdir nedir diye yazmıştır diye okuyayım dedim. Doğru söylediği yerler var ama entelektüellik üzerine konuşan birisi neden Türklerin Ermenilere soykırım yaptığını söyler? Neden Kıbrıs'ı Türk işgali olarak nitelendirir? Bu Türk düşmanlığı ne? Ermenilerin katlettiği Türklerin haddi hesabı yokken, Kıbrıs'ta Türklere yapılan katliam ortadayken suçlunun Türkler olduğunu utanmadan söylemek entelektüelliğe yakışır mı? Konu Filistin olduğunda bık bık konuşmasını biliyor. Vallahi sinir krizi geçireceğim olur olmadık yerden şu konuların çıkmasından.
Profile Image for Ahmet Alpat.
146 reviews55 followers
December 26, 2021
Beklediğimden çok daha akıcı. Düşünce trenini felsefe bulutunun içine sokmamayı başararak ilerletiyor ve vagonlar arasında kopukluk yok. Net ve açık. Akademide kariyer yapan ve ne dediği anlaşılmayan entelektüellerden de kitabın sonunda, düşünce kuruluşlarının ve fikir hayatının politize olduğu sahneyi anlatırken uzun uzun bahsediyor. Klasik entelektüellikle günümüz entelektüelliğinin tanımı, kime entelektüel denir, kime denmez, entelektüel olmanın önündeki pratik ve düşünsel engelleri örneklerle net bir şekilde anlatmış. Güzel kitap, tavsiye ederim.
Profile Image for Yasemin Bozbey.
43 reviews1 follower
March 20, 2019
Bozuk, durmuş saatler dahi günde iki kez doğruyu gösterir diyerek okudum; iki doğru yakaladım mı bilinmez. Said'in de digerleri gibi manipülasyon yönteminin günümüzde az buçuk mevzuya vakıf kimseler için deşifre olduğunu bildiğimden eğlenerek okudum.
Profile Image for Onur.
25 reviews4 followers
December 31, 2024
Gerçek entelektüeller, der Benda, "özünde pratik amaçlar gütmeyen faaliyetler yürüten," bir sanat ya da bir bilimle ya da metafizik spekülasyonla ilgilenmekten keyif alan, özetle manevi avantajlara sahip olan, yani bir bakıma şöyle diyen kişilerdir: "Benim krallığım bu dünyanın krallığı değil”
Profile Image for Suzan.
101 reviews
March 27, 2025
Nasıl okur olunur, nasıl güne bakılır, kişisel duruş nedir.
Rooney’ye de kişisel risk alarak bakabilirsin
Eylemlere de.
Profile Image for Sezer Akın.
572 reviews5 followers
September 26, 2024
Edward Said’in şarkiyatçılık incelemesini okuyup, ne yazık ki beğenmemiştim. Sanırım, sosyolojik bir analiz beklerken, edebiyat incelemelerini okumuş olmam, sükut-u hayale uğrattı. Buradan edebiyat sevmiyor oluşum çıkarılmasın; beklenti ve karşılaşma uyuşmazlığı diyelim. #Entelektüel, “#antoniogramsci’nin “bütün insanlar entelektüeldir, ama toplumda herkes entelektüel işlevi görmez” sözüyle başlıyor. Said, entelektüel kişiliğin, daha çok toplumda ezilen ve zayıf tarafı tuttuğunu ve bunun sıkça görülen bir olgu olduğunu savunmaktadır. Gramsci’nin geleneksel aydın ve organik aydın ayırımları da önemli bir noktaya parmak basmaktadır. Said’in en çok yararlandığı ve benim eliminde altında bulunduğu Julien Benda’nın #Aydınların İhaneti kitabından çok yararlanmış. Entelektüelden sonra, onu okumayı planlıyorum. Frantz Fanon, Theodor Adorno, Noam Chomsky, Wright Mills gibi bir sürü aydının referanslarından yararlanmış. Kime entelektüel denir ve entelektüelin görevi nedir gibi soruların cevapları, daha fazlası için muhakkak okuyun!
Profile Image for Enes.
26 reviews25 followers
September 16, 2012
Sadece bu alıntılar, kitabı okumak için yeterli olmalı. Tuncay Birkan'ın çevirisi nefis. Ayrıntı Yayınları... Okumalı!

"Düzenin adamları belli çıkarları gözetirler, oysa entelektüeller şovenist milliyetçiliği, şirketleşmiş düşünce müsveddelerini ve sınıf, ırk ve toplumsal cinsiyet imtiyazlarını sorgulayan kişilerdir."
.
"Nabza göre şerbet vermek, konuşulması gereken yerde susmak, şovenist kabadayılıklara, tantanalı döneklik ve günah çıkarma törenlerine rağbet etmek bir entelektüelin kamusal rolüne en çok gölge düşüren tavırlardır."
.
"Toplum ne kadar özgür ve açık olursa olsun, birey ne kadar bohem olursa olsun herkes bir toplumun zaptı altındadır. her halükârda entelektüelin sesini duyurması ve tartışmalara, hatta mümkünse ihtilaflara yol açması gerekir. Ama yegâne seçenekler topyekün atalet ya da topyekün isyan değildir."
Profile Image for Ahmet Akın.
32 reviews1 follower
June 22, 2021
Edward Said'in entelektüel kimsenin rolü, işlevi ve mevcut durumu üzerine olan düşüncelerinin toplandığı ufuk açıcı bir eser. Tarihsel kırılımların yaşandığı dönemlerde entelektüele düşen görevin öneminden ve toplumu şekillendirici işlevinden söz ediliyor. Okunmadan geçilmemeli, Oryantalizm, bilim-iktidar ilişkisi üzerine düşünen kimselerin bir gün mutlaka yolunun kesişeceği bir kitap olduğu kanaatindeyim.
Profile Image for Irem.
10 reviews1 follower
November 15, 2020
Entellektüel olmanın gereklerinden birini muhalif olmak olarak vurgulayan bu kitabı bütün olarak çok sevdim.

Said'in diğer kitaplarından daha genel okur kitlesine hitap eden kitabı.
Profile Image for Dilan Alma.
15 reviews4 followers
April 10, 2018
"Bir tehdide tek başına karşı koymak güçtür, hem inançlarınla tutarlı olmanın hem aynı zamanda serpilecek, düşünce değiştirecek, yeni şeyler keşfedecek kadar özgür kalmanın bir yolunu bulmak da güçtür. Bir entelektüel olmanın en çetin yanı, yazdıkların ve yaptığın müdahaleler aracılığıyla vazettiğin şeyi, bir kuruma, bir sistemin ya da yöntemin emriyle harekete geçen bir tür robota dönüşüp karşılaşmadan temsil etmektir. Laik entelektüel için o tanrılar hep iflas eder."
Displaying 1 - 28 of 28 reviews

Join the discussion