Tarihe bakarken genellikle hangi yanlışlar yapılır? Türkler isteyerek mi Müslüman oldular? İslama laikliği kimler getirdi? Osmanlı'da inançları yüzünden kimler yakıldı? Osmanlı İmparatorluğu Müslüman olduğu için mi çöktü? Ermeni trajedisi bir soykırım mıdır? Niçin? Abdülhamit: “Kızıl Sultan” mı, “Ulu Hakan” mı? Vahdettin “hain” miydi? Amerika hangi Lozan'ı kabul etmedi? Atatürk niçin yalnız bir liderdi? Menderes bir “Demokrasi Şehidi” midir? Askerler siyasette ne tür tarihi roller oynamıştır? Atatürkçü aydınlar niçin öldürüldü? Prof. Emre Kongar, bu ve benzeri ilginç soruların yanıtlarını, hem resmi, hem de gayri resmi tarihi eleştirerek veriyor.
Emre Kongar, 13 Ekim 1941’de İstanbul’da doğdu. Annesi Mesude Kongar Zapyon Kız Lisesi’nde ve Şişli Terakki Lisesi’nde felsefe öğretmenliği yapmıştı, babası İhsan Kongar da Pertevniyal Lisesi ve Şişli Terakki Lisesi’nin felsefe öğretmenlerindendi. Kongar, 1959’da Şişli Terakki Lisesi’nden mezun olduktan sonra Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin Maliye ve İktisat Bölümü’ne girdi. Buradan 1963’te mezun oldu. Başarılı bir öğrenci olan Kongar, 1964 yılında Birleşmiş Milletler’den kazandığı burs ile Michigan Üniversitesi Sosyal Çalışma Yüksekokulu’na kaydoldu. 1966’da okulu bitirdi ve master derecesine sahip oldu. Öğrenim hayatını Amerika’da tamamladıktan sonra Türkiye’ye dönen Kongar, Hacettepe Üniversitesi’ne akademisyen olarak girdi. Bir yandan da Nüfus Etüdleri Enstitüsü’nde çalıştı. Üniversitede Sosyal Çalışma Yüksekokulu’nu kurdu. Akademik anlamda yükselmeye devam etmek isteyen Kongar, “İzmir’de Kentsel Aile” konulu doktora tezini verdi ve doktor ünvanını aldı.
Akademik hayata 1972 yılında askerlik yapmak için ara veren Kongar, 1974’te Hacettepe Üniversitesi’ne geri döndü. 1976’da “Toplumsal Değişme Kuramları” tezi ile doçentlik ünvanını aldı. Aynı yıl Turizm ve Tanıtma Bakanlığı’nda başladığı danışmanlık görevini 1979’a kadar sürdürdü. Aynı zamanda Milli Eğitim Bakanlığı’nda da danışmanlık yaptı, Gençlik ve Spor Bakanlığı için bir proje hazırladı. Kültür Bakanlığı’nda da Kültür Yüksek Kurulu üyesiydi.
1981’de, “Atatürk ve Devrim Kuramları” tezi ile profesörlük ünvanını alan Kongar, 1983 yılında üniversiteden, askeri rejimin etkilerini protesto etmek amacıyla istifa etti. Bu sırada Hürriyet Gazetesi’nde danışmanlık yapmaya başladı. Ayrıca Amerika’da yayınlanan “International Journal of Sociology of Family” ve “American Journal of Political and Military Sociology” adlı dergilerin kurullarında da danışmanlık yaptı.
1987’de KAMAR adlı kamuoyu araştırma şirketini kurdu ve 1991’de buradaki görevinden ayrıldı. 1992 – 1995 yılları arasında Kültür Bakanlığı’nda Müsteşar olarak görev yaptı. 1992 yılıda kısa bir sure TÜSES’te genel sekreter olarak çalıştı.
1996’da akademisyen olarak geri döndüğü Hacettepe Üniveritesi’nden Yıldız Teknik Üniversitesi’ne atandı ve buradaki görevine 1997’de başladı. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi’nde de öğretim üyeliği yaptı. Çeşitli gazetelerin ödül jürilerinde bulundu.
Kongar’ın aldığı ödüller şöyleydi; 1977’de “Türkiye’nin Toplumsal Yapısı” kitabıyla Türk Dil Kurumu Bilim Ödülü, 1979’da ”Toplumsal Değişme Kuramları ve Türkiye Gerçeği” kitabıyla Sedat Simavi Vakfı Sosyal Bilim Ödülü, 15 Ocak 1996'da Federal Almanya Devleti tarafından Üstün Hizmet Madalyası Büyük Liyakat Haçı, 1 Şubat 1996'da İtalya Devleti Commandatore Madalyası, 15 Şubat 1996'da Polonya Devleti Commandor Nişanı, 1998’de “21. Yüzyılda Türkiye” kitabıyla Aydın Doğan Sosyal ve Beşeri Bilimler Ödülü, aynı yıl Nokta Dergisi’nin Doruktakiler Ödülü ve İstanbul Üniversitesi Yılın İletişimcisi Ödülü, 2001’de “Kızlarıma Mektuplar” kitabıyla Marmara Üniversitesi En Beğenilen Kitap Ödülü, 2003’te Yıldız Teknik Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi’nin En Beğenilen Yazar Ödülleri’ne layık görüldü.
Kongar, yazarlık yönüyle de öne çıkmış, onlarca kitap yazmıştır. En son 2006 tarihli “Tarihimizle Yüzleşmek” adlı kitabını çıkarmış, geniş kitleler tarafından büyük ilgi görmüştür. Şu anda bir televizyon kanalında Mehmet Barlas’la birlikte “Yorum Farkı” adlı tartışma programını sunmaktadır. Evli ve üç çocukludur.
Kendime notlar —— HURUFILIK-harflerin Allahin goruntusu oldugu inanci uzerine kurulu bir mezhep.her peygambere gelen harfler zamanla artar(hz.Muhammed e 28 harf-arapca)
Kirim Savasi—- lambali kadin florance nightingale simge haline gelir, ilk kez fotograf makinesi kullanilir
Osmanlinin Cokusu—- endustri devrimini kacirmasi, batinin osmanlinin yukselmesinden sonra yeni ticaret yollari aramasi sonrasi Amerikayi kesfetmesi- baslayan degisime Osmanlinin uzak kalmasi-milliyetcilik akimlarinin ortaya cikmasi
Diaspora-topraksizlik. Tum dunyaya yayilanlarin vaat edilmis topraklarda bulusacagi inanci
Vahdettin- Ataturku Samsuna ingilizlerin rahatsiz oldugu isyanlari bastirmak icin gonderir
Komunizm rejimi iscilere dayanir, Osmanlinin temelinde ise koyluler var.
Koy Enstituleri Soguk savas sirasinda kapatildi, enflasyon yukseldi, gecekindulasma yayildi.
Fikir güzel olsa da özenilmeden ve bilgiç bir dille yazılmış bir kitap. Kitabın bir haftada yazılmış gibi bir havası var ama yine de ilk-orta öğretimde ezbere yanlış öğretilen birçok konuya da değindiği için faydalı.
Tarafsız değil. Kitabın yazım üslubu “cahillere tarih öğretelim” tadı veriyor. Temel kaynaklardan tarihi tarayabilen biri için yeni bir içerik sunmuyor. Dili rahat ve akıcı. Entelektüel birikime katkı sağladığını söyleyemem. Sanırım okumuş olduğum son Emre Kongar eseri oldu.
Halide Edip Adıvar’a kitapta üç kez “özgürlük savaşçısı olmasına rağmen Amerikan Mandasını destekledi” diye atıf yapılması, Kurtuluş Savaşı’nda görev alan veya 1. mecliste mebus olan Atatürk ve İnönü hariç neredeyse tüm bireylerin “hilafet yanlısı” olduğunu sunması (en azından büyük dedem öyle değildi), Amerika’nın Lozan Antlaşması’nı kongreden geçirmeyişini günümüzle ilişkilendirememesi kitapta ilgimi çekti.
Tarihi anlamayıp ona küsenlerin barışması için akıcı dili ile tarihte bir gezinti kitabı. Tarafsız olduğunu söylemek güç. Hiçbir kitabı körü körüne okumamayı hatırlatıyor.
Tarihimizle Yüzleşmek neredeyse her konu başlığında zülfüyare dokunan içeriğiyle ilgi çekici bir kitap. Bu bakımdan eseri ülkedeki popüler tarih kitabı açığını nispeten dolduran bir iş olarak görüyorum. Tarihimizle yüzleşmek isteyen biri için hiç de fena bir başlangıç değil.
Kitabın üslup ve basitlik açısından genel okur kitlesine hitaben yazılmış gibi bir havası var. Sanki akademik dil sıkıcılığından bilerek kaçınılmış, tarihi gerçeklerle yüzleşmek isteyen dini ve milli şovenlikten arınmış bir tarih okumayı talep eden bu ülkenin her bir ferdinin anlayabilmesi hedeflenmiş gibi. Peki kitap buna hizmet ediyor mu? Kesinlikle.
Emre Kongar değerli bir sosyolog, değerli bir akademisyen. Ama elbette bir tarihçi değil. O yüzden daha katmanlı, daha iç içe geçmiş tarihsel bağlantılar beklemek Kongar'a biraz haksızlık olur. Değerli bir sosyologun yorumuyla saptırılan tarihimize bir bakış olarak esere yaklaşmak en doğru yaklaşım gibi görünüyor. Yine de kitapta ileri sürülen argümanların altının daha güçlü doldurulmasını, daha çok karşı tezlerle mukayeseye sokulmasını isterdim. Ama şurası kesin ki o zaman da kitabın hacmi epey büyüyecek belki de Kongar'ın hedeflediği kitle esere kendini uzak tutacaktı. Şaşırmak için güzel kitap ama derinleşmek için değil.
Kitapta konu başlıklarının irdelenme yoğunluğu bakımından bir standart yok. Türklerin İslamı kılıç zoruyla kabul ettiği mevzusu için sadece 3 sayfa ayrılmışken Ermeni Sorunu bahsine 38 sayfa ayrılmış. Yeri gelmişken söylemek gerekir ki Ermeni Sorunu başlıklı bölümde neyle yüzleştiğimizi pek anlayamadım. Emre Kongar 38 sayfa boyunca Türk tarafının tezlerinin dışında bir şey söylemeyerek yazdığı kitabın tabiatıyla tezata düşüyor. Ayrıca tarihimiz açısından Kürt sorunu gibi mühim bir meseleye de hiç değinmemiş olması çok tuhaf. Kitabın ortaya çıkış motivasyonu milli ve dini şovenizmle resmi tarihin gerçekleri örtmesi olmasına rağmen anlaşılan Emre Kongar Atatürk'ü "yüzleşmenin" dışında tutmak istemiş.
Emre bey, güzel bir sosyal bilim öğrencisi. Türkiye ve osmanlı tarihinden çoğu kimsenin bilmediği güzel ayrıntılar veriyor. Kitapta geçen olaylar Atatürk'ün yaşadığı yıllara yaklaştıkça Emre bey'in Atatürk hayranlığı kendisini gösteriyor. Ben sesli kitap olarak dinledim. Vakti olan herkesin dinlemesini veya okumasını tavsiye ederim.
Turkiyenin son 100 yilinda gerceklesen onemli olaylarla ilgili degerli bilgiler ve yorumlar iceren bir kitap. Kesisen ve tekrar eden konular sebebiyle yer yer sıkıcı noktalar olsa da genel olarak okunmasi kolay, faydali bir eser.
Emre Kongar'dan okuduğum ilk eser oldu. Kitapta yazar tarihte yanlış bilinen veya bilerek saptırılan tarihi safsatalara yer verip bunun doğru olmadığı konusundaki görüşlerine yer vermiştir. Benim için oldukça keyifli bir okuma serüveni oldu. Kitaptaki bilgilerden gayet iyi bir şekilde faydalandım. Bendeki baskı eski baskısıydı fakat yeni baskılarında bu kitaba ek olarak yaklaşık 100 150 sayfa daha ekleme yapılmıştır. O kitapta ise ek olarak Dersim meselesi vb. konulara da yer verilmiştir. Benim okuduğum baskıda bunlar bulunmamaktadır.
Emre Kongar herzaman okumaktan keyif aldığım, düşüncelerini yakın bulduğum bir biliminsanı. Bu kitapta da kendine has eğitmen üslübuyla, nedenleri sonuçları maddeleyerek, olayları yaratan koşul ve durumlar içerisinde analiz ederek, konuları fazla dağıtmadan üzerinde durulması gereken canalıcı noktalarıyla, güncel tarihimizde sıksık karşımıza çıkan tartışmalara katılıyor. Kitap oldukça basit bir dille yazılmış, sıklıkla tekrarlara düşüyor, daha çok genç/genel okuyucu seviyesine hitap eden bir çalışma olarak okumak gerekiyor.
Hedef kitlesi geniş bir kısıma hitap ettiği için böyle bir dil ile yazılması çok normal. Sayın Kongar sade ve akıcı bir dille yanlış bilinen tarihi durumlara açıklık getirmiş. Böyle bir kitabın ilk basımına sahip olmaktan mutluluk duyuyorum. 4 puan vermemin sebebi ise kitabın bana göre biraz yüzeysel oluşu. Tarihle aranız pek iyi değilse eminim ki bu kitaptan öğreneceğiniz temel şeyler de çok olacaktır.
350 sayfalık genişletilmiş yeni baskısını okudum. Bu yeni baskıda son on yılın önemli olaylarına da değinilmiş. Sağ iktidar partilerince dejenere edilen demokrasi anlayışını ve tarihi meseleleri kendi bakış açısından ele almış Kongar. Özellikle Akp'den başka iktidar görmemiş yeni neslin göz atmasında fayda var.
Toplumsal yapıların, olayların nasıl işlediği konusunda beyin açıcı bir kitap. farklı bir bakış açısı kazandırıyor. Bazen güzel gibi görünen şeyler kaçınılmaz bir "sona" sebebiyet verebiliyor. Misal İstanbul'un fethinin Osmanlı'nın sonuna sebep olması gibi.
I think it was a great book. If you are interested about history you should read it. It is important to think objective. It was about wrongs about formal history.
Bu kitap tarih bakışını nesnel bir temele oturtmak isteyen her Türk vatandaşı için zorunlu bir başucu kitabı. Emre Kongar hala sağlıklı ve üretken olduğu için de ne kadar şanslıyız bilemezsiniz. Daha uzun yıllar sağlıkla yaşaması dileğiyle. Okuyunuz Gençler:)