Bazen hayat gizler kendini… Sımsıkı çekilmiş perdelerin ardına saklanan utangaç eviçlerinde, kapıların ardında, güneşin terk ettiği sokaklarda, o bıyıkaltı gülüşlerde, mühürlenmiş ağızlarda, yüze düşen gölgelerde, ketum yüreklerde, harflerin kıvrımlarında, kelimelerin dilsizliğinde, sonsuz susuşlarda, hiç düşülmeyen yollarda, hep beklenen aşklarda, hiç beklenmedik sonlarda gizler kendini hayat…
Ta ki bir yazar onu bulup çıkarıncaya dek.
Ta ki bir yazar onu bize anlatıncaya dek.
Şermin Yaşar’dan “yeniden gülmeyi başarabilen insanların muamması” için öyküler. Deli Tarla gibi coşkulu, beklenmedik ve merhamete muhtaç…
"Oyuncu Anne" lakabıyla bilinen ve yazdığı ebeveynlik kitaplarıyla büyük bir ilgi kazanan Şermin Çarkacı, 2017 yılında medeni durum değişikliği sebebiyle babasının soyadı olan Yaşar soyadını kullanmaya başlamıştır.
Yazarın, Şermin Yaşar ismiyle yayımladığı ilk kitap "Tarihi Hoşça Kal Lokantası"dır.
2021 Sait Faik Hikaye Ödülünü alan kitap, onaltı öyküden oluşuyor.
Hepsi aydınlık ve güzel öyküler, bazıları daha güzel. Bir hikaye anlatıcısından dinler gibi bir duygu yaratan, canlı, akıcı, zaman zaman gülümseten bir üslup, güzel bir Türkçe ile yazılmış.
Her zaman iyi öykü derlemeleri ararım. Deli Tarla da onlardan biri.
Yanınızdan geçen insanların ne denli aşık olduklarını veya kalplerinin ne kadar çok kırılmış olabileceğini size düşündüren kısa ve güzel yazılmış öyküler ile dolu bir kitap.
Şermin Yaşar, öyküleri ile kalbimizi titretmeye devam ediyor. Öyküler, geçtikleri farklı mekan ve zengin karakter yelpazesi ile sizi bir yerden mutlaka yakalıyor. Anlatılan olaylar o kadar samimi ki, okurken bunun bir parçası olduğunuzu hissediyorsunuz.
Kitapta on altı öykü var. Annenizin ördüğü süveterler kadar sıcacık öyküler bunlar.
İki Elma, Deli Tarla, Edieu Hala, Cebimdeki Osman, Büyük İkramiye, Dünya Ahiret Abimsin benim en sevdiğim öyküler oldu.
Şermin Yaşar'ı, kızım ilkokuldayken bir arkadaşı birgün elinde 'Dedemin Bakkalı' adlı çocuk kitabıyla gelip kızıma bol tavsiyeyle verdiği gün tanıdım. O gün adını ilk kez duymuştum ama benim tam tersime, kitap okumayı hiç mi hiç sevmeyen kızımın kitabı soluksuz okumasıyla vay bee diyip adını aklıma kazıdım.
Gel zaman git zaman ara ara adını duysam da, çevremdeki çocukların bayıla bayıla okuduğunu görsem de hiçbir kitabını okumamıştım taa ki Sait Faik Öykü ödülünü alana kadar çok da merak etmemiştim. Ne zaman ödül aldı, 'zaten bu kadar popüler olunursa olacağı buydu' gibi eleştirilerle yerden yere vurulduğunu duyunca daha da merak ettim. Ben bilmiyordum instagram kullanmadığım için, ama hatırı sayılır takipçisi varmış Şermin Yaşar'ın. Eeee bizlerin de önyargısı var elbet, popülersen, onca takipçin varsa iyi bir yazar olamazsın, Sait Faik'i haketmezsin gibi, ödülün altı 'self marketing' kokuyor gibi...
Ama tüm bu söylem ve eleştirileri duyunca merakım iyice arttı. Eeee Sait Faik Öykü ödülü jürisi de boru değil, yıllarını edebiyata adamış çok değerli insanlar, vardır bir bildikleri diyorum çünkü bir yandan da...
Tüm bu meraklarım biryana dursun, esas okumaya karar verişim şu anımla oldu: deniz kenarında bir arkadaş grubumuzla sohbet ederken 3-4 metre ileride birinin elinde 'Deli Tarla' yı okurken gördük ve konu geldi Şermin Yaşar'a....güzel yazıyor mu yazmıyor mu, popüler olduğu için mi aldı bu ödülü, güzel yazdığı için mi vs derken çocukluğundan beri yazar olma hayali olan ama yazdıklarını toparlayıp kitap haline dönüştürmeye cesaret edemeyen bir arkadaşımızın hayatına Şermin Yaşar'ın (hiç tanımadığı halde) nasıl zarif bir şekilde dokunduğunun hikayesini dinledim ve birden çok sempati duydum Şermin Yaşar'a.
Şermin Yaşar birgün sahaflardan aldığı Milliyet Çocuk dergilerini (ne şahane dergilerdi, çocukluğumun en güzel anısı) karıştırırken 8-9 yaşlarında bir çocuğun yazdığı ağaç sevgisi ile ilgili küçük bir yazıyı okuyor ve çok beğeniyor. Çocuğun adı-soyadı yazıyor dergide, eee instagramda da bir dolu takipçisi var, takipçilerine soruyor 'aramızda var mı bu çocuk' diye ve derken takipçilerden onu tanıyanlar kendisine ulaşıyor, Şermin Yaşar ile telefonlaşıyorlar vs derken onu kendi kitabını çıkarması için motive ediyor. Sizce de müthiş bir hikaye değil mi? Bir insan eğer popülerliğini insanların hayatlarına güzel dokunuşlar yapmak için kullanıyorsa, iyi ki de popüler olmuş diyorum ben...
Gelelim Deli Tarla'ya...16 öyküden oluşuyor. Çok çok güzel öyküler var. Bazıları hakikaten çok etkileyici. Komik, okurken güldüren bir dili var Şermin Yaşar'ın ama hepsi derin. Okurken gülüyorsun ama bitirince alıyor bir düşünce...Müthiş bir gözlemci Şermin Yaşar ve çok akıcı, bir solukta okunacak bir dille anlatıyor bu gözlemlerini.
16 öyküden 15'i erkek bir karakterin ağzından anlatılıyor. İlginç geldi bana kurgularını ağırlıkla erkek karakter üzerinden yapmayı tercih etmesi...
Öykülerin hemen hepsi kaldı bende...en sevdiklerim Kamil'in Denizkızı, Adieu Hala, Cebimdeki Osman...
Tavsiye ederim...hayata hoş bir mola oluyor bu öyküler.
yaz tatilime denk getirdiğim harika bir okuma. çok çok beğendim. 5 yıldız az bile geldi. yazarın popüler olan tarafını hiç bilmiyorum. çocuk kitaplarından da pek haberim yoktu. listeme eklediğim türk kadın yazarlardan biriydi sadece. Bu kadar çok etkileneceğimi de düşünmemiştim. öykülerin hepsi çok duygulu, komik, etkileyici...yüreğimin telini titretti gerçekten. son öyküde karısının terk etmesinin ardından yelkovana depresyonunu bağlayan kahraman, yine eşi tarafından terk edilen engelli kardeşleri sebebiyle ilgisiz büyütüldüğünü düşünen ve annesine öfkeli kahraman, hepsini tek tek hissettim.
kitabı okumadım, storytel'de dinledim. Storytelde dinleme problemi yaşarsam bir iki kitapta araya çerez bir şey alıyorum kolay dinlenen. Şermin Yaşar'ın kalemi de öyle. Ortaokul ve lise çağındaki gençlere falan hediye edin kitap alışkanlığı kazanmaları için. öyle.
kolay okunur bir kitap. ilk iki öykü keyifli, cogu öykü ise yüzeysel. Sermin Yasar'in okudugum ilk kitabi. DIger kitaplarini da okurum, insani yormuyor dili, anlasilir, akici. Ama hicbir derinligi yok. Kolay okunur oldugu icin bu denli yüksek puan aldigini ve cok sattigini tahmin ediyorum. Sahane bir edebiyat örnegi beklemiyorsaniz, edebi hazlar pesinde kosmuyorsaniz, akici bir tatil kitabi istiyorsaniz, dogru tercih olacaktir.
Öykü kitabı sevmiyorum. Sanki daha söylenecek çok şey varmış da yer kalmadığı için söylenememiş gibi geliyor bir öykü kitabını okurken.
Ama Şermin Yaşar’ı ve Deli Tarlayı çok beğendim.
Kitaba adını veren “Deli Tarla” ve hemen sonrasındaki öylü olan “Adien Hala” muhteşem…
Deliliğin öylesine kendi kendine ortaya çıkmadığını, her nasıl olursa olsun bir sebeple varolduğunu, hafif mizah ve neşeli bir dille aktarıyor.
“Gökleri yerde görmüş, dünyası tersine dönmüş.”
“Bütün tövbeleri korku geçene kadardı insanın.”
“Gülüş anne babadan geçen bir şeydir, annen baban gülüyorsa sen de gülersin, onlar gülmüyorsa istediğin kadar içinden gelsin senin yüzüne bir tebessüm layığınca oturamaz.”
“Kadınlar konuşurken onları anlamak kolaydır, öfkesi, gülüşü, bakışı, sesi, kelimeleri, onun anlatmak istediğinin de ötesini anlatır. Anlayamadığımız, susan kadındır.”
Merhaba sevgili yazar, seninle iyi ki tanıştık. Ben seni çok sevdim. Anlattıkların öyle doğal, anlatım biçimin öyle duru ki... Bir öykünü anneme yüksek sesle biraz da gülmekten zorlanarak okudum, beğenmeyince merak etmez, kimin öyküsü bu diye sordu. Anlaşıldı dedim, ben bitirince kitap senin. Ama ağlayarak okuduğum ikinci öyküyü bilmiyor, bakalım fırça yiyecek miyim acıklı öykü uyarısı vermediğim için. Neyse, dediğim gibi ben seni sevdim. Arka arkaya sıralamak istemediğim için zamana yayacağım ama diğer hikâyelerini de okumak istiyorum. Hayatın gerçeklerini oya gibi sayfalara işlediğin nice kitapta görüşmek dileğiyle... =)
Oyuncu Anne’ nin önerileri ile çok oyun oynadım oğlumla hala yazdığı nefis çocuk kitaplarını oğlumdan sonra ben de okurum ☺️ Nefis bir hikaye anlatıcısı, yazı dili de aynı karşınıza geçmiş sizinle konuşur gibi..Büyüklere yazdığı öykü kitabı Deli Tarla, insana dair on altı güzel öyküden oluşuyor. İnsanların hallerini ve bu hallerin sebeplerini okumak çok keyifliydi.
Ilk iki oyku olan “Deli Tarla” ve “Adieu Hala” citayi o kadar yukseltiyor ki sonraki oykuler biraz hayal kirikligi oldu. Kolayca okunan bir kitap ama kimi karakterleri iki boyutlu.
Deli Tarla Şermin Yaşar'dan okuduğum üçüncü kitap. İtiraf etmem gerekirse bir süre ara vermem gerekiyor. Çünkü çok kısa aralıklarla başladığınızda aynı öykülerin karakterleri değişmiş gibi hissediyorsunuz. Yine gündelik hayattan konuşamadıklarımıza içimize attıklarımıza dair güzel göndermeler içeren hikayeler var. Anadolu insanı iyi çözümleyebilmiş yazar. Hikayeler de sıkmıyor ancak dediğim gibi farklı gelebilecek bir konu bulamadım.
Bu kitapla ilgili yorumumu tek kelimeyle tarifleyecek olsam "muzip" derdim. Yazarı daha önce okumamıştım. Deli Tarla'yı Sait Faik Hikaye Armağanı aldığı için okumak istedim. Öyküler benim öykü türünde sevdiğim ve aradığım derinlikten yoksun olsa da okuması keyifli geldi bana. Yoğun okumalara bir mola vermek istendiğinde ya da tatil kitabı olarak tercih edilebilir. Büyük beklentiler olmadığı sürece üzecek bir kitap değil.
Özellikle Deli Tarla, Bir garip külkedisi masalı, Çıksın Halim, Marş Marş,Geçinip Gidiyoruz İşte, Kamilin denizkızı, Dünya Ahiret Abimsin hikayelerini çok beğendim
Trajik olaylar drama unsurları gayet vurucuydu çok şezzetli durum komedileri de vardı storytelle beraber ilk kez sesli kitap dinlediğim için bana bazı hikayeler sahne sahne plan plan geçti senaryo gibi geldi
Kurgular oldukça tatmin ediciydi, olaylar bazen absürt yerlere bağlandı çok eğlendim
Yazarı sosyal medyadan uzun süredir takip ediyordum ve samimiyetini görmeyi umarak ilk kez kitabını aldım. Hayattan, şaşırtmacalı ve keyifli öyküler çoğunlukta olsa da birkaç hüzünlü öykü de var kitapta. Elimden bırakamadım. Öyle güzel ve samimi bir anlatımı var. Kendiniz yormayacak ama keyif alacağınız bir kitap okumak isterseniz; tereddüt etmeden okuyun derim.
Hangi hikayeyi favori olarak seçmeliyim gerçekten zorlanıyorum. Kitabın içerisindeki hayatların hepsi birbirinden farklı ve özgün bir yapıya sahip. Okurken zaman zaman güldüğüm, zaman zaman hüzünlendiğim hikayeler oldu. Eğer ilk üç tanesini say derseniz: kitabın adını taşıyan Deli Tarla, Adieu Hala ve Dünya Ahiret Abimsin. Siz de öykü sever biriyseniz Deli Tarlayı mutlaka okuyun.
Kitabı okumaya başladığımda henüz Güneydoğu yerle bir olmamıştı. Basit ve eğlenceli öyküler hoşuma gitmişti. Depremden bir hafta sonra kitabı tekrar elime alıp bitirdiğimde ise öyküleri son derece sığ ve boş buldum. İyi bir tatil kitabı ya da kafanız çok doluyken soluk alma kitabı olabilir. Belki de ziyadesiyle yanılıyor ve haksızlık ediyorumdur aldığı puana bakılırsa...
Şermin Yaşar bu kitabı ile de başarıyor yüreklere dokunmayı. Bir öyküyü bitirip diğerine merakla dalıyor ve paylaşıyorsunuz kahramanın hislerini, her karahramanda kendinizden bir şeyler bulup kimi zaman hüzün, kimi zaman sevinç bazende şaşkınlıkla kalıveriyorsunuz.
Kalemini çok sevdiğim yazarlardan biri de Şermin Yaşar. Su gibi akıyor hikayeleri. Yüzeysel falan olduğu için değil, tam tersine ince bir derinlik var hepsinde. Bir burukluk, bir ince sızı. Daha çok kitabıyla buluşup daha çok haz paylaşırız umarım. Kalemine sağlık.
Şermin Yaşar’ın içten öykülerini çok seviyorum. Kendimizden, çevremizden o kadar şeye rastlıyorum ki öykülerde, tadına doyamıyorum. Ama en çok Adieu Hala öyküsünü sevdim. İçim cız ede ede okudum. Öykü severlerin bir şans vermesini düşünüyorum.
Nasıl toparladın kamil? Nasıl böyle mutlusun? (Ölen sevdiklerinin arkasından yöneltilen soru) …. Toparlayamadım doktor dedi. Emin ol kimse toparlayamıyor.sadece herkes farklı dağılıyor.
Deli Tarla, Şermin Yaşar'dan okuduğum ikinci kitap. Hikaye okumayı sevdiğim için okumaktan zevk aldığım bir kitap oldu. Kitabın içinden hoşuma giden hikayelerden de kısa kısa bahsetmek istiyorum: ● İlk hikayemiz kitaba da ismini veren Deli Tarla, anneleri ölen kardeşlerin miras paylaşımı sırasında yaşadıkları anlaşmazlığı konu alıyor. Lanetli olduğunu düşündükleri deli tarlanın kime bırakılacağına bir türlü karar veremeyen kardeşlerin hayatlarına kısa bir göz attıktan sonra asıl mesele olan deli tarla ve yere düşen yıldızların hikayesini okurken "fark edilseydi böyle olmazdı" diye düşünmeden edemiyor insan. Hikayeyi daha okunur kılan da bu detaylar olduğu için bence hem başlangıç hikayesi hem de kitap ismini hak eden bir hikaye olmuş. ● Severek okuduğum bir diğer hikaye Adieu Hala, beklemenin ve gitmek istemenin bitmek tükenmek bilmeyen umuduyla her güne bir elvedayla hazırlanmanın hikayesi. ● Cebimdeki Osman'ı bayıla bayıla okudum, hikayenin içine girmek ve o antikacılarda dolaşmak istedim. Antikacılara ve hikaye uydurmaya merakı olan herkesin severek okuyacağı bir hikaye. ● Ama Öyle Olmadı, bir masalı dinliyormuş gibi okudum hikayeyi. Adının hakkını veren buruk başlayan, buruk ilerleyen ve öyle de biten bir hikaye. Çevresindeki insanlardan farklı görünen Ramiz, hayatı boyunca sürekli dışlanır. Hani hep duyarız, sıkıntılı geçen hayatlardan sonra yıldızı parlar bazı insanların, kahraman ya da başrol olurlar ya ha işte bu hikaye öyle olmuyor. Gerçeklikle bağı hem var hem yok gibi bir hikayeydi o yüzden çok sevdim, üzüldüm. ● Kamil'in Denizkızı, düşüp ayağı kalkmayı başarmış insanların varlığından dolayı kendisini yetersiz, eksik bulan ve dertsiz olmasına rağmen dertlenen bir adamla, görece daha mutlu, tasasız ve denizkızlarını gören Kamil'in hikayesi. Mutsuz ve güçsüz her insan gibi benim de ara ara kapıldığım bir yanılsama olan; herkes bir şekilde toparlanıyor, hayatını yoluna sokuyor, ben nasıl hâlâ aynı yerimde, aynı yarayla yaşıyorum? Düşüncesi tam olarak bu hikayede konu alınıyor. ● Dünya Ahiret Abimsin; iyilik yapmanın, iyi bir insan olmanın yükünün ağırlığını güzel anlatan bir hikaye. İyilik yapmanın bağımlılık yaptığını da görüyoruz ama dünya kadar iyilik yapmış olsan da hikayenin tamamını bilmeyen seni gördüğü ya da duyduğu ufak bir kısımdan kurt yapar. Hepimizin vardır kurt olduğu bir hikayesi.
●Muazzez ve Yelkovan Çetesi; hüzünlü bir ayrılık hikayesi daha doğrusu ayrılığı, yokluğu kavrama ya da kavrayamama hikayesi. Kitabın içindeki hikayelerden beğenmediğim ya da okurken hiçbir duygu hissetmediğim hikayeler de vardı ama genel itibariyle severek okuduğum bir hikaye kitabı oldu. Okumak isteyenlere şimdiden keyifli okumalar dilerim.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Bir çiçeği dibinde ona hava aldıracak deliği olmayan saksıya diktiğin zaman ister dünyanın en nadide çiçeği, ister en dirayetli çiçeği olsun,soluyor. Sayfa 136
Emin ol kimse toparlayamıyor.Sadexe herkes başka türlü dağılıyor... Sayfa 141
..kendi dünyamla baş başa kaldığımda dünyanın dönmediğine yemin edebilirdim. Sayfa 183
3.5-4 ⭐️ Sevgili Sermin Yasar bu kitapta yer alan oykulerde ne kadar iyi bir gozlemci oldugunu bir kere daha gosteriyor. Harika betimlemeler var. Okurken herkesin hayatından birseyler buldugu ya da bir tanıdığını hatırladığı okurken. Bazi hikayeler de sıkıldım bazıları çok hoşuma gitti. Ama genel olarak bakıldıgında güzel bir öykü kitabı duygular güzel işlenmiş ve dili harika.