Gerçekten “özgür” müsünüz? Dilediğiniz zaman dilediğiniz yemeği yiyebiliyor olmak mıdır sizce özgürlük? Toplumsal hiçbir baskı hissetmeden içinizden geldiği gibi giyinebiliyor olmak mı yoksa? Canınızın istediği saatte uyuyup, canınızın istediği saatte uyanarak, yine canınızın istediği saatlerde istediğiniz kadar çalışarak, ihtiyacınız olan parayı kazanabilmeniz mi? Bir hafta sonu tatilinde cep telefonunuzu kapattığınızda mı özgür hissediyorsunuz sadece kendinizi? Hayatınızla ilgili her kararınızı sadece kendinizi düşünerek mi alıyorsunuz? Kaderinizin ipleri tamamen sizin elinizde mi? Başkalarının sizden yararlandığını düşündüğünüz oluyor mu? Kaybetmekten korktuğunuz insanlar yok mu? Değişmeye ne kadar açıksınız? En azından yumurtayı nasıl yemekten hoşlandığınızı düşünün. İlle de rafadan mı? Yoksa “Bugünlük de böyle olsun, ne fark eder ki?” dediğiniz olur mu? Önemsiz gibi görünen bu küçücük ayrıntıların mücadelesi içinde silinip gider sizi siz yapan sınırlarınız. Çünkü “özgürlük” sandığınız gibi “sınırsız” olmak demek değildir, tam tersine net ve güçlü sınırlara sahip olabilmenizle ilgilidir. Diğer bir deyişle, hayır diyebildiğiniz ölçüde, özgürlük alanınıza sahip çıkarsınız. Hayır Diyebilme Sanatı sınırlarınızı doğru çizerek, kendinize geniş bir özgürlük ve özgüven alanı yaratmanın incelikleriyle dolu, duyarlı bir rehber...
Hayir diyebilme konusunda, farkindalik olusturmasi acisindan yalnizca 'hic yoktan iyidir' tadında bir kitapti. Ancak ne yazik ki bilimsellikten uzak oluşu, sosyal medya gonderisi tarzi yazım-üslup bicimi ve ayni cümlelerin sıkça tekrarlanması kitabı ciddiye almami zorlastirdi. Toplumsal beklentiler nedeniyle muhtemelen birçoğumuzun ihtiyaci olan konunun -üstelik 'psikoloji' biliminin adi da kullanılarak- bu kadar sığ ve bilimsellikten uzak işlenmiş olmasi üzücüydü.
Hepimizin günlük hayatta yaşadığı günlük aile çatışmalarından bir örnek ile başlıyor kitap. Sınırlarımızı belirlemek adında bir çok olayla karşılaşıyoruz her gün. Bu sınırlarımızı korurken hangi durumlarda hayır demekte zorlandığımız ve nasıl aksiyonlar almamız gerektiği güzel örneklenmiş. Bunun yanında hayatımızadaki zorbalar ve zaman hırsızlarından da bahsedilmiş. Sınırlarımızı etkileyen çevre, iş hayatı, ailemiz ve diğer sosyal çevremizin hareketleri hakkında da güzel örneklemeler mevcut. Bence başarılı bir kitap.
Storytel de gezinirken bunu görünce aman! tam benlik... diye dinlemeye aldım.Yazar falan yok evet kimin elinden çıkma bilmiyorum sanırım kollektif bir şey. Dedim ki en azından dinleyim sonra kritik ederim iyi yada kötü önyargılı olmaya gerek yok diyerek başladık dinlemeye! Burda hayır diyemeyen kariyer sahibi evli bir çocuklu iş kadını ele almış örnek olarak....
Bir dirhem bal icin bir ceki keciboynuzu cignemek zorunda birakan kitap. 1 cumlede verebilecegi mesaji 1 paragrafta anlatmak gercekten buyuk zaman kaybi. Bitirmek icin ustun caba gosterdigim kitaplar listesinde ilk 3e girer.
İnsanlara yox deməkdə çətinlik çəkən bir insan olaraq bu kitabı çoxdan oxumaq istəyirdim. Yox deməyi öyrənmək göründüyü qədər asan bir şey deyil, bu zaman ola biləcəklərə dair ağlınızda yaranan ssenariləri susdurmağı bacarmalı, ya da ən pisini düşünməyi dayandırmalı, yox deməyin bəzən itkilərə yol aça biləcəyini gözə almaq lazımdır. Amma insanın öz sərhədlərini qorumasının həyatı asanlaşdıran başlıca üstünlüyü də var.
Kitab bu mövzuda giriş kitabı kimi olduqca ideal görünsə də, təkrarlanan cümlələri, yetərincə istiqamət və ipucu verməməsi baxımından yetərli gəlmir. Yenə də diqqət çəkdiyi mövzuların üzərimdə təsiri olmadı desəm yalan olar. Dinləməkdən zövq aldım, lakin bu mövzuda daha ətraflı məlumat və tövsiyələr verən kitabların axtarışına da çıxmalıyam. Yenə də başlanğıc üçün tövsiyə edə biləcəyim kitabdır 👌🏻📚🎧
Başarısızdı. Hiçbir kitabın tek seferde ve okuduğunuz anda hayatınızı değiştirmesini bekleyemezsiniz elbette fakat eğer bir kitap size yeni bir fikir, yeni bir davranış biçimi kazandırmaya çalışıyorsa, savunduğu konuyu hic değilse biraz bilimsel verilerle desteklemelidir. Tek bir yazarı olmayan, kolektif bir çalışma olması sonucunda zaten cok da uzun olmayan kitap pek cok yerde kendini tekrar etmiş. Adeta bir sokak ağzıyla yazılmış ve okuyanı ikna etmek soyle dursun, zaten bildiğim seyleri ilave hiçbir şey katmadan bana tekrar anlatıyor, vaktimi çalıyor hissine iten başarısız bir kitap.
Kişisel gelişim kitaplarını kendi kültürümüzden okumanın da ayrı bir zevki varmış. Diğer kişisel gelişim kitaplarında olan o ütopik, uzak ve karmaşık anlatımlar bu kitapta yoktu. Tamamen bizim kültürümüzden. Ayakları yere basmayan hiçbir cümle göremedim neredeyse. Bundan sonra kişisel gelişim kitaplarında önceliğim yerli olması olacak sanırım.
Belki yanlış düşünüyorum bilmiyorum ancak yine de görüşlerimi paylaşmak isterim. Bu kitabı 2020 yazında plajda geçirdiğim birkaç saatte bitirmiştim. Gayet sade, anlatımı net ve akıcı bir Türkçe ile yazılmasıyla birlikte, bu sadelik bana biraz da manuel okuyormuşum hissi verdi. Bazı konulara daha detaylı değinilebilirdi.
Ancak benim değinmek istediğim asıl nokta kitabın daha ilk sayfalarında karşımıza çıkan “bir arkadaşını kırmamak adına hayır diyemediği için evdeki işleri aksayan ve anında eşinden veto yiyen kadın/anne/eş modeli.” Tabii ki bu örnekteki abartının ardından gelen fikre hizmet amaçlı olduğunun bilincindeyim. Ancak yine de bu örneğin bana cinsiyetçi çağrışımlarda bulunduğuna değinmeden geçemeyeceğim. Denge kuramadığı bir anda eşinden anında hoşnutsuzluk tepkisi alan bir kadının, eşine de “hayır” demesi gereken noktalar olmalı bence.
Bu nedenle kadın tek başına birçok işe yetişip bölünürken evdeki düzeni hayır diyemediği için sağlayamadığı anda eşinden gördüğü tavır ayrı bir eleştiri noktası oluşturuyor. Bu örnekten hoşlanmadım.
bu kitap beni tatmin etmemis olabilir ama kabullenmek istemedigim bir durumu kabullenmis oldum ve bu benim icin kolay bir sey olmadi hicbir zaman. artik gercekten bir “sayin evet” oldugumun farkindayim. bunun disinda kitabin bana extra bir sey kattigini dusunmuyorum. ayni cumlelerin surekli tekrar etmesi ve bazenleri de cinsiyetci orneklerin verilmesinden rahatsiz oldum. yuksek bir beklenti ile basladigimdan dolayi da sevmemis olabilirim ama beklentimi azicik bile karsilamadi acikcasi.
En azından yumurtayı nasıl yemekten hoşlandığınızı düşünün. İlle de rafadan mı? Yoksa “Bugünlük de böyle olsun, ne fark eder ki?” dediğiniz olur mu? Kitap beni bu cümlelerle çekmiş olsa da yarısına gelmeden hayal kırıklığı yarattı açıkcası. Sıradan bir kişisel gelişim kitabı demek haksızlık olur ama özellikle kitaptaki yazım hataları okumaya dair tüm motivasyomu bitirdi.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Bi kitap bana bir “otomatik evetçi” olarak çok iyi geldi. Edebi bir değeri olmadığı için 3 üzerinden değerlendiriyorum. Bilmediğimiz şeyler söylemiyor evet, ama insanın bazı şeyleri kendine hatırlatması açısından güzel bir kitap. Okuması çok rahat, beyniniz benimki gibi aşırı doluyken bile bir çırpıda okunuyor. 2021’yi sınırları belirleme ve Hayır yılı ilan ediyorum :p
Instagram sayfası kıvamında bir kitap olmuş, bir çırpıda ama bir an önce bitsin diyerek okudum. Okurken hayır diyemediğimi farkettiğim her şey için bir de suçluluk duydum :) Vakit kaybı.
kitabin tabiriyle Sayin Evet'lerden biri oldugum icin bu kitabi okuduktan sonra bircok konuda kendimi degistirecegim su goturmez bir gercek. ancak kitap, bu etkisine ve anlatiminin akiciligina ragmen ayni cumleler surekli tekrar edildiginden ve bircok kez cinsiyetci ornekler verildiginden dolayi ne yazik ki beni tam anlamiyla tatmin etmedi.
Psikolojide sınır çizmek ile ilgili çok akıcı bir kitap, çevremde gördüğüm birçok insanda ve türk toplumunda eksik gördüğüm ya da üzerinde çalışılması gerektiğini düşündüğüm bir alan bence, beğendim.
Sınırlarınızı belirlemek, farkına varmak ve hayır demeye başlamak için güzel bir kitap. Henry Cloud un “Sınırlar” adında okumuş olduğum kitabının özeti şeklinde bir kitaptı. Aile, eş, iş hayatı, arkadaşlarınıza karşı hayır diyemediğiniz noktaları, sınırlarınızı belirleyin.
"Kendiniz gibi olmaktan korkmayın. Hepimizin eksikleri, kusurları ve hataları var. Hayat artılarıyla eksikleriyle bir bütün halinde yaşandığında büyülüdür. Sizi siz olduğunuz için seven insanlar da var hayatınızda." s.68
Bu kitap bana hayatimda aslinda ne kadar da ozgur olmadigimi ve kendime saygi duymadigimi su gibi carpti. Hayir diyebilmek ve sinirlarimi korumak bana ozgurluk saglar.
Doğru yolu bulacağız 😅. Kendin için yapabileceğin en iyi bilgileri vermiş. Önceliği kendinde ara. Anlatımı, hikayeleri gayet güzel ve keyifli. Kendini bi anda içinde bulabiliyor insan. Hayır diyebilmek gerçekten bi sanat. Geç bile olsa öğrenmek uygulamak gerek.
This entire review has been hidden because of spoilers.
keşke 19 yaşımda okusaymışım dedirtti. ilginç bir şekilde hayır kelimesi hala absürt gelmedi kulağıma böyle ilginç bi bilgi çok fazla aynı şeyi tekrar etmesini sıkıcı ve gereksiz bulucağımı düşünüyodum ama gerekliymiş çünkü istemesem de kafama girdi bu durumdan memnunum
Fikir olarak özellikle Türk toplumu için gerekli ve güzel olan bu kitap, yazım dili açısından maalesef benim gözümde sınıfta kaldı. Ana fikir, örneklerle birlikte 100 sayfanın altında çok güzel ve hatta bilimsel olarak verilebilecekken, kitap biçimsel kurgudan yoksun şekilde defalarca aynı şeyleri ve aynı şekilde tekrar ediyor. Kitabın ilk çeyreği, ilk yarısı ya da tamamını da okusanız, rastgele herhangi bir sayfa da açsanız, aynı cümlelerle karşılaşıyorsunuz. "Kendi benliğinizin değeri için, hayır demeyi öğrenin." Bilimsel makalelere referans beklerken, bir anda House of Cards dizisinden özlü bir söz yeni bölümün girizgahı olabiliyor.
Gerekli bir kitap olmakla birlikte, aynı fikirsel altyapı daha sağlam bir kitaptan da elde edilebilir. Okuyucunun biraz zaman kaybı yaşayacağını bilerek bu kitabı eline alması gerekiyor..
Önceliklerini belirle, istemediğin durumlara kibarca ama net bir şekilde hayır de. 173 sayfa boyunca bu ana fikri döndürüp durması beni sıktı açıkcası. Öğrendiğim yararlı şeyse şu oldu; bir teklifi reddederken karşı taraftan özür dilemenin "bunu reddederek kötü bir şey yapıyorum" fikrini güçlendirmesi ve hayır deme hakkını kullanmayı zorlaştırıyor olması. Hali hazırda evet dediğimiz ve proglamladığımız şeylere katılamıyor olduğumuzda özür dilemek yerinde olabilir ama bunun dışında, sunulan tekliflere hayır dediğimizde "reddederek kalp kırıyorum ve bu beni uyumsuz,bencil,sosyal olarak yetersiz biri yapıyor" düşüncesi kendi kendimize sırtlandığımız anlamsız bir yük. Benim de yeni kullanmaya başladığım bir kas olduğu için pekiştirici oldu diyebilirim ama böyle spesifik bir yazara ait olmayan, yayınevi derlemesi kitapları özensiz ve sıkıcı buluyorum.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Çok yalın bir dili var, yormuyor, sıkmıyor. Kolay kolay hayır diyemeyen, başkasının hayatına kahraman olmaya çalışanlardansanız bu kitap sizi, rahatlatan, özgürleşmeye davet eden, cesaretlendiren bir kitap. Sınırlayan inançlarınızı keşfedebilirsiniz. Ben sevdim! Birileri gelip bahçemi talan ediyor, zarar veriyorsa, çitlerim yeterince sağlam ya da yeterince yüksek değil demek ki. Yani ben izin veriyorum!
“Yapamayacağınız şeyler konusunda kimse sizi vicdanınızla başbaşa kalmaya zorlayamaz” 109 “Hayır demek reddetmek değil sahiplenmektir. Kendi sınırlarınızı belirlemek ve benliğinizi sahiplenmektir”151
Açıkçası kitabı biraz sığı buldum. Anlatılanlar özellikle Türk insanının evet uygulamakta zorlandığı ancak herkesin bildiği gerçekler. Pek çok bölümde kendini tekrar etmiş. Bilal’e anlatır gibi bir dil benimsenmiş. Yazar ya da yazarların hayatına giren pek çok insan manipülatif ve çıkarcıydı sanırım. Kitabı okurken herkes sizden faydalanmaya çalışıyor da sanki siz anlamıyormuşsunuz gibi bir atmosfer oluyor. 😂 Yazarın ismi sanırım beklentiyi biraz yükseltti, psikoloji anlamında daha derinlikli metinler beklentisine girmişim. Bunlar dışında yazarın dili akıcı, kitap hızlıca bitiyor.
Ne yazık ki hayal kırıklığı olan bir kitap. Sanki farklı bir dilden "Google Translate" ile çevrilmiş de öylece kitap haline getirilmiş gibi bozuk ve kötü bir anlatım. Bir sürü dilbilgisi hatası... Ana konu bu olmamasına rağmen eğer konuyu anlatım aracı olarak kitap seçiliyorsa en azından noktalama işaretlerine dikkat edilmesini beklerim. Bu hatalardan asıl konuya odaklanamadım bile. Ama konunun kendisi de zaten öyle ahım şahım işlenememiş. Çerez niyetine okunacak bir kişisel gelişim kitabının ötesine geçememiş. Psikolojik açıdan daha dolu dolu bir eser beklemiştim oysaki.