Üç büyük Sümer kralını konu alan destan ve hikâyeler III. Ur döneminde yazıya geçirilmiştir. Enmerkar ve Lugalbanda’nın destan ve hikâyeleri Sümer Kral Destanları, Enmerkar-Lugalbanda başlığıyla Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi’nde okurla buluşmuştu. Gılgamış Hikâyeleri ise çeşitli metinlerde “tanrı” olarak anılan üçüncü büyük Sümer kralının hikâyelerini içeriyor. Bu hikâyeler Gılgamış Destanı teşekkül etmeden önce yazıya geçirilmiş, yer yer ona kaynaklık eden kısa Gılgamış hikâyelerinden oluşmaktadır. Sümerce aktarılmış “Gılgamış ile Agga” “Gılgamış ile Enkidu ve Öte Dünya”, “Gılgamış ile Huwawa”, “Gılgamış ile Gök Boğası”, “Gılgamış’ın Ölümü” ile Bâbilce yazıya geçirilmiş “Gılgamış’ın Mektubu”nun tam metinleri ilk kez özgün dilinden çevirilerle Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi’nde.
Books can be attributed to "Anonymous" for several reasons:
* They are officially published under that name * They are traditional stories not attributed to a specific author * They are religious texts not generally attributed to a specific author
Books whose authorship is merely uncertain should be attributed to Unknown.
kendime nazar etmek istemiyorum ama kitap biter bitmez yorum girmek mi? özlemişim bugünleri, bu performansı ne diyebilirim ki :p
•
2022 itibariyle #ahtapotokur ile bir mitoloji yolculuğuna çıktık. Kahramanın Sonsuz Yolculuğu ana kitabımız, yan okuma aslında okuduklarımızın incelemesini yapmak için de Gılgamış Hikayeleri’ni seçtik.
bu yolculuk için heyecanlı olmam bir yana geçenlerde de Ahmet Hoca’dan Gılgamış oku, tavsiyesi aldığım için meraklıydım. bundan sonra elbette ana destanı okumayı planlıyorum ama özellikle özenle hazırlanmış edisyona gerçekten bayıldım.
bildiğim kadarıyla bu kitap Gılgamış’ın yan hikâyelerini kapsıyor, asıl yolculuğun küçük parçaları yani. kitabın ilk kısımları cidden çok heyecanlı geldi bana, ancak sonlara doğru, kaynakların okunamamaz halde oluşu yüzünden bütünlük ve takip edilebilirlik mümkün olmamaya başladı. buna rağmen, bu anlatıyla aramızda koskoca yazılı insanlık tarihi olduğu düşüncesi tüylerimi diken diken etmiyor değil.
"Gılgamış Destanı"na katkı sağlayan hikayeleri okuyucuya sunan "Gılgamış Hikayeleri", destanın kendisi kadar etkileyici olmasa da tarihi bir eser olması sebebiyle değerli bir eser. Özellikle ilk üç bölümde destanın kendisine gelen hikayelerin nasıl geliştiğini görebiliyorsunuz ama sonrasında metnin eksikliği sebebiyle çok da keyif almak mümkün değil. Hikayelerden çok destanın kendisini okumanızı öneririm.
(Gılgamış’ın) yüreği parçalandı, kalbine sıkıntı çöktü, Kral (Gılgamış), hayatın peşine düştü... . Her insanın en kara günü seni de bekliyor, Her insanın yalnız kaldığı yer seni de bekliyor, Durdurulamayan sel seni de bekliyor Kaçışı olmayan savaş seni de bekliyor, Eşitlik olmayan vuruşma seni de bekliyor, Kaçışı olmayan kavga seni de bekliyor... . Gılgamış Destanı beni en çok etkilemiş kitaplar arasındadır. Gılgamış’ın ölümsüzlük arayışı bu hafta okuduğum Yalom’un, Güneş’e Bakmak kitabında bile bahsedilmişti bu yüzden zaten okumayı ertelediğim Gılgamış Hikayeleri’ni daha fazla ertelemeyi istemedim. Bu hikayeler asıl Gılgamış Destanı’ndan öncesinde yazıya geçirilmiş. Günümüze ne yazık ki eksiksiz ulaşamamış bu yüzden bazı kısımlarda olayları anlaması zor. Özenli bir çeviri yapılmış, okurları kafa karışıklığından kurtarmak için en başta sözlük de yer alıyor. Bunun yanında okunmak için değil dinlenilmesi için yazılmış hikayeler olduğu başta açıklanmış. Gılgamış Destanı’nı sevdiğimden okuduğuma memnun oldum. Bu kadar eski bir metni okuyabilmek ayrıca güzel bir duygu. Sonuçta yaklaşık MÖ 2000 gibi kaleme alınmış bir metinden bahsediyorum. Bazı satırlar oldukça güzeldi orijinal haliyle dinleyebilmek bambaşka olurdu. Öncesinde okunmadıysa destanı okumak bu kitaptan daha çok keyif alınmasını sağlayacaktır.
Gılgamış Destanı okumuş veya okuyacak olanlar için güzel bir kaynak. Gılgamış'ın destanda anlatılan başka maceralarından bahsediliyor kitapta. Kitabı beğenmemin sebeplerinde birisi kitabın giriş kısmındaki bilgiler. Sözlükçe oldukça başarılı ve çeviride kullanılan nüshaları tek tek görebiliyorsunuz. Kaynakçada da konuyla ilgiliyseniz okuyabilecek ekstra materyal için öneri alabiliyorsunuz.
Kitap altı ana bölüme ayrılmış fakat her bölümün içinde nüshalar olarak ayrımlar da var. Bölümler şöyle;
1)Gılgamış ile Agga Giderek güçlenen kral Agga'nın Gılgamış ile karşılaşmasını anlatan kısa bir öykü.
2)Gılgamış ile Enkidu ve Öte Dünya Gılgamış'ın dostu Enkidu ile maceralarından biri anlatılıyor. Enkidu'nun yeraltı dünyasına gidişinden de bahsedilmiş.
3)Gılgamış ile Huwawa Huwawa veya Humbaba, Tanrı Enlil tarafından Tanrı'nın Sedirleri diye de geçen Lübnan Dağı çevresindeki ormanı korumak ile görevlendirilmiş bir yaratıktır. Bu kısım kitaptaki en uzun ve detaylı anlatılan kısım. Gılgamış ile olan karşılaşması anlatılıyor.
4)Gılgamış ile Gök Boğası Gılgamış Destanı'nda da önemli bir yere sahip olan Gök Boğası tekrar karşımıza çıkıyor. Nüshalarda oldukça fazla zedelenme ve kırık olduğu için okunmayan kısımlar çok. Gılgamış ve Enkidu'nun Gök Boğası ile karşılaşması anlatılıyor. Tanrıça İnanna'nın da rol aldığı bir hikaye.
5)Gılgamış'ın Ölümü Boğa ile dövüşünden sonra yaralanıp hasta olarak yatağa düşen Gılgamış'ın hikayesi anlatılıyor.
6)Gılgamış'ın Mektubu Adından da anlaşılacağı gibi Gılgamış'ın yazdığı birkaç sayfalık bir mektup verilmiş.
Gılgamış ile ilgili yeni şeyler okumak istiyorsanız eğleneceğinizi düşündüğüm bir kitap. Çeviri özellikle çok başarılıydı bence. Çevirmen notları da oldukça yararlıydı.
Bundan tam üç, hatta dört bin yıl önce, bizlere ulaşması amacıyla yazılmış bir destan… 19. yüzyılda Mezopotamya’da yapılan kazılarla keşfedilmiş ve aslında çok yakın bir geçmişte çözümlenmiş inanılmaz bir eser. Bu yüzden okurken ve araştırırken beni çok heyecanlandıran, fakat bazı noktalarında anlamakta zorlandığım bir kitaptı.
Kitap oldukça sürükleyici; başındaki sözlük bölümü anlamayı bir hayli kolaylaştırıyor. Okumadan önce kısa bir araştırma yapmak, bölümleri ve amaçlarını anlamada gerçekten fayda sağlıyor. Ancak asıl ilgi çekici ve büyüleyici olan, kitabın sonundaki tahlil ve analizler: İlk medeniyetleri kurmuş atalarımızın modern insanlara ne aktarmak istediğini, bize bıraktıkları bu “emanetin” ne anlama geldiğini düşünmek ve keşfetmek.
Bu destanı okurken ilk fark ettiğim şey, bunun sıradan bir kahramanlık hikâyesi olmadığıydı. Anlatılan, bireysel bir kahramanlıktan çok, insanın kendi iç yolculuğu; zorluklarla, sorgulamalarla ve kırılma noktalarıyla dolu bir süreç… Aynı zamanda, ne kadar profesyonelce yazılmış olduğunu hissettiren güçlü bir edebi eser.
Sümerce, Babilce ve Asur-Akat kültürlerinin nasıl büyük bir medeniyet kurduğunu, düşünce dünyalarının ne kadar ilerlemiş olduğunu çok güzel gösteriyor. Hikâyenin sonunda kutsal kitaplarda Nuh peygamber olarak bildiğimiz benzer bir figürle karşılaşmak, onun ölümsüzlüğü arayışını dinlemek, bir kral olsa bile hayatın zorluklarıyla yüzleşmesini görmek… Sonunda bilgenin ona söylediği sözler, yurduna dönüşü ve destanın hayatın olağan akışına vurgu yaparak bitişi çok etkileyiciydi.
Hikâye, güçlü bir kralın ölümden kaçma çabasından çok; ölüm gerçeğinin insanlık için ne anlama geldiğini irdeleyen derin bir destan. Sümerlerin insanlığın gelişimindeki önemini defalarca duymuş olsam da, bu eser ve yaptığım araştırmalar sayesinde nedenlerini içselleştirmiş oldum. Bizden dört bin yıl önce yaşamış insanların bile hayatın anlamı ve ölümün kaçınılmazlığı üzerine aynı ikilemleri sorguluyor olması, bugünkü insanla aramızdaki benzerliği çarpıcı şekilde gösteriyor.
Bu kitap, beni bundan sonra benzer tarihî eserleri ve araştırmaları okumaya teşvik eden; ilk uygarlıklara yapacağım bir entelektüel yolculuğun kapısını aralayan çok güzel bir başlangıç oldu.
Çok titiz çalışılarak hazırlanmış bir çalışma. Söz konusu eserin başka yayınevlerinden, başka çevirmenlerden olan versiyonları var mıdır bilemem ama aynı titizlikle çalışılarak pek çok farklı nüshadan bir araya getirilmiş başka böyle çeviri herhalde yoktur. Keşke metinler daha az eksik olabilseydi ama binlerce yıl sonraya bu kadarının ulaşabilmesi bile muazzam.
"Gılgamış Hikâyeleri" yazdığından, hikâyeleştirilmiş metinler bekliyordum ki anlamsız şiirlere benzeyen dizelerle karşılaştım. Çok fazla mecaz içeriyor ve anlamak zor. Yine de okuduğuma sevindim, aklım kalmadı en azından.
Bazı metinlerde tanrı olarak kabul edilen Sümer Kralı'nın hikayeleri tarihe tanıklık etme noktasında, tarihteki ilk tam teşekküllü destan, muazzam olmakla beraber edebi olarak bana çok keyif vermedi, yer yer kopukluklar, eksiklikler tabii ki suçlu olmadığı için kızamayacağımız şeyler ama akıcılığı ciddi anlamda zedeliyor.
Bence destanı okuduysanız ve bu kitabı da okumak istiyorsanız, destana ek olarak sadece Gılgamış’ın son mektubu var diyebilirim. Tabi araştırma alanı ve kişisel bir hobi ise kitabın sizinle paylaştığı kaynaklar son derece tatmin edici düzeyde.
3 buyuk kralin hikayesini anlatan gilgamis destanini olusturan, destanin kendisinden cok uzun zaman once kisa kisa yazilmaya baslanmis hikayelerden olusan, bu kitap destana kucuk bir giris yapmak icin ideal bir okuma. Bu kitapta yanlizca gilgamisi anlatan kisa hikayeler var ve bu hikayeler okunmak icin degilde soylenmek icin yazildigi icin kitabin geneline tekrarlar hakim. Bestelenmis Turkce kayit varmi bilmiyorum ama YouTube dan dinledigim gilgamis agitlari “ Laments of Gilgamesh“ cok etkileyici. Must Listen! Destani da en kisa zamanda okumak umuduyla!
3/5 sümer ve babil kültürüne ilgi duyanların okuyabileceği bir eser ama açıkçası bu tarz kültür şeyleri beni ilgimi çekmediği için pek bir verim alamadım okumamdan