evet ben 2012’den 2018’e dek hardcore bi tumblr kullanıcısı idim (7/24 bütün vaktimi orada geçiriyordum izmir gibi, şu an sadece ayda 1-2 kez bakıyorum)
ve 2 sene önce tanıştığım fransız erkek arkadaşımla da (3 ay sonra eşim olacak) internetten tanıştım, peri masalı gibi bi ilişkimiz oldu, tanıştıktan bi kaç ay sonra benim için türkiye’ye taşındı birlikte muhteşem bi ev tuttuk ve 2 senedir huzurla o evde yaşıyoruz, şu anda da seneye fransa’ya onun yanına gidebilmem birlikte yaşayabilmemiz için kağıtları hazırlıyoruz bu yüzden bu kitabın bana konuşacağına o kadar emindim ki… ne kadar kötü yazılmış olursa olsun kendimden bu kadar şey bulabildiğim bir kitabı her türlü severim düşüncesi ile ve kitabın genç okuyuculara yazıldığını bilerek ve cringe anları bekleyerek ve kabul ederek okumaya başladım AMA bu kadar olamaz maalesef, okurken baya zevk aldım bu arada ama hiç beğenmediğim noktalara değinmek istiyorum (kitabın %80i), kitabın çoğunda sinirlendiğim için sürekli durup not aldım
-bundan sonrası spoiler-
daha kitabın başlarında ege “ya hep varım ya hiç yokum” diye bir cümle kuruyor izmir aşık olmaktan korktuğunu söylediğinde, daha ilişkilerinin başı bile ne kadar toxic diye bi not almışım. zaten devamı da öyle oldu. ege sürekli izmir’e rest çekti ve hiçbir açıklama yapmadan iğrenç şekillerde onu terketti???? KENDİNİ ÖLDÜRMÜŞ TAKLİDİ YAPTI bildiğiniz bu ne demek. veda konuşması yapıp internetten silah sesi açıp telefonu suratına kapattı. peki izmir bunun üstüne ne yaptı? kalktı fransa’ya gitti, bu iğrenç davranışı ödüllendirdi kısacası. bu arada ege, izmir’e, onu asla bırakmayacağının sözlerini vs verdi, annesi babası olacağını söyledi, AMA VEDA KONUŞMASI YAPIP SİLAH SESİ AÇIP TELEFONU KAPATTI YA BU NE DEMEK delireceğim!!
şimdi… izmir’in, ege’nin iğrenç davranışını ödüllendirdiğini söylemiştim. bu kitapta çok sık oluyor maalesef. ege’nin o davranışlarından sonra izmir’den yalvararak özür dilemesi lazım fakat izmir koşa koşa ege’nin ayağına gidiyor hep. ege’de bu davranışları tekrarlıyor izmir hep koşa koşa fransa’ya gittiği için. bunun ilki ege “kafasına sıktığında” oldu, izmir fransa’ya gitti. bu arada laf arasında bir şeye daha değinmek istiyorum, ilişkileri bomboş sözler ile dolu. ege izmir’e sürekli onu asla bırakmayacağını söyleyip her 100 sayfada bir izmir’i terkediyor, izmir’de ilk fransa’ya gittiğinde ege’ye her haftasonu onu ziyaret edeceğine dair söz vermişti 🤡 ve tabii ki bu sözlerin hepsi yalan oldu. izmir’in fransa’ya ikinci gidişi, yine ege ona hiçbir düzgün açıklama yapmayıp “kafamı dinlemeye ihtiyacım var” diyip ghostladıktan sonra oldu. yani izmir ege’yi tekrar ödüllendiriyor. ege’nin kafasında oluşan düşünce de tam olarak şu olsa gerek: izmir sadece ben onu bıraktığımda fransa’ya geliyor en iyisi daha sık toxic olayım lol neyse bu kitabı okuyan kitlenin çoğunluğu daha 13-14 yaşlarında ve ilişkide bu davranışları normal sanmamaları gerekiyor… bunların normalleştirilmesi güzel değil. 7/24 ortak arkadaşlarına sorup bilgi almasından, okulun online kamera kayıtlarından izlemesine değinmeyeceğim bile… çok rahatsız eden bir detay daha: ortak arkadaşlarına (koray, merve vs) npc gibi davranılması… sanki sadece izmir ve ege’nin BÜYÜK EFSANEVİ (!) aşklarını desteklemek için yazılmışlar başka hiçbir ama hiçbir karakter özellikleri yok!!! bi de koray’ın oyun takıntısı tabii. erkek diye oyun delisi olmasına gerek yok, iki erkek arasında sadece oyun konuşmaz, bu arada kitapta sürekli oynadıkları oyun cs ve ege ilk türkiye’ye gelip koray ile karşılaştığında koray’ın kurduğu cümle:
“odama çıkarırdım seni bir counter strike oynardık, seni bir de yanımda yenerdim!”
ben de couch co op sanki lol diye not almışım bu kısma. counter strike’ı tek bilgisayarda yan yana oturup mortal kombat gibi karşı karşıya oynayabilecekleri bir oyunmuş gibi yazmış yazar, bu kadar büyük sorunlar arasında bu çok küçük bi detay ama bu kısımda çok gülmüştüm. koray’ın ege’ye kurduğu ya da ege ile alakalı kurduğu cümlelerin %90ı, ya oyun oynayacaktık, ege’ye söyle oyuna girsin, ege’yi oyunda ezdim vsvs çok sığ yazılmıştı yan karakterler…
yine kitabın sonunda ege’nin gözünden okuduğumuz kısımda izmir bir gün hiç tumblr’da aktif olmuyor ve ege’nin düşünceleri:
“babasının asker olduğunu okumuştum bir yazısında. kötü bir haber almış olabilir miydi? annesi bir dernekte çalışıyordu, başına bir şey gelmiş olabilir miydi? her şeyden kötüsü de şuydu, bu kız blog yazıları yazmayı bırakmış olabilir miydi?”
NEEE??? NASIL HER ŞEYDEN KÖTÜSÜ DE BLOG YAZILARI YAZMAYI BIRAKMIŞ OLABİLME İHTİMALİ OLABİLİR KIZIN ANNESİNE BABASINA Bİ ŞEY OLMA İHTİMALİNİN YANINDA NASIL UTANMADAN BUNU “EN KÖTÜSÜ DE” OLARAK of neyse çok yoruldum sinirlenmekten bu üstte başladığım cümleyi bitiremeyeceğim bile…
bu kadar düşünmemem lazımdı sanırım bu kitabı bunu okuyan daha genç arkadaşlarım bu kitaptaki hiçbir şeyi ciddiye almadan okuyun olur mu kitap eğlenceli ama kitapta olan hiçbir şey normal değil bunu bilerek okuyun iyi okumalar ˶ᵔ ᵕ ᵔ˶