Мало хто вміє зазирнути в душу дитини так глибоко, як це робить Анджела Нанетті: недарма італійська літературна критика охрестила її «поетесою дитячих душ». У цій книжці, головний герой якої, Арно, живе з мамою на ім’я Міріам і молодшим братом Бруно у хатині поблизу невеликого гірського села, дійсність дивовижно й дуже органічно переплелася з казкою. Це розповідь про велику втрату — і про віднайдення, а ще про те, як важливо попри все зберігати вірність своїм мріям, адже тоді вони неодмінно збуваються, хоч іноді це стається не зовсім так, як ми сподівалися.
Як і всі твори Анджели Нанетті, ця книжка — не тільки для дітей. Вона для всіх, хто вірить у мрії і часом підносить погляд до зоряного неба: ану ж там з’явиться комета, яка несе відповіді на запитання — у кожного свої.
2003-го року повість «Чоловік, який вирощував комети» здобула спеціальну відзнаку каталогу «Білі круки», який щороку укладають фахівці Міжнародної молодіжної бібліотеки у Мюнхені.
Книжку видано за підтримки Міністерства закордонних справ та міжнародного співробітництва Італії.
Köyde herkes yaklaşan kuyrukluyıldızdan söz ediyordu. Ama kimse onu Arno kadar büyük bir sabırsızlıkla beklemiyordu. Onun tek bir dileği vardı; babasının geri dönmesi. Derken terk edilmiş kulübenin bacası yeniden tütmeye başladı. Küçük yüreklere umut salındı. Arno'nun içinde hayal gücünü harekete geçiren, yüzlerce soru uyandıran bir merak kıpırdanmaya başladı. Bu gizemli yabancı kimdi ? Ne de güzeldi küçük Arno'nun öyküsü. Onun umudunu hiç yitirmeyişi bizlere ders olacak kadar güzeldi. Sevginin iyileştirici gücünü gösteren, insanların hoşgörüsüzlüğünün ne boyutlara ulaşabileceğini sergileyen bir öyküydü. Kesinlikle tavsiye ederim. Yazarın dili su gibi akıp gitti. Çok sevdim çok. Mutluluğun ne kadarı uyum ve kabulleniştir, ne kadarı hayal ve arayış ?
Це скоріше 2,5 ⭐️ Просто за ілюстрації та ту дрібку магії, яка ледь визирала з книги. Історія абсолютно не моя. Хоча «Мій дідусь був черешнею» цієї ж авторки дуже сподобався.
"Sen beklemeye devam et. Hayallerimizden vazgeçecek olan bizler değiliz, bizi terk edecek olan onlardır."
Ray Bradbury'nin bilimkurgu olmayan öykü ve romanları kadar duru bir kitap. Hiçbir şey yapmadan ağlatabilen bir kitap. Duygu yoğunluğu cıvanın yoğunluğuyla yarışabilecek bir kitap.
Müthiş bir kitap.
Küçük Arno'nun bir anda büyüyüverişini, hayal dünyasının altüst oluşunu ama bununla baş edişini, İtalya kırsalındaki al yazmalı Myriam'ı, kuyrukluyıldızların iç ürperten heyecanını anlatan bir kitap...
"Sözcüklere sığmayan, ele avuca gelmeyen, tüy kadar hafif bir mutluluk nasıl anlatılabilir ki?"
Yazarın da dediği gibi, anlatılması zor bir kitap.
Bütün türleri okumak güzel ama okudukça ilgini çeken konuların neler olduğunu daha iyi anlıyorum, gelecekte elbette farklı türlerle de karşılaşabilirim. Kitap yine de güzel bir kitaptı ama On8 Yayınları'nın kitaplarının arasından en çok etkilendiğim değildi ki bu da tamamemn kişisel.
Bu kocaman yürekli insanları anlatan kitap ile tek bir sorunum var o da sürekli "Babam değilsin!" tarzındaki söylemlerin önümüze konmasıydı. Onun dışında çok güzeldi!
книжка про все що на поверхні, але про ми часто відсторонюємося думати глибше. під обкладинкою набагато більше ніж пророчать слова назви видання. комети, зірки, чоловік, ніч... відчуження, соціальна норма, любов. найголовніше, знайти себе в цій книжці - по сторону громад-ської "правди" чи істинного правдивого щастя. окрема похвала перекладачеві Андрію Маслюху. бо читаючи поспіль три книжки, його майстерний та навіть добірний переклад вирізнявся та заполоняв.
Kuyrukluyıldız Eken Adam, ilgi çekici ismi ve kapağı sayesinde benim de radarıma girmişti. Yazarın İtalyan olması ve yayıncının çok sevdiğim ON8 olmasının da etkisi vardı tabii.
Roman, Arno adındaki küçük bir çocuğu ve onun kuyrukluyıldıza olan inancını anlatıyor. Umut, mutluluk ve çaresizlik gibi duygularla donatılmış olan bu kitap, herkesin içini ısıtacak cinsten.
Nedendir bilmem, ama hikayede Jonathan Safran Foer kurgusuna benzer bir şeyler gördüm. Bunun nedeni, kitabın sadece Arno'yu değil aynı zamanda ailesinin de hikayesini anlatmasıydı sanırım. Tabii ki kitap Foer'in diliyle yazılmış falan değil, ancak yine de onun havasında bir şeyler okumak beni çok mutlu etti. Sonuçta, Foer en sevdiğim yazarlar arasında çok yüksek bir çizgide.
"Hayallerimizden vazgeçecek olan bizler değiliz, bizi terk edecek olan onlardır."
Kuyrukluyıldız Eken Adam, kısa olduğu kadar sürükleyici, duygusal ve sizi kendine bağlayan bir kitap. Okuması gerçekten çok keyifliydi. Zaten çok akıcı bir anlatıma sahip, bir günde rahatça bitirebilirsiniz.
Sizi gülümsetecek, merak ettirecek, okuduktan sonra keyifle kitaplığınıza yerleştireceğiniz bir eser... Böyle tatlı öykülere "varım," diyorsanız ben de size Angela Nanetti imzalı bu kitabı tavsiye edebilirim.
Köyde heyecanla beklenen kuyrukluyıldız Arno için hayattaki en büyük dileğini dileme aracı olacaktı. Kuyrukluyıldız kendini göstermedikçe Arno daha da sabırsızlanıyordu. O dileği bir dileyebilse, hayatı mükemmel olacaktı.
Arno babasının geri dönmesini o kadar çok istiyordu ki onun bu kuyrukluyıldız takıntısını çevresindeki kimse anlayamadı. Kuyrukluyıldızı bekledikçe ve dileğinin gerçekleşmesi için gün saydıkça Arno büyüdü, hayatla yüzleşti ve hayallerine gölge düştü sanki...
Derken hayatına bir yabancı girdi; Kuyrukluyıldız eken adam. Bu adam umudun kaybedilebilen bir şey olmadığını öğretti Arno'ya. Toprağa ekilen yıldız tozuyla beraber umutlar da yeşerdi yeniden.
Kuyrukluyıldız Eken Adam bir çocuk için umudun ne denli büyük bir tetikleyici olduğunu çok derin bir şekilde anlatıyor.
Bana yıllar evvel okuduğum bir şeyleri anımsattı bu kitap ama ne olduğunu hatırlayamıyorum. Sadece bir tanıdıklık hissediyorum. Öyle içten. Tek kusuru sanırım Myriam konusundaki üstü kapalılıktı belki de. Bu eksikliği de bir çocuk kitabı olmasına veriyorum.
www.instagram.com/miciausknygos www.facebook.com/miciausknygos Įdomi knyga vaikams pasakojanti apie tai, kad reikia labai tikėti, nes svajonės pildosi, kai mažiausiai to tikiesi. Skaitydami susipažinsite su berniuku ir jo šeima ieškančią tėčio. Knyga ypatingai tinka vaikams, pozityvi, greitai skaitosi.
Вона набагато довше розвивається, ніж «Мій дідусь був черешнею» і через це спершу здається нуднішою та слабшою. Але в останній третині швидко набирає темп і так само розказує болючу історію дорослих чарівною мовою казки.
išties, kaip kartais gera tikėti - be jokio preteksto, vien tam, kad tikėtum. labai graži knyga, tokia vaikiškai naivi. gal tik norėjosi, kad kiek ilgesnė būtų. bet vis tiek labai graži. o kur dar tos avytės iliustracijose.. :)
„Jei nemoki laukti neklausinėdamas, vadinasi, tavo troškimas ne toks jau ir stiprus. O jei jis silpnas, kodėl turėtum auginti kometas?“
„Labai toli nuo čia yra vieta, kur sustojęs laikas. Supranti, ką tai reiškia? Ten nėra nei dienos, nei nakties, nei metų laikų. Negali pamatyt nei aušros, nei saulėlydžio, niekada neateina rytojus. Ten amžina dabartis.“
„O kaip galima apsakyti laimę, kuri nesudaryta iš žodžių, neapčiuopiama ir lengvutė kaip dūmas?“
Довго думала, яка мораль історії? Люди не люблять не таких як всі? Мрії збуваються, якщо їх не полишати? Щоб виростити комету потрібно бути терплячим? Я досі не знаю.
Головний герой - хлопчик на ім'я Арно, який мріє зустріти свого батька. Саме це він бажає, коли бачить комету на небі. Але у цій казці, як і в житті, бажання справджується дивним чином.
Загалом історія мені не дуже сподобалася. Десятирічний Арно дуже схожий на десятирічну мене, тож його переживанням я вірю усім серцем. Але не вірю такому собі "хеппі енду", який видається притягнутий за вуха.
В наш час ілюстрації - це половина книги. А ця історія така, наче запустив руку в теплу шерсть овечки, наче гніздечко, наче борошно, розсипане на столі.
Ancora una volta Angela Nanetti è capace di prendere per mano il lettore (di qualsiasi età) e di portarlo attraverso i meandri misteriosi dei rapporti umani. Qui si parla di famiglia, di crescita, di trovare la propria identità, di un viaggio che è tanto dei bambini quanto degli adulti e lo si fa con uno stile rapido ma toccante, incisivo eppure non pedante, semplice e immediato.
Bir İtalyan atasözü derki; “Traduttore Traditore, Çevirmen Haindir.” “Hain”likten kastı ayrıca araştırmak gerekir diye düşünüyorum. Ancak kitabın yazarı Angela Nanetti’nin kendi dilinde ifade ettiği duyguları, nasıl bu kadar başarılı şekilde aktardığını çevirmen Nilüfer Uğur Dalay’a sormak gerek. Ana dili dışında bir lisana bu derece hakim olmak, aforizmasal güzelliklerle ifade etmek ancak bir “hainlik” olabilir.
“Mutluluğun ne kadarı uyum ve kabulleniştir, ne kadarı hayal ve arayış?” Bu hayal ve arayışta görünen o ki; “Yıldızlar gökyüzünün gözleridir, Ay ağzı, Güneş başındaki tacı, Kuyrukluyıldız da saçları.”
“….Bektaşiüzümüne benzer gölgeler yansıtan saçlarını uzun uzun taramış, kulaklarını gümüş küpelerle süslemişti.”
“…pencereye kör kelebekler gibi vuran kar tanelerini gördü. Uzun süre dışarıda kalmış iki köpek yavrusu gibi sırılsıklam olmuşlardı.”
“Ben çok üzgündüm. Daha fazla acı çekmemek için, rüzgarda duman gibi dağılmak ya da donup buza dönmek istiyordum.”
Bir hayal kırıklığını kardan adam ile nasıl anlatabilirsiniz; “Bay Lorenz, küçücük bir güneş ışınının gelip kardan adamın sahte gözyaşlarını akıtması, kulaklarını yassılaştırması, burnundaki havucu düşürmesi gibi, erimeye başlamıştı.”
Ne olup bittiğini anlamaya çalışan, antenlerini sürekli oynatan parlak kabuklu iki salyangoza söz yazan çocuğun şarkısını dinleyebilirsiniz satırlarda. Hayal gücünü harekete geçiren, yüzlerce soruyu ortaya çıkaran, umudu besleyen merak, o çocuğun, varsayımdan gerçekliğe yol alışını sağlıyor.
Anadolu’da “ismi ağır geldi, taşıyamadı, değiştirdik” ifadesini çağrıştırır gibi Arno’ya sesleniyor Kuyrukluyıldız Eken Adam: “Sana yakışıyor. İsim önemlidir. Öyle şapka gibi taşıyamazsın.”
Bu kitap ile gökyüzünü okumayı özleyebilirsiniz; “Kuyrukluyıldızlar biraz savruk ama cömert kraliçelerdir. Kendilerine özen göstermeye gerek duymayacak kadar güzeldirler. Gökyüzünde taranmamış, dağınık saçlarını savura savura dolaşır, oraya buraya dökerler. Döktükleri saçlar tohumlarıdır. Kraliçe arılar gibi onlar da böyle böyle yaşamın devamlılığını sağlarlar.”
Hayalleriniz size terk etse bile onların peşinden gitmeyi öğütleyen yazar; “Beklemeyi bilmiyorsan neden kuyrukluyıldız ekesin ki?” diye sorar.
Saatin ne zaman durduğunu bilmeden, fark edip, ayarlayıp kurmak, ya da gücünü tazelemek, zamanda ilerlemek gibi hayat. Işık bir yanda nesneleri görünür kılarken, diğer yandan yıldızları siler gökyüzünden. Işığın gizlediklerinden yola çıkıp zamanda varlığınızı bulabileceğiniz bir kitap; “Kuyrukluyıldız Eken adam.”
«Все одно чекай: відмовлятися від своїх мрій не слід. Якщо вже на те пішло, то мрії покидають нас самі».
Коли Видавництво Старого Лева анонсувало друк цієї книги, в мене не виникло жодних сумнівів у тому, чи додавати її до свого списку бажань. Анджела Нанетті, Андрій Маслюх та Анастасія Стефурак - автор, перекладач та ілюстратор відповідно - ці імена на форзаці є ознакою неймовірної праці.
«Чоловік, який вирощував комети» - це певною мірою казкова історія, яка, втім, показує справжні життєві турботи. Хлопчик Арно живе з матір’ю Міріам, молодшим братом Бруно та розумною вівцею Коко. Він не знає, ким був його батько - матір розповідає синам напівказки про їх батька Орію, як колись її прийомна мати Ненеле розповідала їй про власного батька. Положення маленької родини хитке: усі довкола засуджують Міріам за вільнодумство і таємницю батьківства хлопчиків, а малого Арно - за надмірні фантазії та небажання ходити до школи. Все змінює той самий Чоловік, який вирощував комети, що несподівано оселився у покинутому будинку поруч.
Якщо ви вже читали «Мій дідусь був черешнею» Нанетті, то ви зрозумієте, коли я скажу, що книга зачіпає найтонші струни в душі. У ній постають серйозні теми соціальної нерівності, пересуду, сорому та віри, і подаються вони без зайвого моралізаторства і надмірного «спрощення» - Нанетті вміє писати для дітей дорослими словами. Саме тому обидві її книги увійшли до одного з найпрестижніших міжнародних каталогів дитячих книжок «Білі круки». Окремої відзнаки варті ілюстрації Анастасії Стефурак, які неначе є відтворенням того світлого щему, що виникає в серці при читанні.
Ця книга не може лишити байдужим, тому вам обов'язково захочеться пригорнути до себе найдорожчих, підняти очі вгору і дивитись разом на зоряне небо, де комети «гуляють небом, розвіваючи своїми розпущеними та скуйовдженими косами, і розсипають довкруги волосся — то тут, то там».
У цю книгу можна закохатися навіть просто завдяки назві. Тільки уявіть собі: посіяти зоряний пил у каміння, слухати голоси зірок і чекати, коли здійсняться чари.
Якщо ти не вмієш чекати, то навіщо тобі сіяти комети?
Так запитує загадковий чоловік, який живе в лісі, у маленького Арно. І Арно чекає. Чекає, коли повернеться його батько, якого він ніколи не бачив, але мама про нього розповідала так часто. Чекає, коли прилетить комета, про яку розповідав учитель в школі, щоб звірити їй свої бажання. Чекає, коли прийде весна і його мама знову піде на танці, адже в танцях — все її життя.
У цій книзі багато мрій, багато краси і багато запитань, які вже більше скидаються на дорослі, ніж на дитячі. Чому батько щороку пише одні й ті ж листи, але так і не приїздить? Чому пекар Лоренцо так опікується Арно, його мамою-красунею і молодшим братиком і чому так часто запрошує до себе на гостини? Чому мама перестала танцювати і стала якоюсь чужою? І чи варто відмовлятися від своїх мрій?
"Чоловік, який вирощував комети" — це історія про те, як бути собою, слухати своє серце і йти за ним. Тут чари так тісно переплелися з дійсністю, що межі уже не віднайдеш. Ця історія трішечки сумна, але це сум спокійний і цілющий. І врешті, ця книга надзвичайно красива. Старий Лев, як завжди, створює дива.
Дуже поетична казка, яка має дві лінії: для дітей та дорослих. Хлопчик Арно мріє про повернення батька, якого він ніколи в житті не бачив. Він дивиться на зорі, чекає на комету, яка прилетить та здійснить його бажання. Друга лінія - доля молодої матері-одиначки та її відносин із суспільством. Дівчина, яка в 15 років народила первістка, а потім і другу дитину стає об'єктом осуду, пліток та кепкувань. Мова йде про Міріам, мати Арно та його братика Бруно, яка теж мріє про родинний затишок. Ця повість ще один приклад того, що людина, або її сім'я, яка відрізняється від загалу (діти без батька, мати-одиначка, що тяжко працює аби прогодувати своїх дітей, тощо) підпадає під ненависть або зневагу навколишнього середовища. Анжела Нанетті вкотре наголошує на тому, що незважаючи на всі негаразди та обставини в житті, не можна зраджувати своїм мріям. Вони обов'язково здійсняться, хоча й може не так, як ми собі науявляли.
Uno dei primi libri "da grandi" che ho letto ad alta voce con la mia prima figlia: non dimenticherò facilmente il suo desiderio di continuare a leggere, sorpendendo in lei quel fascino che solo la letteratura può esercitare, inducendo in ipnosi persino un'iperattiva come lei: è il potere impalpabile delle storie e delle parole. Qui è il racconto senza tempo dell'attesa di un padre e del desiderio bruciante di averne uno, di avere braccia forti da cui sentirti stretti e amati, protetti. Arno, il bambino protagonista, è un testardo coraggioso, e lo accompagneremo nella scoperta della felicità celata nell'attesa di un desiderio che non viene esaudito come avrebbe immaginato, ma pur sempre accolto e stravolto. L'autrice parla una lingua bella, poetica, ma semplice quanto basta perché la mente di un bambino possa lasciarsi avvincere.
Це вже друга книга,яку я беру в дитячому відділі бібліотеки,але з задоволенням читаю сама. Така собі історія про одиноку матір двух хлопчиків, яка дуже вірила в дива. Одного разу вона майже перестала вірити і перестала бути щасливою,наче захворіла.Магія,чи доля чи саме провидіння звело її та її дітей з чоловіком,який вирощував комети. Автор дуже м'яко та акуратно в дитячій книзі розповідає про недитячі речі.Як важко дитині не знати свого батька і прийняти брехню від матері, які люди бувають злі,коли ти не вписуєшся в їх громаду. Окремо хочу відмітити дуже гарні ілюстрації.
Цю книгу я б радила читати тим, хто перестає вірити у важливість мрій, щоб повернути цю віру. Ця книга про спокій, про родинне життя, про буденні радості. Хоча й про нещастя і втрати теж. Відтак - вчить більше цінувати те, що маємо. Мудрий, глибокий, мрійливий текст, що водночас дуже гармонійно поєднаний з красивою й затишною обкладинкою та ілюстраціями.
Bel libro, non mi sarei aspettata il finale ma non mi è dispiaciuto. Anche se è un po' diverso dai libri che leggo di solito mi è piaciuto, è perfetto per le letture leggere ( soprattutto per chi legge poco visto che non è nemmeno troppo lungo)
İçerdiği fantastik öğeler çocuk kitabını andırıyor ancak seçilen yazı tipi ve büyüklüğü, hiç grafik olmaması nedeniyle yetişkinlere hitap ediyor. Ancak yeniden gözden geçirilip çocuk yayını olarak hazırlansa çok daha uyumlu olur diye düşünüyorum.