The body of a teenage girl is found in a Dublin park. She has been brutually stabbed to death. For Dublin's police and politicians, the nightmare is just beginning. The dead girl is the daughter of a high-profile American surgeon who heads the Mercy Hospital's new Heart Foundation.
When DS Jim Clarke and his team pick up the trail of a suspect, the pressure is on to close in quickly. America is baying for justice. But do they have the right man?
At the Mercy Hospital Frank Clancy, consultant haematologist, is concerned about two unusual deaths. But when he decides to take a closer look he places his own life in danger...
Paul Carson is a doctor based in south Dublin where he runs an Asthma and Allergy clinc for children. He has published a number of health books and, as well as weiting various medical journals, he was editor of Irish Doctor magazine. Dr Carson is married and has two children.
Masterful descriptions of addicts craving a fix and drug induced paranoia and hallucinations, as well as the fear and doubt felt by someone who suspects wrongdoing by respected people. Unfortunately the characters came across more like caricatures than real people, and the plot was not credible. In real life, all the good people who are put in danger would be harmed, not saved at the last minute.
A good mystery thriller novel about the murder of a young girl who was dabbling in drugs. As the story unfolds everything is not quite as straight forward as it appears and dodgy things appear to be going on at the hospital where the young girls father works with a cluster of patients dying from a rare blood disorder.
While on holiday in Ireland this was recommended to me in a bookshop. I finished it before the holiday ended. It was a gripping story. Unfortunately I don't remember its contents...but I remember I could not put it down.
Couldn’t put this book down. Loved it and couldn’t wait to finish it. I wanted to know who committed the crime but also the connection between two different events in the book. Fab.
Daha önce çeşitli türlerde kitap okudum ve Polisiye tarzı dizileri, filmleri çok sevsem de kitabını okumayı hiç istemedim. Çünkü sonunu fazla merak ettiğim için hemen sonuna bakmak isteyeceğimi biliyordum. Benim gibi kendine bile spoiler vermeyen birisi için bu berbat bir şey!
Her neyse Soğuk Çelik’in öncelikle kapağı dikkatimi çekti, arka kapak yazısını da okuyunca merak ettim ve başladım.
Kitabın başlarında isimleri karıştırıp, başa döndüğüm zamanlar oldu. Çünkü birkaç sayfada bir farklı bir insandan bahsediyordu yazar. Ama ellinci sayfaya doğru isimler tamamen oturmaya başladığında öyle güzel bir yolculuk başladı ki! Her karakterin bir diğeriyle bağlı çıkması, olayın ilmek ilmek toplanması ve kullanılan dil tam puanlıktı.
İrlanda sokaklarında geçen müthiş bir hikâye. Bir hastanedesiniz, sonra bir karakolda, sonra bir morgda, sonra bir parkta, sonra bir akıl hastanesinde… Karakterlerle birlikte İrlanda’nın kirli yüzünü gezmiş gibi oluyoruz.
Hematoloji uzmanı Doktor Frank Clancy favorimdi! Korkusuzluğu, işine olan hırsına rağmen abartmaması ve ailesini ihmal etmemesi, yeri gelince insanların hayatı için bir ipucunun peşine düşüp nerelere gitmesi…
Dedektif Clark bir operasyondan sonra bacağından ameliyat olmuş ve korkunç ağrılar çeken bir adam. Onun geçirdiği o zor zamanı, ağrılarını, acısını hissettirmiş yazar. Ama acısını hiçe sayarak genç kızın katilini arıyor.
Ve Doktor Dillon! (Normalde karakterlerin adını unutmuş olurdum! Bu kadar aralardaki karakterlerin adını hatırlamam bile mucize!!) İşine bağlı, insanları düşünen, müthiş bir adam imajı vardı.
Kelley’nin toparlanışını izlemek (izlemek diyorum çünkü o kısımlar gözümde canlandı) mükemmeldi.
Birkaç kişiden daha kitabın başındayken nefret ettim. Kitabın yaklaşık ortalarındayken “malum” kişinin kimliğinden emin oldum. Ama yine de onu fark ettikleri andaki şoku yaşatmayı başardı.
Bunun dışında kitabın düzenlemesinde ufak tefek sorunlar vardı. Hatalı kelime açısından. Ufak dikkat eksiklikleriyle ortaya çıkacak hatalardan. Mesela bir yerde “akciğerleri iyiydi, hepatit C’si vardı,” diyor ve ardından devam ediyor, “akciğerlerinden sorunu olmalı.” Mesela burada karaciğer olması gerekiyordu. Birkaç harf eksikliği vardı. Bir de şeye takıldım. “Sofa” kelimesine. Okurken anneme de sordum biz sofa kelimesini kullanıyor muyuz diye, hayır sadece köylerde o da farklı bir anlamda kullanılıyor dedi. Sofa yerine ne bileyim kanepe denilmesi daha iyi olurdu bence.
Ama gerçekten beğendim. Tavsiye ederim.
***---***
Gözlerini kapatmadan evvel son bir kez koltuk değneğine baktı. Sıradan bir koltuk değneğine benziyordu. Karanlıkta gülümsedi. Kendisi ölümün eşiğinden dönüş bir adamdı ve bu yüzden işini tekrar şansa bırakmak niyetinde değildi. Bir düşmanla yüz yüze geldiğinde koltuk değneğinin kendisine dezavantaj sağlayacağını biliyordu. O yüzden koltuk değneğine çelikten bir bıçak monte ettirmişti. Koltuk değneğinin son hali kendisine uzatıldığında, "Benim küçük sürprizim," diye gülümsemişti. "Soğuk çeliğim."
A good read but for me a little heavy at times on the medical information & while the storyline is good - though not, I feel, particularly credible - it seemed a bit padded out at times making it longer than it needed to be.
I enjoyed this as it was a good page turner, but also I know the locations (makes a change from the streets of a large american city) and the state pathologist sounds so familiar!!